Amiral battı mı?

featured

Emekli Tuğgeneral Mustafa Köse yazdı…

Çocukluğumuzun kâğıt üzerinde oynanan oyunlarından biriydi “Amiral Battı”.

Kareli kâğıtlara gemiler çizilir, karşı tarafın kâğıdını görmeden A8, B7 diye koordinatlar söylenirdi. Vurulan her kare işaretlenir, bir geminin bütün kareleri bulununca “Battı!” denirdi.

Sıra amiral gemisine geldiğinde hedef belliydi: Onu bulmak ve batırmak.

Bazıları gerçek hayatı da kareli kâğıt üzerinde oynanan bu oyun kadar kolay sanıyor olmalı.

Emekli Tuğamiral Türker Ertürk Paşa, 17 Ağustos’ta tutuklandı. 8 Eylül’de görülen ilk duruşmada tahliye edilmedi; tutukluluğunun devamına karar verildi. Bir sonraki duruşma 5 Ekim’e bırakıldı.

Tutuklanmasının ardından, 31 Ağustos 2026 tarihinde kendisine aşağıdaki mektubu gönderdim. Yayımlansın diye değil; cezaevindeki silah arkadaşım Türker Paşa’ya saygı ve dayanışma duygularımı ulaştırmak için yazdım.

8 Eylül’de verilen tutukluluğun devamı kararının ardından, bu mektubun artık yalnızca iki silah arkadaşı arasında kalmaması gerektiğini düşündüm.

Geçtiğimiz günlerde eşi Özden Hanımefendi vasıtasıyla, mektubu “Esas Komuta Yeri” köşemde yayımlamak istediğimi kendisine ilettim. Türker Paşa, yayımlanmasında mahzur görmediğini bildirdi.

Onun bilgisi ve onayıyla, kişisel iletişim bilgilerimi çıkarmak dışında mektubun tek kelimesine dokunmadan kamuoyuyla paylaşıyorum.

31 Ağustos 2026

Kıymetli Türker Ertürk Paşam,

Tutuklanmanızın ardından kısa süre içinde önce Metris Cezaevi’ne, oradan Silivri’ye ve son olarak Kandıra’daki ceza infaz kurumuna nakledildiğinizi üzüntüyle öğrendim. İçinde bulunduğunuz şartların ağırlığını hafife almadan, şahsınıza duyduğum saygıyı, desteğimi ve silah arkadaşlığı duygularımı doğrudan ifade etmek amacıyla bu mektubu kaleme almak istedim.

1971 yılında Deniz Lisesinde başlayan ve mezunu olduğunuz Deniz Harp Okulundaki komutanlık görevinizle 2010 yılında nihayete eren yaklaşık kırk yıllık askerî yolculuğunuzun, Türk Deniz Kuvvetlerine adanmış kıymetli hizmetlerle dolu olduğunu biliyorum. Meslek hayatınızın on beş yılını bilfiil gemilerde geçirmeniz; üç harp gemisine komuta etmeniz; karargâh, askerî ataşelik ve kıta görevlerinin ardından Karadeniz Bölge Komutanlığı ile Deniz Harp Okulu Komutanlığını üstlenmeniz, saygın askerî geçmişinizin somut göstergeleridir. Karadeniz Bölge Komutanlığınız döneminde Gazi Alemdar Müze Gemisi’nin inşa edilerek denizcilik tarihimize ve kültürel mirasımıza kazandırılmasına öncülük etmeniz ise yalnızca askerî değil, tarihî ve toplumsal bakımdan da gelecek nesillere bırakılmış eşsiz bir mirastır.

