Yavuz Alogan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Dört Adam Altı Buçuk Darbe

Dört Adam Altı Buçuk Darbe

featured

Yavuz Alogan yazdı…

Mustafa Önsel’i ilk kez on yıl önce televizyon ekranında gördüm. Cezaevine götürülürken uzatılan mikrofona şöyle diyordu: “Bu gerçekte Türk milletine açılmış bir savaştır. Sakarya Savaşı çok öğreticidir. Sakarya savaşında bu ordunun yüzde kırkı kaçmış, yüzde altmışı da savaşmıştır. Biz savaşan dedelerin torunuyuz, o savaşta kaçanların torunlarıyla savaş şimdi başlamıştır.” Ekranın altında “Kurmay Albay Mustafa Önsel tutuklandı” cümlesi akıyordu.

Yakınmayan, acınmayan, şaşırmayan, “bana bunu nasıl yaptılar” diye ağlaşmayan, çok sağlam ve bilinçli bir meydan okumaydı. On yıl sonra kendisini Veryansıntv ortamında yakından tanıma fırsatı bulacaktım.

Mustafa Önsel tahliye olduktan sonra altı kitap yazdı. Ağacın Kurdu’nu (Alibi 2016) çıkar çıkmaz alıp okudum. Sağolsun, imzalı olarak gönderdiği son kitabı Bir Köy, Dört Adam, Altı Buçuk Darbe’yi (Kırmızıkedi 2020), “bir solukta” değil, dikkatle, satırların altını kırmızı kalemle çizerek okudum.

Kitap, Cumhuriyet tarihinin 1950-1980 dönemini, neredeyse hiçbir tarihî olayı atlamadan, yazarın sevgili köyü Vardallı’dan çıkan ülkücü ve devrimci dört adamın hayat hikâyesi boyunca çözümlüyor.

Burada kitabı anlatacak değilim. Cumhuriyet’in Devrim Kanunları’na bağlı bir Kurmay Albay’ın insan öyküleriyle anlattığı bu siyasî ülke tarihi mutlaka okunmalıdır. Ben sadece beni en çok etkileyen birkaç tema üzerinde duracağım, küçük bir eleştiri ve bir katkı denemesi yapacağım.

Kitapta Köy Enstitüleri’nin yapısı, çevreyle olan etkileşimi, kırsal bölgeleri nasıl dönüştürdüğü, hangi sınıfsal çıkarlara ters düştüğü için küçük bir devlet operasyonuyla nasıl yok edildiği genel olarak; Beşikdüzü Köy Enstitüsü’nün Vardallı köyünün özgür politik düşünce dünyasını nasıl biçimlendirdiği ise özel olarak anlatılıyor.

Mükemmel bir Demokrat Parti anlatısı var. Demokrasi dersi gibi: “Sandıkta halk Demokrat Parti’yi seçmiş ve politikalarına onay vermişti. O zaman kim DP’ye muhalefet ediyorsa milleti karşısına alıyor demekti.” Mustafa Önsel bize hiç yabancı gelmeyen bir dizi olayı sıraladıktan sonra, “Günümüzde de oldukça tanıdık bir yaklaşım, değil mi?” (s. 83) diye soruyor.

Bu arada “Ağacın kurdu” çok erken bir tarihte, 1960’larda beliriyor: “Işıkçılar ismiyle anılan İslamcı grubun liderliğini yapacak olan Hüseyin Hilmi Işık da albay rütbesinde, okulda (Erzincan Askerî Lisesi) kimya öğretmeni olarak görev yapmaktadır” (s. 101).

Önsel, 9 Mart olayını ve 12 Mart darbesini yapan yüksek rütbeli komutanları adil hafızanın ışığında vicdanlı bir eleştiriye tabi tutuyor: “Madem astların yanlış yolda, neden engel olmadın? Hele de destek olanlar, aferin devam edin diyenler… Komutanlık sorumluluğu taşımadılar. Astları onların evlatlarıydı. Ama onlar bir komutan, bir insan gibi değil timsah gibi davranmayı tercih ettiler. Timsah yavrusunu yerken gözyaşı döküyor, bu adamlar o kadarını bile yapmadılar…” (s. 175).

