Hüseyin Vodinalı yazdı…
STALİN’İN OĞLU
Yakov Cugaşvili, 1907’de Gürcistan’ın‘ın Borji köyünde doğdu. Annesi o henüz dokuz aylıkken öldüğü için, on dört yaşına kadar Tiflis’teki teyzesinin yanında kaldı. 1921 yılında amcası Aleksandr Svanidze, Yakov’u Moskova’ya gidip eğitim alması için teşvik etti. Yakov sadece Gürcü dilini konuşabiliyordu. 14 yaşında Moskova’ya gittikten sonra Rusça öğrendi.
Yakov ile babası Stalin çok fazla bir araya gelmediler. Yakov’un üvey annesi Nadejda Alliluyeva’nın anlatımına göre, bir gün Moskova’daki evlerinden bir kızın ağlayarak çıktığını görür. Nadejda eve girdiğinde Yakov odada çok üzgün bir haldedir.
Sonradan anlaşılır ki evden ağlayarak çıkan kız Yakov’un Yahudi nişanlısıdır ve Stalin’e nişanlandıklarını anlatınca Stalin öfkelenmiştir.
Yakov daha sonra babasını dinlemeyerek Odessalı ünlü Yahudi dansçı Yulia Meltzer ile evlendi.

1941 yılındaki bir Alman propaganda yayını: “Bu Yakov Cugaşvili, Stalin’in oğlu ve topçu subayı … kendisi 16 Temmuz’da Vitebsk yakınlarında, binlerce diğer asker ve subayla birlikte teslim oldu … Onu örnek alın – kendisi şu an hayatta ve iyi, kendini harika hissediyor … Liderinizin oğlu bile teslim olmuşken siz neden ölesiye savaşasınız?”
Yakov, savaşta Kızıl Ordu’da topçu birliğinde görev yaptı. Almanya’nın Sovyetler’i işgali sonrası, 1941 yazında Smolensk Savaşı’nda esir düştü.
Hitler, Yakov’u Sovyetlere karşı propaganda amacıyla kullanmak istedi. Bu maksatla Yakov’a babası aleyhine konuşması, basında ve medyada Stalin’i aşağılaması durumunda kendisine zarar verilmeyeceğini vadetti. Hatta kendisine para ve mülk teklif edildi. Hitler’in bunda amacı Kızıl Orduda savaşanları caydırmaktı. Fakat Yakov’u ikna etmeyi başaramadı. Hatta Yakov Cugaşvili bu teklifler karşısında Nazilere hakaretler savurdu.

Almanlar daha sonra Yakov’u Stalingrad Savaşı’nda esir düşen Alman Mareşal Friedrich Paulus ile takas etmek istediler. Stalin bu teklifi reddetti. Bir iddiaya göre Stalin teklifi “bir mareşali bir teğmenle takas etmem” diyerek geri çevirdi. Diğer bir iddiaya göre, Stalin teklif üzerine “Elinizde sadece oğlum Yakov değil, milyonlarca oğlum var. Ya onları da bırakırsınız ya da oğlum onların kaderini paylaşır” demiştir.
Bazı kaynaklara göre, Hitler Yakov’u esir düşen yeğeni Leo Raubal ile takas etmek istemiş fakat bu teklifi kabul edilmemiştir.
Yakov’un ne zaman öldüğü net değildir. Artık gizliliği kaldırılmış dosyalarda, Cugaşvili’nin emirlere itaat etmeyi reddettiği için bir nöbetçi tarafından vurulduğu yazılıdır. Yakov Cugaşvili kamp etrafında yürürken, vurulmakla tehdit edilerek kampa geri dönmesi emredilmiştir. Cugaşvili bunu reddederek “Vur!” diye bağırmış, nöbetçi de onu kafasından vurmuştur. Her iki şekilde de Stalin bunu daha onurlu bir ölüm şekli olarak görmüş ve oğluna karşı tutumu biraz yumuşamıştır.
SADDAM HÜSEYİN’İN OĞULLARI VE TORUNU
Saddam Hüseyin’in torunu, 21. yüzyılın en cesur çocuğu. Altı saat boyunca 400 Amerikan özel kuvvetler askerine karşı tek başına savaştı.

