SIPRI’nin (Stockholm International Peace Research Institute) açıklamasına göre, 2020 yılında askeri harcamaların toplamı, 2019 yılına göre yüzde 2.6 artarak yaklaşık iki trilyon (1.981 trilyon) dolara yükseldi.
2020 yılında en fazla askeri harcama yapan beş ülkenin, (ABD, Çin, Hindistan, Rusya ve Birleşik Krallık) harcamaları, toplam harcamaların yüzde 62’sini oluşturdu.
Askeri harcamalardaki yüzde 2’lik artış, IMF’nin tahminlerine göre, Covid-19’un ekonomi üzerindeki olumsuz baskıları nedeniyle küresel üretimde yüzde 4.4’lük küçülme ile birlikte gerçekleşti.
2020 yılında, askeri harcamaların küresel üretim içindeki payı ise ortalama yüzde 2.4’e yükseldi.
ABD’nin 2020 yılında yaptığı askeri harcamalar yüzde 4.4 artarak 778 milyar dolar oldu ve dünyada yapılan toplam askeri harcamaların yüzde 39’unu oluşturdu.
Çin ise 252 milyar dolarlık askeri harcama ile listede ikinci sırayı aldı.
Rusya’nın askeri harcamaları yüzde 2,5 artışla 61,7 milyar dolar oldu.
Birleşik Krallık 59,2 milyar dolar harcama ile listede beşinci sırayı aldı.
2020 yılında en çok askeri harcama yapan devletlerin listesi şu şekilde oluştu:
1.ABD 778 m.dolar
2.Çin 252 m.dolar
3.Hindistan 72.9 m.dolar
4.Rusya 61.7 m.dolar
5.Birlreşik Krallık 59.2 m.dolar
6.S. Arabistan 57.5 m.dolar
7.Almanya 52.8 m.dolar
8.Fransa 52.7 m.dolar
9.Japonya 49.1 m.dolar
10. G.Kore 45.7 m.dolar
14. İsrail 21.7 m.dolar
16. Türkiye 17.7 m.dolar
18. İran 15.8 m.dolar
38. Yunanistan 5.3 m.dolar
778 milyar dolar ile dünyada en büyük askeri harcamayı yapan Amerika’da Covid-19 yüzünden 600.000 insan öldü. Ölenlerin çoğu ise yoksullar, evsizler, sigortasızlar ve siyahiler.
Askeri harcamalarda dünyada üçüncü sırada yer alan Hindistan, çok sayıda aşırı yoksulluk içinde yaşayan insanların bulunduğu beş ülkeden biri ve günümüzde, bu ülkede insanlar Covid-19 nedeniyle sokaklarda ölmekte.
Dünyada askeri harcamaların toplamı yaklaşık 2 trilyon dolara yükselmişken, The Borgen Project’e göre 736 milyon insan aşırı yoksulluk şartlarında hayatlarını idame ettirmeye çalışıyordu.
Aşırı yoksulluk şartlarında yaşayan insanların yaklaşık yarısı, 368 milyon kişi ise beş ülkede, Hindistan, Nijerya, Demokratik Kongo, Etopya ve Bengladeş’te yaşıyordu.
Gelişmekte olan bölgelerdeki insanların onda biri, günde satın alma gücü paritesine göre 1.90 doların altında gelirle, aşırı yoksulluk şartlarında hayatını idame ettirmeye çalışırken, 1 milyar insan elektrik enerjisinden yoksun yaşıyor; yaklaşık 2.5 milyar insan, dünya nüfusunun yüzde 35’ten fazlası ise sağlıklı olmayan şartlarda yaşamını sürdürüyordu.
2018 yılında 822 milyon kişi açtı, 2 milyar kişi yeterli beslenmeden ve güvenli gıdadan yoksundu, 785 milyon kişi temiz olmayan suyu kullanmak veya temiz suya ulaşmak için otuz dakikalık yolu almak zorundaydı.
Küresel ısınma ve Covid-19 nedeni ile küresel yoksullukta artış yaşanacaktır.
Yapılan hesaplamalara göre küresel açlığı yok etmek için her yıl ek olarak 265 milyar dolarlık yatırım gerekmektedir.
Bu ihtiyaç, 2020 yılında yapılan askeri harcamaların yaklaşık sekizde biri, Amerika’nın yaptığı harcamaların yaklaşık üçte biri kadardır.
Amerika’nın sadece F-35 projesi için ilgili firma ile yaptığı başlangıç kontratının bedeli ise 34 milyar dolardır.
Dünyada, gelir dağılımındaki adaletsizlik giderek artmaktadır. Mevcut liberal ekonomik düzen, yoksulların artmasına, zenginlerin daha da zenginleşmesine neden olmaktadır.