Kitapta ideolojilerin, siyasî tercihlerin ve hareketlerin çok üstünde tutulan bir arkadaşlık/kardeşlik övgüsü var.  Devrimciler ile Ülkücüler arasında her daim kan davası var sanılır. Oysa Ülkücü Hayrettin, çocukluk arkadaşı ve köylüsü Devrimci Ziya’yı askerî cezaevinde sürekli ziyaret ediyor. Mustafa Önsel’in bu arkadaşlık/kardeşlik duygusunu ülkemizin hamurundaki esas maya olarak gördüğünü anlıyoruz. Kitap boyunca 1962-63 darbe girişimlerine katılan Harp Okulu öğrencilerini, sonraki dönemin devrimcilerini ve ülkücülerini samimiyet, inanç ve yurtseverlik ekseninde birleştiren, bunu yaparken “aldatılmış zavallı gençler” edebiyatına zerre kadar sapmayan, önceki kuşaklarla kusursuz empati kuran sağlam bir çizgi görüyoruz.

Eleştiriye gelince… Yusuf Küpeli’nin analizi Mahir Çayan’ı anlamaya yetmez. Onu hayatının son bir yılıyla değerlendirmek hatalı sonuçlara yol açar. Bence bu önemli, çünkü Mahir Çayan’ın günümüzde tuhaf biçimde gündeme geldiğini görüyorum. Abdullah Öcalan, HDP kurulurken, “Biz Mahir Çayan’ın devamıyız” diye saçmaladı mesela. Yakın zamanda AKP’nin iki militanı, Mehmet Metiner (CNN’de) ve Metin Külünk (Ulusal Kanal’da) Mahir Çayan’ı övdüler. 10 Aralık 2020 günü TBMM’de “Mahir Çayan-Alaattin Çakıcı (!)” tartışması oldu.

Bu ilginin sebepleri hakkında ancak tahminlerde bulunabiliriz: AKP, VP’yle sağladığı yakınlaşmayı, sosyalist solun farklı kesimlerine, hatta CHP’nin gençlik koluna doğru genişletmek, oralarda sempati yaratmak istiyor olabilir. Belki de yeni bir “çözüm süreci” için ortam yoklaması yapıyorlar.

Mahir Çayan Dev-Genç hareketinin en kitlesel döneminin tartışmasız teorik ve politik lideriydi. PKK/HDP’den, AKP’den, “ben onun kulağını çektim” diyen vicdanı körelmiş belleksiz demagoglardan ve her türlü karanlık alâkadan Mahir Çayan’ı kurtarmak ve onu iyi anlamak gerekir.   Bu da ancak doğrudan Mahir Çayan’ın yazıları okunarak yapılabilir.

İkincisi: merhum kardeşimiz Bülent Uluer sosyalist sol adına konuşacak biri değildir. Önsel’in kitabında kendisiyle yapılan mülakat (s. 246-254) Bülent Uluer’in HDP’ye “Çerkez fraksiyonunun lideri (!)” olarak katıldığı döneme aittir, ciddiye alınacak bir yanı yoktur ve kendisi antiemperyalist sosyalistler tarafından eleştirilmiştir (bir örnek olarak bkz. https://ilerihaber.org/yazar/cerkes-solu-fraksiyonu-30933.html ). Ülkesinin etnik ve dinî olarak bölünmesini “demokratik” bulan adamdan sosyalist olmaz. Türkiye’de sosyalist sol geleneksel olarak tam bağımsızlıkçı olmuş ve Mustafa Kemal’in millî kurtuluş çizgisini ilerletmeye çalışmıştır.

Mustafa Önsel’in hoşgörüsüne sığınarak küçük bir de katkıda bulunmak isterim:

Batı ülkelerinde 1968’in kitlesel öğrenci hareketleri dağılırken, bu hareketlerin içindeki en radikal militanlar kendi devletleriyle umutsuz bir silahlı mücadeleye girdiler. Almanya’da Kızıl Ordu Fraksiyonu (RAF), İtalya’da Kızıl Tugaylar (BR), İngiltere’de Öfkeli Tugay (AB), Fransa’da Doğrudan Eylem (AD), İspanya’da Antifaşist Direniş Grupları (Grapo), ABD’de Weathermen… Bunlar başbakan kaçırıp kurşuna dizdiler, her yeri bombaladılar, uçakları kaçırıp havaya uçurdular, sayısız soygun yaptılar, yargıçları ve devlet görevlilerini sokakta kurşunladılar. Yaptıkları eylemler şiddet ve maliyet bakımından bizimkilerin eylemleriyle kıyas kabul etmez.

