Nejat Eslen yazdı…
Arkadaşlar, bugün size çok önemli şeyler anlatacağım.
Ancak anlatacaklarım gizli, hem de çok gizli. Aramızda kalsın, kimseye söylemeyin.
Ben aslında üç gündür uzaydayım.
Size uzaydan yazıyorum.
Hatırlarsınız, Beyaz Saray’a Co Baydınla görüşmeye gitmiştim ya, Baydın beni çok sevmiş, o zaman iki kutu lokum götürmüştüm ona, Misis Baydın Türk lokumuna bayılırmış. Çok sevmişler beni.
Bundan sonra Co Baydın Türk-Amerikan ilişkilerinin düzeltilmesi için benim düşüncelerimden yararlanacakmış. Külliyenin de haberi olsun.
Neyse, asıl konumuza dönelim. Geçenlerde Co Baydın bana telefon etti. Co Baydının göreve başladıktan sonra aradığı ilk Türk de ben oldum böylece, kimse kıskanmasın.
Nejat dedi Co Baydın sana bir sürprizim var acele buraya gel. Pentagon özel bir uçak yolladı, beni doğrudan NASA’ya götürdüler.
Ben bu sefer Co Baydına lokumla beraber, kestane şekeri, Tekirdağ rakısı ve fıstık gönderdim.
NASA’da bize brifing verdiler. Ertesi gün doğru fırlatma üssüne gittik. On ayrı ülkeden on ayrı kişiydik. Bize astronot kıyafeti giydirdiler. Uzay gemisine bindirdiler. Uzaya fırlattılar.
Uzay yolculuğu iyi geçti. Bu uzay gemisi çok yeni bir teknoloji ile inşa edildiği için rahattık.
Güzel bir hostes, kemerlerin nasıl bağlanacağını, maskelerin nerelerde olduğunu, acil çıkış kapısının yerlerini falan anlattı.
Yolculuğun ne kadar sürdüğünü bizim bilmemiz mümkün değilmiş. Çünkü, yolculuk sırasında ikramlarla meşgulken bizi uzay gemisi ile birlikte ışınlanmışlar.
Sonra uzayda bilemediğimiz bir yere indirildik.
Bu yolculuğun gizli yanına geldim şimdi. Biz uzaya uzaylılarla buluşmaya gittik, dünya barış elçisi olarak.
Bizi uzaylılar törenle karşıladılar. Bu sene mor uzayda da moda imiş bizi mor halı üzerinde karşıladılar askeri törenle.
Burada askerler savaşmak için değil, sadece törenlerde kullanılıyorlar.
Bu uzaylılar bizim filmlerde gördüğümüzüz uzaylılara hiç benzemiyordu. Bu uzaylılar, doğal ile teknoloji karışımı bir şey. Hibrit yani melez. Hepsi aynı üniforma içinde ama içleri de görünmekte.
Uzaylıların yaşadığı doğa çok farklı. Doğayı sizin seçme şansınız var. Nasıl bilgisayarı açtığınızda bu manzarayı beğendinizse tıklayın diyorsa, burada da seçenek var, bu doğayı beğendiyseniz gözünüzü kırpın mesajı geliyor beyninize, gözünüzü kırparak seçiyorsunuz.
Ertesi gün bizi o koloninin uzay Reisine götürdüler. Bizi saygı ile karşıladı. İngilizce hitap etti bize. Uzayda çok mutlu olduklarını, barış içinde yaşadıklarını anlattı.
Uzay kolonisinin Reisi bize dünyalıların uzaylılardan korkmamalarını, Holivut filmlerine inanmamalarını söyledi. Asıl uzaylıların dünyalılardan, dünyalıların uzaya gelmesinden korktuklarını, dünyayı mahveden dünyalıların uzayı da kirletebileceklerini söyledi, hepimize mutluluklar diledi.
Tam ayrılıyorken uzaylı Reis, parmağı ile başındaki bir noktaya dokundu ve Türkçe konuşmaya başladı. Bana, ‘’Türk astronot Nejat Paşam sizinle özel olarak görüşebilir miyim’’ dedi. Tabi dedim. Oturduk, baş başa konuşmaya başladık.
Uzaylı Reis bana ‘’Nejat Paşam, biz uzaylılar olarak Türkleri çok severiz, devamlı takip ederiz. Sizin haberiniz olmaz ama zaman zaman Türkiye’ye geliriz, Bursa şeftalisi, Kırkağaç kavunu, Karadeniz hamsisi satın alırız, bayılırız bunlara’’ dedi.
Sonra devam etti uzaylı Reis, ‘’Sizden bazı konularda bize yardımcı olmanızı isteyebilir miyim?’’ “Evet, buyurun elimden geleni yaparım” dedim.
