Nejat Eslen
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Türkiye stratejik baskı altında

Türkiye stratejik baskı altında

featured

Bir önceki yazımda, Türkiye’nin Trakya’da Yunanistan sınırından başlayan, Ege denizini içine alarak Girit adasına, oradan, Kıbrıs üzerinden Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyine, İran sınırına kadar uzanan geniş  bir hatta çevrelendiğini ifade etmiştim.

Evet, NATO üyesi Türkiye, NATO üyesi ülkeler tarafından Ege denizinde, Doğu Akdeniz’de, Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyinde çevrelenmektedir.

Yakın geçmişi hatırlayalım. Cumhurbaşkanı R. T. Erdoğan, Türkiye’nin ABD ve AB ile yeni bir sayfa açacağını ifade etmişti. Bu haber Türkiye’de çok kişiyi sevindirdi. Ne de olsa ABD, NATO’nun lider ülkesi, Türkiye ise bu ittifakın üyesi idi.

Evet, ne de olsa AB’nin Türkiye’yi bölünmeden üye yapma niyeti olmasa da böyle bir üyelik hayalimiz vardı. (AB’nin Türkiye’yi üye yapma şartını anlamak için kağıt bir avro üzerindeki Avrupa haritasına bakmanız yeterli olacaktır; o haritada Türkiye’nin batısı vardır, doğusu yoktur. Türkiye’nin AB üyeliğinin şartı budur. Her açılım hikayesi Türkiye’yi bu haritaya ve AB üyeliğine yaklaştırır.)

Biz ABD ve AB ile yeni bir sayfa açmaya hazırdık. Ancak, bu girişim tek taraflı bir irade beyanından ibaret olamazdı. ABD’nin ve AB’nin de Türkiye ile yeni sayfalar açmak için irade oluşturması gerekirdi. İşte o kritik soruyu sormanın şimdi tam da zamanıdır;

ABD ve AB’nin Türkiye ile yeni bir sayfa açma iradesini oluşturmasının Türkiye’ye maliyeti nedir?

ABD’de artık dizginler Biden’in ellerinde olduğuna ve hem AB ve hem de NATO Biden’la uyumlu hareket edeceğine göre, acaba bizden;   

-Doğu Akdeniz’de daha sakin,

– Ege denizinde Yunanistan’a karşı daha saygılı,

-Suriye’de PKK’nın koronavirüs gibi transformasyona uğramış şekli PYD’ye karşı daha anlayışlı,

-Kıbrıs’ta çözüme yakın,

-Rusya’ya ve İran’a karşı daha soğuk,

-Karadeniz’de Rusya’nın karşısında NATO görevlerine istekli,

-Gerektiğinde İran meselesinde katkı sağlamaya hazır,

-Kürt sorunu (!) için yeniden gönüllü olmamız mı istenecektir?

Yeni bir sayfa açmanın maliyeti bu ise bu maliyet kabul edilebilir mi?

Aklıma başka sorular da gelmeye başladı;

– Biz Doğu Akdeniz’de, Oruç Reis ile hak iddia ettiğimiz her yerde arama yapabiliyorken şimdi neden sadece Antalya körfezinde arama yapıyoruz?

-Neden Yunanistan ve Almanya Oruç Reis’in sadece Antalya körfezinde arama yapmasını memnuniyetle karşıladı?

-Neden Oruç Reis’in sadece Antalya körfezinde arama yapmasına memnun olduğunu açıklayan Yunanistan, Ege denizinde gayri askeri statüde olması gereken adalar dahil olmak üzere, bize karşı büyük çaplı askeri tatbikat başlattı?

-Neden kendisini mareşal sanan Hafter Libya’da bize meydan okumaya başladı?

-Neden sürekli transformasyondan geçerek isim değiştiren PKK, Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyinde hareketlendi?

Neden biz ABD ile ilişkilerde yeni bir sayfa açmaya hazırlanırken, ABD istihbarat kurumları ile irtibatlı olan ve bu ülkenin derin yapısını temsil eden Atlantik Konseyi, ‘’2020 İçin On Risk On Fırsat’’ başlıklı  raporunda, Türkiye’yi  küresel bir tehdit, yayılmacı bir haydut devlet olarak tanımladı?

-Yoksa, hazinesinde sorunlar yaşayan Türkiye, stratejik baskının etkisi altına mı girdi?