Batılı devletler bu silahlı hareketleri kitlelerden tecrit ederek, zaman zaman kendi yasalarını da çiğneyerek onları fiziksel olarak imha ettiler. Fakat bunu yaparken kendi toplumlarının dokusunu, kültürel yapısını bozmaya, eğitim kurumlarını tahrip etmeye, basını susturmaya yeltenmediler. Siyasî partiler ve baskı grupları da bu hareketleri kendi çıkarları için yönlendirmeye çalışmadılar. Devlet silahlı grupları toplumdan ayırdı ve yok etti.

Bizde tam tersi oldu. Devlet, NATO’nun yaydığı antikomünist histeriyi genişleterek bütün toplumu kapsayan bir cadı avı başlattı; üniversite dekanından köy öğretmenine, romancısından şairinden tiyatrocusuna kadar laik dünya görüşünü benimsemiş ne kadar Aydınlanmacı okur-yazar varsa hepsini “komünisttir” diye ezip cezaevlerine doldurdu; toplumun entelektüel köklerini kuruttu ve en önemlisi muazzam bir kitap düşmanlığı yarattı. Ortaçağ’dan bu yana kitabı suç delili olarak mahkemeye sunan pek az ülke görülmüştür.

Sonuç olarak, sendikası, meslek örgütü, derneği olmayan, tarikat ve cemaatlerde örgütlenmiş bir toplum, kendi tabanından kopmuş siyasî partiler ve apolitik bir gençlikten oluşan kültürel bir çöl yarattılar. Saray   bu çölün üzerinde inşa edildi.  

Tekrar kitaba dönelim. Mustafa Önsel, kitabının sonunda “Bütün bunlar bir tarafa, artık emperyalizmin ülkemize açıktan saldıracağının ciddi işaretleri ortadadır,” diyor. “İç cephenin güçlü olması yaşamsaldır. Aramızdaki çelişkileri kaşımanın, birbirimizle uğraşmanın zamanı değildir. Zaman birlik zamanıdır, hem de tarihte olmadığı kadar” (s. 311)

Aslında Mustafa Önsel’in kitabı siyasî topluma ayna tutan, geçmiş tecrübelerin ışığını bugüne yansıtan bir ulusal birlik, mücadele ve direniş çağrısıdır. [email protected]

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

15 Yorum

  1. 20 Aralık 2020, 09:59

    Sayın Aloğan, özellikle final bölümünde sizin yaptığınız ve Çok değerli sayın Önsel komutanın tesbit ve kuşkuları mükemmel olmuş.Mükemmel vurgusunu şundan yaptım; tam “fikirsel ve siyasi çölleşme” geldiğimiz noktayı açıklıyor..zaman zaman hasbelkader yazıyorum; yıllardır bu ülkenin yıkımı için uğraşmış , eğitim komisyonlarından başlayan, özelleştirmelerle sistematik olarak devam ettirilen, sanayisi,tarımı,hayvancılığı felç edilen,eğitimi tarikatlaştırılan, aydınları özenle seçilerek öldürülen…..kısaca imha edilmeye hazır bir ulus ve memleket…! Bu ülkenin yurtseverleri lütfen ama lütfen artık çok acil olarak bir siyasi çatı altında toplanmalı ve halkımızla el ele vererek Atatürk Cumhuriyetini 21. Yüzyıla tüm çağdaş kurumlarıyla taşımalıdır..Emperyalizm Mavi vatan, Peşmerge istan vs ,ile işaret vermeye başlamış, toplumun birlik ve aidiyet duyguları planlı olarak parçalanmış,insanlar çaresiz ve Cumhuriyetin yeniden ayağa kalkmasını beklemektedirler..Hadi Yurtseverler “SİLKİNİN” artık…!!!!

  2. yazarın avrupada silahlı sol gençlik hareketlerini yorumlarken, Almanya, fransa gibi gelişmiş ülkelerle(dünyayı sömüren ve işçi sınıfını beleyen) tam bir yarı sömürge durumundaki (ABD sultası) ülkemizi karşılaştırıp masum sonuçlar çıkarması elma ile kabağı mukayese gibi bir şey.. Yine de güzel bir yazı. Ancak şu dikkati çekiyor. Bir kuyruk acısı mı bilmiyorum periçekgillere bir dokundurma var her yazıda. Unutma ki onlar şu anda kelle koltukta bir mücadele içindedirler. İşler tersine döndüğünde (ABDciler işi ele aldığında) siz demokrasi savunucuları risk almamış olacaksınız…diye mi düşünülüyor bilmiyorum yoksa başka bir şey mi var

  3. 20 Aralık 2020, 13:51

    yorum yayınlanmadı cunku dogru laf ettık. sagcısında solcusununda Allah nasıl bılıyorsa oyle yapsın. veryansın kendınden olan sozum ona askelere laf dokundurtmuyor. en azından yoeumu veryansıclar okumustur. dogru soyleyen dokuz koyden kovulur. onların sagcı solcu kavgası , bızım normal ogrencılerın hayatını karartı. hepsı bır sekılde zengın oldu bir eli yagda bir elı balda yasıyorlar.
    her yazılıp cızılenı mutlaja ovmek zorunda degılız. demokrat veryansın!

