Çin’de renkli devrim girişimi mi var?

Dr. Barış Adıbelli yazdı...

featured

Çin Komünist Partisi’nin 20. Kongresinde Çin’in ikinci yüzyılının başladığını duyuran ve dünyaya meydan okuyan Xi Jinping aynı zamanda geçtiğimiz günlerde Bangkok’ta düzenlenen APEC zirvesinde; “21. yüzyıl Asya Pasifik yüzyılıdır! Asya Pasifik bölgesi hiç kimsenin arka bahçesi değildir! Asya Pasifik bölgesinde büyük güçlerin rekabet alanı olmasına asla izin vermeyeceğiz” derken evinde ise işler sıfır Kovid-19 politikası nedeniyle pek de iyi gitmiyordu. Başından beri bu sıfır Kovid politikasına karşı içten içe Çin toplumunda çok büyük bir tepki vardı; ancak bu tepki tam manasıyla sokağa ve siyasete yansımamıştı. Fakat Urumçi’deki yangın olayı ve burada 10 Uygur’un hayatını kaybetmesi ve bu trajedinin sıfır Kovid politikası kapsamında apartman girişinin kapatılması nedeniyle olduğu iddiaları bir anda Uygur Özerk Bölgesi’nde halkı sokağa döktü. Ardından da bu protesto gösterileri başta Şanghay olmak üzere Çin’in diğer merkezlerine yayıldı. Göstericilerin ellerinde beyaz kağıt olması protesto gösterilerini beyaz kağıt eylemi veya beyaz kağıt protestosu şeklinde adlandırılmasına neden oldu.

Sıfır-Kovid politikasına karşı halkın tepkisi olarak başlayan ancak bir anda partiyi, rejimi ve liderini sorgulayan rejim karşıtı bir sürece dönüşmesi hemen akıllara 1989’da yaşanan Tiananmen öğrenci olaylarını getirdi. Tiananmen öğrenci olayları da masum bir anma töreni olarak başlamışken bir anda rejim karşıtı özgürlük isteyen bir başkaldırıya dönüştü. Kısa sürede ülkenin dört bir yanından öğrenciler ve işçiler bu gösterilere iştirak etti. Uzun bir süre Deng’in liderliğindeki Çin yönetimi olaylara müdahale etmedi ancak gösterilerin dinmemesi üzerine Çin ordusu bu gösterileri kanlı bir şekilde bastırdı. Resmi söyleme göre öğrenci gösterilerinin arkasında Amerikan ve Tayvan istihbaratı bulunuyordu. Çin’in Tiananmen öğrenci olaylarını bastırmasının ardından ABD ve AB’den tepki olarak Çin’e özellikle askeri ve güvenlik alanında sert yaptırımlar getirildi. Bugün halen yaptırımların bazıları gevşetilmiş olsa da devam etmektedir.

Tiananmen öğrenci olayları gibi büyük bir deneyimini yaşamış bir ülke olarak Çin, protestoları dikkatli bir şekilde izliyor. Tıpkı o günlerde olduğu gibi yine güvenlik güçleri herhangi bir müdahalede bulunmuyor. Çin tüm internet bağlantıları üzerinde denetimini sıkılaştırdı, sosyal medyaya erişimi durdurdu. Dolayısıyla dış dünyadan Çin’de olup bitenlerle ilgili herhangi bir haber alma imkanı iyice zorlaştığı gibi dışarıdan olayların manipüle edilmesi ihtimalini de engellemiş oldu. Gelen haberlere göre protesto gösterileri üniversite kampüslerine de sıçramış durumda. Öğrenciler de bu gösterilere iştirak ediyor. Çin yönetimi, üniversitelerde eğitimi durdurup öğrencileri evlerine göndermeye başladı.

Çin’de şu anda 270 milyonluk bir Z kuşak var. Bu sayı neredeyse ABD nüfusuna yakın, dolayısıyla bu Z kuşak; eğitimli, teknolojiyi iyi kullanan ve dünyada olup bitenlerden haberdar olan ve dolayısıyla 100 yıl önce ortaya atılmış siyasi ideolojik görüşlerle 21. yüzyıla bakmak istemiyorlar. 101 yaşındaki Çin Komünist Partisi’nin artık yaşlandığını ve bir köşeye çekilip dinlenmesi gerektiğini düşünüyorlar. Pekin çok farkında olmasa da bu genç kuşağın gözü Tayvan’da. Tayvan’da kendi yaşıtlarının durumunu görüyorlar, izliyorlar; hatta Hong Kong’daki yaşıtlarının bile kendilerinden daha iyi şartlarda olduğunu düşünüyorlar.

Dolayısıyla protestoların bir yansıması da 20. Parti Kongresinde ilan edilen sosyalist toplumun inşası projesi bağlamında daha merkeziyetçi, daha otoriter bir yönetim anlayışının benimsenmesi, Komünist Parti’yi, rejimini ve ideolojisini koruma adına daha sıkı siyasi güvenlik önlemlerinin alınmasına bir tepki olarak değerlendirilebilir.

