NATO’nun değil, ABD’nin bildirgesi

Cem Gürdeniz yazdı...

NATO’nun değil, ABD’nin bildirgesi

NATO zirvesi ile ilgili son makalemde bu zirvenin Truman’lı yeni Yalta olacağını yazmıştım. Bundan kastım NATO’nun Washington’un tam kontrolünde Amerikan hegemonyasının gerilemesini geciktirmek için Covid sonrası dönem için NATO 2030 belgesi üzerinden sadece Kuzey Atlantik coğrafyasında değil, neredeyse tüm yer küre üzerinde yeni fırsatlar yaratacağını, yeni nüfuz alanları açmayı deneyecek olmasıydı. Dediğim çıktı. NATO’nun 29. Zirve Bildirgesi, ABD tarafından hazırlanan ana metne eklemeler yapılarak şekillendirilmiş bir metne dönüşmüş. 

RUSYA VE ÇİN’İ ÇEVRELEME HEDEFİ

79 Maddelik NATO Bildirgesinde yok yok. Kolombiya’dan Avustralya’ya; Tunus’tan Kuzey Kore’ye; Arktik’ten Beyaz Rusya’ya kadar girmedikleri alan kalmamış. Start up’ları savunma sanayinde yeni buluşlara davetten tutun, Rusya ve Çin’in çevrelenmesi, caydırılması ve düşmanlaştırılmasına kadar her şey düşünülmüş. Bildirgede Nükleer olanlar dahil silahlanmaya ve bütçe artımına devam kararı da var. NATO’nun yolsuzluk ve kötü yönetimle (badgovernance) mücadeledeki tutumu; Hibrid ve siber saldırıların 5. Madde kapsamına alınması da var. 

KARADENİZ’DE TÜRK ÇIKARLARINI SARSACAK KIŞKIRTMA

Bildirgede ABD, Fransa, İngiltere ve ayrılmaz parçaları İsrail ile alt üst edilen MENA Bölgesi (Ortadoğu ve Kuzey Afrika) yeni NATO jargonu ‘’Güney‘’ ile tanımlanırken; Afrika’nın özellikle Sahel bölgesi da NATO bildirgesinde yerini almış. Ukrayna ve Gürcistan’ın NATO üyeliği ile Karadeniz’deki NATO varlığının artırılması bölgedeki barış ve istikrara katkı olarak sunulmuş. Karadeniz’deki Türk çıkarlarını ve Montreux dengesini derinden sarsacak kışkırtmalara Kırım, Osetya, Abhazya ve Moldova üzerinden yeni fırsat kapılarının açılmasına davetiye çıkarılmış. Çin’in Uygur bölgesi de unutulmamış. NATO’nun batı Balkanlara özel ilgisi vurgulanıp Sırbistan ve BosnaHersek’in NATO üyeliğine davet kapısı açık tutulurken, Kosova’daki NATO gücünün devam edeceği müjdesi unutulmamış. Yıllarca Rusya ile dengeli ilişkiler kurmaya gayret sarf eden İsveç ve Finlandiya da gereken teşvikten payını almış. Uzak Asya ‘da NATO ortakları Japonya, Yeni Zelanda, Avustralya ve Güney Kore ile Latin Amerika’da Kolombiya yeni Yalta döneminde ilişkilerin ve işbirliğinin artırılacağı ülkeler arasında. Akdeniz Diyaloğu ve İstanbul İşbirliği Girişimi(ICI) üzerinden Ortadoğu ile savunma ve güvenlik ilişkilerinin artırılması hedefleniyor. Ürdün’de yeni eğitim merkezlerinin; Kuveyt’te bölgesel ICI merkezinin açılması; Tunus’ta savunma yeteneklerinin artırılmasına katkı; Afrika Birliği, Arap Birliği ve Körfez İşbirliği Konseyi ile güvenlik alanında işbirliği; NATO ortağı Moritanya üzerinden Afrika’nın Sahel bölgesinde işbirliği yeni ilgi ve etki alanları arasındaki faaliyetler olarak sıralanıyor. NATO’nun kurumsal yapısının güçlendirilmesi ve dönüşümünün de devamına yönelik girdiler var. Entegre Hava ve füze savunma girişimi kapsamında Yunanistan’da; Uzay kapsamında Fransa’da; mükemmeliyet merkezleri açılıyor. Türkiye’deki MARSEC COE (Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezi) de bildirgede yerini alarak Türkiye’ye övgü unutulmamış. 

SÜPER KAHRAMAN NATO!

Kısacası, her zaman olduğu gibi istikrar, demokrasi ve kural temelli uluslararası sistemin koruyuculuğu için öne çıkan süper kahraman NATO ile karşı karşıyayız. Bildirgede dikkatimi çeken bir konu İsrail’in adının tek bir yerde dahi geçmemesi. Küresel barış ve istikrara NATO ve ABD’ye göre risk ve tehdit oluşturan her ülke bildirgede yerini almışken İsrail yer almamış. 

NATO'NUN ‘TERÖRLE MÜCADELE’ SAFSATASI

Diğer yandan beni en çok etkileyen ve gülümseten madde 17. Madde oldu: ‘NATO ortaklarının (partners) terörle mücadele ve teröristlere güvenli bölgeler (safehaven) temin etmemeye yönelik yeteneklerini geliştirme gayretlerimizi artırıyoruz. Bu durum sonuçta NATO’nun kendi güvenliğini artırmaktadır’’. Aklıma PKK’lı teröristlerle kol kola resim çektiren Amerikalı generaller geldi. 

