‘Absürtistan’da taht kavgaları

‘Absürtistan’da taht kavgaları

Bir varmış, bir yokmuş…

Gerçeklik sonrası bir zaman içinde, Absurdistan adlı memleketin birinde, sinirli mi sinirli bir kral varmış, ortalığı kasıp kavururmuş; ateşinden sık sık ağaçlar da nasibini alır, kavrulurmuş. Kral konuşurken burun delikleri genişler, kısa kesilmiş bıyıkları burun deliklerinde, gözleri de alın kırışıkları arasında kaybolurmuş. Herkes, ama özellikle de yakınındakiler pek korkarlarmış kraldan. Halkın ise yarısı ondan hem korkar, ama hem de pek sever, teveccühüne mazhar olmak için olmadık şeyler yaparlarmış; krala bağlılık için beyinlerini bile aldırtanlar olmuş, ki bunlar o dönemin en makbulleriymiş.

Halkın bu beriki yarısı, onsuz yaşayamayacak kadar da severlermiş kralı, gece gündüz onu dillerinden düşürmezlermiş. Kral da onları karşılıksız bırakmaz, halka her inişinde kafalarına tombala, şeker, hata bazen odun fırlatır, içinde yuvarlanmaları için de bahçeler inşa ettirirmiş. Halkın öteki yarısına gelince, işte bunlar hiç mi hiç makbul değillermiş…onlar üvey evlatmış; öyle değillermiş de, öyle muamele görürlermiş. Onlar da hem kraldan çok korkar, hem de hiç mi hiç hazetmezlermiş; üvey evlat bile olmayı yeğ tutarlarmış öz evladı olmaya.

Gel zaman, git zaman, kralın ailesi büyümüş, büyümüş…halkın beriki yarısı krala yaranmak için ’ben de öz evladım’, ‘en öz evlat benim’ yarışına girmişler. Öz be öz evlatlar semirdikçe semirmiş; öz evlatlar, öz be öz evlatların yemedikleriyle semirmiş; has evlatlar da öz evlatların artıklarıyla tombullaşmışlar. O kadar tombullaşmışlar ki artık kralın sarayına sığamaz olmuşlar. O yüzden yeni yeni saraylar yapılmaya başlanmış. Ama bu saraylar artık obezleşen evlatları beslemek için hep tarlaların ortasına yapıldığından, ülkede artık neredeyse yiyecek bulunamaz olmuş.

Bu arada, halkın öteki yarısı ise olanları büyük bir vakarla izlemekteymiş; çok da kınamaktalarmış kralı, evlatları arasında bu kadar ayrımcılık yaptığı için. Ama onu ne zaman eleştirmeye kalksalar kralın güvenlik memurları üstlerine böcek ilacı sıkmaktaymış. Böcek ilacı gözleri çok yakar, ama ülkede artık birşey yetişmediğinden ötekiler panzehirini de bulamazlarmış. O yüzden artık ötekiler hiç ses çıkarmamayı yeğlemeye başlamış.

Bu böyle gitmiş bir vakit…ama hep gidememiş. Öz be öz evlatlarla öz evlatlar, öz evlatlarla has evlatlar, ve onlarla da öz be öz evlatlar kralın varisi olma kavgasına tutuşmuşlar. Üstelik, bu arada Absurdistanlılar bir bakmışlar ki gide gide gittikleri yol bir arpa boyu bile değilmiş. Kral bunu görüp çok üzülüyormuş ama elinden de pek birşey gelmiyormuş.Taht kavgasını izleyen üvey evlatlarsa fırsattan istifade edeceklerine onlar da dış kapının mandallarıyla uğraşır, bir türlü güç toplayıp ses çıkaramazlarmış; ses çıkaranlar da kendi kendilerine konuşur hale gelmiş.

Ben bu masalın sonunu getiremedim, ama umarım bu masal da böyle bitmemiş…