Nejat Eslen yazdı…
Zaman hızla geçiyor farkında mısın?
Belki günler değil ama yıllar hızla geçiyor.
Bir yıl, üç yıl, beş yıl geçiyor.
Zaman hızla geçiyor.
O büyük kalabalıklar içindeki yalnızlığında, zaman silindir gibi üzerinden geçiyor.
Zaman beklemekle geçiyor.
Kimi beklediğini, neden beklediğini bile bilmiyorsun ama bekliyorsun.
Gelecek mi, gelmeyecek mi bilmiyorsun ama bekliyorsun.
Belki uzansan dokunabilirsin ona, bilmiyorsun.
Beklemek seni yoruyor, beklemek sana acı veriyor.
Sen beklemenin verdiği acının mutluluğunu seviyorsun.
Sen beklemeyi seviyorsun.
Neden beklediğini, kimi beklediğini bile bilmiyorsun.
Uzansan belki dokunabilirsin ona .
Sen beklemeyi seviyorsun.
Büyük kalabalıklar içindeki yalnızlığında…
Sevda kapını ne zaman çalar bilemezsin
Önce sevmeyi öğreneceksin
Önce seveceksin
Sevda kapını ne zaman çalar bilemezsin
Önce beklemeyi öğreneceksin
Bekleyeceksin
Sevda kapını kim çalar bilemezsin
Önce bilmeyi öğreneceksin
Bileceksin
Gelecek olan
Umudunun gölgesidir
Kim bilir ne zaman gelir
Bekleyeceksin
Elini çabuk tut
Zaman hızla geçiyor
Sevmeyi ne zaman öğreneceksin
Unutma
Önce sevmeyi
Sonra beklemeyi öğreneceksin
Unutma beklediğin
Umudunun sadece gölgesidir
Kim bilir
Ne zaman gelir
Zaman silindir gibi geçiyordu üzerinden.
Sen büyük kalabalıklar içindeki yalnızlığını yaşıyordun.
Zaman beklemekle geçiyordu.
Beklediğin umudunun gölgesi idi bilmiyordun.
Belki uzansan elini tutabilirdin onun.
Bilmiyordun.
Sen beklemeyi seviyordun…
Güzel bir yazı:
Sevmenin ve beklemenin
Güzelliğinin stratejisini derinlemesine anlatmışsınız.
Sen beklemenin yarattığı umut yorgunluğunu bilir misin!
Ben de NATO , Suriye felan diye bir yazı bekliyordum. Vay be gözlerim doldu durup dururken.