Diğer bir ilginç madde de 10. Madde oldu: ‘’Rusya’yı Çek Cumhuriyeti ve ABD’yi dost olmayan (unfriendly) ülkeler kategorisinden çıkarmaya davet ediyoruz.’’ deniliyor. Biden’ın birkaç hafta önce Putin’e katil dediği bir konjonktürde bu tavsiye de gerçekten çok etkileyici! Ayrıca bu talep neden NATO’dan geliyor? 

BİLDİRGEDE SURİYE BAŞLIĞI

34. madde de ilginç. ‘’Türkiye için özel şekillendirilmiş güvence tedbirlerimize olan katkılarımızı artırdık ve bunların tam uygulanmasına olan bağlılığımız devam ediyor.’’ Burada kastedilen güneyimizde Suriye’den gelecek füze saldırılarına karşı konuşlanan hava ve füze savunma bataryaları.  Kala kala bir tek İspanya’nın bataryası kaldı ve o da İncirlik üssünü koruyor. Bu arada Suriye’den Türkiye’ye bir füze saldırısını beklemek ne kadar gerçekçi? Bugüne kadar Türkiye’ye yapılan kışkırtmaların sahipleri ile Suriye’de kimyasal silah yalanlarının ve beyaz miğferlilerin yaratıcılarına sormak gerekir. Diğer yandan NATO’nun bildirgesinde 26 Mayıs Suriye seçimlerini tanımadığı da yer alıyor. Türkiye’ye Suriye kapsamında ev sahipliği yaptığı 5 milyon Suriyeli göçmen için teşekkür de unutulmamış. Ne acıklı bir durum. Dedim ya, bildirgede yok yok.  

RUSYA’YA DOLAYLI TEHDİT 

NATO nükleer silahların yayılmasına ve kullanılmasına karşı olduğunu bildirgede vurgulamış ancak nükleer üyelerin bu kapasite ve yeteneklerini kullanma konusunda onlar adına Rusya’ya dolaylı tehdit savurmaktan da kaçınmamış. Diğer yandan 22 Ocak 2021 tarihinde yürürlüğe giren Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşmasına (TPNW) karşı olduklarını vurgulamaktan geri kalmamışlar. NATO’nun ABD yetenekleri ile oluşturduğu Balistik Füze Savunma Sisteminin İspanya, Polonya, Romanya ve Türkiye (Kürecik) de bulunan sensör ve silah sistemlerinin Rusya’ya karşı olmadığını söylerken geçen hafta Putin bir TV mülakatında NATO’nun Romanya’daki füzeler üzerinden  7 dakika içinde Moskova’yı vuracak konumda olduğunu söylüyor. Oksimoron bir belge ile karşı karşıyayız.  

GERİLEYEN HEGEMONYANIN KARARLARI

Özetle, 29. NATO zirvesi sonuç bildirgesi gerileyen hegemon ABD’nin kararlarını yansıtıyor. Türkiye’nin Karadeniz, Ege, Doğu Akdeniz, Libya, Suriye cephelerinde karşılaşacağı yeni oldu bittilerin ip uçlarını veriyor. Ancak konjonktür çok farklı. ABD ve batı hegemonyası geriliyor. Geçen hafta Cornwall’de G7 zirvesinde alınan kararlar bile bunu yansıtıyor. ‘’Built, Back,Better World-Daha iyi bir Dünyayı inşa et, Destekle-(B3W) adı altında geliştirilen ve Çin’in BRI (Belt and Road Initiaitve-Kuşak ve Yol Girişimi)ne alternatif sunan Yeşil İpek Yoluya da Yeşil Marshall Planı geç kalmışlığın ve yetersizliğin gölgesinde ölü bir proje olarak doğdu. Asya Atlantik çağını kapıyor. Atlantik çabalıyor ama yetişemiyor. 

TÜRKİYE’NİN RUSYA VE ÇİN’LE İLİŞKİLERİ

NATO’nun ABD dışındaki 29 üyesinin çıkarları, çöken bir imparatorluğun baskıları ile çelişmeye gebedir. Bunların başında Türkiye gelmektedir. Bu baskılara karşı durmak gerekir. Kuzey komşumuz Rusya ve Çin ile ilişkiler NATO ve ABD önceliklerine göre değil kendi önceliklerimize göre belirlenmelidir. 

MEHMETÇİĞİN HAVALİMANINI KORUMASI YANLIŞ

Bu kapsamda NATO adına Kabil Havaalanına Mehmetçik koruması kararı da yanlıştır. Türkiye yıllardır ABD tarafından yaratılan Afganistan bataklığında NATO müttefiki olarak görevlerini yapmıştır. Bugünün savunma güvenlik ve ekonomik konjonktüründe NATO adına göreve devam etmek Türkiye çıkarlarına uygun değildir. Türkiye ateş çemberinin ortasındadır. Bırakalım havaalanını Norveç, Hollanda, Danimarka gibi refah ve istikrar cenneti ülkeler korusun. Twitter’da Hasan Erel çok güzel özetlemiş: ‘’Sanki 1950'deyiz ve Türkiye Kore'ye asker göndererek NATO'ya giriş bileti alıyor. Bugün ise Afganistan, 2. Kore gibi, üyesi olduğumuz bir emperyalist örgüte 2.giriş bilet aldık.’’