Amerikalı gözü ile Çin Ordusu

Nejat Eslen yazdı...

Amerikalı gözü ile Çin Ordusu

On dokuzuncu yüzyıl İngiliz, yirminci yüzyıl Amerikan yüzyılı olmuştu.

 Tarih yirmi birinci yüzyılı Çin mi, yoksa, ABD yüzyılı olarak mı kaydedecektir?

 Bu, ABD ile Çin arasındaki küresel güç mücadelesinin sonucuna bağlıdır ve şimdilik bu mücadelede Çin daha avantajlı görünmektedir.

Çünkü zaman, Çin’in lehine ABD’nin aleyhine çalışmaktadır.

Çin, bu yüzyılın ilk yarısı bitmeden, küresel liderliği ABD’den devralmaya kararlı görünmekte ve hazırlıklarını, hamlelerini bir büyük strateji içinde, bu hedefe göre yönlendirmektedir.

Çin’in küresel liderliği ele geçirmesi, Amerika’nın küresel nüfuzunu azaltması veya kırması ve onun İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurduğu ve artık modası geçmekte olan dünya düzeninin yerine, otoriter rejimin avantajlarını da kullanarak, Çin’in çıkarlarını önceleyen yeni ve farklı  bir dünya düzenini kurması anlamına gelmektedir.

Çinliler bu stratejik hamleyi, ‘‘Çin milletinin yeniden büyük doğuşu’’ olarak tanımlamakta ve bu stratejik hedefi gerçekleştirmeye çalışmaktadır.

Bu büyük stratejik hedef, Çin’in üstün bir deniz gücü olmasını, deniz ticaret yollarında öncelikle ABD’yi dengelemesini, sonra da ABD donanmasına üstünlük kurmasını gerektirmektedir.

Çünkü, deniz ticaret yollarında denge veya üstünlük kurmadan Çin’in küresel liderliğe yükselmesi mümkün değildir. (Amiral Cem Gürdeniz’e selam olsun)

Bu nedenle de bir zamanlar ABD, nasıl uygulayarak zenginleşmiş, güçlenmiş, küresel güce dönüşmüşse, Çin de Amiral Mahan’ın deniz gücünü ve deniz ticaretini esas alan denizlerde egemenlik jeopolitiğinin esaslarını uygulamaktadır.

Bu kapsam içinde Çin donanmasını hızla güçlendirmektedir. Günümüzde ABD donanmasındaki gemi sayısı giderek azalırken, Çin sayısal olarak dünyadaki en büyük donanmaya sahip olmuştur.

Çin’in denizlerdeki önceliği, bir yanda Malagga boğazını paypas ederken, Hint okyanusunda ABD donanmasını dengelemek ve Basra körfezi enerji kaynaklarına denizden güvenli erişimi sağlamaktır.

Çin’in askeri gücünde ve yeteneklerindeki gelişmeler, doğal olarak ABD tarafından yakından izlenmektedir.

Kasım ayının başlarında ABD Savunma Bakanlığı tarafından Kongre’ye sunulmak için yeni bir rapor hazırlandı.( Military and Security Developments Involving the Peopel’s Republic of China)

Bu rapora göre, Çin’in ‘’Çin milletinin yeniden büyük doğuşu’’ hedefini gerçekleştirebilmesi için, ABD’nin küresel nüfuzuna ve gücüne eşit duruma gelmesi veya onu geçmesi; Hint-Pasifik bölgesinde ABD ittifaklarını ve güvenlik işbirliklerini  dağıtması, Çin’in otoriter rejimine ve çıkarlarına uygun olarak dünya düzenini revize etmesi gerekmektedir.

Raporda, Çin’in, 2049 yılından önce, ‘’Çin milletinin yeniden büyük doğuşu’’ hedefini gerçekleştirmesinin, Çin ordusunun güçlendirilmesi ihtirası ile derinden entegre edildiği, Çin ordusunun 2035 yılına kadar modernizasyonunu, 2049 yılından önce de ‘’dünya klasında orduya’’ dönüşümünü tamamlayacağı ifade edilmektedir.

Uzun menzilli, üstün isabetli darbe, uzay, uzayda karşı koyma, siber ve nükleer yeteneklerin geliştirilmesi bu modernizasyon içinde yer almaktadır.

Rapora göre Çin, 355 savaş gemisi ile dünyanın en büyük donanmasına ve dünyanın üçüncü büyük hava gücüne sahiptir.

Rapor, Çin’in nükleer gücünü beklenenden daha hızlı artırdığını, yeni kıtalararası balistik füzeler, sesten beş misli hızlı hipersonik füzeler geliştirdiğini, Çin’in küresel nüfuzunu geliştirmek amacı ile denizaşırı üsler ve lojistik tesisler edinme gayreti içinde olduğunu vurgulamaktadır.

SON SÖZ:

Bir zamanlar, Z.Brzezinski, ‘’Amerika’nın küresel üstünlüğünün, Avrasya’daki etkinliğini ne kadar süre ile ve nasıl bir ehliyetle sürdürmesine bağlı olduğunu’’ ifade etmişti.

Brzezinski’nin bu sözünü kriter olarak alırsak, Avrasya’da ve dünyada, köprülerin altından çok sular aktığını, büyük bir değişim yaşandığını, küresel dengelerin değişmekte olduğunu söylemek gerekir.

Ne yazık ki Türkiye’nin geleceği emanet edilen iktidardaki ve muhalefetteki siyasetçiler, defalarca ifade edilmiş olmasına  rağmen, dünyadaki bu değişimi görmemekte, anlamamakta,  dünyaya sadece Atlantik gözlükleri ile bakmakta ısrar etmektedirler…