Nejat Eslen yazdı…
Sayın Yavuz Alogan’ın Veryansın’da yayımlanan ‘’Üçüncü Jeopolitik Felaket’’ başlıklı yazısı, son zamanlarda okuduğum önemli jeopolitik değerlendirmelerden biri idi.
Alogan’a göre ‘’Yakın tarihinde Rusya iki büyük jeopolitik felaket yaşadı… Birincisi, Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Brest Litosk Barış Antlaşması idi…Bu antlaşma ile Sovyetler Avrupa’daki düşman devletlerle arasındaki güvenli bölgenin tamamını (Baltık ülkeleri, Polonya, Beyaz Rusya, Ukrayna, Finlandiya) kaybetti…
Rusyanın ikinci büyük jeopolitik felaketi 1991 yılında yaşandı, Sovyetler Birliği ve Varşova Paktı dağıldı…’’
Putin de ‘’Sovyetler Birliği’nin dağılmasının yirminci yüzyılın en büyük jeopolitik katastrofu olduğunu’’ ifade etmişti.
Sovyetler Birliği’nin dağılması ile Rusya, hem coğrafya olarak küçülmüş, hem de önemli nüfus ve ekonomik kapasite kaybına uğramıştı. Varşova Paktı’nın dağılması ile ise Rusya, NATO ile arasındaki tampon bölgeyi bütünü ile kaybetmişti.
Yazar, günümüzde, ABD’nin NATO ile Rusya’ya karşı yaptığı çevreleme faaliyetlerini değerlendirerek sormaktadır; ‘’Rusya üçüncü bir jeopolitik felakete mi yaklaşıyor? Kuşatmayı yarma şansı var mıdır?…’’
Yazarın bu jeopolitik öngörüsüne ve kaygısına ben de katıldığımı ifade etmek isterim. Ben de kitaplarımda ve yazılarımda Rusya için bu riskin mevcut olduğunu vurgulamıştım.
Mevcut ekonomik ve demografik hassasiyetleri ve sahip olduğu geniş coğrafyayı kısıtlı insan gücü ile koruma mecburiyeti nedeni ile Rusya gelecekte de toprak bütünlüğünü koruma riski ile karşı karşıya kalabilecektir.
Ayrıca, ABD’nin Rusya’yı mevcut dünya düzeni karşısında tehdit olarak görmesi, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra NATO’yu devamlı doğuya doğru genişleterek Rusya’yı çevrelemeye çalışması, NATO ile Rusya arasındaki tampon bölgeyi yok etmeye gayret göstermesi; 30 üyeli NATO’nun varlığının ise Rusya tehdidine dayandırılması nedenleri ile Rusya’nın gelecekte de bir jeopolitik felaket ile karşılaşması mümkündür.
ABD’nin Rusya’yı daha da küçültme hedefinden vazgeçtiğini söylemek mümkün değildir. Z.Brzezinki ünlü Büyük Satranç Tahtası adlı kitabında, ‘’Rusya’nın, Avrupa Rusya’sı, Sibirya Cumhuriyeti ve Uzak Doğu Cumhuriyeti olarak üçe bölünmesi gerektiğini’’ ifade etmişti.
Günümüzde Rusya, Putin gibi dirayetli bir lider sayesinde, Soğuk Savaş sonrasının çöküntüsünü atlatabilmiş, uluslararası toplum içindebugünkü yerini alabilmiş, yakın çevresinde, Ortadoğu’da ve Afrika’nın kuzeyinde jeostratejik hamleler yapabilmiştir. Putin sonrası dönemde, bu ülkeyi yönetecek liderlerin kapasitesi, Rusya’nın geleceğinde önemli rol oynayabilecektir.
CIA Factbook’a göre Rusya, 17 milyon 098 bin kilometre kare ile dünyanın en büyük coğrafyasına sahip ülkesidir. Bu kadar geniş bir coğrafyaya sahip olan Rusya’nın nüfusu ise sadece Çin’in onda biri kadar, 142 milyondur. Rus etnik grup nüfusun yüzde 77.7 sini oluşturmaktadır. Mevcut nüfusun yüzde 10-15 kadarı Müslümandır. Bu ülkede yaşayanlar daha çok batı Rusya’da yoğunlaşmıştır. 2021 Yılında Rusya’da nüfus yüzde 0.2 azalmıştır. Nüfus azalması, Rusya’nın yaşadığı önemli bir demografik sorundur.
