Yavuz Alogan yazdı…
Pakistan’da şaşırtıcı olan İmran Han’ın devrilmesi değildir.
Şaşırtıcı olan, Pakistan devletinin ordusuyla, yasama ve yargı organlarıyla basit bir CIA manipülasyonuna bu kadar açık ve yatkın olmasıdır.
Askerî darbeye bile gerek görmediler. “Demokrasi” çerçevesinde kanuna kitaba uygun teknik bir kurumsal darbe yaptılar.
İmran Han’ın Ukrayna krizi tırmanırken (23 Şubat) Moskova’yı ziyareti, “biz sizin köleniz değiliz” diyerek ABD üslerine karşı çıkması, Rusya’ya uygulanan ambargoya katılmayacağını açıklaması üzerine Genel Kurmay Başkanı Bajwa bir demeç verdi: “ABD’yle uzun ve mükemmel bir stratejik ortaklığımız var.”
İlk kopuş Başbakan ile Genel Kurmay Başkanı arasında oldu. General Bajwa, Pakistan’ın Ukrayna’yla savunma ve ekonomi alanında ilişkilerinin mükemmel, Rusya’yla ise uzun süredir “soğuk” olduğunu, Pakistan Hava Kuvvetleri’yle Ukrayna halkına insanî yardım gönderdiğini ve göndermeye devam edeceğini söyleyerek Başbakan’a meydan okudu.
İmran Han, ABD’den tehdit mektubu aldığını, hayatının tehlikede olduğunu söylediği an ipler koptu. Amerikancı devlet aygıtı ve kurumları harekete geçti ve halk darbeye karşı sokaklara çıktı.
Anayasa Mahkemesi, Meclis’in feshi ve erken seçim kararını iptal etti, iktidarın koalisyon ortağı olan “milliyetçi parti” hızla muhalefetin saflarına geçti ve güven oylamasında 6 oy farkla hükümet düşürüldü. İmran Han bir anda devlet sisteminin dışına atıldı. Devlet, sokakları dolduran milyonlarca İmran Han taraftarıyla karşı karşıya geldi.
Pakistan’ın kurucusu Muhammed Ali Cinnah’ın bağımsızlık yolunu izleyen, Ali Şeriati tarzında İslamcı, muhtemelen Frantz Fanon tarzında batı karşıtı bir milliyetçi olan İmran Han, Rusya, Çin ve İran’la yakınlaşmaya çalışmıştı. Tutuklanmadığı ya da öldürülmediği sürece muhtemelen radikal İslamcı bir çizgiye kayarak seçim kazanmaya, gücü ve iradesi yeterse devrim yapmaya çalışacak. En azından Batı’nın şantajı altında kapana kısılmış biri değil. Daha dün Peşaver’de milyonların katıldığı bir mitingle ABD’ye meydan okudu.
ABD-NATO açısından Pakistan’ın taşıdığı stratejik önemi anlatmaya gerek yok. Afganistan’daki Taliban’ın çevresinde kümelenmiş Cihatçı unsurların CIA aracılığıyla ve Pakistan istihbaratının eliyle Rusya’nın Orta Asya’daki arka bahçesinde etki yaratmaya çalıştığını, Çin’i demiryoluyla Basra körfezine bağlayan Guadar Limanı’nın ipek-yol projesi için taşıdığı önemi, ABD-İsrail’in İran’ı yumuşatmak için oluşturduğu İbrahimî cephenin İmran Han hükümetine ters düştüğünü belirtmek yeterli.
Pakistan krizi, Çin Dışişleri Bakanı Vang-yi’nin Afganistan’ın başkenti Kâbil’de Taliban yetkilileriyle yaptığı toplantıda, Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru’nu (CPEC) Afganistan’ı da içine alacak şekilde genişletme önerisiyle neredeyse eşzamanlı başladı (C. Devonshire Ellis, China Briefing, 30. 03. 2022).
