BOP olmadı BAP verelim abime

Hüseyin Vodinalı yazdı...

BOP olmadı BAP verelim abime

Erdoğan ve AKP iktidara BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) yüzünden getirildi.

Hatta tüm organizasyon bunun içindi.

Eski Amerikalı General Wesley Clark’ın itiraf ettiği, Ortadoğu’da 5 yılda en az 7 ülkenin (Irak, Suriye, Libya, Somali, İran, Sudan ve Lübnan) sınırları değişecekti. Bunun açıklandığı tarih 2007 olduğuna göre 2012’de sadece Sudan’ın sınırları değişmişti. Diğer ülkeler savaş ve istikrarsızlık içinde olsa da sınırları değişmedi. Tabii ki ABD’nin BOP projesi bu 7 ülkeden ibaret de değildi. Gizli listede elbette Türkiye de vardı.

İhvancı Arap Baharları tam da bunun içindi.

Ama Amerika’nın çöküş dönemine denk gelen proje başarısız oldu.

Mısır, Suriye, Tunus gibi Arap dünyasının entelektüel ve başat ülkeleri İhvancıları devirdi.

Amerika’nın elinde sadece Türkiye vardı.

Ve o Türkiye, önce Irak ardından Suriye seferi yüzünden tarihinin en büyük çöküşlerinden birini yaşadı.

Türkiye bir nevi vekalet savaşı merkezi olarak kullanılmıştı.

Özgür Suriye Ordusu, HTŞ ve onlar gibi pek çok milis kuvveti Türkiye ve AKP üzerinden devşirildi.

Hatta ABD’nin Afganistan ve Irak’ta kurduğu El Kaide ve IŞİD gibi kanlı terör örgütlerine bile müsamaha gösterildi.

6 milyon Suriyeli Türkiye’ye çöreklendi.

Demografik depremler yaşanmaya başlandı.

Bu Suriyelilerin ülkelerine dönmeleri gerekirken, burada kalacakları açıklandı.

Arap kültürü adeta son 20 yılda Türk ve Cumhuriyet kültürünün önüne geçirildi.

Tüm bunlar ABD, İsrail, İngiltere ve AB’nin de destekleriyle oldu.

Türkiye artık Atatürk’ün kurduğu laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olan cumhuriyet olmaktan çıkmıştı.

20 yıla varan AKP iktidarında millet kavramı artık ümmet olarak kullanılıyor ve Türkiye dışındaki unsurlar da buna dahil ediliyordu.

BUSH’UN BOP’U YERİNE BIDEN’IN BAP’I

Bush Cheney cuntası ile başlayan Arap Baharları ve BOP, son olarak Trump döneminde fiyaskoyla sonuçlandı.

Biden geldiğinde bu kez Asya Baharı ve BAP yani Büyük Asya Projesi ortaya çıktı.

Türkiye de tarihinin en kötü döneminde ve en karışık zamanda bu BAP’a dahil edildi.

Amaç, Çin’in Kuşak ve Yol girişimini engellemek ve Rus-Çin merkezli Asya bütünleşmesini dinamitlemekti.

ABD’nin Afganistan’dan çekilme hamlesi esasen bu iki hedefi içeriyor.

Birincisi, (Taliban ve Hindistan da kullanılarak) bölgede terörü ve kargaşayı hakim kılmayı amaçlarken, ikinci hedef olarak da Rusya ve Çin arasındaki doğal ittifakın bozulması gündemde.

Liderliği ekonomik olarak zor durumdaki Türkiye’nin de bu planda kullanılması gündemde.

Oyun planı şöyle: Afganistan’dan Amerikan emriyle getirilen genç erkek askerler eğitilecek ve Türkiye komutasında Afganistan’a gönderilecek.

Pakistan ve Türkiye’nin Orta Asya’daki akrabalık ilişkileri de Amerikan çıkarları için kullanılacak.  

Bu kapsamda (zaten Montrö, Suriye ve Karadeniz’de sallantıda olan) Türkiye – Rusya dostluğu bozulacak, Pakistan’ın da Çin ile Kuşak ve Yol işbirliği sabote edilecek.

Bölgede aşırıcılık, ayrılıkçılık ve teröre karşı kurulan Şanghay İşbirliği Örgütü de akamete uğratılacak.

Orta Asya Türki cumhuriyetlerine de Türk-Amerikan baskısı uygulanıp Rusya’nın etkinliği yok edilecek.

Bunun için ABD ile Türkiye arasında resmi olmayan anlaşmayla 1 milyon Afgan askeri Anadolu’ya geliyor. Hem de ellerini kollarını sallaya sallaya.

2015’teki kritik gelişmeler sonucu Amerikan etkisinden çıkan AKP liderliği, eğer yeniden böyle bir şey yaparsa da ülke içindeki hem Suriyeli, hem Afgan ümmi unsurlar iç karışıklıkta kullanılacak gibi bir izlenim var bende.

Çok tehlikeli bir süreç içindeyiz.

BOP’ta başarısız olan ABD’nin, BAP’ta başarılı olma olasılığı çok daha düşük.

Amma velakin dertleri sadece başarılı olmak değil, kaos ve karmaşayı sürekli kılmak.

Bu sayede rakipleri Çin ve Rusya’yı zayıflatmayı ve elbette askeri harcamaları hep yüksek tutmayı amaçlıyor ABD.

Biden yaşlı ve yorgun.

Tıpkı ABD gibi.