ABD ve Çin ile mukayese edildiğinde Rusya’nın ekonomik kapasitesinin çok daha küçük olduğu görülebilir. Rusya’nın 2019 yılında gayrisafi hasılası satın alma gücü paritesine göre 3.968 milyar dolar, reel rakamlara göre ise 1.7 milyar dolardır. 2019 Yılında Rus ekonomisi yüzde 1.34 büyümüştür. Rusya 2019 yılında 551 milyar dolarlık ihracat, 367 milyar dolarlık ithalat yapmıştır.
Petrol, doğal gaz, kömür, buğday ve demir Rusya’nın başlıca ihracat kalemlerini oluşturmaktadır.Petrol, doğalgaz, stratejik mineral ve nadir element kaynaklarına sahip olan Rusya, dünyanın ikinci büyük petrol üreticisi ve ihracatçısı ve ikinci büyük doğal gaz üreticisi ve ihracatçısıdır. Rusya, dünyanın en büyük doğal gazrezervlerine sahip ülkesidir, petrol rezervlerinde ise dünyada sekizinci sırayı almaktadır.
Rusya, 2020 yılında gayrisafi hasılasının yüzde dördünü askeri harcamalarda kullanmıştır. World Fire Power’a göre Rusya, ABD’den sonra dünyanın en güçlü silahlı kuvvetlerine sahiptir. Rusya’nın nükleer kapasitesi, ona ciddi bir caydırıcı imkan sağlamaktadır.
Görüleceği gibi kısıtlı demografik imkanlara rağmen çok büyük bir coğrafyayı elde bulundurmak zorunda olan Rusya’nın ekonomisi kısıtlı ve enerji ihracatına bağımlıdır.
Kalpgahı elde bulundurması ve geniş coğrafyası Rusya’nın güvenliği için bir avantaj olarak da görülebilir. Caydırıcı nükleer kapasitesi, güçlü silahlı kuvvetleri ve geliştirdiği etkin silah sistemleri, günümüzde Rusya’nın güvenliğinin garantisidir.
Unutmayalım ki Sovyetler Birliği dedağıldığında güçlü bir nükleer kapasiteye sahipti.
Rusya ile Çin, ABD tarafından mevcut dünya düzenini çökertmek isteyen revizyonist güçler olarak tanımlanmaktadır. Bu nedenle de Rusya ve Çin, aynı ABD tehdidi karşısındadır, bu nedenle de Rusya ve Çin yakınlaşmaktadır.
ABD’nin NATO ile Rusya’yı Baltık ülkeleri- Ukrayna-Karadeniz-Güney Kafkasya hattında çevreleme gayretleri devam ederken, ABD Başkanı Biden, Rusya’yı Çin’den kopararak kendi yanına çekmeye de çalışmaktadır.
Küresel güç olmayı amaçlayan Rusya’nın geleceği, Putin’den sonraki liderlerin yeteneğine, ekonomisini çeşitlendirmesine ve güçlendirmesine, nükleer kapasitesine, silahlı kuvvetlerinin gücüne, geliştireceği caydırıcı etkin silah sistemlerine, Çin ile dayanışmasına ve en önemlisi ülke içindeki istikrara bağlı olacaktır.
SON SÖZ:
Türk Boğazları, Rusya’nın ticaret yapmasını, dünyaya açılmasını, donanmasının sıcak denizlere inmesini sağlayan en önemli deniz yoludur. Montrö Sözleşmesi, Rusya’nın Karadeniz güvenliğinin garantisidir. Türkiye coğrafyası ise Rusya’nın güney kanadının güvenliği için önemlidir.
NATO üyesi olsa bile Türkiye, ABD’nin Rusya’yı çevreleme faaliyetlerinde, özellikle de Karadeniz’de dikkatli olmalı,kuzey komşusu Rusya’yı karşısına almamalıdır.
İstikrarlı ve güvenilir Rusya, Türkiye’nin kuzey kanadının güvenliği için gereklidir.
Rusya’nın yaşayacağı yeni jeopolitik felaket, bölgesel dengeleri bütünü ile sarsacak, Türkiye’yi derinden etkileyecektir.
Türkiye’nin jeopolitik önceliği, Cumhuriyet değerlerinin, ülke bütünlüğünün, anayasal düzenin, demokrasinin ve sosyal hukuk devletinin muhafaza edilmesi;yurtta istikrarın sürdürülmesi, Anavatan’ın ve Mavi Vatan’ın güvenliğininsağlanmasıdır.
