Hüseyin Vodinalı yazdı…
10 yıl önce Onion isimli Amerikan mizah dergisinde yapılan şaka gerçek oldu.
Amerikalılar Afganistan’dan kaçarken kaldıkları üssün ışıklarını söndürüp ortadan kayboldu.
ABD 2001’de Afganistan’ı işgal etti.
AKP 2002’de Türkiye’de iktidara geldi.
ABD 2003’te bu kez Irak’ı işgal etti.
Aşağı yukarı 20 yıldır bu gerçeklikle yaşıyoruz.
Bugün ise Taliban Afganistan’ı ele geçirme aşamasında.
Amerikan destekli Gani Hükümeti ancak büyük şehirlerde tutunuyor. O da Taliban saldırmadığı için.
Son günlerde sınırlarımızda ilginç görüntüler oluşuyor.
Doğu’dan topraklarımıza elini kolunu sallayarak giren 20-30 yaşları arasında Afgan göçmenler sosyal medyada önemli bir şaşkınlık yarattı.
ABD’nin 2011’de başlattığı Suriye seferi de yaşadığımız apayrı kaotik bir gerçeklik.
Ülkemizdeki “Suriyeliler” giderek çoğalıyor ve her geçen gün küstahlaşıyor.
Neocon liberal ABD Başkanı Biden, son olarak İdlib’deki El Kaide yapılanmasını destekleme kararı aldı.
Adını Hizbül Tahrir El Şam olarak değiştirdi.
IŞİD Lideri El Bağdadi gibi Irak’taki Bucca Hapishanesi çıkışla HTŞ lideri Cevlani de ABD tarafından kontrol ediliyor.
IŞİD, El Kaide, HTŞ…
Alayı da ABD ve İsrail’in maşaları.
Suriye İdlib’den son günlerde gelen istihbaratlar ABD’nin Cevlani ve HTŞ’ye askeri desteğini artırdığı yönünde.
Zaten açıkça HTŞ “ABD hedefimiz değil” diyor, ABD de “HTŞ bize tehdit değil” açıklaması yapıyor.
ABD, Afganistan’dan çıkarken muhtemelen bir hesap yaptı.
Terörü bir kaldıraç olarak kullanacak ve Fergana ile İdlib bağlantılarını sıcak tutacaktı.
Fergana Vadisi çok ilginç bir yer.
Fergana vadisi, Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan’ın iç içe geçmiş sınırları içinde bulunuyor.
Vadi, 1980’lerden beri Afgan cihadına giden Orta Asyalıların geçiş hattı ve bu savaşa katılanların geri döndüğü bir bölge.
Dinci terörün bir nevi cephe gerisi gibi. Aynı zamanda Afganistan’da üretilen uluşturucunun da dağıtımının yapıldığı ana merkez.
2017 yılbaşı gecesi Reina’da 39 kişiyi katleden Abdülkadir Masharipov ve 47 arkadaşı da Fergana kökenliydi.
Fergana Vadisi, etnik ve radikal dini örgütleri barındıran yapısıyla bugün adı CIA’le beraber sıkça anılan bir coğrafya.
Suriye’ye gelen yabancıların içindeki Orta Asya kökenlilerin sayısı on binlerle ifade ediliyor, hatta IŞİD teröristleri arasında Orta Asya kökenlilere özel birlikler olduğunu biliyoruz.
Bunlardan en ünlüsü CIA Uygurlarınca oluşturulan DTİP yani, Doğu Türkistan İslam Partisi.
Asya’da El-Kaide ve şubelerinin, Taliban’ın Pakistan’daki Hareketi ve diğer El-Kaide müttefik terör yapılarının bünyelerine Türk soylu militan katmak için yarış içinde oldukları, bu örgütlerin de Afganistan’da zaman zaman bölge ve güç çatışması içine girdikleri de biliniyor.
ABD, Afganistan’dan çıkarken Orta Asya’yı boş bırakma niyetinde değil.
Son dönemde tam da Fergana Vadisi’nin üzerinde oturan 3 ülkeyle, Özbekistan, Kırgızistan ve Tacikistan ile özel olarak ilgileniyor.
Amerikalıların Türkiye ile de geniş kapsamlı bir Afganistan pazarlığı içinde olduklarını biliyoruz.
Son günlerde sosyal medyada gözlediğimiz o genç Afgan erkeklerin Exodüs’ü de tam bu döneme denk geliyor.
