Yıldırım Koç
Yıldırım Koç
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Farabi’ye göre iyi devlet adamı nasıl olmalı?

Farabi’ye göre iyi devlet adamı nasıl olmalı?

featured

Yıldırım Koç yazdı…

Eserlerini Arapça yazmış olmasına karşın, etnik kökeni Türk veya Fars olan ünlü düşünür Muhammed Ebu’l Nasır el Farabi (870-950), El-Medinetü’l Fâzıla (Erdemli Şehir, Fazilet Şehri) isimli kitabında, bütün unsurlarının birbiriyle yardımlaşma içinde olduğu ve erdemli yöneticiler tarafından yönetilen bir şehri ve böyle yönetilmeyen şehirleri ele almaktadır.

“Bütün şehirleri, saadete erişmek maksadıyla elele vererek, çalışan bir millet de fâzıl (bilgin, erdemli, fazilet sahibi, YK) bir millettir; bütün milletleri, saadete ulaşmak maksadiyle elbirliğiyle çalışan bir dünya da fâzıl bir dünya olur.

“Fâzıl şehir tam sıhhatte bir vücuda benzer. Bütün uzuvları onu hayat devresinin sonuna kadar muhafaza etmek hususunda yardımlaşırlar.” (Farabi, El-Medinetü’l Fâzıla, Milli Eğitim Bakanlığı Yay., İstanbul, 1990;80)

Farabi’nin Erdemli Şehir ütopyasında, üretimde ve bölüşümde ortaklaşmacı bir anlayış yoktur. Ancak kitapta ilgi çeken bir değerlendirme, şehrin yöneticisine ilişkindir. Farabi, şehrin yöneticisinde aşağıdaki nitelikleri aramaktadır:

“Fâzıl şehir reisinin meziyetleri hakkında

“İşte fevkinde hiçbir kimse bulunmıyan reis: O, fâzıl şehrin önderi ve birinci reisidir; o, hem fâzıl milletin reisi hem meskûn olan yer yüzünün reisidir. Bu hâl ancak, doğuşunda on iki meziyeti kendinde toplıyan kimseye nasib olur.

“Evvela vücudunun tam ve her uzvunun kıvamında olması lâzımdır ki vazifesini kolayca yapsın.

“Sonra kendisine söylenen her şeyi tabiatiyle iyi kavrayıp anlaması lâzımdır ki hem söyliyenin maksadını hem konu mevzu’u olan şeyi olduğu gibi anlasın.

“Sonra hâfızası kuvvetli olmalı ki anladığı, gördüğü, işittiği ve sezdiği her şeyi iyi bellesin ve unutmasın.

“Sonra uyanık ve zeki olması lâzımdır ki gördüğü en ufak delili anında farkedip yerinde kullanmasını bilsin.

“Sonra güzel konuşmasını bilmeli ki zamirindeki her şeyi açıkça izah etsin.

“Sonra öğretmeyi ve öğrenmeyi sevmesi, buna kendini kaptırmış olması ve her şeyi kolayca öğretmesi lâzımdır ki öğretme ve öğrenme yorgunlukları ona ne ıztırap versin ne de vücudunu hırpalasın.

“Sonra yemeye, içmeye ve kadınlara düşkün olmaması ve tabiatiyle oyundan sakınması lâzımdır.

“Sonra doğruluğu ve doğruları sevmesi, yalandan ve yalancılardan nefret etmesi lâzımdır.

“Sonra ulu olması ve ululuğu sevmesi lâzımdır ki utandırıcı şeylere düşmesin ve tabiatiyle hep yüksek şeyleri arasın ve gümüşle altın gibi şeylere ve diğer dünyalıklara göz koymasın.

“Sonra adâleti ve adâlet ehlini sevmesi, istibdattan, zulümden ve zâlimlerden nefret etmesi lâzımdır ki hem kendi akrabasından hem başkalarından hak arasın, onları hakka dâvet etsin, istibdat kurbanlarının imdadına yetişsin, iyi ve güzel bildiği her şeyi desteklesin.

“Sonra mutedil mizacda olmalı ki kendisinden adâlet istendiği zaman şiddet göstermesin, titizlik ve aksilik etmesin; fakat istibdada ve kötülüğe davet edildiği zaman şiddet ve aksilik göstersin.

“Sonra büyük bir azim irade sahibi olmalı ki zaruri bulduğu şeyleri gerçekleştirmek hususunda cesaret göstersin, korkak ve yahut yumuşak olmasın” (Farabi,1990;87-89)

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. AKLIma Ecevit geldi.

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!