Nejat Eslen yazdı…
Yıl 1990, 30 Ağustos gecesi idi.
Ankara’da orduevinde zafer günü resepsiyonu düzenlenmişti. (O zamanlar 30 Ağustos’ta resepsiyonlar düzenlenirdi!)
General rütbesinde ilk günüm idi. Üç sınıf arkadaşı bir köşede sohbet ediyorduk.
O süreçte ABD, Ortadoğu’da Saddam’a karşı yığınak yapmaya devam ediyordu.
Şimdi adını hatırlayamadığım dönemin Dışişleri Bakanı yanımıza yaklaştı ve doğrudan sorusunu sordu: “ABD, Saddam’ın ordusuna saldıracak mı?”
İki arkadaşım “ABD’nin saldırmayabileceğini, gözdağı vermek istediğini” ifade ettiler.
Cevap sırası bana gelince net bir şekilde, “Sayın Bakan, ABD mutlaka saldıracak” diyerek cevap verdim sonra nedenlerini açıkladım.
1984-1985 yıllarında potansiyel Amerikan generallerinin yetiştirildiği ABD Kara Kuvvetleri Harp Koleji’nde bulundum.
Bu süre içinde ABD Ordusu’nun Vietnam yenilgisinin neden olduğu “Vietnam sendromu” içinde olduğunu, bu savaşı neden kaybettiklerini araştırdıklarını, sonuçta Carl von Clausewitz’i iyi anlasalardı bu savaşı kaybetmeye neden olan hataları yapmayabilecekleri sonucuna varmış olduklarını gördüm.
1991 Kuveyt savaşı öncesinde, bu ülkeyi işgal eden Saddam ordusu, tertiplenmesi ile ABD’ye Clausewitz tarzı bir imha savaşı ve kesin sonuçlu bir zafer için fırsat vermişti ve ABD, başka nedenleri olsa da ordusunda var olan Vietnam savaşı yenilgisinin sendromunu atmak için bu fırsatı kaçırmayacaktı.
İşte bu nedenle de o zamanın Dışişleri Bakanına, “Şüpheniz olmasın ABD mutlaka saldıracak” diyebilmiştim.
Bu yaşanmış olayı neden mi anlattım?…
Yirmi yıl önce ABD, Afganistan’a tek kutuplu dünya düzeninin tek küresel gücü olarak girmiş, yirmi yıl süren bu savaş bitinceye kadar yaşanan süreçte ABD tek küresel güç olma yeteneğini kaybetmiş, küresel jeopolitikte çok önemli değişiklikler yaşanmış, yükselen Çin ve Rusya ile küresel jeopolitik iki buçuk kutuplu dünya düzenine dönüşmüş, ABD’nin küresel liderliği ve İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurduğu dünya düzeni tehlikeye girmiştir.
Afganistan savaşı ABD gücünün sınırlı olduğunu kanıtlamış, ABD Afganistan’da hem savaşı hem de küresel boyutta prestij kaybetmiştir.
Vietnam savaşının oluşturduğu “Vietnam sendromu” daha çok ABD ordusunda etki yaratmışken, Afganistan savaşının oluşturacağı “Afganistan sendromu”, sadece ABD ordusunda değil, ABD iç siyasetinde, jeopolitiğinde, NATO’da ve bu ülkenin müttefikleri üzerinde de etki yapacaktır.
ABD, Afganistan’da ne yapmak istedi, ne yaptı, ne yapamadı, hangi hataları yaptı konusuna gelince…
Afganistan coğrafyası Batı’da “İmparatorluklar mezarlığı” olarak tanımlanır.
Bu coğrafyada önce Büyük İskender, sonra İngiliz İmparatorluğu, daha sonra da Sovyetler Birliği ve şimdi de ABD yenilgiye uğramıştır.
ABD, tek küresel güç olmanın rahatlığı ve Amerikalı ideologların Avrasya egemenliği hayalleri ile Afganistan coğrafyasını ve tarihini incelemeden Afganistan savaşını başlattı. (Afganistan sendromu)
ABD, 2001 yılında Afganistan’a 1991 Kuveyt savaşı zaferinin sarhoşluğunda girdi. ABD, Saddam’a karşı imha savaşı doktrini uygulamıştı.
