Yıldırım Koç
Yıldırım Koç
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Manşet
  4. Sendikacının özel hayatı olur mu?

Sendikacının özel hayatı olur mu?

featured

Yıldırım Koç yazdı…

Beş altı ay önce Ankara’da büyükçe bir sendikanın yöneticisiyle öğle yemeğinde sohbet  ediyorduk. Laf döndü dolaştı, sendikacıların özel hayatına geldi. Ben, aile ilişkilerini ve  eşine sadakati çok önemseyen biriyim. Bu nedenle, benim “pis zampara” diye  nitelendirdiğim ilişkileri bazı kişilerin hoşgörüyle “hovardalık” olarak ifade etmesine de  gerçekten çok kızarım. Bu sendikacı biraz bu gruba giren biriydi. Ben sendikacıların ve  politikacıların özel hayatı diye bir şeyin olmayacağını söylediğimde, “kimse benim özel  hayatıma karışamaz” diye tepki gösterdi.  

Bunun üzerine yaklaşık 40 yıl önce yaşanmış bir olayı anlattım.  

Olayı yaşayan kişinin de, olayı bana anlatan güvendiğim kişinin de adlarını vermiyorum. 12 Eylül döneminde bir sendikal örgütün genel başkanı, sıkıyönetimi bir parçacık  eleştirmeye kalkıyor. Sıkıyönetim komutanlığından arıyorlar. Gidiyor. Yanılmıyorsam bir  albayın odasına alıyorlar. Koltuğa oturtuyorlar. Önündeki sehpaya bir dosya atılıyor. O  sendikacı daha sonra ağzını açmamış, kimseyi eleştirmemiş, 1982 yılı sonundaki genel  kurulda da bir daha aday olmamış.  

Eğer sendikacıysanız, önünüze bir işverenin, bir yabancı örgütün temsilcisinin veya bir  kamu görevlisinin bir dosya atmasına neden olacak zaaflarınız ve açıklarınız olmayacak.  Eğer sendikacı veya politikacı değilseniz, aile hayatınızdaki bana göre “ahlak dışı”  ilişkileriniz yalnızca kendi ailenizi ilgilendirir. Verdiğiniz zarar yalnızca onlaradır. Ancak eğer  sendikacı veya politikacıysanız, bu konudaki zaaflarınız, sizin sendikal politikalarınıza ve  siyasi tavrınıza doğrudan etki yapar. Bir dönem bazı politikacıların bazı kasetlerle nasıl  politikanın dışına atıldığı hatırlanacaktır.  

İnsanın aile hayatına ilişkin zaafları (bana göre, hataları) dışında, yolsuzluk, emanet  edilen kaynakları israf, çeşitli biçimlerde rüşvet, kişiyi borçlu kılacak yardımlar, hırsızlık,  kumar, alkol bağımlılığı, pavyonculuk ve sarhoşluk gibi alanlarda da hataları olabilir. Eğer sendikacı veya politikacıysanız, bunlar bir gün karşınıza çıkarıldığında, ya sizi teslim alırlar,  ya da sendikacılığınız ve politikacılığınız bir biçimde sona erer. 

Bir ara bir sendikanın genel başkanı büyük miktarda sendika parasıyla altılı ganyan  oynuyordu. Sendikanın genel sekreteri namuslu biriydi ve yolsuzluğu ortaya çıkardı. Genel  başkan yargılandı ve ceza aldı; yanılmıyorsam da hayatının sonuna kadar kaçak yaşadı. Bazı sendikalarda da sendika parasını avans diye çekip faize yatıranların sendikacılıkları bitirildi.  

“Ben bunları kimseye çaktırmadan yaptığımı yaparım” diye düşünenler olabilir. Bunu söyleyenler nasıl bir dünyada yaşadığımızı bilmiyorlar. Bütün dünyada ve özellikle  Türkiye’de her şey birilerince kayıt altına alınır. Gerçeklerin de bir gün ortaya çıkmak gibi  kötü bir huyu vardır. Bu birileri, bazen bir işveren, bazen örgütteki bir rakip, bazen yabancı  bir devletin istihbarat örgütü, bazen bizim devlettir. Her şey kaydedilir. Bu kayıtlar, bir gün  gerek olduğunda kullanılır. 

Ayrıca, Türkiye’de herkes uyanıktır. Kimsenin gözünden bir şey kaçmaz. Herkes  gördüğünü ve duyduğunu bir yerlere kaydeder ve zamanının geldiğini düşündüğü anda  kullanmaktan çekinmez. Hele sendikalarda, seçim söz konusu olduğunda, düne kadar  birbirinin açığını gizleyenler, seçimi kazanabilmek için gerekli olduğunda, bunları herkese  anlatır veya sosyal medyada paylaşır. Sendikacılık kurtlar sofrasıdır; ittifaklar geçicidir.  Bugünün dostları, yarın rakip ve düşman olabilir. Bu camiada kimse kimsenin gözünün  yaşına bakmaz. Bırakın arkadaşları, yönetime gelmek söz konusuysa, kardeş kardeşin  gözünün yaşına bakmaz. Kimse birbirine acımaz, çıkarlar gerektiğinde eski dostluklar  unutulur, insanı anında satarlar. Sendikacılar arasında sık sık söylenen bir laf, sendikacılıkta  vefanın yalnızca bir semt adı olduğudur. Bazen Çerkes Ethem taktiğiyle suç ortağı yapılanlar  bile eteklerindeki taşı döker, her şeyi açıklar.  

Onun için, eğer sendikacı veya politikacıysanız ve toplumun size verdiği görevleri  hakkıyla yerine getirmeye çalışıyorsanız, siz siz olun, “kim ne diyebilir ki, bu benim özel  hayatım” diyerek temsil ettiğiniz insanlara ve kendi geleceğinize zarar verecek hatalı  davranışlardan uzak durun. 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. 16 Eylül 2025, 14:12

    Bazı bölümleri dehşet içinde okudum… Dehşet…

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!