Yavuz Alogan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Diğer
  4. Işık nereden geliyor?

Işık nereden geliyor?

featured

Yavuz Alogan yazdı…

Gelen mektuplardan ve sosyal medya yazılarından anlıyorum ki üç tip okur var. Birincisi yazıyı baştan sona okuyor, üzerinde düşünüyor ve sorularla karşılık veriyor.

İkincisi, “Bakalım bu herif yine ne yumurtlamış” diye göz gezdiriyor; “Ah canım, hani nerede senin örgütün, bir devrim yapsan da görsek…” gibi laflar yazıyor.

Bir de troller var. Bunlar paralı değil, görevli troller. Bizim kesim henüz paralı trol evresine ulaşamadı. “Trol,” malûm, teknenin çektiği huni şeklinde dip tarayan balık ağı, komik cüce, sanal alemde ise “yemleyen,” kışkırtan anlamına geliyor. Bunlar size saldırırken ya da dalga geçerken mutlaka teşkilatlarının söylemini kullanıp reklamını yaparak kendilerini ele veriyorlar. Bu yazının altında bunlardan bir ya da iki tane bulacağınıza dair bahse girerim.

Birincisiyle yazışıyor; ikincine, zekice bir laf etmişse, özelden karşılık veriyor; üçüncüsünün yazdıklarından, kişinin mensup olduğu hareketin o sıradaki ruh hâlini anlamaya çalışıyorum. Faydalı oluyor.

Genel izlenim: herkes, bilinçli ya da sezgisel olarak her şeyin farkında. Tek bir olay ya da işaret, oluşum hâlindeki bütün safları tahkimata dönüştürebilir.

Birisi, “Rejim değiştiğinde bizi ne bekliyor?” diye sormuş mesela. Herkeste güvensizlik ve gelecek kaygısı var. Mevcut durumun sürdürülebilir olmadığına dair derinlere yerleşmiş bir sezgi insanları tedirgin ediyor. Etkisiz eleman olarak sonuna kadar seyirci kalma olasılığının verdiği iç sıkıntısını yaşıyorlar.

Bir yerde yazanlar ya da konuşanlar hiç olmazsa içlerini döküp ferahlıyorlar. “Hocam, meseleyi çok iyi koymuşsun!” ya da “Ağbi, çok fena geçirmişsin ya…” tarzında muhabbet de cabası. Bir de gündelik hayatın içinde hiç renk vermeden dolaşmak zorunda olan, konuşacak insan bulamayan kişilerin durumunu düşünün.    

Birinci tip bir okur, yazdığı mektupta şöyle diyor: “Ama iktidar ve muhalefet üzümün birbirine bakıp karardığı gibi… Kurtarıcı mı bekleyelim? Ülkemizde üniversite, akademik unvanlı prof. payeli kişiler ile düşünce kuruluşlarının topluma ışık olduğunu göremiyoruz. Kanunları uygulamayan, iktidara göre karar veren adalet karşısında ne yapmalıyız?”

Mesela bu mektupta çok yanlış bir beklenti var: bir yerden ışık gelecek ve gideceğimiz yolu aydınlatacak. Böyle bir şey olmayacak.

Rembrandt’ın (1606-1669) bu yazının manşetindeki “Emmaus’ta Akşam Yemeği” adlı tablosuna bakınız. Tablo dikey bir bölünmeyle solda karanlığı, sağda aydınlanmayı anlatıyor; sağ tarafta efendisini ansızın bir siluet olarak karşısında gören havarinin yüzündeki şaşkınlığa odaklanmanızı sağlıyor. Işık var fakat kaynağı belli değil, görülmüyor.

Tarihsel olay da böyledir. Işığın kaynağını gündelik hayatınızın içinde göremezsiniz. İnsan, içinde yaşadığı ya da tanık olduğu tarihsel olayın ne anlama geldiğini olayla eşzamanlı olarak anlayamaz. Ancak çok sonra, olayın etkileri, sonuçları ortaya çıktıkça neler olduğunu anlayabilir.