Ukrayna savaşı devam ederken ABD’nin Hindistan’ı da aynı şekilde karıştıracağı, “kontrollü kaos” taktiğini bu kez Asya’nın içlerinde deneyeceği anlaşılıyor. Rusya’nın NATO’nun yayılmasını Ukrayna’da durdurduğunu söylemek için henüz erken. Ukrayna sahnesi bir dizi çatışma ve kaosun ilk perdesi olarak açıldı.
Vang-yi, Asya bölgesinde “Ukrayna krizinin olumsuz etkilerine (spillover: Asya’ya taşmasına, yayılmasına) karşı önlem almak” gerektiğini söyleyerek şöyle dedi: “Soğuk Savaş zihniyetinin Asya bölgesine dönmesine izin veremeyiz. Asya’da kamplara bölünerek çatışmanın tekrarına izin vermek imkânsızdır. Bölgedeki orta ve küçük devletlerin büyük güçlerin oyununa alet ve bu oyunun kurbanı olmalarına izin vermemeliyiz. Çin tarafı Pakistan ve komşu ülkelerle aynı doğrultuda hareket etmek, bölgesel ve küresel barışı sağlamak için yapıcı bir rol oynamak ve Asya’ya katkıda bulunmak niyetindedir” (akt. M. K. Bahadrakumar, Orinoco Tribune, 12. 04. 2022).
ABD’nin vekâlet ve hibrit savaş tekniklerine eklediği darbeci ve vahşi kaos taktiklerine, Ukrayna krizini Asya’ya taşırma girişimine karşı Çin’in ekonomi / ticaret ağırlıklı dolaylı stratejik tutumunu sabırla daha ne kadar sürdürebileceğini bilemeyiz.
Her durumda Rusya’nın Ukrayna’ya karşı sert güç kullanması emperyalist paylaşım savaşını bir üst evreye taşıdı, NATO’yu güçlendirdi (Finlandiya ve İsveç!), Çin’i erken bir hesaplaşmaya zorladı ve CIA operasyonlarını hızlandırdı; özetle, ABD’nin ya benden yanasın ya da düşmansın tavrına zemin hazırladı.
Savaşan tarafların insanlığa sunacağı yeni bir değerler sistemi ya da savunduğu farklı bir dünya düzeni yok. Savaş dünya gençliğinin istihdam edileceği yeni bir sektör yaratacak; sadece para, silah, demagoji ve propagandayla sürecek. Dünyanın tek, çift ya da çok kutuplu olması küresel kapitalist sistemin yarattığı sorunları çözecek mi? Güvencesiz çalışan ya da üretimden dışlanan milyonlarca insan sosyal refah devletini kaç kutuplu dünyada bulabilecek?
Bütün bunlar bir yana, Türkiye gibi hedef ülkelerin Pakistan’daki kurumsal darbe tekniğinden çıkaracağı büyük dersler var. En birinci ders, Devlet kurumlarının ve siyasî toplumun dış etkilerden bağımsız olması, yabancı istihbarat örgütlerinin telkin ve yönlendirmesine kapalı tutulmasıdır. Siyasî toplumun ve resmî kurumların içine yuvalanmış etki ajanlarının, çıkar gruplarının farklı yönlere çekiştirdiği zayıf devletler bu dönemde her türlü darbeye ve felakete maruz kalırlar. Pakistan dersi budur.
AKP medyası Pakistan darbesi karşısında taş kesildi. Yeni Şafak “Pakistan’da Demokrasi Krizi Çözüme Kavuştu” manşetiyle çıktı, “Şeytan’ı yendik” diyen Amerikan kuklası Şahbaz Şerif’in başbakanlığını kutladı, İmran Han’ı savunan kıdemli yazarına kapıyı gösterdi. Bu işler böyledir. Oysa İmran Han, “Erdoğan Pakistan’da aday olsa seçilir,” demişti. [email protected]
Lanet olasıca siyonist evanjelist vampir üçlüsü İngiltere ABD İsrail melanetleri.Önünde sonunda mazlum milletler feraha bu üç melanet tarihin necaset çukuruna yuvarlanacak.Kahrolsun Emperyalizm,Kahrolsun ABD!
Siyasal İslamcıların huyudur.
Değil reis para için satmayacakları hiç bir şey yoktur…Ama hiç bir şey