Trakya’da Yunanistan sınırından başlayan, Ege denizi ürerinden Girit’e, Kıbrıs’a, Suriye’nin ve Irak’ın kuzeyinden İran sınırına kadar uzanan geniş bir yayda, Atlantik yapısı tarafından çevrelenen ve sürekli sıcak paraya ihtiyaç duyan Türkiye’nin ABD ve AB  ile yeni sayfalar açmasının maliyeti büyük olacak gibi…

SON SÖZ;
Tarih boyunca, çoğu zaman devletlerin zayıflaması ve çöküşü,  dış dinamikler nedeni ile değil, içerde sistemin ve siyasetin yozlaşması, iç cephenin zayıflaması nedeni ile gerçekleşmiştir.

Mustafa Kemal Atatürk işte bu nedenle aslolan iç cephedir demiştir.

Türkiye’nin güvenlik önceliği, kutuplaşmayı sona erdirmek, siyasette yozlaşmayı önlemek, hazineyi ve iç cepheyi güçlendirmektir.

Türkiye’nin güvenlik önceliği, Misak-ı Milli sınırları ile tanımlanmış olan Anavatan’ı ve Mavi Vatan’ı her türlü tehdide ve hıyanete karşı savunmaktır.

Nokta.

 /></strong></a></p>
</div></div>	<div class=

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

13 Yorum

  1. Sadece Türkiye Cumhuriyeti için değil bütün insanlık tek çıkış yolu halkçı, vatansever, üretimi ve insan hayatını önceleyen barışçıl Kemalist politikalardır. Kazanan Mustafa Kemal Atatürk olacak, hırsız sömürgeciler ve onların fahişeliğini yapan dinci-etnikçi-mezhepçi çakallar değil…

  2. bunları birde bizim sözde Atatürkçü muhaliflere sorun. Onlara göre tayyip gitsin tüm dertler ortadan kalkacaktır. Hatta tayibin gitmesi için hdp yi bile minnoş gibi göstermeye nasılda gayret ediyorlar. önce muhalefetin millileşmesi gerekiyor. daha ülkenin başına geçmeden gayrimilli davranan bir muhalefet zaten en büyük tehlikedir. dış güçler dediğinizde de dalga geçiyorlar akıllarınca. tayyibi seversiniz sevmezsiniz ancak şu andaki milli politikaları amalara değinmeden desteklenmelidir. libyada, kıbrısta, suriyede, azerbaycanda, doğu akdenizde, ırakta, afrikada gayet milli politika izlenmektedir. mhpnin de desteği zaten bu yüzdendir. içerdeki bölücülere gereken yapıldıkça ses kılıçdardan ve avanalerinden geliyor. hatta sözde ülkücü ip de bunlara katıldı.

  3. Küresel ölçekteki stratejik baskı, basit olarak Tek Dünya egemenlik taraftarları ve Seçilmişlerin egemen olduğu tek Dünya egemenlik taraftarları arasında kıran kırana geçiyor, sahip oldukları muazzam kaynaklara ve imkanlara bağlı olarak her ülkedeki parçalarıyla etkisini daha fazla gösterecek, Ülkemizdeki yansımaları geçmişte olduğu gibi devşirmeleri, etki ajanları ve uşaklarıyla gündem oluşturmaya ve ülke halklarını ve yönetimini etkilemeye ve yönlendirmeye devam ediyor, burada asıl nokta gerçek ve asıl gündemden düşürmek ve gözden kaçırma çabalarının kısmen başarıya ulaşması, güncel durumda bizim için temel stratejik baskı Güney sınırlarımızdaki harita çalışmaları ve Doğu Akdeniz de yaklaşık en az 3.5 Trilyon dolar değerindeki Gaz-Petrol varlığına sahip olma çalışmaları, tüm bunların yanında seçilmiş halkın vaad edilen topraklara sahip olmak için hiç bir ahlak ve etiğe değer vermeden şuursuzca ve acımasızca sürdürdüğü savaşın bölgeye etkisi ve bu seçilmiş halkın egemen olduğu finansal mimari ve para sistemindeki imkanlarıyla daha da şiddetlenerek sürecek, sonuç olarak zihinsel boyutta, para var, çare var doktrinini iyi işliyorlar