19 Mayıs 1919 günü Samsun’a çıktığı sırada Mustafa Kemal’in “toplumu aydınlatan bir ışık” olduğunu iddia eden birine kaçık gözüyle bakarlardı. Az sayıda okur yazar, gazetenin bir köşesinde şuna benzer bir haber okumuştur: “Dokuzuncu Ordu Kıtaatı Müfettiş-i Umumisi Mirliva Mustafa Kemal şekavetin men’i maksadıyla Samsun havalisine   intikal etmiştir…” Bu haberde kim ne ışığı görecek?

Işığı ancak Mustafa Kemal, İzmir’in Konak meydanındaki valilik binasının balkonuna çıktığı zaman gördüler. Yine de ışığın tamamını görmeleri için Saltanat’ın kaldırılmasından (1922), laiklik ilkesinin anayasaya girişine kadar (1937) uzun bir süreci yaşamaları ve her adımda yeni şeyler öğrenmeleri gerekti. Mustafa Kemal’e göre, “iki temel taşı laisizm ve tevhid-i tedrisat” olan Devrim Kanunları’na 2000’lere kadar kimse dokunamadı. Şimdi bile dokunamıyorlar, nasıl yapsak da çevresinden dolansak diye hesap yapıyorlar, çünkü korkuyorlar. Kanunları fiiliyatta kaldırdılar, uygulamıyorlar, dikkate almıyorlar. Hukuktan da çıkarmak için kıvranıyorlar ama olmuyor. Devrim Kanunları, Anıtkabir gibi orada duruyor. Hadi kaldırın bakalım…

Neyse, uzatmayalım… Sonuç olarak siyasetçi, profesör ya da düşünce kuruluşundan ışık kaynağı beklemeyecek, mevcut ortamın ışığını kullanacaksınız. Ortamdaki doğal ışık isyan etmek, itiraz etmek ve örgütlenmek için yeterlidir.

Türkiye’nin temel sorunu, Saray’ın seçmen tabanına talip olan toplam muhalefetin Cumhuriyet’in kuruluş ilkelerini kuvvetle savunmaktan vazgeçmiş olmasıdır. Gerçek şudur ki siyasî toplum, bütün partileri ve şahsiyetleriyle birlikte, Saray’ın inisiyatif alanının dışına ne söylemde ne de eylemde çıkabilmekte, toplam gericiliğin peşinden sürüklenmektedir.

Siyasî partilerin oynaşmakta oldukları alanın dışına çıkarak, dış politika, terörle mücadele, ekonomi, sağlık, eğitim gibi temel konularda siyasî partilerin dışında alternatif programlar oluşturmak ve bunları imzalı bildirgelerle, dilekçelerle, hatta Cumhuriyet mitingleriyle topluma ve bütün dünyaya ilan etmek gerekir.

Aynı görüşleri savunan insanların tekil makalelerle, konuşmalarla sürecin gidişatını etkileme şansları yoktur. Topluca hareket etmek gerekir. Ortamın ışığı derken kastettiğimiz budur.

Önümüzdeki bir iki yıl içinde dünyada, bölgemizde ve ülkemizde çatışma alanlarının genişlediğini göreceğiz. Bu yüzden kısmî başarıların avuntusuna kapılmadan hızlı hareket etmek gerekir. İnisiyatife sahip olmadığınız alanlarda mücadeleyi uzun vadeye yayamazsınız. Şu son yirmi yıl içinde nasıl eğerleyeceğinizi, nasıl tımar edeceğinizi düşünüp tartıştığınız atı alan her defasında Üsküdar’a geçmedi mi? Işık arayarak, ışık bekleyerek zamanın akışına bırakırsanız, sizi şimdilik aydınlatan ortam ışığını da kaybedersiniz, karanlığa gömülürsünüz.