Bütün bunların yanında, kanaatimce meslek hayatınızın en anlamlı safhalarından biri, Deniz Harp Okulu Komutanlığı görevinizi yürütürken sergilediğiniz tavırdır. Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı yürütülen tertiplerin ve kurum içindeki yapılanmaların giderek daha büyük bir tehdit hâline geldiği bir dönemde makamınızı ve kariyerinizi korumak yerine, yanlış gördüğünüz gelişmelere itiraz ederek görevden ayrılmayı göze aldınız. Bir asker için ömrünü adadığı meslekten, üstelik Deniz Harp Okulu Komutanlığı gibi seçkin bir görevdeyken ayrılmayı göze almak kolay değildir. Bu tercihiniz, benim nazarımda makamdan önce vicdanı esas alan bir duruşun ifadesidir. FETÖ yapılanmasına ve Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelen tehlikeye ilişkin yıllar önce yaptığınız uyarıların kıymeti, sonradan yaşanan hadiselerle çok daha açık biçimde görülmüştür.

Bir askerin üniformalı hizmeti sona erebilir; fakat vatan ve millet karşısındaki sorumluluğu emeklilikle bitmez. Siz de askerlik mesleğinden ayrıldıktan sonra bir kenara çekilmek yerine, vardiya nöbetinizi bu kez kaleminizle, sözünüzle ve düşüncelerinizle sürdürdünüz. Cumhuriyetimizin kurucu değerlerini, Atatürk ilke ve devrimlerini, ülkemizin bağımsızlığını ve ulusal çıkarlarını savunmayı; Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu iç ve dış tehditlere dikkat çekmeyi kendinize görev bildiniz. Kamuoyunda tartışılan konular karşısında susmayı değil, bilgi ve tecrübelerinizi toplumla paylaşmayı tercih ettiniz.

Türkiye’nin güvenliği ve egemenlik hakları bakımından hayatî öneme sahip Montrö Boğazlar Sözleşmesi konusunda imza koyduğunuz bildiri nedeniyle diğer emekli amirallerle birlikte yargılandınız. Mahkeme, bütün emekli amiraller hakkında oy birliğiyle beraat kararı verdi. Bu süreçte sergilediğiniz tutumun, ülkenin egemenlik hakları ve güvenliği konusunda taşıdığınız meslekî sorumluluğun emeklilikten sonra da devam ettiğini gösterdiğine inanıyorum.

Bugün ise biri yaklaşık on bir yıl, diğeri üç buçuk yıl önce gerçekleştirilen iki televizyon konuşmasından alınan ifadelerin yeniden dolaşıma sokulup soruşturmaya konu edilmesi ve bu nedenle tutuklanmanız, ifade özgürlüğü ve ölçülülük ilkesi bakımından ciddi kaygılar doğurmaktadır. Düşüncelerinize katılmayanlar elbette olabilir; görüşleriniz eleştirilebilir ve tartışılabilir. Demokratik bir toplumun gereği de budur. Ancak aradan geçen yıllara rağmen sözlerinizin bugün bağlamından koparılarak değerlendirilmesi, düşüncenin açıklanmasının dahi fiilen cezalandırıldığı yönünde ciddi bir endişe yaratmaktadır.

Hukuk devletinde herkesin yargı makamları önünde hesap verebilir olması esastır. Ancak bir koruma tedbiri olan tutuklamanın, henüz hüküm kurulmadan fiilî bir cezaya dönüşmemesi hukuk devleti bakımından hayatî önem taşır. Otuz bir yıl devletine hizmet etmiş, sabit ikametgâhı bulunan ve adli mercilerin çağrısına uyacağından kuşku duymadığım emekli bir amiralin, yıllar önce kayda alınmış ve içeriği yıllardır kamuoyuna açık olan konuşmalar nedeniyle yüksek güvenlikli bir ceza infaz kurumunda tutulmasını ölçülü bir tedbir olarak değerlendiremiyorum. Bu durumun şahsınızla sınırlı kalmayıp düşüncesini açıklayan, itiraz eden ve ülkesinin geleceği için kaygı duyan kişiler üzerinde caydırıcı bir etki doğurmasından endişe ediyorum.

