Bizim ışığımız var

Bizim ışığımız var

Tam 11 ay önce…

Pastanedeyiz, çok da sesimiz çıkmıyor.

Hangi kuruma FETÖ’cü yerleştirilmiş, hangi kurumdaki FETÖ’cü kendisini gizlemiş, açılıma kimler hazırlanıyormuş, ihaleleri kimler kapatıyormuş, bunları kim yazmıyormuş, kim korkuyormuş, ne çıkarı varmış…

Onlarca soru ve yanıtın içerisindeyiz. Ama sonuç alamıyoruz, savaşacak alanımız kalmamış, hayatın içinde boğulmuş ve kendimizi kurtaramamışken, vatanı kurtarmanın peşine düşmüşüz.

5, bilemedin 6 kişiyiz…

Çıkış yok.

“Çıkış yoksa Youtube’a çıkıp konuşalım” dedim.

“Ya Erdem çıldırdın mı, Bir şeye sıfırdan başlamak zordur… Nasıl izleteceğiz kendimizi” diye yanıtladı Nihat Genç.

“Aa… Çok güzel bir fikir, harika olur” sözüyle beni destekledi Mustafa Önsel. Serkan Öz de eklendi bu desteğe: “Çok güzel olur.”

“Fazla değil 1 yıl sonra 50 bin kişi izler”, “yok o kadar izlemez”, “30 bin olur”, “100 bin olur”… “Site de kurarız belki seneye”… “Uçuyorsun Erdem, hayallerde yüzme”…

NEYİMİZ VAR, NEYİMİZ YOK?

Tertemiziz… Hesabımız, çıkarımız, alacağımız ihalemiz, oturmak istediğimiz bir tahtımız yok.

Sadece onlar değil; kamera yok, mikrofon yok, program çekeceğimiz bir mekân yok, olsa da uzakta, ona da gidecek araba yok. Tüm bunları temin edecek para da yok.

Veryansın Tv adına aldığımız ilk malzeme bir ışıktı. 350 TL’ye bir ışık. Işığımız vardı ama kameramız yoktu. Sevinçle söylediğimi hatırlıyorum Serkan Öz’e bu müthiş (!) haberi. “Ha işte tamam, ışığımız varsa, oldu bu iş” diye şaka yaparken aslında ciddiydi.

İnanıyorduk, başaracaktık.

“Yüreğimiz var” dedi Nihat Ağabey, “Kimse gelmese de ben bu yolda yürüyeceğim.”

Emek vere vere, çalışa çalışa, okuya okuya, karlarda sırtımızda ağır yükleri taşıya taşıya geldik bugüne.

Korkusuzca…

İlk gün…

Aldım elime tek mal varlığımız olan ışığı, koyuldum Nihat Ağabeyin evinin yoluna.

Kamerasını, mikrofonunu emeğini hiç esirgemedi Deniz arkadaş, “Tepe tepe kullanın, montajı ben yaparım, çekimi ben yaparım, hiçbir şey istemem” dedi. O da yanımdaydı.

Girdik eve…

Dekor arıyoruz, “ne yapabiliriz” diye soruyoruz…

“Anadolu motifli halı var” dedi Nihat Ağabey, “Bu olsun”.

“Olur”.

Aldık elimize çiviyi, salonun ortasına vurduk çekici.

Işığımızın önüne koyacağımız bir de kilimimiz vardı artık. Bir yorumda “Nargile Cafe’de mi çektiniz abi bu programı” denmişti. Çok gülmüştük.

Her şeyimiz açık… Gizli iş yapmayacağız, sırtımızı PKK’ya YPG’ye, CHP’ye, AK Parti’ye, holdinglere, onlara bunlara yaslamayacağız. Halka sarılacağız. Olur ya, belki…

Belki yetmedi, belki hala yetmiyor ama bize destek veren Türk milleti sayesinde önce kamera aldık, sonra mikrofon, sonra tripod…

11 ay önce düşündüğümüz, 3 ay sonrasında hayata geçirdiğimiz Youtube’a, bir de internet haber sitesi ekleme gücüne eriştik, sizler sayesinde.

Şimdi daha kalabalığız.

Türkiye’nin en iyi kadrosunu kuracağız. Yazar kadrosuna söyleyecek sözümüz zaten yok.

TAM 11 AY SONRA

Tam 11 ay sonra…

Yine pastanedeyiz. Bu sefer sesimiz daha gür çıkıyor.

Sesimizi yine kısmaya çalışacaklardır.

İstedikleri kadar kıssınlar, bizim 350 TL’ye aldığımız ışığımız hala elimizde.

Bizim ışığımız var.

Biz kendimize güveniyoruz.

O ışık bize yeter!

Işığı önüne koyabileceğimiz bir de kilim bulduk mu…

Ha işte o zaman, et bir veryansın!