[email protected]

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

17 Yorum

  1. 21 Şubat 2021, 09:30

    Sayın Aloğan , sizi bilen biliyor, yazılarınız her dem bilgece,gerisini boşverin bence…!
    Bir yurtsever olarak tedirginliğim şu;özellikle muhalefet partilerinin yetersizliği ve iktidar alternatifi olabilmek için sahada olacak donanımlı kadro ve iktidar program belirsizliği…!öncelikle benim fikrim şu;ülkenin ekonomik ayarı tamamen bozulmu olup, üretimsizliğe mahkum olmuş durumdayız.tek çıkış yolumuz fabrika ayarlarıdır.Cumhuriyetin kuruluş ayarları…bunun başka yolu yoktur , olan söylesin..! İkinci mutlaka olması gereken ise, Suriye,Irak ve Mısırla işbirliğine gitmek BOP projesini önleyecek yegane çözümdür.Güneşli günlere çıkış bu şekilde olacaktır.

  2. Sayın Aloğan, ışık yahut umut…… tükenmez. Bu eşyanın doğasında aykırı, ki zaten siz de bu ışığı aramayı, bulmayı ve yolumuzu aydınlatmak için kullanmak öğütlüyorsunuz. Ve ben yazımın buradan sonrasını AMA… diye sürdürmeyeceğim. Haklı olduğunuzu düşünüyorum.

  3. 21 Şubat 2021, 13:53

    Milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlerin avıdır. Türklere bırakılmış biricik manevi miras akıl ve bilimdir. Maddi mirasın temettü gelirlerinin yarısı Türk Dil Kurumuna, yarısı da Türk Tarih kurumu’na bırakılmıştır. İkinci dünya savaşının galipleri heyetler göndererek eğitimin birliği yasasını, köy enstitülerini kaldırmışlar, Türkiye’yi akıl ve bilimden uzaklaştırmışlardır. İlk başta Türk ulusal sanayisi batırılmış, daha sonra tarımda da ithalatçı hale getirilmiştir. Cahil bırakılan halk Allah ile aldatılmış, ABD nin “hizmet”çisi fethullah gülen silahlı terör örgütü, ABD nin kara gücü SDG, PYD, PKK vb pek çok örgütler aracılığı ile ABD nin ajanı olarak onların Türkiye’yi Balkanize etmek stratejisi ile gençler boşu boşuna harcanmıştır.
    Halk ise medyada verilen çürümüş değerlerin propagandası ile yaban romanında, parsel parsel kitabında anlatıldığı gibi çıkarcı umursamaz bir yapıdadır. Türk subayı ise ergenekon, balyoz, poyraz, oraj, vb kumpaslarla felç edilmiş; Kemalist, vatan ve milletini seven subaylar etkisiz hale getirilmiş, 15 Temmuz 2015 darbe girişiminden 5 yıl sonra bile 30 Ağustos 2020 YAŞ da bir FETÖ mensubu kara kuvvetleri istihbaratının başına getirilebilmiştir.
    Harp okullarında Halaskar Gazi, Emekli Mareşal Mustafa Kemal Atatürk Paşa Hazretleri ‘nin numarası 1283 okunduğunda tüm subay adayları avazları çıktığı kadar burada diye tekmil verirler. Neredeler? Atatürk Bağımsızlık Savaşımızı yüz yıl önce telgrafın telleri ile kazandı.
    Umarım “Burada” diye tekmil verenler, söz gelimi Teğmen Mehmet Ali Çelebi ve silah arkadaşları Atatürk’ün betimlediği ve yaşamı ile örneğini verdiği kurmay subayı hem askeri hem de sivil yaşamlarında örnek alır ve O’nu geçmek için bütün varlıkları ile gece gündüz çalışırlar.

