Nejat Eslen Doğu Akdeniz stratejisini yazdı…
Günaydın arkadaşlar.
Bugünkü dersimiz yine strateji. Doğu Akdeniz stratejisi. Bu strateji, Doğu Akdeniz coğrafi mekanı ile ilgili olduğu için doğru kavram, Doğu Akdeniz jeostratejisi olmalıdır.
Dün gece bir haber kanalında Müstafi Amiral Cihat Yaycı uzun uzun anlattı Doğu Akdeniz meselesini. Kendisinin iki önemli katkısı olmuştur denizlerimizle ilgili. Birincisi, Libya ile deniz sınırlarımızı belirleyen mutabakattır. İkincisi ise Mavi Vatan haritasının çizilmesi.
Mavi Vatan haritası çizilmiştir; ancak bu deniz coğrafyasındaki haklarımızın ve çıkarlarımızın nasıl sağlanıp, korunacağına dair Mavi Vatan jeostratejisi hala yazılmamıştır ve bu haritanın içi hala boştur.
Türkiye’nin Mavi Vatan jeostratejisi olmadığı için Doğu Akdeniz stratejisi de yoktur ve bugün karşı karşıya olduğumuz sorunların asıl nedeni de budur.
Daha önce bir yazı yazmış ve bu yazımda Türkiye’nin Mavi Vatan jeostratejisinin kapsamının ne olması gerektiğini madde madde sıralamış ve Cihat Yaycı’ya bu yazımı okuması için haber yollamıştım. Sonra ne oldu bilmiyorum…
Gelelim bugünkü dersimize.
Doğu Akdeniz’de en uzun kıyısı olan devlet biziz ve bu denizde yaşamsal önemde hak ve çıkarlarımız vardır.
Zaman içinde, Doğu Akdeniz’de karşımızda çok güçlü bir koalisyon oluştu. Bu koalisyonun içinde ABD, AB, Fransa, Yunanistan, GKRY, İsrail, Mısır, BAE yer almaktadır. Bu nedenle de tek başımıza büyük bir koalisyona karşı, Doğu Akdeniz’deki hak ve çıkarlarımızı gerçekleştirmemiz giderek zora girmekte.
Bu durumu stratejik bir dilde ve bir şekille ifade edersek, içinde bulunduğumuz şartları ve karşımızdaki güçlü koalisyonu dikkate aldığımızda, Doğu Akdeniz’de hedefimizin, mevcut gücümüze oranla oldukça büyük olduğunu ifade edebiliriz.
Bu durumda, stratejik analiz içinde hedefimizi küçülterek, hedefle gücümüzü dengelememizden söz etmek mümkündür. Ancak, hedefimizi küçültmek, bizden talep edildiği gibi, Doğu Akdeniz’deki meşru hak ve çıkarlarımızın biz kısmından vazgeçmek anlamına gelir ki bu olasılık hemen elimine edilmelidir. (Şekil-1)

Hay Allah razı olsun. Valla sade bir okur olarak ben bile anladım.
Doğu Akdenizde haritayı çizdiysek, buralar sizin, aha
buralarda bizim dediysek, hidrokarbon arıyorsak,
stratejimiz besbelli. Hidrokarbonu bulacağız, sondaj
yapacağız, bu kuyular bizim diyeceğiz, hidrokarbonu
çıkartacağız, rafine edeceğiz, enerjiyi kullanacağız,
fazlasını satacağız. Almak istemezlerse, tamam kendiniz
çıkarın, ama bizden almak istiyorsanız fiyatı budur
diyeceğiz. Daha ucuza çıkartıp Avrupaya taşıyabilirseniz
buyurun diyeceğiz. Aynen Karadenizdeki gibi.
Neo-Osmanlı veyâ Müslümanları kardeş edinmek (ihvan)
stratejilerimizden vaz geçtiysek Almanya, Fransa,
Yunanistan, vs vs neden buna karşı olsun? Tam tersine,
davul zurna bayram ederler.
Nejat beyin yazdıklarını anlayan lütfen banada îzah etsin.
Uslup cok kibirli ve cok bilmis!!!…Esasen “bildigim tek sey hicbir sey bilmedigimdir”…Yanisi en iyi bildigimizi zannettigimiz konularda bile zircahil konuma dusebiliriz..Tv lerde sosyal medyada bircok yazar ve yorumcularda hergun binlercesine sahidiz…Hatta futbolda bile…Herkes antrenor gibidir bilirsiniz….Hele hele devlet meseleleri saatlik istihbaratlarla degiskenlik arzediyorken.Karsidaki ulkeler bir onunla bir bununla asna fisna halindeyken….Bizlere gelince, hayatimizda mit mustesarinin yuzunu bile gormeden ne analizler ne analizler…!
Nejat bey merhaba
yazılarınızı ilgi ile okuyorum.Yurt dışında yaşayan bir Türk olarak anlamadığım bir husus da bütün
basının devamlı olarak Doğu Akdeniz demesi/yazması.Neden Doğu Akdeniz?Okulda güneyimizde Akdeniz, kuzeyde Karadeniz ve Batı da Ege Denizi diye öğrendik.Yoksa Kuzey Karadeniz, Doğu Ege ve Güney Akdeniz diye değil. Hal böyle olunca neden Doğu Akdeniz? Bir
İspanyol yahut Fransız için bu bölge belki Doğu Akdeniz diye tanımlanabilir ama bizim için
Akdenizdir.Neden herkes Doğu Akdeniz diyor izah ederseniz bende öğrenirim.Selamlar
Güngör Bey Türkiye’nin jeopolitik ilgi alanı Akdeniz’in tamamı değil doğusudur. Ayrıca Türkiye’nin hidrokarbon hakları ve güvenlik çıkarları da Akdeniz’in tamamı ile değil doğusuyla ilgilidir. Bu nedenle kullanılan kavram kanımca doğrudur.
Selamlar.
Nejat Eslen