  4. 20 Aralık 2020, 16:36

    yorumun begenılmemm kapasıtesı ne kadar haklı oldugumu ortaya koyuyor. fazlasını bır evvelkı yayınlanmayan yorumda yazdım. yıne yazacagım ama yayınlamıyacaklar.onun ıcın yazmıyoru su kadar soyleyeyoım. o gunlerde bunların yuzunden(sagcısı solcusu) cektıklerımızı bır allah bır de aılelerımız bılır. askeri okullarda boyle bır sorun yoktu tabı.

  5. 20 Aralık 2020, 17:02

    Kitabın bir bölümünü canlı yaşamış,Vardallı Mahallesi sakini ve o Mahalle’nin 10 yıl Muhtarlığını yapmış biri olarak Mahallem adına,Mahallelim,Komşum? arkadaşım,Komutanım Mustafa ÖNSEL’e teşekkür ederim.
    Vardallı Mahallesi, 1 Yüksek Okul,1 Fen Lisesi,1 Anadolu Lisesi,1 Meslek Lisesi,1 Rehabilitasyon Merkezi ile Eğitim Yuvası’dır

  6. 20 Aralık 2020, 17:42

    Bilgilendirmeleriniz ve tanitiminiz icin tesekkurler sayin Alogan.

  7. Hursit bey yaninizdayiz..

  8. Sağ, sol, devrimci, ülkücü, abd, ab, asker, sivil, bana haksızlık, sana zulüm…

    Söz konusu vatan ise, gerisi teferruattır. M. K. ATATÜRK

  9. 20 Aralık 2020, 19:10

    İkide bir vurmayı marifetmiş gibi devam ettirdiğiniz Vatan Partisi farkli seyler mi söylüyor ic cephe konusunda aynı platformda yazıyorsunuz Cem Gürdeniz amiralimiz farkli şeyler mi yazıyor?Hüseyın V. Başka mı bakiyor? Sayın Perinçek’e gönderme yaparak kulak çekme meselesini aynı cahil cuhela insanlar gibi yorumluyorsunuz. Oradaki kulak çekme nin fiziki olmadığını herkes biliyor. Sert şekilde uyarma anlamında olduğunu bile bile birkac sol kabadayı üslubuyla yorum yapmaya devam ediyorsunuz. Vatan Partisinin bütün çabası bölgemize silah tehdidi ile abanmış olan emperyalizme karşı geniş ve sağlam bir iç cephe kurmak olduğunu bile isteye gözden kaçırmaya kalkmanız size ve aydin kimliğinize hiç mi hiç yakışmıyor sayın Alagon. Bu davranışınizdan Sayın Perinçek’in muhtemelen sizinde kulağınızı çektiği gibi bir kani ortaya çıkıyor. Bırakın bu Erdoğan düşmanlığından kaynaklı Perinçek eleştirilerini, üç, beş yıl içinde sayin Perinçek’in ne kadar haklı olduğu daha iyi anlaşılacak. Sizi okumaya devam edeceğim.

