1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Şevket Apuhan
  4. İstanbul Kanalı ve Ekrem İmamoğlu

İstanbul Kanalı ve Ekrem İmamoğlu

featured

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu sefer kararlı gibi. Adına “Kanal İstanbul” diyerek Türkçeyi yok saydıkları projeyi ihaleye çıkaracaklarını söylüyor.

Bazen iktidara yaranmak için bazen saflıktan olsa gerek “Bu proje ABD’nin Karadeniz’e çıkışını sağlamaz zira Montrö’ye göre Çanakkale Boğazını bu savaş gemileri geçemezler” diyenler yollara döküldüler.

Sanıyorlar ki Montrö tartışmaya açılırsa İstanbul-Çanakkale diye ikiye bölünecek. Konumuz bu da değil. Geçelim.

Öncelikle şunu not düşmek isterim:

Verilen bütün rakamlar, yapılan bütün hesaplamalar yanlış. İstanbul Kanalı’nın söylenen rakamlardan çok daha fazla bir maliyete sebep olacağını ve bu paraların hesaplanan zamandan da çok daha fazla bir zaman hem de su gibi bu projeye akacağını hep beraber göreceğiz.

Ben başka bir hesap hatasına dikkat çekmek istiyorum. Erdoğan farkında mıdır bilemiyoruz; ama İmamoğlu hiç ummadığı bir anda gayet meşru bir çıkış yakaladı. “Ya Kanal ya İstanbul” sloganı gerçekten iyi seçilmiş. Boğazına kadar yoksulluğa batmış vatandaşın çılgın projeye tepkisi İmamoğlu ile vücuda geldi ve İmamoğlu bunu ustalıkla değerlendiriyor.

Tam burada bir kez daha hatırlamak isterim ki biz nerede bir iktidar varsa, nerede bir güç odağı oluşmuşsa hepsine muhalifiz. Erdoğan’a da muhalifiz İmamoğlu’na da; Babacan ve Davutoğlu’na da muhalifiz, Kemal Kılıçdaroğlu ve Akşener’e de.

Konuya dönersek… Bu projeye eğer gerçekten başlanırsa, bu projenin Türkiye’de iktidar değişimine sebep olacağı ve bunu belkide kaderin cilvesi olarak gören İmamoğlu’nun bu proje sayesinde Erdoğan’ın en güçlü rakibi haline geleceğini tahmin etmek büyük bir zeka gerektirmiyor.

Yalnız bu projenin uzun yıllar sonra, büyük paralarla tamamlandığında Türkiye’ye hayır getiremeyeceğini de ömrü yetenler görecek.

Bu projeye harcanacak kaynağın (Lütfen kimse yap-işlet-devret demesin. İş sonuçta hazineye dayanıyor) yalnız yüzde 10’u ile Türkiye’nin turizm geliri iki katına çıkarılabilir. Bu projeye harcanacak kaynağın yarısı ile gerçek anlamda bir Milli Teknoloji Hamlesi başlatılabilir. Bu projeye harcanacak para ile ülkemiz Milli Muharip Uçak ve Hava Savunma Sistemleri projelerini önemli bir safhaya getirerek bu yolla büyük paralar kazanabilir.

Eğer mesele para kazanmak ve yatırım yapmaksa bu paralarla Türkiye’yi bir maceraya sürüklemeden de büyük kazançlar sağlayacak adımlar atılabilir.

Ancak bu saydıklarımızda şüphesiz imar rantı bulamazsınız. Kazancı tek başınıza sağlar, bir takım ülkelerin sermaye gruplarına bir yarar sağlayamazsınız.

Bir kez daha ilgililere hatırlatalım: Türkiye’yi düşünmüyorsanız kendi makamınızı düşünün. İstanbul Kanalı güzergahında ki arazilerde son on yılda yapılan alım-satımları tek tek açıklaması bile Ekrem İmamoğlu’nu Cumhurbaşkanı yapar.

Bizden söylemesi.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

6 Yorum

  1. 31 Aralık 2019, 14:25

    mesele para değil altında İstanbul şehir devleti yaratmak projesi var…kardeşim.

