Nejat Eslen yazdı…
Daha önce de ifade ettiğim gibi, Türkiye coğrafi konumu ile Afro-Avrasya coğrafyasının, bir başka ifade ile Dünya Adası’nın merkezinde yer almaktadır.
Bu önemli coğrafi konumu, Türkiye’yi merkez ülke yapmakta, Batı, Doğu, Kuzey, Güney istikametlerinde jeostratejik açılım imkanları sağlamaktadır.
Batı eksenini Atlantik ekseni olarak tanımlamak mümkündür.
Günümüzde Türkiye, NATO içinde Atlantik ekseninin bir üyesidir ve yıllardır AB ile ilişkilerini geliştirmek istemektedir.
Günümüzde Türkiye, ne Atlantik yapısının tam içinde, ne de tam dışındadır. Bu durum ise ciddi sorunlara neden olmaktadır.
Bu doğal bir gelişmedir. Çünkü, yeni küresel ve bölgesel jeopolitik şartlar oluşmakta, yeni fırsatlar ortaya çıkmakta, tehdit algılamaları değişmektedir. Türkiye de yeni küresel ve bölgesi şartlara göre en doğru jeostratejik eksenini aramaktadır, aramalıdır.
Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de, Adalar Denizi’nde, Kıbrıs’ta karşı karşıya olduğu güvenlik sorunları Atlantik kaynaklıdır. Atlantik yapısı Türkiye’nin içinde, Suriye’de ve Irak’ta PKK-YPG’ye verdiği destek ile de güvenlik sorunlarına neden olmaktadır.
Atlantik yapısının lider ülkesi ABD, Türkiye’nin Batı ekseninden sapmalar göstermesini, Rusya ile ilişkiler geliştirmesini önlemek, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni NATO görevlerinde kullanmak, tam üye olasılığı olmasa bile AB ile Türkiye’yi Batı ekseninin içinde tutmak istemektedir.
ABD, gerekirse dayatmalarla Türkiye’yi Atlantik yapısının içinde tutmaya kararlıdır. Günümüzde Atlantik yapısı, içinde bulunduğu ekonomik-finansal sorunları ve yönetim açıklarını kullanarak Türkiye’yi baskı altına almakta, Batı ekseni dışında inisiyatifler kullanmasını önlemeye çalışmaktadır.
Kuzey eksenini Avrasya ekseni olarak bilinmektedir.
Avrasya kıtasının önemli kıtasal gücü Rusya, bu eksenin lider ülkesidir. Giderek artan Atlantik çevrelemesi ve tehdidi karşısında olan Rusya, benzer tehdit algılamasını paylaşan Çin ile giderek gelişen ortak inisiyatiflerle Atlantik yapısı karşısında blok oluşturmaktadır.
Soğuk Savaş sonrası dönemde güvenlik algılamalarının değişmesi, Türkiye’ye yönelik güvenlik sorunlarının çoğunlukla Atlantik kaynaklı olması, Türkiye’yi, kuzey komşusu Rusya ile yakınlaşmıştır.
Türkiye, güney kanadının güvenliği ve denizlere açılım sağlayan coğrafyası nedeni ile Rusya için önemlidir.
Karadeniz Rusya’nın yumuşak karnıdır. Batı ekseninin lider ülkesi ABD, önümüzdeki süreçte Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerini minimize etmek, çevreleme hattı içinde stratejik öneme sahip Karadeniz’de Rusya’yı çevreleme gayretlerine katkısını sağlamak için Türkiye’ye baskı yapacaktır. Zaman içinde Türkiye, Karadeniz’de Rusya ile Amerika arasında sıkışacaktır.
Güney ekseni Ortadoğu coğrafyası, İslam dünyasıdır.
Atlantik ekseninin üyesi İsrail de bu coğrafyada yer almaktadır.
Türkiye, AKP yönetimi döneminde ABD’nin teşvikleri ile ne yazık ki öncelikle bu eksene yoğunlaşmıştır. Yeni Osmanlıcılık ve İhvancılık ideolojileri ile bu eksende enerjisini harcayan Türkiye’nin bölgesel liderlik hayalleri sona ermiştir.