Günümüzde, Amerikan boyunduruğu altındaki Türkiye, uzun vadeli Atlantik planlaması vegörevlileri ileCumhuriyet değerlerinden koparılmakta, ekonomik yapısı çökertilmekte, kendi içinde giderek ağırlaşan yoğunlukta jeopolitik felaketi yaşamaktadır…
8 Yorum
- Yorumların Sıralanışı
- Yeniden Eskiye
- Eskiden Yeniye
Miami’deki 13 katlı bina gibi gümbürdeyerek çökmekte olan ABD’nin eskiden olduğu şekli ile Rusya’ya ya da başka birilerine yapacak çok fazla bir şeyi olmadığını görebiliyoruz.
ABD’nin önünde birkaç seçenek var; kendine yetebilecek doğal kaynakları olan ABD ya akıllı bir planlama ile içine kapanarak belki uzunca bir süre daha yaşayacak ya da topyekün ve kazananı olmayacak bir dünya savaşını tetikleyecek.
Doğası gereği kapitalizm israfa dayalı bir sistem ve yıkıp yeniden yapmak da israfın en gelişmiş şekli. Kimsenin arzu etmediği bir 3. Dünya savaşı oluşturacağı yıkım ve yeniden yapım süreci ile kapitalizmi bir sonraki krize kadar -belki bir 15-20 yıl daha yaşatabilir fakat en korkuncu bu savaşta nükleer silahların kullanılması ihtimalidir.
Diğer taraftan savaş insan kaynağına dayalı bir şey, ABD’nin topyekün bir savaşı yürütebilecek sayıda savaştıracak insan kaynağı bulması pek imkan dahilinde görünmemekte. ABD insanını hangi motivasyon ile savaştıracak? Saddam New York’u bombalayacaktı yalanına artık pek fazla kimseyi inandıramayacağı açıktır.
Nükleer silah kullanılması ise ancak bir ABD’nin başına geçecek bir delinin yapabileceği bir şey, Rusya ve Çin’in elindeki nükleer silahlar şu an için dünya barışının sigortasıdır.
Bir başka ihtimal ise ABD’nin Sovyetler birliği gibi parçalanması ihtimalidir.
“Unutmayalım ki Sovyetler Birliği dedağıldığında güçlü bir nükleer kapasiteye sahipti” demişsiniz, doğrudur. sscb çöktüğünde gittim Rusya ya. SSCB dağılmasın diyecek insan sayısı çok çok azdı. Ama şimdi Rusya da Müslümanlar dışında tek yumruk olacak bir bilinçleri var. Nedense Müslümanlar dünyanın her yerinde batının kullanışlı aparatı olmaya hazırlar…
Rusların en büyük hazineleri içtenlikleri ve sadakatları.Rusya liderini çıkaracaktır.
Gelecekte Amerika Çin ve Rusya karşısında öyle zor durumda kalacak ki Avrupa başta olmak üzere Rus gazını sattırmamak için uğraşacak istemeyen ülkelere ise ambargo uygulayacaktır. Bu sebeple İsrail ,Yunanistan ve Güney Kıbrıs Doğu Akdeniz’de Amerika tarafından desteklenmektedir.Bu ülkeler kukla ülkelerdir . Ermenistan da bu ülkelere dahildir . Bu sadığım ülkelerden hiç biri bizim ülkemiz gibi bağımsız bir şeklide kurulmamıştır.
bana göre abd, rusya için bir tehdit değil. onlar her konuda anlaşabiliyorlar. bu yüzden vitrinde savaş naraları atıp arka planda votka içiyorlar.
bu tabir meşhurdur. örneğin suriye’de de ortak planları var ve birlikte hareket ediyorlar. abd zaten yerleştirdi rusya’yi suriye’ye ve membic’e geleceğimizi anlayan abd, orayı bir gecede ruslara bıraktı, unutmayın.
herkes geçmişe bakıp, mevcut konjonktürü de ona göre okumaya çalışıyor. rusya için tehdit çin’dir. rusya’da çin’e yakın olan şehirlere devlet teşviki var ancak insanlar pek de gitmeye hevesli değiller. siz de söylediniz zaten nüfus azalıyor, topraklar çok geniş. çin ise 2 milyar olmak üzere.. çin, şu anda sessiz sedasız büyümeye devam ediyor. çok yakın bir zamanda da çin’in ne kadar büyüdüğünü göreceğiz. bu büyük ekonomik ve askeri gücün bir de nüfus kütlesini barındırma ihtiyaçları olacak. karadağ’da otoyolun parasını ödeyemedi karadağ devleti ve lütfen anlaşmanın detaylarına bakınız, ödeme olmazsa diye…
türkiye’de bazı şeyler yolunda gitmiyor olabilir ancak gelecekte abd ve rusya , bize çok ihtiyaç duyacak, çünkü ipek yolunun geçtiği orta asya’da çok güçlü olacağız. türkiye bir entegrasyona gidiyor ve herşey çok güzel olacak.
selamlar.