  2. Selam,
    Ona da karşıyız, buna da. Biz kim?
    İçinden çıktığı halkla ters düşen, hatta kendi içinde bile birbirine ters düşen, birbirine her fırsatta Kemalizm üzerinden ayar vermeye ders vermeye çalışan,
    Kemalizmin pragmatikliğini durumsallığını, dünya meselelerine yöneltmek emaneti Cumhuriyete fırtınalı denizde sörf yaptırmak yerine, onu doğma kült haline getirerek statükoculuğu savunmayı, güvenli limana demirlemeyi tercih etmiş,
    Limandan ancak emperyalist bir filoya katılmakla denize çıkılabileceğini zanneden, kendine katılacağı yeni filo bakarken bindiği geminin su aldığını fark ederek başkasının kayığına binen,
    En nihayetinde dışlanmış, marjinalize olmuş, çok bilmiş, yok olmaya yüz tutmuş karşıgiller familyası, emekliler tayfası.
    Mustafa Kemal Kurucu Meclisi toplarken ne kadar kucaklayıcı, sahiplenici, geniş tabanlı ise pragmatikliği gerçekçiliği o kadar geniş olmalıyız tek amaç için. Tek ortak vazgeçilmez amaç, Tam bağımsız ulusal bölünmez Türkiye, gerisi birbirine benzemeyen beş kardeş hikayesi, ama birleşince yumruk olan beş kardeş.
    Bir oturup düşünmemiz lazım, 1923 ten bu yana kendine Atatürkçü Kemalist diyenler ne yaptı da bu hale geldik, gömmeye direk İnönü’den başlayarak, hayatının çoğunu Atatürk’ le geçiren, onunla hergün konuşan tartışan projelerinde görev alan, fikirlerini hayata geçiren, omuz omuza çarpışan en yakın arkadaşlarına da her fırsatta gömmeye devam etmedik mi?
    Bunu yaparak ABD’yle NATO’yla iş tutarken, liberal emperyalizmine ülkeyi peşkeş çekerken, dışa bağımlı hale getirirken, çağdaş muasır medeniyete ulaşıyoruz geyiğiyle bizi sanayi hamlesinden, yerli üretimden mahrum kılarak sömürge haline getirirken, zihniyetimizdekilere karşı Atatürkçülükle aldatmak adiliğini kullanışlı bir enstrüman haline getirmediler mi?
    Müstevlilerin siyasi emelleriyle kendi şahsi menfaatlerini tevhit etmeyecek ahlakta, eğitim seviyesinde, bilinçte yeni bir nesil yetiştirmek lazım, korkarım yeni nesil Pi sayısını bilmediğinden dairenin alanını hesaplayamadığı gibi, reyini de, böbreğini de, bekaretini de, ruhunu da satılığa çıkartacak. Maslovun ihtiyaçlar hiyerarşisine göre önce karnını doyuracak çünkü aç.
    Herkese karşı olursan, herkes de sana karşı olur, bu yüzden ben de alayınıza karşıyım, en karşı benim.
    Bizi ancak kucaklayıcı, birleştirici, ötekileştirmeyen, yaftalamayan yeni argümanlar, söylemler kurtarır. Milli olsun, satılmış işbirlikçi olmasın, tam bağımsız bölünmez Türkiye’ye inansın, ahlaklı olsun yeter bitti gitti gerisi fasa fiso. Bu ülke isterse 20-30 yılda çağ atlar.
    Saygılar

  3. Ekrem İmamoğlu Ekmeleddin hikayesine benziyor ..değil Cumhurbaşkanı köşeye bakkal olamaz…ne kapasitesi var nede bilgisi …iş ahlakıda yok..sıfır …elde var sıfır…ayrıca ne kadar itici ..ağzını açtığı an kaçacaksın ordan ..kimyanı bozmadan

