Dr. Ceyhun Balcı yazdı…
Salgınla baş etmede yalpalayan insanlığın bu durumu şaşırtıcı değil. Öncesinde ve sırasında salgına yönelik yaklaşımın hiç de doğru olmadığının altını çizmek zorundayız. Bu yanlışlıkta çok önemli bir kavramın göz ardı edilmiş olmasının etkisi olduğu kuşkusuzdur.
Oysa, bundan 2500 yıl önce tıbbın öncülerinden Hipokrat’ın İNSAN-ÇEVRE-HAYVAN üçlemesine vurgu yapan yazıları olduğunu bilmekte yarar var. Başka deyişle, insan sağlığının çevrenin, diğer türlerin ve bitkilerin sağlığından ayrılamayacağı vurgusu vardır onun saptamalarında. Bu bileşenlerden herhangi birisinin sağlıksızlığı diğerlerinin sağlıksızlığı anlamına gelir Hipokrat’a göre.
İtalyan salgınbilimci ve hekim Giovanni Maria Lancisi (1654-1720) sıtmadan korunma için sineklik kullanımı önerisiyle tanındı. Sığır vebasının denetim altına alınması doğrultusunda yürüyenlerin öncüsü olarak da ünlendi. İNSAN-ÇEVRE-HAYVAN üçlemesi onun çalışmalarına ve yaklaşımlarına yön verdi. Bir süre uykuya yatan bu anlayışın dirilmesi için Fransız Devrimi’nin beklenmesi gerekti.
1711-1769 arasındaki yarım yüzyılda Batı Avrupa’da 200 milyon sığır vebadan yitirilince hayvan hekimliğinin insan hekimliği disiplini içinde ele alınamayacağı anlaşıldı. Hayvan sağlığının önem kazanması sonrasında Lyon’da veteriner hekim yetiştirme yolunda ilk okullaşma adımı atıldı.
Alman hekim ve patolog Rudolf Wirchow (1821-1902) toplumcu sağlık yaklaşımlarının yanı sıra ZOONOZ (hayvandan insana geçen hastalıklar) tanımlamasıyla bu bağlamda yeni bir çağın açılmasına önemli katkıda bulundu.
Hayvan ve çevre sağlığının insan sağlığını tamamlayan önemli bileşenler olarak görülmeye başlaması TEK SAĞLIK kavramının önem kazanmasını kaçınılmaz kıldı. Yeryüzündeki türler içinde doğayla etkileşimi zamanla olumsuz yönde artan Homo sapiens’in bu doğrultudaki eğilimi sürdükçe bu kavram giderek daha fazla önem kazandı.
Bu noktada sorulması gereken soru şudur :
TEK SAĞLIK hak ettiği değere erişti mi?
Bu soruya olumlu karşılık vermek ne yazık ki olanaksızdır.
Tam burada hekimliğin temel ilkelerini anımsamakta yarar var.
- Olabildiğince koruyucu-önleyici olmak. Hastalıkların ortaya çıkmasını engellemede ön etkin davranmak.
- Birinci ilkede yeterince başarılı olunamadıysa olabildiğince ERKEN TANI’yı amaçlamak.
- İlk iki aşamada başarı sağlanamamışsa başarıyla TEDAVİ etmek. Bu seçenek günümüzde son derece gelişmiş olsa da başarı güvencesi olmayan, para ve emek yoğun yoldur.
TEK SAĞLIK, sağlıklı bir dünya için önde gelen gereklilik olan KORUYUCU SAĞLIK anlayışının temelini oluşturması bakımından da önemlidir.
Hayvandan insana geçen hastalıkların önemine vurgu bakımından bir sayısal değeri paylaşmakta yarar var.
1950’de bu türden hastalıkların (Zoonoz) sayısı 86 iken, günümüzde 852’ye erişmiştir. Bugün dünyayı tutsak alan Covid 19 hastalığının da bir zoonoz olduğunun altını çizmiş olalım.
Kısa süre önce bu köşede yayımlanan “Yarasa ve İnsan” yazımda adı anılan iki zoonoza (NİPAH ve EBOLA) son birkaç gün içinde Lassa ve Povassa adlarıyla yenilerinin eklendiğini ifade edersem konunun önemine güncel vurgu yapmış olurum.
