Nejat Eslen yazdı…
Amerika’daki strateji üretim merkezleri sürekli çalışmakta, yeni Başkan Joe Biden yönetimine önerilerde bulunmaktalar. Bu merkezlerden ‘’Foundation for Defense of Democrasies’’in bu amaçla hazırladığı raporun başlığı ‘’From Trump to Biden, The Way Forward for US National Strategy’’.
Yaptığım araştırmada raporu hazırlayan vakfın yeni muhafazakar, şahin ve İsrail yanlısı olarak tanımlandığına ilişkin notlara rastladım.
Rapor, Trump döneminde uygulanan stratejilerin uygun olan ve olmayan yönlerini analiz ederek yeni yönetime önerilerde bulunmaktadır. Raporda, Amerika için önemli olan ülkeler içinde Çin, İran, Irak, Lübnan, Rusya, Suudi Arabistan, Yemen ve Türkiye alfabe sırasına göre sırasıyla analiz edilmiş, her ülke için uygulanacak stratejiler hakkında önerilerde bulunulmuş. Avrupa ve Latin Amerika raporda topluca incelenirken, ayrıca siber ortam, savunma, Hizbullah, insan hakları, uluslararası kurumlar, ulusal ekonomik güvenlik konuları da incelemeye dahil edilmiştir.
Raporun Türkiye bölümünü hazırlayan iki kişiden birisi Türk, adı Aykan Erdemir, CHP’den milletvekilliği de yapmış ilginç bir kişi.(!)
Biden yönetimine Türkiye ile ilgili olarak uygulanması önerilen tedbirlerin başında yer alan şu ifadenin beni oldukça rahatsız ettiğini söylemeliyim: ‘’Türkiye’de demokrasinin ve insan haklarının desteklenmesi’’, bence en tehlikeli öneri de bu. Bu destek için hangi yöntem tercih edilebilir diye düşünmedim de değil.
Öneriler arasında yer alan diğer hususlar;
-Erdoğan’ın rehin diplomasisi uygulamasına direnç gösterilmesi;
-Halkbank’a karşı uygulanacak hukuki sürece politik müdahalenin sonlandırılması;
-Ankara’ya Rusya’dan aldığı S-400 hava savunma sisteminden vazgeçmesi için baskı yapılması;
-Amerikan yetkililerinin CAATSA yaptırımlarını tam olarak uygulaması;
– Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin komşularının deniz sınırlarını ihlal etmesine karşı (!) Amerika’nın Avrupa Birliği ile birlikte koordineli yaptırımlar uygulaması;
-Türkiye’nin Kürt barış sürecini devam ettirmesi için cesaretlendirilmesi;
-Türkiye ile Suriye Kürtlerinin barış içinde birlikte yaşamalarının yolunun bulunması için yardım sağlanması;
-Yolsuzluğun vurgulanması ve ABD ekonomik desteğinin Türkiye’nin içinde reform yapılmasına bağlanarak hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi, Türkiye’nin İMF ile ön koşullu anlaşma için zorlanması.
Biden yönetiminin bu önerilerden hangilerini benimseyip, nasıl uygulayacağını şimdiden bilemeyiz.
Ancak, bilebildiğimiz şudur ki koronavirüs salgını nedeni ile daha da zora giren ekonomik-finansal şartlar, Türkiye’nin bağışıklık sistemini zayıflatmış, her türlü virüsün saldırısına hassas hale getirmiştir.
Amerika’daki Biden yönetimi, AB ile işbirliği yaparak, Türkiye’nin bu hassasiyetini istismar edebilecek, Türkiye’yi yönetenlerden Doğu Akdeniz’de, Suriye’de, S-400 hava savunma sistemi, yeni bir Kürt açılımı konularında ciddi tavizler isteyebilecektir. Biden yönetimi, Türkiye’nin finansal şartlarını ve Halk Bankası davasını bu tavizler için koz olarak kullanabilecektir.
SON SÖZ;
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, ‘’Aslolan iç cephedir’’ sözünü yeniden hatırlamanın; öncelikle iç cepheyi kuvvetli tutmanın zamanı değil midir?
Yıllardır bu tehditler var… Akp hükümeti önlem alacağına rezervleri zayıflattı son bir kaç yıldır. ahmaklığın böylesi düşman başına.
Evet asıl olan, temel olan iç cephedir. Ne iktidar ne muhalefet bu konuda duyarlı olmayı bırakın cephenin zayıflaması için ellerinden geleni yapıyor. Bu gaflet içinde de olabilir, delalet içinde de olabilir. Üçüncüsünü anmak bile istemem.
‘… İç cepheyi kuvvetli tutmanın’ Evet, tamda zamanıdır. Bu ve benzeri emperyal hücumlara karşı duracak genişletilmiş milli bir hükümet siyasetiyle yürütülmelidir.