Bölgedeki Arap devletleri zaman içinde Türkiye karşısında yer almış ve Türkiye bölgede yalnızlaşmıştır. Bölgede, Atlantik destekli PKK-YPG devletinin temelleri atılmakta, İsrail merkezli yeni bir koalisyon kurulmaktadır ve bu koalisyon Türkiye için potansiyel bir tehdit oluşturmaktadır.
Doğu ekseni Asya ekseni, Asya-Pasifik eksenidir.
Bu eksenin lider ülkesi Çin, küresel liderliği, Çin merkezli yeni bir dünya düzenini amaçlamaktadır. ABD-Çin rekabeti yirmi birinci yüzyılın kaderini belirleyecektir.
Çin’in başarısı, büyük ölçüde Kuşak Yol İnisiyatifi’nin başarısına bağlıdır.
Bu inisiyatif içinde yer alan Orta Kuşak, ilginç bir şekilde Türkiye’nin Güney Kafkasya-Türkistan (Orta Asya)-Doğu Türkistan- Çin (Asya-Pasifik) jeostratejik Doğu ekseni ile örtüşmektedir.
Bu eksen, Türkiye’nin yirmi birinci yüz yıl şartlarına en uygun, doğal ve doğru eksenidir.
Azerbaycan üzerinde Türk dünyasına ve buradan Çin’e, Asya-Pasifik’e açılan bu eksen, Çin’i Anadolu üzerinden Avrupa’ya, Ortadoğu’ya ve Akdeniz’e de bağlamaktadır.
AKP yönetiminin yaptığı en doğru stratejik hamle Karabağ girişimidir. Türkiye, Azerbaycan ile bütünleşmenin yollarını aramalıdır. Doğu ekseni, Türkiye’yi Türk dünyasına ulaştırma ve birlikte projeler geliştirme imkanı sağladığı için önemlidir. Azerbaycan’dan sonra jeostratejik öncelik, coğrafi konumu ve potansiyeli nedeni ile Özbekistan’da olmalıdır.
Bu eksenin bir alternatifi ise İran’dan geçmekte ve İran üzerinden Türkiye’yi Orta Asya’ya bağlamaktadır.
Kanımca, Doğu ekseni Türkiye’nin kaderini değiştirebilecektir.
ABD’nin Kuşak Yol İnisiyatifi’nin belli bölgeleri karıştırarak engellemek istediği bilinmektedir. Doğu Türkistan, bu hedef bölgeler içinde en önemlisidir. Çünkü, nasıl Azerbaycan Türkiye’nin Orta Asya’ya açılma kapısı ise, Doğu Türkistan da Çin’in Batıya açılan kapısıdır.
O halde bu noktada şu soruya cevap aramak gerekir; Türkiye, Uygur Türklerinin yaşam şartlarını Çin ile konuşarak, anlaşarak mı geliştirebilir, yoksa Çin’i karşısına alarak mı?
SON SÖZ:
Türkiye’nin doğru jeopolitik eksen seçimi yapabilmesi için öncelikle ekonomik-finansal yapısını ve iç cephesini güçlendirmesi, Atlantik boyunduruğundan kurtulması, eğer bulunabilirse her şartta geleceği Atlantik cephesinde aramayan, vizyoner yöneticileri tercih etmesi gerekmektedir.
O halde bu noktada şu soruya cevap aramak gerekir; Türkiye, Uygur Türklerinin yaşam şartlarını Çin ile konuşarak, anlaşarak mı geliştirebilir, yoksa Çin’i karşısına alarak mı? Şu kısma kesinlikle katılıyorum.
Merhaba Adım Nihat Zencirci, Siz yazınızda Türkiye belgesel güç olma özelliği kaybetti diye yazmışsınız;acaba bu görüşününüz halen sabitmi yoksa bugün farklımı düşünüyorsunuz. Yazınızı hayranlıkla okudum sanırım birçok özgürünüz çıkmış durumda son yazınızı okumadan direk yazdım dönüş yalarsanız sevinirim. Teşekkürler şimdiden