Suriye iç savaşında on binlerce Asyalı militan Türkiye üzerinden Suriye topraklarına girmişti.
Bunlar bugün İdlib’te bulunuyor.
İnsanın aklına acaba sorusu gelmiyor değil.
Türkiye sadece havaalanı korumaya mı gidecek?
Yoksa Afganistan ve Orta Asya üzerinden kurulan yeni bir denklemde NATO ülkesi olarak mı rol alacak?
ABD’nin temel hedefi Çin ve Rusya’yı istikrarsızlaştırmak, bu iki büyük Asya devinin arasını açmak ve NATO’nun etki alanını tüm Asya Pasifik’e yaymak.
Taliban da 2001’deki o eski Taliban değil.
ABD ve El Kaide’ye açıktan tavır alıyor.
Çin ve Rusya ile dostane ilişkiler yürütüyor.
Türkiye’yi NATO gücü ve hasım olarak nitelendiriyor ve gelirse vururuz demekten çekinmiyor.
TALİBAN DİPLOMASİSİ TAM GAZ
Geçen hafta Moskova’da çok önemli bir toplantı sessizce gerçekleşti.
Rusya Güvenlik Konseyi sekreteri Nikolai Patruşev, Afganistan’ın ulusal güvenlik danışmanı Hamdullah Muhib ile görüştü.
Resmi açıklama klasikti: “Taraflar ABD geri çekilmesi sırasında Afganistan’daki güvenlik durumuna ve ülkenin kuzey kesimindeki askeri-politik duruma odaklandılar.”
Gerçek hikaye çok daha detaylıydı.
Güç durumdaki Afgan Devlet Başkanı Eşref Gani’yi temsil eden Muhib, Patruşev’i Kabil yönetiminin istikrarı simgelediğine ikna için elinden geleni yaptı.
Diplomatik kaynaklara göre Patruşev kesinlikle etkilenmedi.
Taliban’ın ilerleyişi açık ve netti çünkü.
Taliban siyasi ofisinden bir heyet de, kuzey Afganistan’da hızla gelişen mini satranç tahtasını Ruslarla tartışmak için Moskova’ya gitti. Taliban, yeni Afgan güç denklemini tartışmak için genişletilmiş troyka (Rusya, ABD, Çin, Pakistan) ile birlikte dört ay önce yine Moskova’daydı.
Taliban muhataplarına, Orta Asya komşularının herhangi bir bölgesini işgal etmeme konusunda kesin güvence verdi.
Lavrov, ABD’nin geri çekilmesinin -aslında yeniden konumlanmasının- Afgan “misyonu”nun başarısızlığını temsil ettiğini vurgulamanın yanı sıra, iki kilit noktaya değiniyordu:
Taliban, Afganistan’ın kuzeyindeki sınır bölgelerinde etkisini arttırıyor; ve Kabil’in geçiş hükümeti kurmayı reddetmesi, “savaşçı bir çözümü teşvik ediyor”.
Rusya’nın Afganistan’daki yeni güç paylaşımı için hem Kabil’den, hem de Taliban’dan çok daha fazla esneklik bekliyor.
Muhammed Süheyl Şahin, Taliban siyasi ofisi sözcüsü:
“Afganistan’ı askeri güçle almak bizim politikamız değil. Bizim politikamız, Doha’da devam eden Afgan sorununa siyasi bir çözüm bulmaktır. Moskova’da siyasi bir çözüme olan bağlılığımızı bir kez daha doğruladık”
Bu doğru.
Taliban kan gölü istemiyor.
2021 model Taliban ile 2001’deki Taliban arasında epey fark var.
O dönem tamamıyla Peştun etnik kökeninden olan hareket, bugün (1996-2001 yıllarındaki Taliban iktidarı sırasında acımasızca zulüm gören) Tacikleri, Özbekleri ve hatta Şii Hazaraları içeren daha kozmopolit bir hale geldi.
Güvenilir rakamlara ulaşmak son derece zor, ancak bugün Taliban’ın %30’u Peştun değil.
En üst düzey komutanlardan biri etnik olarak Tacik ve bu, kuzey Afganistan’da savaşmadan teslim olan grupları açıklıyor.
Taliban’a katılmayanlar, sadece firar ediyor.