İşte bu şartlarda yüzde birlik bir kesim, dünyadaki ekonomik değerlerin yüzde kırkını elinde bulundurmaktadır.
Bu dünyada insanlar, gelir dağılımındaki adaletsizliği gidermek, her insanın insan gibi yaşamasına imkan sağlayacak şartları oluşturmak, yoksulluğu yok etmek, yerine birbirlerini öldürmek için kaynakları silahlanmaya ayırmaktadır.
Bu dünyanın çivisi çıkmış…
Bu ne biçim dünya böyle…
SON SÖZ:
Aslolan iç cephedir.
Gazi Mustafa Kemal’in ifade ettiği gibi iç cephe çökerse memleket temelinden yıkılır.
Türkiye’nin en ciddi beka meselesi, iç cephe meselesidir.
Çünkü, iç cephe çoklu saldırı altındadır.
Uyanmanın zamanıdır.
İç cephe yazılarınızı bekliyoruz.
Yazılarınızı [email protected] adresine gönderebilirsiniz.
8 Yorum
- Yorumların Sıralanışı
- Yeniden Eskiye
- Eskiden Yeniye
Nejat komutanın ellerinizden eğilerek öpüyorum.
İç cephe çoklu saldırı altında ise, bu saldırganlar kimlerdir,bu saldırganları kim tespit edecektir,bu saldırganlar tespit edildikten sonra devletin hangi unsurları onlarla savaşacaktır,devleti yönetenlerin,bu saldırganlarla savaşma gibi bir niyetleri varmıdır?GEÇ BUNLARI,ANAM-BABAM GEÇ BUNLARI…MİLLET ÖLMÜŞ TE, AĞLAYANI YOK. ÇOK YAZIK.
ne yazik ki bu konu konusulmuyor!
Her türlü kabugu doldurmayacak konular üzerine günlerce konusuluyor, ama Dünya aclik sorunu ve asil sorunu yaratanlar üzerine kulak kabartilmiyor!
Sucluluklata sessizlik birligi!
Ancak cok utaniyorum
72 milleti Yunus gibi bir görmek lazım. Ne Ermeniden üstünüz ne de Araptan aşağıyız. Mazlumu ayırt etmemeliyiz. Kolombiya’daki zulüm de Filistin’deki zulüm de gönlümüzü yakmalı. Somali’deki müslümanın açlığı da Hindistan’daki budistin açlığı da müslümanın içine huzursuzluk vermeli. Mümin odur ki hangi milletten olursa olsun Allah’ın mazlum kullarının ayağına diken batsın istemez. Bunca incelik Yunus Emre’miz ile, Aziz Mahmut Hüdayi ile, Hünkar Hacı Bektaş ile, Mevlana’mız ile uçup gitti mi? Gönül erlerinin merhamet mirasından nasiplenemedik mi? O okyanus kadar koca mirastan bize bir damla bile düşmedi mi? Ah güzel anadolu, merhamet erlerinden gönül erlerinden benim gibi vahşilere mi kaldın?
Kendini köle yerine koyduranlarin dünyasi !
İlk önce insanlarımızı uyuşturucu bataklığından kurtarmak gerekiyor. Kokain ve kimyasal esrar nice koç yiğitlerin hayatını kaydırdı, kaydırmaya devam ediyor. İstanbul dezenfekte edilmeden Türkiye kurtarılamaz. Beklediğiniz iç cephe yazısı bence budur. İç kese atılmadan yapılan her temizlik yüzeyseldir ve ilerleyen saatlerde kaşıntı yapacaktır.
Üzgünüm ama dünya hep böyleydi, hep de böyle olacak. Hatta bu evren ve başka evrenler dahi hep böyleydi ve böyle olacak. Mutlak olan kaostur; tüm düzenler kaosun karmaşıklığı içinde geçici olarak var olmuşlardır ve yok olmaya da mahkumdurlar. Önce bu gerçeği kabullenelim de sonra bu dünyanın hala bi değeri ve anlamı olduğuna kanaat getiriyorsak “neden böyle” diye hayıflanmaya devam ederiz…
Degerli Komutanim, benim uzmanligim dis ticaret. Genel olarak ticarette gordugum ic cepheyi bozan kosullari siralayayim: 1. Sendikalarla korunmasi gereken iscilerin haklari 2. Urunlerdeki standardizasyon eksikligi 3. Ticaret hayati lekeli olanlarin isten men edilmemesi 4. Odemelerde alacakliyi korumayan sistem. Ticaret hayatinda isci isveren arasinda butunlesmeyi engelleyen, uretimi baltalayan, is dunyasinda makro ve mikro buyumenin onundeki engeller olarak goruyorum bu maddeleri. Ayrica oda ve birliklerin islevini kaybetmesi de eklemek gerek. Devlet tarafinda vergi ve adalet konulari da ayri baslik olur.