1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Turgay Erdağ
  4. Siyaset mi savaş mı?

Siyaset mi savaş mı?

featured

“Savaşın ve stratejinin amansız bir mantığı vardır: Herhangi bir şeyi istiyorsanız, elde etmek için savaşmaya hazır olmalısınız.”

Elimin altında tuttuğum, özellikle ülkemizin siyasal gündemini izlerken sık sık sayfalarını çevirdiğim bir kitap var, adı “33 Stratejide Savaş”.(*)

Kitap sadece askerler için değil bilakis siviller için yazılmış. Daha doğrusu yaşamın her alanında kullanılabilecek bilgiler içeriyor.

Kitaptaki bilgileri özellikle iktidarın toplumu sarsan çıkışları olduğunda kullanıyorum. Benim gibi önemli sayıda insanın aklına mantığına uymayan ya da doğrudan sinir uçlarına dokunan söz, davranış ve kararların altında yatan niyeti anlamama yardımcı oluyor.

Kitap başlangıçta “stratejik savaşçılar”dan bahsediyor. Bu insanların çok farklı davrandıklarını, uzun vadeli hedefleri olduğunu, hangi çatışmalardan kaçınacaklarını hangi çatışmalardan da asla kaçınmamaları gerektiğini iyi bildiklerini anlatıyor.

Bu stratejik savaşçıların dolaylı ve gizli manevralar yaparak kendilerini gizleyebildiklerini böylece günümüzün siyasal ortamında beğeni toplayan barışçıl dış görünümlerini koruyabildiklerini belirtiyor.

Günümüzde diğer insanların kurnaz ve güçlü olanlara teslim oldukça uygarlığın ilerleyemediğini, daha doğrusu bu kurtların karşısında barışsever olarak duranların, bitmek bilmeyen trajedilerin kaynağı olacağı söylüyor.

Bu değerlendirmeler insanın ilgisini çekiyor. Çünkü bizler çocuklarımızı savaşmaları için değil barış içinde yaşamaları için yetiştiriyoruz. Yani çocuklarımız savaş stratejilerine vakıf değiller. Biz de değiliz. Sahip olduğumuz ahlak ve kültür günlük yaşamımızda bazı şeyleri yapmamıza da engel oluyor.

Ama birileri toplulukları yönetmek ve etkilemek için bu savaş stratejilerini öğreniyor ve uyguluyor.

Şimdi sizlerle birlikte kitaptan bazı savaş stratejilerini alıntılayıp günümüz siyasetçilerinin uygulamaları ile benzerlik gösterip göstermediğini düşünelim.

* * *

Kutupsallaştırma Stratejisi:

“Düşmanlarınıza savaş açın!”

“Bırakın halkın bir kısmı sizden nefret etsin. Herkesi memnun etmeye çalışmayın. Bir gruba belirgin bir biçimde karşı durursanız, düşmanlık gösterdiğiniz bu grup sizi asla terk etmeyecek bir taban desteği oluşturmanıza yardım eder.”

“İnsanları kutuplaştırın, bazılarını uzaklara itin ve savaşmak için bir alan açın.”

Nasıl? Böyle bir strateji size tanıdık geldi mi? Devam edelim…

Aklın Gerilla Savaşı Stratejisi:

“Bilinçli olarak geçmişe savaş ilan edin.”

“Zamanın ruhunu özümseyin. Tam da insanlar sizi tanıdıklarını düşünmeye başlayınca, değişin!”

Evet. Biraz daha berraklaşmaya başladı tablo. Biz yine devam edelim, daha çok strateji var…

Karşı – Denge Stratejisi:

“Temkinliliği ve ataleti aşabilmek için saldırgan enerjinizi ortaya çıkarın.”

“Her engelde ürkenlere, geri çekilme çağrısı yapanlara aldırış etmeyin. Saldırganlık duygusundan keyif alın.”

Sanıyorum bu da sizde çağrışımlar yaratmıştır. Artık ara vermeden stratejileri sıralamaya devam edelim…

Ölüm Tarlası Stratejisi:

“Düşmanlarınıza moralleri bozuk olduğunda saldırmak size avantaj kazandırır. Morali bozuk olan askerler en küçük engel karşısında hüsrana uğrarlar. Siz savaşçı ruhunuzu bilerken, bir yandan da düşmanlarınızın savaşçı ruhunu köreltmek için elinizden geleni yapın.”

Komut ve Denetim Stratejisi:

“İpleri elinizden bırakmayın; her şeyin üzerindeki stratejik vizyon yalnızca sizden kaynaklanmalıdır. Ama aynı zamanda izlerinizi de örtmelisiniz…”

Moral Stratejileri:

“En iyi grup dinamiği yaratmak ve yıkıcı moral sorunlarını önlemek için aşağıdaki adımları atın:

Askerlerinizi bir dava etrafında birleştirin.

Karınlarını tok tutun.

Cepheden yönetin.

Duygularıyla oynayın.

Sertlik ve sevecenliği bir arada yürütün.