  4. Tespitiniz doğru! Kendi düşen ağlamaz. Tayyip’in gitmesi de bir şey değiştirmez, kafalar değişmedikçe.
    Neymis efendim, AB bizi sevmiyormuş, kagit avronun üstünde bile haritayı Trakya’dan kesmiş. Vah, vah, vah! Kardeşim, adamlar muslumanlari istemiyorlar, bu bu kadar basit. Zorla güzellik olmaz. Sanki, sen hristiyanları seviyor, istiyor musun? Yoo, tam tersine. Guya, ilimli “Islam” olacakti, demokrasi olacakti, hak hukuk olacakti, falan filan. Onlar gider Mersine, sen gidersin tersine. Şeriatin eli kulaginda. N’apsin adam seni?
    En hakli oldugun konularda bile derdini anlatamazsın iste. Eh, güçlü de degilsin. Hazine batmış, 70 cente muhtaç kalmissin. Iki yol var, ya boyun egeceksin bu baskılara, ya da kuzey Kore olacaksın. O da nasıl olacak? Atom bombamız yok, F-35 lerimiz yok, SIHAlarla becerilecek miyiz bu isi? Kimin kucağına oturacaksın simdi? Katar yeter mi? Yoksa Rusya, hatta da Cin mi? Eh, S-400lerle idare ederiz belki.
    Lafla peynir gemisi yürümüyor. Demokrasiye, insan haklarına, hukuka saygın bir rejime doneceksin bir. Liyakata, ilme saygili, gerçeken yetenekli kadrolar kuracaksın iki. Güçleneceksin, bak o zaman hakkini alıyor musun, almıyor musun? Kemalizme karşıt tezler ancak bizi geldiğimiz yere geri gönderir: Iflas etmiş, komatoz Osmanli Imparatorlugunun son günlerine. Sizi bilmem ama, ben tarih okudum, hiç te o günleri canim çekmiyor.

  5. 29 Aralık 2020, 11:06

    Yıllardır bu sorunların öncü maliyetini ödüyoruz. Aptal yöneticiler yüzünden Pkk ve Suriye konusunda çıkan maliyet bile Türkiyeyi şaha kaldıracak bir yekün tutuyor.

  6. Iyi guldurdun

  7. Hangi partiyle secime girecek M.Kemal Ataturk? Ychp ile mi?

  8. fetöcü itler de çok gülmüştü, siz de gülün…

  9. Tayyib ve MilliPolitika?Bunu yazan kisi eminim ki makarnacidir.Yani Milli Politika nedir önce buna bakalim.Milli Politika ABD’nin kucagina oturarak tüm komsulari ile papaz olmak degildir.Esad’i devirmek icin Suriyedeki terör örgütü ÖSO’yu milletin vergileri ile beslemek degildir.Süleyman Sah’in mezarini bir gecede kacirmak degildir.Nato’nun Libya’da ne isi var diyip ertesi gün Izmir’i Libyanin bombalanmasi karargahi yapmak degildir.Mehmetcigi ülkenin ic güvenliginden soyutlayip yurt disinda hergün sehit haberleri ile toplumu germek degildir.TSK’yi Fetö ile isbirligi yaparak igdis etmek eger Milli Politikaysa sizlere tavsiyem Milli Politikanin ne demek oldugunu ögrenmenizdir.Süleymaniyede askerimizin basina cuval gecirenlerin taseronluguna soyunup BOP ESBASKANI olmakla gururlanmak Milli Politika degildir.Bence savundugunuz kisi Milli ihanet icindedir.

  10. Komutanım, yine enfes bir yazı olmuş ve muhteşem tesbitlerde bulunmussunuz.

  11. Şayet CHPkk li isen söylediklerinin zırnık değeri yok. PKK ve dhkpc sevdalısı Amerikan mandacisi Kılıçdaroğlu ve CIA ajanı etrafındaki hainler biraz zor Mustafa Kemal Atatürk’ü temsil ederler. Bunlar Atatürkun biolojik artığı bile olamazlar.

  12. Bu gerizekalilarin anlayamadığı nokta da bu işte. Olay Tayyip olayı değil. Olay Osmanlı’nın dağılmasından bu yana kapanmayan bir hasbin devamıdır. Bu defa aktör Amerika ve onun saksakcilari var Fransa gibi Yunan gibi fahişeler.

  13. Söylediklerinde haklısın ama çözüm yeri gördüğün chpkk konusunda yanılgı içindesin. Millet bütün bu olup biteni görüyor ama dere geçerken at degistirilmez hele bu at değil de chpkk gibi bir essekse.