  10. 21 Aralık 2020, 07:42

    Saygıdeğer Yavuz Bey,

    Birisi adınıza yağlı ballı kelimelerle bir kitap yollar ise okuyor köşenizde Okuduklarınızı çok güzel özetliyorsunuz. Ne güce bir oku. Fakat, o kitapta okuduklarımızın ve köşenize taşıdığınız ve onayladığınız görüşlerin kat kat daha etkilisini yıllardır söyleyen ve bunu parti programına alan Doğu Perinçek gibi liderleri de kişisel kininizden ötürü sosyal medya hesaplarınızdan güya alaya alıyorsunuz.
    O saygıdeğer komutanımız Mustafa Öncel’in değindiği bu görüşleri veryansın TVdeki köşenizde onaylarken sosyal medya hesabınızdan aynı görüşleri yıllardır bağırarak dile getiren ve bu uğurda 15 yıl hapis yatmış doğu Perinçekle alay etmeniz bir çelişki değil mi? Sizi zaman zaman okuyan birisi olarak bu çelişkiyi görüp dile getirmem yanlış mı? Aydınlık gazetesinden ayrıldıktan sonra salt kişisel kin ve nefretinize yenik düşmeniz bilim ahlakıyla ve bilim insanlığı ile bağdaşıyor mu?
    Hepsini geçtik, Doğu Perinçek’in televizyon ekranında köylü dostlarının armağan ettiği şalı omzuna kalpağı da başına koyduğu anın resmini çekip kendi sosyal medya hesabında salt ona hakaret ettirmek alay ettirmek için paylaşan birisine aydın denir mi?
    Birileri çıkıp size şimdi sormaz mı, bu denli nefret ettiğiniz bu kadar alay ettiğiniz ve sosyal medya hesabınızda küfür ettirmek için çabaladığınız bu insanın kurduğu kurumlarda yıllarca niçin yazı yazdınız? Yoksa sizde mi feto müritleri gibi kandırıldınız? Saygılarımla

  11. 21 Aralık 2020, 08:38

    Sayın ALOGAN
    Yazınızda bahsi geçen kitap hemşehrim ve devre arkadaşım Mustafa ÖNSEL’in son kitabı değil sondan iki önceki kitabının başka bir yayınevi tarafından tekrar basımı yapılan baskısıdır bilginize…

  12. 21 Aralık 2020, 10:48

    Sn Öncel e saygımız var, iki ayrı fuarda da da kitap imzalattım kendisine. Ancak biraz saf bir beyefendi kendisi, İyi partinin peşine takılacak kadar. Kendi twitinden “Ben, İYİ Parti’nin kuruluşunda Akşener’e HDP ile anayasa yazsın diye destek vermedim.” Yahu niye verdin Perinçek bu kadın için gladyonun kraliçesi derken! işte fark ve kurmaylık burada ortaya çıkıyor!

  13. 21 Aralık 2020, 10:51

    Sayın yavuz alogan,
    Siz Batı kaynaklarını okuyarak sosyalist olmayı benimsemiş ama içindeki şarka özgü ilkel duygulardan kurtulamamış bir yazarsınız.
    Bunun için en büyük kanıtım bu okuduğum yazımız.
    Sayın Mustafa Önsel iç cepheyi güçlendirelim derken burada kastettiği herhalde jüpiter mars ya da uranus dakiler değil. Yani sevgili komutanımız diyor ki yurdumuzun içindeki her inanışdan her mezhepten her inançtan her partiden yurdunu toprağını bayrağını cumhuriyetini seven insanlar bir araya gelsin. Yani AK PARTİ MHP’ye CHP Vatan Partisi ve diğer partilerden ben bayrağımı vatanımı devletimi seviyorum diyen bütün insanlarla tıpkı kurtuluş savaşında ki gibi, bir yürek olalım… Peki siz bugünkü köşenizde bu fikri yüceltirken ve bu fikre katılırken, vatan partisini ve Vatan Partisi genel başkanı doğu Perinçek’i sırf bu görüşlerinden ötürü yandaş olanlar al partiye yaklaşmakla suçluyorsunuz. Aşağılamaya kalkıyorsunuz.
    Peki doğu Perinçek’in söyledi üç CP güçlendirme kavramı ile sayın komutanımız Mustafa Öncel’in kitabında belirttiği iç cephe güçlendirme arasındaki fark nedir? Ya da daha ileri gideyim Mustafa Kemal Atatürk’ün kurtuluş Savaşı dönemlerinde o acı günlerimizde iç cepheyi sağlam tutalım sözündeki fark nerede? Bu konuya o sağlam kaleminizle ve güzide birikiminizle bir açıklık getirirseniz çok seviniriz saygılarımla.

  14. 22 Aralık 2020, 19:05

    Sayın ALOGAN,
    Değerli silah arkadaşım Alb.Önsel’in kitabı ile ilgili değerlendirmeleriniz için teşekkürlerimi sunarım. Bence tam isabet.

  15. 12 Ocak 2021, 15:10

    ‘-Neyi iyi bilirsin Koca Erenler? diye sordular.
    -Haddimi! Dedi.

    Ağzına Doğu Perinçek’i alacaksan her şeyden önce anadilinin yazım kurallarına uyacaksın!

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!