Putin ve Şi ise diri ve güçlü.

Akıllı liderler.

ABD’nin kurduğu mücahidin kökenli Taliban’ı bir biçimde etkisizleştirmeye çabalıyorlar.

Afganistan ve Orta Asya’da karşı karşıya gelme olasılıkları çok zayıf.

Ancak Türkiye’nin oynadığı bu oyun en çok kendisi için zararlı.

Asya’da asli bir Batı ülkesi olarak yer alacağına, Asya’ya Atlantik kaması olarak hem bir de ümmet ve halifelik gibi geçerliliği olmayan söylem ve eylemlerle girmek bizim için felaket olur.

Ancak Amerikancı unsurlar her geçen gün ülkede daha da güçleniyor.

2015 sonrası ortaya çıkan milli anlayış, yerini yeniden NATO ve Atlantikçi acenteliğe bırakıyor.

Son yangınlarda beni endişelendiren bir önemli husus, Ege ve Akdeniz’deki Yörük Türkmen köylerinin de yanmaya bırakılması oldu.

Tıpkı kanal İstanbul ve Karadeniz gibi Muğla’nın cennet köşeleri de mi Araplara pazarlanacak, endişe etmemek mümkün değil.       

Küresel iklim krizi Ortadoğu’da yakın zamanda yaşanamayacak bir iklimi haber verirken, Türkiye ümmetçi zihniyet tarafından Araplara mı peşkeş çekiliyor? Gerçekten kaygılıyım.

Sarıklı tarikatçı amiralin işten atılmak yerine, pamuklara sarılarak emekli edilmesi ve TSK’nın yangınlarda devreye sokulmaması Türk yurdu açısından çok korkutucu şeyler.

BAP’a dönecek olursak…

Gazeteci İsmet Özçelik, son yazısında bu konuya değinmiş, önemli bir bölümünü alıntılıyorum:

“Son günlerde bu projeyi sık sık duyunca,

Biraz inceledim.

ABD’nin “yeşil kuşak” projesinin devamı.

Amaç çok açık:

Orta Asya’yı ABD’nin arka bahçesi yapmak.

Proje 2015-2016 yıllarında öne çıkarılmış.

2017 yılında ülkemizde de toplantılar olmuş,

Ön çalışmalar da gerçekleştirilmiş.

Bunları organize edenler için;

“İktidara yakın duruyorlar,

Ama aslında altını oyuyorlar”,

Değerlendirmesi yapılıyor.

ASYA BAHARI

Planladıkları sürecin adını da koymuşlar:

“Asya Baharı.”

İsim bile Amerikan icadı.

“Arap Baharı”nın Asya versiyonu.

O günlerde,

İlk adımın Kazakistan’da atılması hesaplanmış.

Nazarbayev’in yıprandığı,

Zayıf halka olacağı düşünülmüş.

Kazakistan’da başlayacak dalganın,

Diğer Orta Asya Cumhuriyetlerine,

Arkasından da Rusya’ya sıçratılması planlanmış.

Nazarbayev kendisi görevi bırakınca,

Hesap bozulmuş.

ŞİMDİ AFGANİSTAN

ABD projeden vazgeçmiş değil.

Şimdi de Afganistan öne çıkmış.

Oradaki kargaşa ve istikrarsızlık,

Orta Asya Cumhuriyetlerine,

Oradan da Rusya’ya kaydırılacakmış.

Taliban’dan ayrılan Hakkani grubu,

Irak ve Suriye’den taşınan IŞİD,

Uzun süredir bölgede eğitiliyor.

Bir kısmının Çin’in Uygur bölgesine,

Bir kısmının Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine,

Bir kısmının Kafkaslara,

Rusya'da Müslümanların yaşadığı,

Bölgelere gönderilmesi düşünülüyormuş.

Afganistan’dan ülkemize gelen,

Sığınmacılarla ilgili hesap yapanlar da var.

Onları eğitip geri göndermeyi,

“Asya Baharı” için kullanmayı düşünenlerden de söz ediliyor.

HEP AYNI EKİP

Konuyu yakından takip edenlerin,

Değerlendirmeleri şöyle:

“Türkiye’de bu işlere bulaşanlar,

Amerika ile çalışıyorlar.

Suriye ile doğrudan ilişkiyi,

Engelleyen ekip de aynı.

Türkiye’nin başına iş açacaklar.”

Özçelik’in tespitlerine katılıyorum.

Sadece Türkiye’nin de değil, başta İran olmak üzere tüm Orta Asya ve Ortadoğu’nun da başına iş açacaklar.

Suriye İdlib’deki gelişmeler, İsrail’in İran’a saldırı tehdidiyle okunduğunda tehdidin daha da yakın olduğunu görebiliriz.

Türkiye’deki İhvancı ve Amerikancı unsurlar çok yanlış bir oyunu umutsuzca oynuyor.

Erdoğan’ın Biden’a güvenmesini aklım almıyor, ama sanırım başka bir yol da göremiyor.

Oysa var.

Türkiye emperyal Büyük Asya Projesi yerine, gelişen dünyanın Batı Asya Birliği’ne, Asya ittifakına yönelse bu durumdan kurtulabilir.

Ama bunu 70 yıllık yeşil kuşakçılar değil, ancak Atatürkçüler yapabilir.

Tıpkı 1925’te yaptıkları gibi.

Ancak toplumun içinde bulunduğu duruma ve siyasi tabloya bakınca umutlanmak için pek bir sebep göremiyorum.