Say Hello to the Diplo-Taliban
https://www.criturk.com/cinin-afganistan-politikasi-meyvesini-veriyor/
Afganistan Çin’in İpek Yolu projesi üzerinde çok önemli bir ülke. ABD ise Afganistan’ı kontrol edip İpek Yolu projesini engellemeye çalışıyor. Ancak Çin, Rusya ve İran’ın desteklediği Taliban ABD’yi yenilgiye uğrattı ve Afganistan’ın büyük bölümünü kontrolü altına aldı. Türkiye Afganistan’a girerse orada sadece Taliban’la savaşmayacak, aynı zamanda Çin, Rusya ve İran’la da savaşacak. Türkiye için bu intihar olur.
Kendi oyununu kur ama bahsettiğim ülkelerle kur. Tek başına veya ABD ile bir şey olmaz. Atalarımız bile “bir elin nesi var ama 2 elin sesi, 3 elin gürültüsü var. diyor. Bak bu hareketlerimizle Kürdistancılar kudurdu. Belki bir lokma bizde alırız diye kendi kendilerine saldırı düzenleyip duygu sömürüsü yapıyor.
hüseyin bey merhaba,
sizi çok severim,özellikle yeni dünya düzeni hakkındaki yazılarınızı severim. ama rusların herşeye muktedir olup bizim hiçbirşey yapamayacağımızı siz de çok dillendirir durumdasınız. bunlar gerçekleri yansıtmıyor. artık abd’den “orası babanızın yeri değil” diye manşetler atıyorlar türkiye için. yani soğuk savaş dönemi bitti. rüya 1990’da çöktü. o konjoktürler bitti. şu anda konjoktürler çok farklı. bunu dikkate almanızı öneririm nacizane bir şekilde.
sizler hala ülkelerin duygu ile değil çıkarlarla hareket ettiğini anlayamamışsınız. onlar mustafa kemal’i takdir ederler elbette ancak türkiye’nin ayağa kalkmasını asla istemezler. güçlü bir türkiye demek orta asya ve kafkaslarda kendi oyununu kuran türkiye demektir. bunu lüksemburg devleti bile istemez. bizim sam amca’nın kucağından inip başkasının kucağına oturmak gibi bir hevesimiz yok. zaten ihtiyacımız da yok. çıkarlarımız uyuşuyor her ne kadar anlaşamadığımız noktalar olsa da..herşeyi zaman daha net gösterecektir.
birak at gozlugunu, sizin gozunuzun onune perde inmis. Ya niyetiniz kotu, ya da yoldan cikmissiniz. Hepsi bir yana, isin daha da trajjkomik yani, o ucan araba deyip ovundugun garabete dahi hicbir zaman binemeyecek olman. Pudra tedarik ve sevkiyatindan vaktiniz kalirsa, once bisikletler icin yol yapin millete bir faydaniz olsun.
Çin ve Rusya ile beraber hareket etsek “Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa parçasıyla bizi karşılayacakları çok açık. Adamlar ABD tarafından öldürülmekten, sömürülmekten ve gururlarının ayaklar altına alınmasından bıkmış. Üstelik ABD’nin orada olması ipek yoluna makas koyacağına ve finalde bizi yalnız bırakarak kazıklayacağına delalet eder. 1000 senede bir ele geçecek böyle bir fırsatı kazıklanacağımızı bile bile tepmek akıl alır gibi değil. Çünkü sicili bozuk ABD’nin bize ve dünyaya yaptıkları yapacaklarının en büyük teminatıdır. örn, Her gün verdiğimiz şehitlerimiz ve PKK ya verilen Tırlar dolusu silah ne çabuk unutuldu?
risk her yerde ve her zaman vardır. ancak türkiye’yi, türk devlet aklını hala yanlış anladığınızı görüyorum. mesela suriye’de bir bataklıktan bahsetmişsiniz. sizin gibi deneyimli bir analist türkiye’nin yaptığı zeytin dalı,fırat kalkanı ve bahar kalkanı gibi harekatlara sanırım “batağa saplanma” diye yorum yapmaz. eğer öyle ise gerçekten şaşırırım. neden bu harekatların yapıldığını en iyi sizin bildiğinizi varsayıyorum. zira amacımız bir pkk devletini engellemektir. ayrıca bataklığa saplanan bir ülkenin kontrol ettiği yerlerde hastaneler, evler vs yapılmaz. oradaki halkın günlük geçimi için imkanlar seferber edilmez. bataklık tarifinizi doğru bulmuyorum.