Bu çocuk, Iraklı Mustafa Saddam Hüseyin’di. Saddam Hüseyin’in 14 yaşındaki torunu, Musul’daki Şeyh Nevvaf el-Zeydan’ın malikanesine düzenlenen saldırıda Amerikan özel kuvvetlerine direnen son kişi oldu.
Korgeneral Ricardo Sanchez’in Bağdat’ta eve yapılan saldırıyla ilgili ayrıntılı açıklamasına göre, kuşatmanın sonlarına doğru atılan 10 tanksavar füzesi, evdeki “üç yetişkinin ölümüne” yol açtı.
Ancak ABD birlikleri binaya üçüncü ve son saldırılarını yaptıklarında, hayatta kalan tek kişi vurularak öldürülene kadar ateş etmeye devam etmişti. O sırada evde hayatta kalan tek kişi çocuk yaştaki Mustafa idi; yanında babası Kusay, amcası Uday ve muhafızları Abdülsamed’in cesetleri yatıyordu.
Yaklaşık 400 askerden oluşan Amerikan kuvvetleri onu kuşattı. Babasının ve amcasının gözlerinin önünde ölümlerine tanık olan çocuk, direndi ve bildirildiğine göre keskin nişancı tüfeğiyle 14 Amerikan piyadesini öldürdü. Saddam Hüseyin’in torunuyla çatışma yaklaşık altı saat sürdü.
New York Times’ın köşe yazarı Robert Yeast, onun anısına yazdığı makalede bu çocuk ABD’de doğsaydı, onun her şehirde anılacağını yazıyordu.
MAO’NUN OĞLU
Mao Anying, Çin Devrimi’nin lideri Mao Zedong’un oğluydu.
Anying, Hunan eyaletinin, Çangşa bölgesinde 1922’de dünyaya geldi. O sekiz yaşına geldiğinde, 1930 yılında, annesi Yang Kaihui, Komintang (Bugünkü Tayvan-Milliyetçi Çin Partisi) tarafından infaz edildi. O ve kardeşi Mao Anking ise Şanghay’a kaçmış ve Kızıl Siyasi Üs kapsamında komünistlerin anaokuluna girmişlerdi. Burada kendisi de bir komünist olan papaz Dong Jianwu ile birlikte yaşadılar.

Mao Anying, “Sergei Yun Fu” adı altında askeri eğitimini SSCB’nin başkenti Moskova’da aldı. İkinci Dünya Savaşı yıllarında yine kardeşi ile birlikte Polonya’nın işgalden kurtulması için Kızıl Ordu saflarında Nazi ordusuna karşı savaştı. Hizmetlerinden ötürü Kızıl Yıldız Nişanı’na layık görüldü.
Sovyet zaferinin ardından Mao Anying, bu kez Sovyet-Japon savaşına katıldı. 1946’da Yenan’a dönerek Komintang’a karşı savaştı. Onları Şanji eyaletinde yenerek Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nda Tümgeneral unvanına ulaştı.

Haziran 1950’de Mao Anying, Kore Savaşı’nda Çin Halk Gönüllü Ordusu’na (PVA) subay olarak katılma talebinde bulundu. PVA komutanı Peng Dehuai ve diğer yüksek rütbeli subaylar, en sevdiği oğlunun savaşta ölmesi durumunda Mao Zedong’un vereceği tepkiden korkarak, Mao’nun PVA’ya katılmasına uzun süre karşı çıkmış ve katılmasını engellemeye çalışmışlardı. Mao Zedong ise onlara kızdı ve, “O, Mao Zedong’un oğlu. Başka ne olabilir ki?” diye bağırdı.
Anying, aynı yıl, 25 Kasım’da Amerikan A-26 Invader tipi bir savaş uçağı tarafından düzenlenen hava saldırısında 28 yaşında öldü.
Mao’nun cesedi tanınmayacak kadar yanmıştı ve sadece Stalin tarafından hediye edilen Sovyet saati sayesinde teşhis edilebildi. Oğlunun ölümü Mao’ya ancak 1951’de bildirildi. Genç Mao, Kuzey Kore’nin başkenti Pyongyang’daki Çin Halk Gönüllü Ordusu Kahramanları Mezarlığı’na gömüldü.
ROOSEVELT’İN OĞLU
Quentin Roosevelt (19 Kasım 1897 – 14 Temmuz 1918), ABD Başkanı Theodore Roosevelt’in en küçük oğluydu. Babası ve kardeşlerinden ilham alarak, I. Dünya Savaşı sırasında takip pilotu olarak görev aldığı ABD Hava Kuvvetleri’ne katıldı ve bir Alman uçağı düşürdü. Bastille Günü 14 Temmuz 1918’de Fransa üzerinde meydana gelen bir hava muharebesinde hayatını kaybetti.

Bir ABD başkanının savaşta ölen tek çocuğudur. ABD’nin 250 yıllık tarihinin yüzde 90’ı savaşlarla geçtiği düşünülürse Quentin’den başka hiç bir ABD Başkanı’nın çocuğunun savaşta ölmemesi, torpilin hasının bu emperyalist WASP’larda olduğunu gösteriyor. İngiliz Kraliyet ailesi de aynı durumda. Kraliyet ailesi mensubu erkekler sadece üniforma giyip resim çektirirler, hiç bir savaşta ciddi bir görev almamışlardır.
Bugüne baktığımızda ise Filistin’de soykırım yapan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun oğlu Yair, tüm savaş sırasında Mossad koruması altında ABD’nin tatil beldesi Florida’nın başkenti Miami’de sefa sürüyor.
Ukrayna’da ise kokainman Zelensky’nin çocuğu yok (çünkü eşcinsel olarak biliniyor) ama diğer tüm Nazi Ukraynalı siyasetçilerin çocukları, ABD veya Avrupa’da babalarının çaldıkları paralarla vur patlasın çal oynasın alemlerde yaşıyor.
Ukronazi ordusu ise sokakta gariban kimi görürse yaka paça askere alıp Rus topçusuna yem olarak cepheye sürüyor. Ukrayna’nın savaşın başından bu yana asker kaybı bir milyona yaklaştı.