Grup efsanesi yaratın.

Sızlananlara karşı acımasız olun.”

Caydırma Stratejileri:

“Saldırganlarla başa çıkmanın en iyi yolu daha ilk baştan size saldırmalarını engellemektir. Bunu başarmak için olduğunuzdan daha güçlüymüş gibi bir izlenim yaratın.”

“Farklı bir ün kazanın. ‘Siz biraz çılgın sayılırsınız. Kaybettiğiniz zaman düşmanlarınızı da birlikte götürürsünüz.’ Bu şöhreti yaratın ve inanılır olması için birkaç etkileyici şiddet unsuru katın. Bazen belirsizlik açıkça tehditten daha iyidir.”

Ağırlık Merkezi Stratejisi:

“Karşı tarafın en fazla neye değer verdiğini ve koruduğunu keşfedin: İşte vuracağınız nokta burasıdır.”

Böl ve Fethet Stratejisi:

“Onları parçalarına ayırarak yenin.”

“Düşmanlarınızın bütününü oluşturan kısımlarına bakın. Kısımları ayırarak, içeriden bölünme tohumları atarak, en korkutucu düşmanı bile zayıflatıp çökertebilirsiniz.”

“İnsanları kendi tarafınıza çekmek için öncelikle geçmişlerinden uzaklaştırmanız gerekir.”

İmha Etme Stratejisi:

“Düşmanı çembere alın.”

“Çembere almanın gücünün psikolojik olduğunu asla unutmayın. Karşı tarafın kendini her yönden saldırı altında hissetmesini sağlamak, onu fiziksel olarak bir çembere almak kadar etkilidir.”

Yanlış Algı Stratejisi:

“Gerçekleri ve kurguları ayrılmayacak biçimde dokuyun.”

“Dolaylı yöntemleri uygulayanlara karşı siz de dolaylı savaşmalısınız, ateşe ateşle karşılık vermelisiniz ve hatta kirli savaşı bile göze almalısınız. Ahlak duygusu nedeniyle temiz kalmaya çalışmak yenilgi riskini kabullenmek demektir.”

Doğruluk Stratejisi:

“Eğer mümkünde kendinizi haksızlığa uğramış, kurban konumuna sokun. Ahlaksal bir silah olarak suçluluk duygusu yaratmayı öğrenin.”

* * *

Kitap çok daha fazla stratejiye ve ayrıntıya yer vermiş elbette. Ancak sanıyorum bu kadar alıntı yeter.

Siyasetçilerin sözlerini, davranışlarını ve aldıkları kararları bu stratejilere göre değerlendirdiğimde aslında ne yapmak istediklerini anlayabiliyorum.

Örneğin bazı siyasetçilerin neden Atatürk’e ve cumhuriyetin kuruluş ilkelerine saldırdıklarını…

Örneğin siyasal iktidarın neden anayasal zemini de olan en ufak bir hak arama gösterisini şiddetle önlediğini…

Örneğin bazı siyasetçilerin neden ülkesinin insanlarına düşman gibi davrandığını…

Örneğin bazı insanların neden vicdanlarımızı yaralayan hukuksuzlukla özgürlüklerinden mahrum bırakıldıklarını…

Örneğin siyasal iktidarın neden birdenbire birçok noktada bizleri rahatsız eden, korkutan ve uykularımızı kaçıran uygulamalara yöneldiğini…

Örneğin bazı siyasetçilerin neden dün ‘kara’ dediklerine bugün ‘ak’ dediklerini…

Örneğin yönetim sorumluluğunu üstlenen siyasetçilerin neden korku iklimini beslediğini veya buna engel olmadıklarını…

Örneğin bazı siyasetçilerin neden sürekli insanları ve kurumları ayrışmaya zorladığını…

Örneğin siyasal iktidarın neden sürekli mağdur rolü oynadığını…

* * *

Anlaşılan daha uzun bir süre hem ülkemizde hem de dünyada siyaset bir savaş alanı olarak kabul edilmeye devam edecektir.

Siyaset bir savaş alanı olarak kabul edildikçe de savaş stratejileri uygulanacak ve hiç hak etmediğimiz bu niteliksiz davranışlar sürecektir.

Eğer siyasetin savaş alanı olarak kabul edilmesine engel olamayacaksak bizler de çocuklarımıza siyasetçilerin savaş stratejilerinin ne olduğunu, bizim üzerimizde nasıl uygulandığını öğretmek zorundayız.

Öğretmeliyiz ki çocuklarımız kandırılmasın…

Öğretmeliyiz ki çocuklarımız korkutulmasın…

Öğretmeliyiz ki çocuklarımızın geleceği çalınmasın…

Eğer siyasetçilerin bu stratejilerini öğrenir ve onlardan etkilenmezsek eminim bir süre sonra uygulamaktan vazgeçeceklerdir.

Sevgiyle kalın.

(*) 33 Stratejide Savaş // Robert Green ve Joost Elffers // Altın Kitaplar

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!