Bu süreçte en ilginç nokta Xi Jinping’in katıldığı her zirvede zirveye katılan liderleri sürekli devrim tehlikesi konusunda uyarmış olması ve özellikle Şanghay İşbirliği Örgütü Semerkant zirvesinde konuşmasının neredeyse ana teması renkli devrimler kavramı olmuştur. Şimdi gelinen noktada bu yılın başında Kazakistan’da başlayan halk eylemeleri, halihazırda İran’da tüm şiddetiyle devam etmekte ve şimdi de Çin’e sıçramış durumda. Çin’de ortaya çıkan tablo akıllara ‘Çin’de bir renkli devrim girişimi mi var’ sorusunu getiriyor. Cevaplar ne olursa olsun yine ABD, her zamanki gibi Çin’deki protestocuları destekleyen türde açıklamalar yapmaya başladı. ABD için protesto eylemlerinin artması ve tüm Çin’e yayılması memnuniyet verici bir gelişme olarak görülüyor.

Sonuç olarak şimdilik yönetim halkın tepkisini boşaltmasını bekliyor. Bir başka deyişle bir gaz alma operasyonu da var. Aksi taktirde biriken gazın sıkışması nedeniyle toplumsal bir patlama olabilir. Bu nedenle Çin olaylara kademe kademe müdahale edecek gibi görünüyor.

Çin’de renkli devrim girişimi mi var?

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

6 Yorum

  1. 2 ay önce

    Evet. Yıllardır söylüyorum, ABD ve yandaşları on yıllardır Çin’de ajan yetiştiriyor. Buna da “misyonerlik” diyorlar. Çin’in en büyük hatası dini özgürlüğü serbest bırakmak. Bu hatalı karar, emperyalist müttefiklerin ülkede vatan haini yetiştirmelerine fırsat verdi. Şu an sayıları 200 ila 250 milyon arasında Hristiyan Çin vatandaşı var. Ve hepsi ABD ve müttefiklerinin sokağa dökülme emrini bekliyorlar. Çin çok büyük hata yaptı, çok. Din serbestisi, insanların hayatta kalma ve var olma serbestisini ortadan kaldıracak.

  2. 2 ay önce

    Amerikan imparatorluğu tamamen yıkılmadan dünyaya/insanlığa rahat yok.

  3. 2 ay önce

    Çin’de covid-19 vakaları ilk görüldüğünde, televizyon kanallarından bir tanesi Wuhan’dan canlı bağlantı yapmıştı. Konuşturulan Türk asıllı şahıs sokaklarda kimsenin olmadığını, insanların yolda yürürken öldüğünü, evin kapılarını çivileyerek çaktıklarını anlatıyor ve spikerin evi havalandırmıyor musunuz sorusuna arada pencereleri açıyoruz diye cevap veriyordu. Yiyecek içecek ihtiyacınızı nasıl karşılıyorsunuz şeklindeki soruya da yiyecek ve su stoku yapmıştık şeklinde karşılık veriyordu. Bu saçma sapan diyaloğu dinlediğim anda bu işte bir çapanoğlu var diye düşünmüştüm. Avrupa’da salgın tüm hızıyla sürerken bu defa da Çin’den insanların maskesiz yılbaşı kutlamalarını ve yüzlerce kişinin havuzdaki eğlencelerini gösteren görüntüler servis edilmeye başlandı. Şimdi ise Çin’in sıfır vaka politikasından ve karantinalardan bahsediliyor. Çin’e gidip gözümle olanı biteni görmeden hiçbir şeye inanmam. Batılı medya kuruluşlarının Saddam Hüseyin’in insanlığı kimyasal ve biyolojik silahlarla yok edeceği iddialarını, çok sayıda insanın gaz maskesi aldığını ve evinde atropin depoladığını unutmadık daha.

  4. 2 ay önce

    Batsın Çin zerre üzülmem. Çin’i savunan bana Türkçü-Atatürkçüyüm diye gelmesin

  5. 2 ay önce

    Özgürlük istemekte nedir ya,ayıp valla.Sonra size renkli devrimci derler.ÇKP nin vrdiği kadar refah ve özgürlük nenize yetmiyor.

  6. 2 ay önce

    Çinli gençler deli gibi tiktok denen iq düşüren uygulamayı kullanarak nasıl sosyalist toplumu inşa edebilir. ekonomi iyi olduktan sonra politik bir tepki de koyamazlar ama ekonomi kötüye giderse her toplum gibi onlar da kazan kaldırır. ama şunu unutmayın barış bey, Çin altmış yıldır Batı’nın şöyle oldu böyle olacak türünden beklentisini hep boşa düşürdü. Sovyetlerin dağılıp Çin’in güçlü çıkmasının nedeni de öngörülü politikacıları ve güçlü devlet yapıları. Şi Cinping bir şans sonrasını bilemeyiz

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!