Afganistan’da ise karşısına konvansiyonel bir ordu değil, gerilla savaşı doktrini uygulayan gayrinizami bir güç, Taliban vardı.
ABD, Vietnam’da gerillaya karşı savaşı kaybettiğini unutmuştu.
Bu nedenle de Afganistan’da savaşa girdiğinde ABD ordusunun gerilla ile nasıl savaşılacağını açıklayan doktrini bile yoktu.
Gerilla ile savaşta genel kaidedir.
Gerilla ile savaşan kısa sürede savaşı kazanamaz, savaş uzarsa kaybeder. Gerilla ise kısa sürede kaybetmez, savaş uzarsa kazanır.
Afganistan’da da öyle oldu. Savaş yirmi yıl sürdü ve ABD ordusu savaşı kaybetti. (Afganistan sendromu)
ABD yetkilileri, 11 Eylül olayından sonra ABD’nin terörle mücadele etmek amacı ile Afganistan’a askeri müdahalede bulunduğunu ifade ettiler.
Varsayalım ki ABD’nin gerçek amacı Afganistan’da terörle mücadele idi.
Kabil Havaalanı’nda tahliye sırasında ise terör örgütü IŞİD, patlattığı bombalarla, ABD’ye “Sen terörle mücadele savaşını kaybettin, Yanki sen bir daha buralara uğrama” mesajını veriyordu. (Afganistan sendromu)
ABD, Afganistan savaşına NATO’yu ve diğer koalisyon üyelerini de dahil etmişti.
Ancak ABD, Afganistan’dan çekilmeyi tek taraflı inisiyatif ile müttefiklerine danışmadan ve haber vermeden gerçekleştirdi.
Bu durum, müttefikleri arasında ABD’nin liderliğinin ve güvenilirliğinin tartışılmasını başlattı. (Afganistan sendromu)
Avrupalı müttefikler ise Avrupa askeri gücünü daha yüksek sesle gündeme getirmeye başlattılar. (Afganistan sendromu)
ABD, Afganistan savaşının maliyetinin katlanılmaz boyutlara ulaştığını ve ordusunun bu savaşta yıprandığını görünce, devşirdiği siyasetçiler ve bu siyasetçilerin kontrolündeki Afgan ordusu ile bu ülkede kendisine yandaş bir devlet inşa etmeye çalıştı.
ABD, Afganistan’da devlet inşa etme girişiminde başarısız oldu. Afgan ordusu silahlarını terk ederek dağıldı. Afganistan Cumhurbaşkanı bile yurt dışına kaçtı. (Afganistan sendromu)
ABD, “Vietnam sendromunu” 1991 Irak savaşı ile aşmıştı.
ABD’nin yaşamaya başladığı “Afganistan sendromu”nu aşabilmesi çok zor.
Çünkü bu sendrom küresel boyutta etkilere neden olacak.
Çünkü, bu sendromun hem ABD, hem de dünya tarihinde önemli izleri olacak.
ABD’nin Afganistan macerası Kabil Havaalanı’nda trajedi ile sona ererken, dünya tarihi yeni bir dönemin, ABD’nin küresel liderliğinin sonunun başlangıcını ilan ediyordu…
(Sovyetler Birliği dağıldığında “tarihin sonunun geldiğini” yazan Neocon ideolog Fukuyama’ya gönderme yapalım. “ABD, Afganistan’dan çekilirken tarih yeniden mi başladı Fukuyama?”)
On dokuzuncu yüzyıl İngiliz, yirminci yüzyıl Amerikan yüzyılı olmuştu.
Amerika Afganistan’da sadece savaşı değil, telafisi artık mümkün olmayan çok şeyi kaybetti.
Yirmi birinci yüz yılın Amerikan yüzyılı olmayacağı artık giderek kesinleşmekte…
SON SÖZ:
Türkiye’nin Afganistan ile ilgisi sadece sığınmacılar konusu hakkında olmalıdır.
ABD’nin Afganistan macerasında, Türkiye için de ciddi dersler vardır.