esad ile de anlaşacağız zaten, bunun yolu yapılıyor,göreceksiniz.
bakın yanıldığınız nokta şu… siz türkiye’yi , hala abd’nin ileri karakolu olarak görüp , olayları 20.yüzyıl bakış açısı ile yorumluyorsunuz. bu yanlış.. türkiye’nin ,afganistan’da olması çok iyi bir durumdur ve abd’nin bizi o bölgede boğma gibi bir şansı yok. nato askerlerinin bile türk bayrağından oluşan üniforma ile başına bir şey gelmeyeceğini bildiği bir coğrafyada sokağa çıkabildiğini eminim biliyorsunuzdur. üstelik türkiye’nin afganistan’da yalnız olmadığını söyleyebilirim. türkiye’nin , afganistan ile ilgili bir planı var. türkiye,pakistan ve macaristan birlikte hareket edecekler. türkiye, mevcut afgan hükümeti ile iyi durumda. pakistan’ın ise taliban ile arası .. burada türkiye mevcut afgan hükümetini , dost ve kardeş ülke olan pakistan’da taliban’ı kontrol edecek ve aralarında bir ilişki kurduracaklar. macarlar büyük ihtimalle askeri olarak değil bir nevi gözlemci olacak..bu şekilde bir barışa gidileceğini düşünüyorum. fahrettin paşa’nın ayak bastığı afganistan’dan , bize taliban bile olsa kurşun değil dost eli gelir. türkiye cumhuriyeti devleti, öyle bedevi çadır devleti değildir. tüm bu hesapları yapmıştır.
hatırlayın lütfen.. libya’da mevcut hükümeti desteklerken, hafter’in askeri dahi olsa oradaki halkı da içinde barındırdığı için asla ve asla türkiye , hafter’in adamlarına çok sert ve ezici bir askeri güç kullanmamıştır. eğer bu ince zekayı ve dokunuşu anlamazsanız türk devletini asla anlayamazsınız.
işte bu ince dokunuşu biz yıllardır afganistan’da uyguluyoruz. oralarda büyük atatürk’ün adını taşıyan hastaneler açıyoruz ve sivil halkla dost bir ülke olduğumuzu hatırlatıyoruz onlara. diğer nato üyeleri gibi elimizde silah ile tora bora dağlarında ya da bir başka yerde acımasızca insanları katletmedik.
sizin bataklık dediğiniz yeri ne ruslar, ne de batılı devletler kurutabilir. orayı ancak ve ancak biz türkler ayağa kaldırabiliriz. fahrettin paşa hala orada sayın vodinalı. türk devleti’nin gücü de, oradaki fahrettin paşa’lardır.
müsterih olun. afganistan’ı tekrar düzeltecek olan türkiye’den başkası değildir. bununla ilgil çok ciddi planımız var. eğer bunu başarırsak ve orada bir barış sağlayabilirsek işte o zaman o tablo, emin olun tüm dünyayı sarsacaktır. bundan rahatsızlık duyacak olan devletler var yukarıda saydıklarınızdan.. o ülkelerin bazı haber sitelerinden ilginç yorumlar okudum rahatsızlıklarını belli eden.. çünkü türk devleti orada bir barışı sağlarsa bambaşka bir dünyaya uyanacaklarını sezdiklerini alttan alta itiraf eder gibiler. dediğim gibi içiniz rahat olsun.
türkiye, o coğrafyayı yeniden inşa edecek yegane güçtür. hiç bir zaman işgale kalkışmamış, onlara kurşun değil dost eli uzatmıştır. siz taliban’ın tehdit dolu açıklamalarını hiç kaale almayın. onlar da türkiye ile çalışmak zorundalar. fahrettin paşa’nın ayak izlerinden gidiyoruz belirttiğim gibi.
rahat olun.
saygılar.
Tebrikler. Yine cok yerinde bir analiz.
Suriye ve Libya da bataklıktı sizin cenaha göre..
Ve anlamadığınız konularda ahkam kesmek- meseleyi farklı perspektiflerden de değerlendirmek yerine- kendi at gözlüğünüzle sadece negatif bir bakış açısıyla değerlendirip, çok bilmiş edası takınmak da sizlerin en bariz vasfı..
Uçan araba konusunda da, sizin o cahil cenahın üstten bakışına karşın yapılan onca güzel şeyler…
Artık, “gölge etmeyin başka ihsan istemez.” diyesi geliyor insanın.