Eğer Rusya yeniden çöküp ve parçalansa yeni cumhuriyetler ortaya çıkacak ve bazılarında yakutistan gibi türk olacak ve kuzey kafkasyada öyle. Ve bölgede güç boşluğu yaşanacak, bunu doldurmak için ilk olarak çin ve İran sahaya girecek ve ABD AB’de öyle ve buradan zararlı çıkan Türkiye ve Türk cumhuriyetleri olacak , aynı dünya savaşı gibi. Buna Türkiye şimdiden plan yapmalıdır. Türkiye MMU ve Altay tankı ve milli silahları ile güçlü bir askeri kapasite yapmalıdır ve Azerbaycan ve Özbekistan ve Kazakistanda büyük askeri üsler kurmalıdır ki İran ve Çin’in bu bölgelere girmesini önledin. Ve Türkiye hemen atom bombası yapmalıdır çünkü eğer ABD Rusya ile savaşa girse bir tek silah Türkleri bu savaştan uzak tutar ve savaşa girmek için zorlayamazlar ve o da atom bombasıdır. İran Rusya çin Yunan yüzlerce yıl Türkleri hükümeti altindamışlar ve bundan dolayı türk nefreti kanlarına girmiş ve bundan dolayı her zaman Türklere darbe vurmak için tetikteler. Bunlardan dost çıkmaz . Rusya iyi biliyor ki Türkiye istese Karadenizi Rusya’ya cehennem eder ve bundan dolayı Türkiye Rusya’nın güvenliğini temin ettiği için karşılığını almalıdır ve eğer ve bunu Rusya , atom bombası teknolojisi, Karabağ istatusu, İran’a karşı Türkiye ile işbirliği ve KKTC’yi tanımak ile ödeye bilir. Rusya’nın varlığı Türklere karşı bir daimi tehlikedir ama eğer çökse bölgenin güç dengesi emperyalist ve çin ve İran lehine çevirebilir ve Türkler (yani türk dünyası) çin ABD İran arasında parçalanabilir, bundan dolayı eğer Rusya turan birliğinin kurulmasına eğer destek verse kendi menfaatine de olur ama Ruslara güven olmaz, gelecek yıllar türk için çok çetin ve zor yıllardır
küresel iklim değişimine bağlı rusyanın sahip olduğu sibiryadaki taygalar verimli topraklara dönüşüyor.ABD nin iştahını kabartan bu büyük toprak parçasının denetimi onda olmalı. Bunun için dünya savaşı bile çıkartabilir ABD.
sevgili dostum,
rusya’nın yakın gelecekte çökmesini beklememek lazım. çökse de ilk hareket edecek olan iran değil. iran ,rusya’da nereye hareket edebilir. rusya ‘ya hareket edebilecek tek güç var, o da türkiye’dir. işte kendin de söylemişsin rusya’daki türk cumhuriyetlerini. iran’ın orada barınma şansı bile yok.
çin ise büyüyen nüfusuna alan arayacak hale gelecek. hatta sovyetler döneminde bile ,rusya’ya ait olan bazı bölgelerin çin’e ait olduğunu kabul eder durumdaydı çin daha o yıllarda.
rusya’nın çökmesi yakın bir zamanda mümkün değil gibi duruyor. fakat nüfusu azalıyor. dünya üzerinde süper güç olarak kalamaz bu şekilde. müslüman nüfusu da artışta. rusya’nın yakın zamanda çökmesini beklemiyorum ancak çin faktörü, rusya ile ilgili tüm dengeleri alt üst edebilir. bekleyip göreceğiz. bu arada türkiye’nin nükleer silahlara sahip olması şart. burada çok ilginç bir durum var. pakistan ile türkiye’nin birlikteliği dikkat çekici. türkiye,nükleer silah sorununu çözmüş olabilir hem de büyük bir ustalıkla. bu şekilde çözmemiş olsa bile iddiaları vardır türk devletinin. balistik füze programı (gezgin) ve uzaya roket gönderilmesi hadisesi de nükleer silahlar konusunda fikir veriyor değil mi.. kısacası nükleer silahlara sahip olmamız kaçınılmazdır.
selamlar.