Türkiye’nin asli meselesi Afganistan’da değil, Irak’ta, Suriye’de, Doğu Akdeniz’de, Ege’de, Karadeniz’de ve iç cephededir.
Bu nedenle de Afganistan meselesi artık gündemden düşürülmelidir.
Türkiye’nin bağımsız dış politika stratejileri uygulayabilme yeteneği ise iç cephenin insicamına, istikrarına ve gücüne bağlıdır.
Artık bunu herkes anlamalıdır!
Emperyalizm için Biden’in “ABD geri döndü” repliği Afganistan’dan sonra şahane bir sembol, karikatür olabilir. Oldu da zaten. Bundan sonrasını Amerika’nın yarasına pansuman olmaya çalışanlar ya da ilkel kuklalardan aydınlık çıkaranlar belirlemeyecek.
Komutanım elinize dilinize sağlık ama bu din istismarcisi şeriatçı tarikatci hatta Taliban’a aynı kafada olduğunu belirten hükümetin sizin bu değerli tedbirlerimizi pek dinleyeceklerini sanmıyorum.
Teşekkürler. Saf bilgilendirici yazılarınızı çok seviyorum, :)
Degerli komutanım , sadece askeri açıdan bakıldığında görüslerinize katılıyorum . Lakin konu sadece askeri açıdan bakılmayacak kadar geniş perspektiflidir. Amerikan tarihinde kendi iç savaşı hariç bilfiil kazandığı askeri bir savaş yoktur ( ikinci dunya savaşındaki rolu dahi askeri savaş kazanma degildir ) . Zira Amerikanin esas derdi askeri savaş kazanma degil , hedefledigi bölgelerde savaşıyormuş gibi yaparak ezici güç kullanıp kaos yaratıp bölgede işi bitene kadar bulunmaktir. Özelliklede Afganistanda Amerika yenilmemiş, ani çekilişle stratejik taktik degiştirmiştir. Şöyleki, Çin ile ekonomik savaşı kaybeden abd Çini guneyinden denizden çevrelerken bunun yeterli olmadığını anlamış karadanda çevrilmesi gerektiğinin farkına varmıştır. Çinin yumuşak karnı olan Uygur bölgesinden çevrelemek içinde en uygun yer sınır komşusu olan Afganistandan Taliban ile çevrelemektir. Çünki Taliban mevcut dini yapısı ile Uygur Türkleri ile daha kolay ilişki kurabilecek yapıdadır. Ayrıca Talibanın gerilla savaş tecrübeside yabana atılmayacak kadar kuvvetlidir. Bu nedenle Amerika milyarlarca dolarlik ağır silah, uçak, helikopter, tank vs gibi tum askeri teçhizatı bırakıp aniden çekilerek Talibanın tüm Afganistanda hakimiyet kurması ve devleti ele geçirmesi için boş alan yarattı. abd o kadar silah ve teçhizatı talibana ( güya düşmana ) bırakacak kadarda aptal değildir . Böylece abd , çini karadanda çevreleme planının ilk aşamasını tamamladı. Yani Talibanı resmi olarak Afganistanda tek yasal kurum haline getirdi. Amerikanin bu planını önceden sezen Çin, hemen Taliban ile iyi ilişkiler kurmaya, ekonomik kalkınmasında yardım etmeye , hatta ipek yolununun bir kolunu dahi Afganistandan geçirmeye yönelik Taliban ile etraflıca görüşmektedir. Çin Bu şekilde Taliban üzerinde etkili olacağını ve Uygur bölgesi ile irtibatını keseceğini yada kontrol altında tutacağını hesaplamaktadır.
abd nin diger hedefi Rusyadır. Rusyanında yumuşak karnı orta asya Türk cumhuriyetleridir. Taliban Penşir bölgesindende buralarda dini ve tarihsel bağlantılarını kullanarak etkili olabilir. Rusyayı Ukrayna ve Karadeniz üzerinden çevrelemekte zorlanan abd , orta asya üzerinden ,hemde Rusyanın en can alıcı bölgesinden Rusyayı çevrelemek, hatta uzun vade dünyanın en zengin toprakları, maden kaynakları ve tatlı su kaynaklarına ulaşmayi planmamıştır.