Bilgi birikimini oluşturan, neden-sonuç ilişkisini kuran insanlık bu konuda yeterli ilerleme sağladı mı?
Gelinen noktada yaşanmakta olan küresel salgına bakarak ve diğerlerinin bu salgını izlemesi olasılığını göz önünde tutarak TEK SAĞLIK anlayışının gereklerinin yaşama geçirilmesi bir yana bu konuda bir farkındalık bile oluşmadığı gerçeğini saptamak zorundayız.
Çevreye ve kendi dışımızdaki türlere BUYURGAN ve ÜSTÜNLÜKÇÜ yaklaşım güncel yıkımın önde gelen nedenleri olarak tarihteki yerini almış durumdadır. Biyoloji devrimi olarak da nitelenebilecek Darwin Kuramı ortaya konmazdan önce kutsal kitap kaynaklı “ayrıcalıklı varlık : insan” anlayışı pek çok gerçeğin önüne perde çekmekteydi. Darwin Kuramı sonrasında bu akıl ve bilim dışı konumlandırmanın sürüyor oluşunu görmek şaşırtıcı olsa da gerçektir. Akıl ve bilim dışı bir tutum olduğu kuşkusuzdur.
Hemen vurgulamakta yarar var!
Ne karar aldığını, yönetime ne öğütlediğini bir türlü bilemediğimiz Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı Korona Virüs Bilim Kurulu’nda TEK SAĞLIK kavramının insan hekimliği dışı bileşenlerinden bir tane olsun temsilci yoktur. Dolayısı ile, bu kurul önleyici ve koruyucu olmaktan çok saptanan olguları sağaltmaya odaklıdır.
Türkiye, bu konuda yalnız değil. Dünyadaki pek çok ülkenin de benzer yanlış davranış içinde olduğunu akıldan çıkartmayalım.
TEK SAĞLIK anlayışını kabullenmek ve rehber edinmek sağlığın 3 bileşeniyle ilgili yanlışlara odaklanmayı kaçınılmaz kılıyor. Hem insan, hem hayvan hekimliği ve hem de tarım ve çevreye ilişkin uygulamaların mercek altına alınması kaçınılmazlaşır. Bu yapıldığında da, toplumcu-devletçi-kamucu anlayıştan uzak yaklaşımların sorumluluğunu ortaya koyma zorunluluğu doğar.
İçinde bulunduğumuz salgın bir şekilde sonlanacaktır.
Ama, biten salgını izlemeye aday adı bilinenler ya da bilinmeyenler sırada beklemektedir.
TEK SAĞLIK anlayışının hiç olmazsa bundan sonra rehber edinilmesi izleyen salgınların önlenmesi bakımından yaşamsal önemdedir.
Bu olumlu gelişmeyi 62 kişinin kişisel servetlerinin 3.5 milyarınkine eşit olduğu bir dünyada nasıl sağlayacağız?
Ya da dünyada parasal varlık bakımından en üstteki % 1’in dünyanın % 50’sinden daha varlıklı olduğu oligarşik ortamda başarabilecek miyiz?
Nasıl olur dediğinizi duyar gibiyim.
Öncelikle eşitisizliği ve adaletsizliği gidermek olmazsa olmaz gereklilik olarak karşımızda durmaktadır. TEK SAĞLIK anlayışına erişmenin önündeki bu önemli engeli ortadan kaldırmaktan başka seçeneğimiz yoktur.
https://www.ttb.org.tr/kutuphane/covid19-rapor_6/covid19-rapor_6_Part78.pdf
https://tr.wikipedia.org/wiki/Tek_sa%C4%9Fl%C4%B1k
Dünya’da insülin satarak devasa bir tekel kuran yamyam sermaye aynı zamanda insülin direncine bağlı hastalıklara neden olan “yüksek fruktozlu glikoz şurubu” içeren gıda ve meşrubatları bize iteleyenler değil mi? Şeker pancarı tarlalarımızı , şeker fabrikalarımızı imha edip bizi o ucube gıdaya mahkum eden onlar değil mi? Kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser Ceyhun Bey. O etik bilim adamları devri bitti. Hekim üniforması giyen yamyam sürüsü var artık. Aşıları fonlayan Bill Gates, Dünya nüfusu fazla bunları azaltmak lazım derken sizce şaka yapıyor olabilir mi?