  4. 21 Şubat 2021, 13:53

    Milli benliğini bilmeyen milletler başka milletlerin avıdır. Türklere bırakılmış biricik manevi miras akıl ve bilimdir. Maddi mirasın temettü gelirlerinin yarısı Türk Dil Kurumuna, yarısı da Türk Tarih kurumu’na bırakılmıştır. İkinci dünya savaşının galipleri heyetler göndererek eğitimin birliği yasasını, köy enstitülerini kaldırmışlar, Türkiye’yi akıl ve bilimden uzaklaştırmışlardır. İlk başta Türk ulusal sanayisi batırılmış, daha sonra tarımda da ithalatçı hale getirilmiştir. Cahil bırakılan halk Allah ile aldatılmış, ABD nin “hizmet”çisi fethullah gülen silahlı terör örgütü, ABD nin kara gücü SDG, PYD, PKK vb pek çok örgütler aracılığı ile ABD nin ajanı olarak onların Türkiye’yi Balkanize etmek stratejisi ile gençler boşu boşuna harcanmıştır.
    Halk ise medyada verilen çürümüş değerlerin propagandası ile yaban romanında, parsel parsel kitabında anlatıldığı gibi çıkarcı umursamaz bir yapıdadır. Türk subayı ise ergenekon, balyoz, poyraz, oraj, vb kumpaslarla felç edilmiş; Kemalist, vatan ve milletini seven subaylar etkisiz hale getirilmiş, 15 Temmuz 2015 darbe girişiminden 5 yıl sonra bile 30 Ağustos 2020 YAŞ da bir FETÖ mensubu kara kuvvetleri istihbaratının başına getirilebilmiştir.
    Harp okullarında Halaskar Gazi, Emekli Mareşal Mustafa Kemal Atatürk Paşa Hazretleri ‘nin numarası 1283 okunduğunda tüm subay adayları avazları çıktığı kadar burada diye tekmil verirler. Neredeler? Atatürk Bağımsızlık Savaşımızı yüz yıl önce telgrafın telleri ile kazandı.
    Umarım “Burada” diye tekmil verenler, söz gelimi Teğmen Mehmet Ali Çelebi ve silah arkadaşları Atatürk’ün betimlediği ve yaşamı ile örneğini verdiği kurmay subayı hem askeri hem de sivil yaşamlarında örnek alır ve O’nu geçmek için bütün varlıkları ile gece gündüz çalışırlar.

  5. İşimiz tablodaki ışığa kaldıysa !!!

  6. Burada saldiran ve yuzlerce eksiler atan Trolleri dert etmeyin. Onlar beyni yikanmis ezikler takimi. Slogan atarlar, Osmanli ocaklari ile sokaklarda yururler. Muktedir’in pesine takilarak Rus lobicisi kucucuk partinin oylarini arttiracaklarini hayal ederler. Ben sahsen bunlara sadece guluyorum. :D:D:D

  7. 21 Şubat 2021, 19:17

    “Topluca hareket etmek” ne demek? Örnek olarak; Maça beraber gidip aynı sloganları atmak gibi mi?

  8. 21 Şubat 2021, 20:38

    Metin Bey bu tepeden bakışınızı neye borçlusunuz?
    Böyle peşin hükümler, insanları küçümsemeler. Bilgili insan ağır olur, alçakgönüllü olur, derler bizim köyde. Başkasını sürekli küçümseyen, yok sayanlarda ise aşağılık kompleksi olur, derler…
    “Boş varil çok tıngırdar” demiş atalarımız.
    “Oy sayısı” haklılığın ya da doğru politikaların, dürüst olmanın, sevilmenin, onaylanmanın bir göstergesi ise, 20 yıldır hep en çok oyu alan ve iktidar olan Tayyip Erdoğan’ı ve ona oy veren insanları neden hiç övmüyorsunuz?
    Az oy alanla alay ediyorsunuz, çok oy alan ve hatta halkın yüzde 53’ünün seçtiği biriyle de dalga geçiyorsunuz. Sizlerin düşüncesi siyasi yönü, ülke sevgisi, yurt bilinci nedir arkadaşım, bir yazın da öğrenelim. Başka insanlar beğenmeyince yorumunuzu trol oluyorlar. Eleştirilince de saldırıyorsunuz.
    Kimsiniz? Necisiniz? Kimi beğenirsiniz? Yazın da öğrenelim değerli Kardeşim. Adınızı da yazın çekinmeden.
    Öyle rumuzların takma adların ardına sığınmayın.

  9. 21 Şubat 2021, 20:40

    İsim parti var mı? Niçin yapıyorlar bunu yazın öğrenelim.

