Nihat Genç
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Medeniyet mi suçlu orman mı?

Medeniyet mi suçlu orman mı?

featured

Meskun mahalde (yerleşim yerlerinde) çoluk çocuk yaşlı genç insanların başına füzeler düşüyor, tıpkı Suriye, Irak, gibi.

Fetöcüler PKK’lılar Natocular ABD’ciler AB’ciler Putinciler Rusçular yine hep haklı çıkıyor!

Hepsinin dilinde özgürlük barış kardeşlik insanlık medeniyet ve ama yine savaşan işgalci darbeci istilacı tarafların hepsi haklı çıkıyor!

Bir büyük teze göre, medeniyet, ormandan çıkışımızın adı, yani güçlülerin yırtıcı ve saldırganların ve sinsilerin ve zehirlilerin hep galip geldiği ormandan çıkıp kendi türümüzle toplumlaşıp siyaset ahlak ve din ve hukuk gibi soyut değerlerle birarada yaşamaya başladığımız günden beri ‘haklı çıkıyoruz!’

Yorulmadınız mı haklı çıkmaktan, ey insanoğlu!

Fetöcü PKK’lı sanatçılar dahi güya işgali kınıyor Batı adına haklı çıkıyor!

Çözümsüz kördüğüm nükleer felaketlere uzanan sonsuz bir yola girmişiz ve çocuk öldürüp ve ülkelerine ihanet edip ve vatanlarını satıp ve kimin savaşını(?) kendi savaşlarını meşru görüyorlar ve hep haklı çıkıyorlar!

Daha dün Suriye’nin Irak’ın ve (Ankara’nın) meclisin başına bu bombaları atan siz değil miydiniz, ve ama yine hep haklı çıkıyorlar!

Hep aynı soyut kelimelerle haklı çıkıyorlar, barış, özgürlük, insan hakları! Ve hepimizi taşıyan büyük insanlık kurumları ve değerleri ve yasaları her geçen gün bu çok anlam verilmiş kelimelerin manipüle edilmesi ve çıkarları adına kullanılmasıyla buz gibi eridi ve inceldi, inceldi. Artık dünyayı insanlığı kaldıramayacak kadar inceldi bu kelimeler! Barış özgürlük diye diye insanlık topluca mahvolup ırk din sağ sol doğu batı demeden hepimizi kıyamete sürüklüyor!

Haklı çıkmaktan yorulmadınız mı, ey insanoğlu!

Biz de bir ömür tükettik, bu vahşilere laf yetiştirmekten!

Bu vahşileri ifşa etmekten yoruldum.

Bildiğim inandığım emin olduğum tek bir yolum var: Ne barış güvercini olmak istiyorum ne güçlü bir aslan.

İnsanlık yasam çok basit: Herkes hukuk karşısında eşittir ve herkes hür ve eşit doğar ve vatanım ve egemenlik haklarım dışında hiç bir lafa artık kimse kandıramaz beni!

Batı, ABD, Nato, vs. niye dünyanın merkezine kendini koyuyor.

Niçin kendi ‘benlerini’ başka ülkelerin başka coğrafyaların önüne koyuyorlar?

Neden benim adıma onlar konuşuyor hep onlar karar alıyor!

Neden benim özgürlüğümün ne kadar nasıl olacağını ben değil sadece onlar biliyor!

Artık zihnimizde kaçacak yer kalmadı!

Siyasetimiz ve kelimelerimiz kirlendi ve beyinlerimizi zehirlemeye çoktan başladı!

Ve yine, on yıl geçmeden, bir daha, yerleşim yerlerine bombalar düşüyor ve yine insanlar sığınaklara kaçışıyor!

Doğuda batıda saklanacak yer kaldı mı?

Bırakın onlar hala tımarhane koğuşunda deliler gibi zihinlerinde bir yerlere saklansın!

Çocukluğum Karadeniz dağlarından kopup gelin dere boylarında geçti… Sürüklediği taşların yanında geçti.

Aşağıdan, sahilden, derenin izini tutar kıyısından tepelere yukarı doğru çıkarsın, çıkarsın, eşsiz bir macera, ormanın ve çalıların bilinmedik köşelerini saatlerce hayranlıkla seyredersin!

Ve tepelerde, ormanlar da biter çayırlara açılan bir genişlik ıssızlığın tam ortasına gelirsin, parmak kadar incecik çay’ın şırıl şırıl sesi..

Küçücük renkli biçimli taşları toplar, şaşırmayın, hala yanımda taşırım, derelerden topladığım bu taşlar, hala cebimdedir, anahtarlığım değişir o taşlar değişmez!