Biz dedi ‘’On kadar yakın uzay kolonisi birleşmeye karar verdik dünyadan gelebilecek tehditlere karşı, güçlü bir uzay birliği kurmaya karar verdik, benim de Uzay Kolonileri Reisi olmam kararlaştırıldı. Ancak, gördüğün gibi benim sarayım on odalı çok küçük, dünyada araştırmalar yaptık, gördük ki en uygunu sizin Reisin sarayı, benzerini inşa etmeye karar verdik, planını bize temin edebilir misin?
Sonra devam etti; ‘’Bir de güçlü bir ordu kurmaya karar verdik dünyadan gelebilecek tehditlere karşı. Ordumuzun güzel bir üniforması olmasını istiyoruz. Dünyadaki üniformalar içinde en çok sizin MSB Hulusi Akar’ın üniformasını beğendik. Hem sade, hem de gösterişli, şapkası da çok etkileyici, o olmazsa Bodrum belediye zabıtasınınki de fena değil, aynısını biz de kullanabilir miyiz, bize yardımcı olabilir misiniz’’ dedi.
‘’Son bir isteğim daha olacak’’ diye devam etti Uzay Kolonileri Reisi, ‘’Bizim yeni ordu için brifing konusunda tecrübeli bir genelkurmay başkanına da ihtiyacımız var; sizinkini kolonlayıp gönderebilir misiniz?
Elimden geleni yapmaya söz verdim.
‘’Sizi sık sık uzaya bekliyoruz’’ dedi. Uzay Kolonileri Reisi.
Sarıldık, vedalaştık.
Böylece, otomatikman uzaya giden ilk Türk astronotu da ben olmuştum.
Uzaydan sevgilerle, hoşça kalın.
11 Yorum
- Yorumların Sıralanışı
- Yeniden Eskiye
- Eskiden Yeniye
normal eleştirileri neden yayınlamıyorsun. Yalaka okur mu istiyorsunuz
Bre gariller’den önce yazdıklarınız olan ve inandığımız durumlar. Sonra yazdıklarınız bizi kendimize getiren ve de motive eden söylemler. Bravo. İşte böyle haykırabilmeliyiz.
Fikri mizahla açıklamanın bile bir zeka işi olduğunu unutup belki kahkahalarla, belki de kıs kıs gülerek yazılmış bu yazının ve ona yapılan yorumların arasında pırlanta değerindeki böyle bir duruşu ve fikri beklemiyordum. Tebrikler! Onurlu, şerefli bir TÜRK genci olarak teşekkür ederim.
Komutanım saygılar. Valla ne yaparsam yapayım kendimi sizi kıskanmaktan alıkoyamıyorum.Komutanım bu uzaylılar bir radyo kurmak isterse emekli bir trt teknisyeni olarak beni önermezseniz vallahi darılırım haberiniz olsun.Yok yok kesmedi yinede kıskanıyorum.Saygılar.
Uzaylılar Türk’tür ama buradakiler ne onu anlayamadım!
Uzaylılar TÜRK’tür ama buradakiler ne b*k onu anlayamadık!
Harika paşam, Paşa bizle eğlenmiyi kimle eğleniyi acaba?
Türkiyenin her yarışa girmesi ve birinci olması için mücâdele etmek, vasat insanlarda değil Atatürk gibi düşünebilen insanlarda görülür. Atatürk, 19 Mayıs 1919 da yarışa girmiş, 23 Nisan 1923 de yarışı bitirmiş ve 10 Kasım 1938 de “her girdiği yarışı bitirebilen bir ülkeyi” bizim elimize bırakmıştır. 1933 yılında “Türk milletinin karakteri yüksektir, Türk milleti çalışkandır, Türk milleti zekîdir” sözleri ile Atatürk o güne kadar alınan netîcelerin ana sebebini “Türk milleti” olarak değerlendirmiştir. Demekki Atatürk’ün bizi kurtarırken elinde olan kaynak, idrak edemediğimiz, kıymetini bilmediğimiz, hor gördüğümüz, aşşağıladığımız hazînemiz, altıyüz sene Osmanlının gücü, adâleti, teknolojisi ve kültürü içinde şerefle yaşamış, yüksek karakterli, çalışkan ve zekî halkımızdır.
Bre gâfiller, istesenizde istemesenizde, desteklesenizde takozlasanızda, necip Türk milleti, başında kim olursa olsun, bütçemizden ne kadar pay ayrılırsa ayrılsın veyâ ayrılmasın, medeniyetin yarışlarına iştirak edecek, okuyacak, düşünecek uygulayacak ve her girdiği mücâdeleyi eninde sonunda “netîcelendirecektir”.
Allah bizi korusun.
Harikasınız gerçekten, keyifle okudum.
Paşam kaleminize, emeğinize sağlık. Keyfim yerine geldi.
Ay yarıldım gülmekten!!Paşam,stratejik tiplere taktik oturtma tarifinizi pek beğendik.Aşkolsun!Ama paşam etmeyin eylemeyin.Biz yıllardan beri uzayda yaşıyoruz vatandaş olarak.Ur-anüs gezegeninde.