  10. Atatürk de sizin dediğiniz gibi deseydi, devamını getirmeyeyim. Sizin/bizim temel sorunumuz gerçekçi olmamak. Güç ve iktidar kendiliğinden gelmez, elde edilir. Kitleler kendiliğinden bir araya gelmez, birleştirilir. Kitleler kendiliğinden harekete geçmez, geçirilir. Riske girmeden iddia sahibi olunmaz, hadi oldu diyelim riske girmeden kazanılmaz. O zaman herkes alim olsun, entellektüel aydın olsun, makale yazsın, twitter’da zeka belirtisi laflar soksun dursun sağa sola. Yahu halkın gerçeği ne, demokrasinin fiili gerçeği ne. Tek gerçek; gücü ele geçirmek için her şey mübahtır. Bütün ideolojiler kariyeristlerin elinde araç sadece, her şey salt güç için. Vurgulamak için ekliyorum; bunlar geldiklerinde, yolsuzluk yapmasalardı, hırsızlık yapmasalardı, adaleti ve hakkaniyeti getirselerdi, devlet nizamına çağ atlatsalardı, sanayileşme yolunda dev adımlar atsalardı, şaşırır ve sarsılırdım, kendimi sorgulardım. Şaşırmadım da sarsılmadım da, kendimi doğruladım, o kadar. Biz memeliler, lider isteriz başımıza, tabiatımız böyle. Yoksa ülke komple aydınlansa da, bir despot hükmeder hepsine. Atlarda da bu böyledir, güzelim Arap, İngiliz aygırlarından geçilmez sürü, en pis huylu, en çirkin, ısıran, tepen, huysuz aygır lider olur, niye, çünkü bir tanesi de çıkıp meydan okumaz, ısırık tepik almak istemez, usul usul otlamak ve felsefe yapmak en risksiz, en akıllıca, en rahat yoldur. Mevcut demokrasinin matematiği belli, gereği de belli yani. Gereğini yapmayan herkesin sorumluluğu vardır. Hitler gibi bir faşisti alaşağı etmek için en kapitalist ile en komunist ülke işbirliği yaptı yahu, daha ben size ne diyeyim. Saygılar.

  11. 22 Şubat 2021, 10:21

    Ülker bey sizi canı gönülden kutluyorum. Dediğimiz tam da bu yıllardır. Bir kesim kendi konforundan ödün vermeden akıl veriyor, örgütlenen, gwnçlik örgütleri kuran, vatan diyerek birleştirenleri de hep lafazanlıkla, bilgi faşizmiyle boğuyor…
    Be güzel anlatmışsınız. Sizlerin varlığı bizlere güç veriyor.

  12. 22 Şubat 2021, 12:38

    Ne işin var burada Kamil Tekindor? Senin yerin bu site değil bi git yandaş yalaka ak-it’te yazsana sen. Utanma arlanma olmadan hala yaladığınız ampül kafa zihniyetine burada yer yok. Cumhuriyet’e düşman, Atatürk’e düşman müptezellerin sahtekarların savunuculuğu sana hiçbir şey kazandırmaz.

  13. 22 Şubat 2021, 14:50

    Sn Gürdeniz sık sık ifade eder, kurtuluş savaşını da %1 hatta daha azı verdi/başlattı diye. Anladınız kim onlar:)

