Mustafa Özgür Sancar
Mustafa Özgür Sancar
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Marx’ın 160 yıllık tespiti, Sait Faik, Aytmatov: Sevgi ve emek

Marx’ın 160 yıllık tespiti, Sait Faik, Aytmatov: Sevgi ve emek

featured

Mustafa Özgür Sancar yazdı…

Son dönemde Türk sinemasının üretkenlik açısından başarılı olduğunu söylemekte bir yanlış yok.

Ancak gerçek şu ki bunların sinema tarihimiz açısından ne denli önemli ve kalıcı oldukları konusu tartışmaya açık…
Görüntü yönetmenliği, mekân kullanım ve seçimi konusunda; daha da önemlisi oyuncu performansı açısından başarılı pek çok örnek var; ne var ki sinemasal bütünlük düzeyinde bir başarıdan söz edemeyiz.

‘İYİ ZAMAN GEÇİRME İHTİYACI’

O zaman sıradan izleyici, “iyi zaman geçirme” ihtiyacını karşılıyor mu (?) diye sormalıyız. Bu soruya “evet” cevabını verebileceğimiz pek çok örnek var; özellikle seri üretim biçimde yapılan son dönem yerli filmlerini bu çerçeveden değerlendirmek mümkün…

6 yıl önce vizyona giren ve değişik OTT platformlarında (doğrudan internet üzerinden sunulan video, film, dizi içeriklerinin yer aldığı ücretli abonelik platformları) her ân rastlayabileceğiniz  “Aile Arasında” tam olarak bu gruba giriyor. Birazcık kafam dağılsın düşüncesiyle televizyona bakarken bir kez daha rastladım ”Aile Arasında”ya…

Her şeyden önce isim seçiminde başarılı olduklarını düşünüyorum; çünkü “Aile Arasında” komedi tarzına uygun çağrışımlar uyandırıyor. Ayrıca gündelik yaşamda sıkça kullandığımız sözlerden bir tanesi ve içerikten türetilmiş bir isim olması nedeniyle övgüyü hak ediyor.

Ortada evlenmek isteyen iki genç ve yapılması gereken bir düğün var; mücadele kız tarafının, “haklı gerekçeler” ile düğünü, çok fazla dallandırıp budaklandırmadan, aile içerisinde halletme çabası üzerine kurulu. Ayrıca, senaryo bildiğimiz, ancak çoğu zaman üzerinde durmayı tercih etmediğimiz sarsıcı aile içi gerçekleri espiritüel bir üslupla anlatıyor.

Bununla birlikte, bir randevu için aynı yere gelen; fakat küçük yanlışlıklar zinciri sonrasında birbirleriyle konuşmaya başlayan kadın ve erkeğin, birlikte yeni bir serüvene başlamaları gibi Yeşilçam klişeleri olsa bile, film hikâyeleştirme başarısı açısından da geçer not alıyor.

YAŞAMIN İÇİNDEN KARAKTERLER

En çok hoşuma giden, yaşamın içerisinde, beklenebilir ânlarda ve her zaman karşımıza çıkabilecek insan profillerinin son derece başarılı yansıtılmış olması… karakter tercihleri iyi olduğu gibi, bireysel oyuncu performansları da üst düzeyde.

Adanalı kebapçı kralı rolünü üstlenen Erdal Özyağcılar kusursuza yakın performans sergiliyor; ki bence Türk sinema tarihinin en iyi karakter oyuncuları arasında yer alıyor. Ayrıca Adana’da rastlayabileceğiniz bir varlıklı aile kadınının neredeyse gerçek ve tüm özelliklerini Devrim Yakut’un oyunculuğunda görebilirsiniz. Kız tarafının başrol oyuncuları Engin Günaydın ve Demet Evgar da harika bir performans sergilediler.

Onların canlandırdığı karakterler İstanbul, Adana ya da başka bir yerde, inanın her ân karşınıza çıkabilir. Hayatın içinden insanlarla dolu olması filmi daha sıcak hâle getiriyor.

BAŞARILI BİR KOMEDİ

Ve elbette ki mâcera unsuru… bir komedi filmi olarak “Aile Arasında” aksiyon filmlerindeki akışkanlığa sahip değil, fakat size bir mâcera vadediyor. Bu da seyir zevki ve heyecanınızı canlı tutuyor.

Filmin ikinci bölümünde bir zorlama aile hâline gelen, beyaz eşya satıcısı Fikret ile şarkıcı Solmaz’ın, sevimli kızları Zeynep’in düğününü gerçekleştirmek için Adana’ya gitmeleriyle birlikte asıl mâcera başlıyor; sonra bir kaç sıkıcı detay dışında, bol bol gülüp, hoşça vakit geçirebileceğiniz bir finale ulaşıyorsunuz.
Engin Günaydın’ın oynadığı Fikret karakteri, meşhur Burhan Altıntop’tan çokça iz taşıyor.

Özetle kullanılan müzikler de dahil olmak üzere, sıcak bir film “Aile Arasında”.
Ve… sıradan insanın, karşılaşabileceği iyi ya da kötü olaylara karşı kendiliğinden tepkisini anlatıyor olması nedeniyle, başarılı bir komedi olmuş.

SEVGİ EMEK BİRLİĞİ: KARL MARX, SAİT FAİK, CENGİZ AYTMATOV

Fakat tüm bu özelliklerine karşın, finalde sizi değme bir sosyolojik tema bekliyor: Aile olmak o kadar kolay değil!
Bir çırpıda, sorunlara geçici çözüm üretmek için veyâ ânlık duygulanım/heyecan ya da libido seviyesindeki artışla kurulan ”âileler” hayal kırıklığı ile sonuçlanmaya yazgılı oluyor.
Günümüzde ışık hızıyla artan boşanmalar, aile içi şiddet ve cinayet -evlenip aile olamamanın- sarih örneklerini oluşturuyor.

Karl Marx’ın 160 yıllık tespiti bir tunç yasası olarak… sevgiyi, yaşamı birlikte kurmanın sarsılmaz temelini anlatmaya devam ediyor: ”Sevgi Emektir.” İnsan sevdiği ile toplumu sever, yaşama bağlanır. Daha iyi bir gelecek düşünün takipçisi olur. Sevgisi; doğaya hayvana, insana, tüm canlılara değerek genişler, toplumsallaşır.
İşte o ânda bireyciliğin körleştirdiği tüm mapushânelerden özgürleşerek çıkar emekle seven…

Dünyanın en iyi Türk  romancılarından Cengiz Aytmatov’un ”Al Yazmalım, Selvi Boylum” romanında yerli yerine oturan sevgi-emek birliği; âile kavramını, sadâkat, fedakârlık, geleceğe birlikte yürüme iradesi ile anlatır.
Atıf Yılmaz’ın yönetmenliğini yaptığı aynı adlı filmde, Asya’yı canlandıran Türkan Şoray, ”Sevgi neydi?” diye sorar, cevabını verir: ”Sevgi iyilikti, dostluktu… sevgi emekti.”
Ve… tercihini iyiliği, dostluğu, ancak sevgide kendine yer bulabilen, karşılıksız emekten yana yapar.
Sinema ve edebiyatta gerçek sevgiyi pek az eser Al Yazmalım, Selvi Boylum kadar yalın ve gerçekçi anlatabilir.

Sait Faik’in dediği gibi sevmek… bir insanı sevmekle başlar her şey…

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!