  4. Nerede bir güç odağı oluşmuşsa hepsine muhalifiz diyorsunuz ama “İstanbul boğazındaki sıkışıklık ve artan gemi kazaları problemlerine yönelik hiçbir şey yapılmasın, herhangi bir çözüm üretilmesin ve kaos devam etsin” diye avucunu ovuşturan iç ve dış muhaliflerin oluşturduğu güç odağına destek veriyorsunuz. İstemezükçülerden ne farkınız var? Alternatif ne öneriyorsunuz? Kiel kanalını her yıl zarar gösterdiği halde işleten Almanlar bile sizin kadar bilmiyor mu bu işleri? Böylesine stratejik, pahalı ve yüzlerce sene devam edecek bir proje Erdoğan-İmamoğlu ekseninde mi değerlendirilir? Böyle sığ değerlendirmelerin Veryansın’da yer alması umut kırıcı. İnsan hiç olmazsa ABD, Almanya, Rusya, Yunanistan ve Çin ne düşünüyor bu konuda diye merak eder ve biraz da ona göre pozisyon alır.

  5. Genetik yapisi bozulan toplumlar yikilmaya mahkumdur. Turk milletinin genetigi 80 darbesinden sonra ozellikle Ozal ile bozulmaya basladi. “Bir kere kanunlari delsek n’olur”, “benim memurum isini bilir” gibi bir liderin agiza almaktan kesinlikle imtina etmesi gereken laflar edildi bu ulkede. Devletin su anda basinda olan zat-i muhteremde arada bir bu gelenegi zaman, zaman surduruyor. Ataturk’un soylemlerine bir bakiniz. Hepsi positif ve yapici, birlestirici. “Turk milleti zekidir, caliskandir”, “Koylu milletin efendisidir”, “Ne mutlu Turkum diyene”. Osmanli ile dibe vurmus, yok olmaya yuz tutmus birlik ve millet bilincini Atamiz bu ve benzeri soylemleri ile boyle pekistirdi. Ozellikle etnik milliyetcilikten uzak durdu.
    60 senelik Nato ve 30 senelik neo-liberalism Turkiye’nin genetigini belki de yuzyillarca yillik Osmanlidan daha fazla tahribata ugratti. Bu duzelir mi? Soru budur. Turk toplum zihniyetindeki curume o denli buyudu ki, bu durum kendini capsiz, rantci iktidar ve muhalefet politikacilariyla fevkalade guzel gosteriyor. Bu ulkede bir ulusal, milli cephe bir turlu yaratilamiyor. Ulusalci, milliyetci gecinenler dahi iktidara stepne yedek lastik olmuslar, iktidarin her yaptigi isi tasdik eder noter muhuru konumuna gelmisler. Bu cok aci ve vahim bir durum. Bundan sonra Turkiye’de ulusal ve milli cephe kurulabilir mi? Acikcasi emin degilim. Birlesik bir ulusal ve milli cephenin kurulamadigi Turkiye ise parcalanmaya ve yokolmaya dogru gider. Dunya’daki ekonomik ve politik konjektur ve batidan-doguya fay kaymasi, elimize bagimsizligimizi yakalamak icin altin bir firsat sunuyor. Ulusal cephe’nin kurulmasi icin bundan iyi zamanlama olamaz. Bu firsat tepilirse, Turkiye bu firsati degerlendirecek karsit gucler tarafindan bir yuz sene daha somurulecektir ve daha da kotusu nihayetinde Irak, Suriye ve Libya gibi parcalanabilecektir.
    Birlesik ulusal cephe, once Ataturk’un markasi ve imaji olan CHPyi emperyalistlerin taseronlarindan arindirmalidir. Iskender’in Gordion dugumu CHPdir. Ufak, boluk, porcuk ulusalci partiler bolunmeyi korukler ve hic bir yere varmaz. Bunu yakin siyasi tarihimizde ornekleriyle defalarca gorduk.
    Ataturk’un kurdugu Turkiye Cumhuriyeti’nin kurtulus ve dirilis recetesi, Ataturk’un kurdugu CHPnin kurtulusudur. Baska yol yoktur.

  6. Hadi oradan

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!