  14. Son kez bu sitede size cevap yazıyorum. Soru sorarak başlayalım. İnsanı diğer canlılardan ayıran özellikler nelerdir? ”Özgür bir iradeye sahip olması”, etrafında olan-gelişen-olması muhtemel olayları sorgulayarak çıkarımda bulunan kısaca düşünüyorsa o halde var olan bir canlı olarak diğer hayvanlardan farklılıkları var. Cumhuriyet bu felsefe adına devrimler yaptı, halkı aydınlatma adına mücadele verdi. Abd ve yerli işbirlikçileri bu mücadeleye ket vurdu özellikle 80 darbesi ile halkın aydınlamaya ilişkin genetik kodları tamamen değiştirildi. Sizler aldığınız eğitim sebebiyle daha yalıtkan bir ortamda sıradan halkın doğal hali ve davranışlarıyla fazla muhatap olmuyorsunuzdur. Benim gördüğüm kadarıyla ise halkın çoğunluğu mesleği,gelir durumu farketmeksizin aydınlanma değerleriyle, kültürel etkinliklerle iç içe değil. Yani yukarıda tanımlanan medeni bir insan olma koşullarını taşımıyorlar. İkincisi, ülkede bahsettiğiniz örgütlenme, birlikte hareket etme namına hiçbir kırıntı yok. Örneğin; cumhuriyeti falan geçtim milyonlarca genç işsiz var ve açlar; yani bunlar ihtiyaçlar hiyerarşisindeki en üst basamaktan dahi yoksun. Ne yapıyorlar biliyor musunuz? Tanıdıkları vasıtasıyla torpille iş bulmaya çalıyorlar. Amaçları kendilerini kurtarmak. Sistemi değiştirmek değil. İŞte o kültürel yapının bilgisine sahip olsalardı örgütlenerek evet belki biz iş bulacağız ama bizden sonra gelen milyonları bir çaresizlik bekliyor diyebilirlerdi. Ama nasıl tepki veriyorlar sanki Afrika’daki savanada yaşıyormuşçasına mantıklı hareket etmeden yalnızca günü atlatmaya çalıyorlar. Ülkedeki diğer toprak bütünlüğü,hak-hukuk, medeni bir toplum olma vasıflarını falan geçtim yani.
    Tüm buna ek ülkedeki devlet kurumları, sivil toplum örgütlenmeleri vs.

  15. 22 Şubat 2021, 17:16

    Ne işin var burada Kemal Tuzcu? Senin yerin de bu site değil bi git yandaş yalaka ak-it’te yazsana sen. Utanma arlanma olmadan hala yaladığınız ampül kafa zihniyetine burada yer yok. Cumhuriyet’e düşman, Atatürk’e düşman müptezellerin sahtekarların savunuculuğu sana da hiçbir şey kazandırmaz. Oyların nasıl sahtekarca çalındığını sağır sultan duymuş sen duymamışsın. Ama toprağın altı da var, ahiret de var. Bakalım orada ne yapacaksınız?

  16. 22 Şubat 2021, 21:21

    Sayın Alogan,
    Tespit ve önerilerinize yürekten katılıyorum.Ülkedeki mevcut sorunlara ;
    -siyasi ve şahsi çıkar hesapları olmayan,
    -yetkin,
    -topluma güven verebilecek
    – yıpranmamış
    kişi ve kurumların dağınık çözüm önerilerini ortak bir ses haline getirecek,sekreterya görevi üstlenecek bir çatı yapıya ihtiyaç var.
    Selam ve saygılar.
    Nurettin Ergün
    E.Gümrük ve Tek.Bak.Başmüfettişi

  17. Tipolojik bir yazı.O zaman ben okur olarak şöyle söyleyim.Siz böyle kelimeler cümleler konusunda gayet yeteneklisiniz ya okuyun anlarsınız belki.
    Madem amaç kurucu iradeyi tesis etmek o zaman başa dönmek gerek.Yani başlangıca sebep olan son geri gelmiş demektir.Bu halde sizin bahsettiğiniz örgütlü mücadele an itibariyle olsa bile illaki bir baş gerekir.Aksi halde zaten başlangıca dönmeyi konuşuyor olmazdık yani sizin tabirinizle devrimi.O zaman hep birlikte değil biraz birlikte hareket edeceğiz demektir.Bizi hep birlikte hareket ettirebilecek kişi bu biraz birliktelikten çıkacaktır.Sizin örneğinizde o anda o ışık farkedilemeyecek belki bu anda da farkedilmiyor. Okur veya okumaz halkı asla küçük görmeyin.Trol kimseye demeyin bunları konuşarak hiç bir şey elde edilmez bize insan lazım öyle yada böyle fikirler değişir zikirler değişir ne olacağı belli olmaz tiplere ayırmak cepheleştirir.Buna bence hiç gerek yok siz anlatın,yorumlar hoşunuza gitmiyorsa yoruma kapatın kardeşim.Şimdi aşağıdaki yorumları bi okuyun neyi başaramadığınızı anlayın artık lütfen.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!