Ve dere kıyısında çok maceralı bir an, büyükçe bir taşı, hangi taşı kaldırsam…

Solucan. Biz, zizil (sivil), deriz, kıvıl kıvıl, iç içe, binlerce on binlerce zizil taşın altında…

Kuşlar yırtıcılar yemesin diye mi, böyle kucak kucağa Etiyopyalılar Pakistanlılar Iraklılar, hepsi, aynı taşın altında..

Zihnimden atamadığı bir sahnedir! Etrafta hiç kimse yok, geniş dümdüz çayırlar ve sis ve sessizlik ve suyun sesi! Ve niye bütün ziziller bir taşın altına saklanmış! Niye dünyaya gözlerini açmıyorlar_

Bir edebiyatcı olarak hayatım boyunca yalnızlığımın yerini yurdunu, bu insan eli hiç değmemiş insan gözü hiç görmemiş bu taşın altındaki zizillere, benzetim durdum.

Ne arıyorlar o taşın altında, oysa, hayat dışarda!

Kimden korkuyorlar, niçin, ormana çıkmıyor dereye inmiyor çalıların altına gitmiyorlar, hep merak ettim, taşın altında sizi mutlu eden ne var?

Güvenlik mi? Korunmak mı?

Savaşmak ve hayatla cangılla boğuşmak istemedikleri çok açık, ama, bir şekilde bu dünya denen gezegene tutunmak istiyorlar!

Çiçek çiçek dolaşan arılar gibi çıksanıza dışarı, balıklar gibi köşe bucak diplere sulara deryalara dalsanıza!

Bizden fazla ve başka ne biliyordunuz ki hepiniz kalın ve ağır bir taşın altını yuva yapmışsınız!

Yırtıcılardan sürüngenlerden zehirlilerden kaçmak için mi?

Işığına bile tenezzül edip göz dahi açmamışlar kendilerine!

Güneşi baharı ormanı çayırı hiç mi merak etmiyorsunuz, bu büyük bir sorudur dünyamız için, bir ömür, bir trilyon yıl, bir taşın altında yaşanır mı?

İşte..

Böyle günlerde…

Şimdi anlıyorum, zizilleri…

O taşın altında saklansam…

Ne sabah olduğunu bilsem ne akşam!

Ne ışığına tenezzül etsem ne yağmuruna rüzgarına ne çiçeğine!

Orman ne güzelmiş dere ne güzel akıyormuş, dıngılımda olmadan!

Vursak kafayı yatsak, o taşın altında, bir trilyon yıl daha, Etiyopyalılar Pakistanlılar, hepimiz kardeşçe yan yana yatabileceğimiz yeni bir başka dünya kurulana kadar!

Ki, ilahi sabırlarına hayranım zizillerin, bir dünya mahvolduğunda, evrim sırasını almak için, nöbetteler!

Şu, dünyayı ben yarattım diye konuşan Natocular, AB’ciler, ABD’ciler’i dinleyince….

İyi ki o taşın altındasınız!

Bu mavi gezegenin yarınları için güvenebileceğimiz başka kimsemiz kalmadı!

Dünya sahipsiz değildir, ilahi yaratan işini bilir, Fetö’nün PKK’nın Nato’nun Davutoğlu’nun Hasan Cemal’in vs. Akşener’in Babacan’ın muhalefeti şekilleyip yine hep haklı çıktıkları bu dünyada, bence de, evrim sırasının zizillere geçmesi, gezegenimiz için hayırlıdır ve tek çıkış yoludur!

 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

5 Yorum

  1. Bu yazınızı beğendim. Çözüm öneriniz nedir? Sizin gibi 30 milyon insan olsa ve birleşse bile bu saydığımız güçler onları yıkamaz çünkü para lazım, sessiz ve derinden ilerlemek lazım, yıllar lazım. Bu yüzden bir çözümümüz yok, sadece cılız bir sesimiz var. Kıyamet geliyor diye sokak sokak bağıran adamdan sizi ayıran nedir?

  2. 6 Mart 2022, 15:00

    Bu gunlerde insana iyi gelen yaziniz icin varolunuz sayin Genc.

  3. Çok güzel bir yazı, eline sağlık Nihat Genç.

  4. 6 Mart 2022, 12:38

    Rahmetli Uğur Mumcu’nun, 70’li yıllardaki yazılarını topladığı kitabın adıdır Suçlular Ve Güçlüler; o günün ölçeğinde haksızlıkları, zalimlikleri, ve bunları yapan uştları işaret ediyordu.Bugün,daha beter bir yerdeyiz…İyi ki varsınız Nihat Bey ! Esen kalın.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!