Komutanım,

Kendimi de kısaca tanıtmak isterim. Ben Mustafa Köse. Kuleli Askerî Lisesinden 1988’de, Kara Harp Okulundan 1992’de mezun oldum. Meslek hayatımın önemli bölümünü Özel Kuvvetler ve komando birliklerinde geçirdim. Ülkemizin farklı bölgelerinde ve sınır ötesinde çeşitli birlik ve karargâhlarda görev yaptım. Son olarak Şırnak’ın Akçay bölgesinde konuşlu 6’ncı Komando Tugay Komutanı olarak Irak’ın kuzeyinde icra edilen Pençe-Kaplan Harekâtı’nda birliklerimi sevk ve idare ettim; 2022 yılında Tuğgeneral rütbesiyle Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekli edildim.

Emekliliğimin ardından ben de imkânlarım ölçüsünde ülkemizin sorunlarına dair düşüncelerimi kamuoyuyla paylaşmaya devam ediyorum. Veryansın TV’deki programlarda ve Kızılcagün Platformunca düzenlenen panellerde Türk Silahlı Kuvvetlerinin kurumsal yapısı, güvenlik politikaları, terörle mücadele, Cumhuriyetimizin temel değerleri ve ülkemizin geleceğine ilişkin görüşlerimi dile getirmeye çalışıyorum. Ben de emekliliği bir kenara çekilme olarak değil, vatana karşı sorumluluğun başka araçlarla sürdürülmesi olarak görüyorum. Farklı kuvvetlerde ve görev sahalarında hizmet etmiş olsak da aynı üniformayı taşımış olmanın, aynı bayrağın gölgesinde görev yapmanın ve millet karşısında aynı sorumluluğu hissetmenin bizi birbirimize bağladığına inanıyorum.

Hukukî sürecinizin kamuoyuna doğru biçimde aktarılması, duruşmalarınıza katılım veya ailenizin ve avukatınızın uygun göreceği başka bir konuda şahsıma düşen bir görev bulunursa, bir silah arkadaşınız olarak elimden gelen desteği vermeye hazır olduğumu bilmenizi isterim. Böyle bir ihtiyaç doğarsa bana haber vermeniz yeterlidir.

İçinde bulunduğunuz şartlara rağmen moral ve metanetinizin yüksek olduğunu öğrendim. Buna şaşırmadım. Meslek hayatını denizlerde, harp gemilerinde ve komuta görevlerinde geçiren, mesleğinden ayrıldıktan sonra da doğru bildiklerini savunmayı sürdüren bir komutanın bu süreci de aynı vakur duruşla karşılayacağından kuşku duymuyorum.

Bu mektubu bir teselli olarak değil, hizmetinizin, mücadelenizin ve ödediğiniz bedelin görüldüğünü ifade eden bir saygı ve dayanışma selamı olarak kabul buyurmanızı dilerim. Yalnız olmadığınızı ve hizmetlerinizi takip eden pek çok vatansever gibi benim de duygu, düşünce ve dualarımla yanınızda olduğumu bilmenizi isterim.

Adaletin en kısa zamanda tecelli etmesi ve özgürlüğünüze kavuşmanız dileğiyle size ve kıymetli ailenize güç, kuvvet, sağlık ve esenlikler diliyor, saygılarımı sunuyorum.

Mustafa Köse

Emekli Tuğgeneral

Bu mektubu 31 Ağustos’ta gönderdim.

Aradan geçen zamana ve ilk duruşmaya rağmen Türker Ertürk Paşam bugün hâlâ cezaevinde; 5 Ekim’de görülecek duruşmayı bekliyor.

Bir amirali cezaevine koyabilirsiniz.

Sözlerini, hizmetlerini ve duruşunu dört duvar arasına kapatamazsınız.

Hayır…

Amiral batmadı.

Belli ki yıllardır söylediği bazı sözler birilerine fena hâlde battı.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!