Neticede abd yeni Taliban vasıtasıyle elindeki hançerlerden birini Çinin , diğerinide Rusyanın kalbine saplamanın hesapları içindedir. Evdeki hesap çarşıya uyacakmı hep birlikte görecegiz.
Fukuyama tarihin sonu derken kastettiği şuydu. Sosyalist dünya görüşüne göre tarih burjuva ve proletaryanın savaşından oluşur. Sovyetler çöktüğüne göre bu tür tarih anlayışı da ortadan kalkacaktı. Fukuyama dalga geçerek sosyalistlerin anladığı tarih son buldu demek istemiştir. Artık rusya çin dahil herkes kapitalist olduguna göre tarihin sonu da geldi anlamında. Fakat aynı fukuyama 2003 de devlet inşası adlı bir kitap yazarak tarihin sonu adlı kitabındaki tüm tezlerinden çark etti. Maalesef liberallerimiz tarihin sonu teorisine balıklama atlarken fukuyamanın yeni kitabını göz ardı etti. Artık herkes kapştalist olduguna göre abd nin afganşstandan çıkması tarihin sonunu geri çevirmez. Kastedilen şey bambaşkaydı çünkü. O mantıkla abd nereden çekilirse çekilsin tüm dünya rezil bir kapitalizmle kan kısmaya devam ettiği için değişen bir şey yok. Fukuyama kapitalizmin zaferinin olumlu sonuçlar doğuracagını sanarak o ifadeyi kullanmıştı. Ancak 2000 li yılların başından itibaren kapitalizmin insanlık için bir kurtuluş reçetesi olmak yerine bir çöküş yolculugu oldugu anlaşılınca fukuyama çark etmişti. Afganistan olayı yukarıda denildiği gibi abd nin küresel liderlik iddiasının sonudur. 2. Dünya savaşı sonrasında dünya ekonomisinin yarısını abd teşkil ediyordu. Bugün lere kadar düştü ve her geçen yıl daha da düşüyor. Afganistan abd nin geldiği politik ve ekonomik seviyenin de yansımasıdır.
Yazdiklarimin tartisma konusu olmasi beni mutlu eder.Tesekkurler..
Fukuyama konusunda yazdiklariniz dogrudur ancak sadece ondan ibaret degildir. Ayni zamanda jeopolitik bir meydan okumadir.Yeni ABD liderligindeki yeni dunya duzeni icin psikoloji etkileme amaci da vardir.Bence siparis uzerine yazilmistir.
Tesekkurler.Madem ki Afganistan cografyasi Amerikaya Cini ve Rusyayi cevreleme imkani veriyor ki bu dogrudur o halde Amerika bu degerli cografyayi neden terk etti?
Taliban Amerikaya garanti mi verdi?
Taliban Amerikaya mi daha yakin olacak yoksa Cine mi? Bence Cine.Cunku Talibanin mali kaynaklara ihtiyaci olacak .O da Cinde mevcut.
Personeli bile tahliye etmekte zorlanan ABD Afgan ordusunun terkettigi silahlari nasil tahliye edekti? Cok buyuk ve uzun sureli lojistik gerekirdi.
Yorumunuz icin tesekkurler.Boyle yorumlar beni mutlu eder.
Değerli komutanım , amerika ,afganistandan çekildi sadece. O değerli toprakları terk etmedi . Eğer çekilmeseydide talibani hem çin hemde rusyayı çevrelemek için kullanmaya kalksaydı , abd , doğrudan hem çin hemde rusyanın hedefi haline gelecekti. Ani çekilişle sahada boşluk yaratıp talibanı , uluslararası platformda tüm afganistanın resmi ve yasal devlet yönetimindeki temsilcisi haline getirdi. Bundan böyle her ülke doğrudan taliban ile muhatap olacak ve talibanda yaptıkları ve yapamadıklarından muhataplarına karşı doğrudan sorumlu olacaktır. Yani kimse abd ye ,taliban şöyle böyle yaptı, bundan abd sorumludur diyemeyecek . Yani taliban abd adına yeni bir vekalet savasını yapacak ama kimsede abd yi suçlayamayacak.