Cumhuriyetimizi nasıl savunuruz?

Mustafa Solak yazdı

Cumhuriyetimizi nasıl savunuruz?
Cumhuriyetimizi nasıl savunuruz?

Cumhuriyet ve Atatürk ilkeleri tarihsel zorunluluğun sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Masa başında yazılmamıştır. Atatürk bu ilkelerin tarihsel sürecini ve amacını şöyle açıklar:

“Uçurum kenarında yıkık bir ülke…Türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar..Yıllarca süren savaş…Ondan sonra, içeride ve dışarıda saygı ile tanılan yeni vatan, yeni sosyete [toplum], yeni devlet (sürekli alkışlar) ve bunları başarmak için arasız devrimler..

İşte, Türk genel devriminin bir kısa diyemi [ifadesi].”

Cumhuriyetin temelinde Türkiye’nin iki yüzyıllık toplumsal-ekonomik zorunluluğu bulunuyor. Osmanlı Devleti, 1838 İngiliz Ticaret Sözleşmesi’yle Avrupa’nın mallarının pazarını doldurmasıyla sömürgeleşme sürecine girdi ve Türk Milleti vatansızlaşma tehlikesine karşı karşıya geldi. Genel Borçlar İdaresi’nin (Duyun-u), rejilerin neden olduğu sömürgeleşme akıllardaydı. Bağımsızlaşmak ve kalkınmak için üretmek şarttı. Cumhuriyet kurulduğunda manzara şöyle idi:

- İnsanların ancak % 4’ü okur-yazar.

- 4.000 km kadar demiryolu var ama emperyalistlere hizmet ediyor.

- Doktor, hemşire sayısı ancak yüzerle ifade ediliyor.

- Ekonomimiz bağımsız değil. Vergiler, borçları ödemek için emperyalistlerin denetimindeki Duyun-u Umumiye tarafından toplanıyor.

-Toplam sanayi kuruluşumuz 282. Madenler, limanlar ve demiryolları yabancıların elinde.

- Osmanlı’dan bize kalan sadece dört önemli fabrika var: Hereke İpek Dokuma, Feshane Yün İplik, Bakırköy Bez ve Beykoz Deri fabrikaları.

-  Tüm ülkede sadece 153 ortaokul ve lise var. Ortaokullarda sadece 543, liselerde 230 kız öğrenci okuyor.

Böylesi bir ekonomi devralan Türkiye Cumhuriyeti, devletin öncülüğünde sanayileşti ve kalkındı. Bugün birçok ülkeye mal ihraç edebilecek bilimsel bilgiyle donanan “fikri hür, irfanı hür” nesiller yetiştirmeye başladı.

TEMEL ÖLÇÜT EMPERYALİZMDİR

Kurtuluş savaşında kağnı, kamyonu yendi. Bugün ise milli birlik ve beraberlikle Atatürk’ün gösterdiği hedef olan çağdaş uygarlık düzeyinin ötesine geçmek için olanaklarımız ve. Önemli olan özgüvenimizi perçinlemek ve harekete geçirmektir.

Cumhuriyetimizi korumak milli birliğimizi korumaktan geçer. Kutuplaştırmalara, ötekileştirmelere dikilmezsek emperyalizm aramızdan adam devşirir. Suriye, Irak, Libya gibi ülkelere baktığımızda, emperyalizm etnik, dinsel, mezhepsel meselelerde ayrılık yaratarak milleti birbirine kırdırmaktadır. Dolayısıyla eleştiri, uyarı ve çözümlerimiz karşımızdakini alt etmek amacıyla kulağa hoş gelecek, duyguları kamçılayacak sözler yerine Türk milletini birleştirecek şekilde olmalıdır.  “Denize düşen yılana sarılır” misali, etnik, dinsel, mezhepsel ayrılıkları kaşıyanlarla işbirliği yapılmaz. Temel ölçüt emperyalizme karşı birleşmektir. Her kurumu, yazarı, kişiyi emperyalizme yakınlaşması ölçüsünde eleştirmeli, uyarmalı; uzaklaşması, emperyalizmin karşısına dikilmesi ölçüsünde desteklemeliyiz. Desteklenen kurum veya kişi değil tavırdır. Rahat olunsun, bu sizi şucu bucu yapmaz. Siz fikirlerinizi belirtmiş ve bu fikre yaklaşan fikir ve davranışları desteklemiş olursunuz. Yani fikirlerinizi destekliyorsunuzdur.

KAVRAMLARIN SİNSİLİĞİ

Uğur Mumcu’nun dediği gibi “Kim ki; insan hakları, demokrasi, özgürlük der ve emperyalizmden söz etmez ise bilin ki o bir sahtekardır.”

Demokrasi; eşitlik, özgürlük, adalet değil; bunların da dayandığı ulusal egemenliktir. Atatürk bundan dolayı 1 Mart 1923’te TBMM’yi açarken şunu demiştir:

“Toplumda en yüksek özgürlüğün, en yüce eşitlik ve adaletin yerleştirilmesini ve korunmasını sağlamak ancak ve ancak tam ve kesin anlamıyla ulusal egemenliğin kurulmuş olmasıyla sürekli olur. Bundan dolayı özgürlüğün de, eşitliğin de, adaletin de dayanak noktası ulusal egemenliktir.”

Bugün Atatürk ilkelerini benimsediğini söyleyenler arasında “ben milliyetçi değilim” diyen, milliyetçiliği ırkçılıkla eş tutan var.  Tek adam yönetimine karşı gelerek demokrasiyi savunduğu halde Türk milletini yaşama demokrasisi bile tanımayan terör örgütleriyle demokrasi arama, iktidara gelme çabasında olan var. Eşitliği, özgürlüğü, demokrasiyi, adaleti emperyalizme karşı mücadeleden koparıp papağan gibi sadece bu kavramları kullananlar var. Adaleti, eşitliği, demokrasiyi etnik, dinsel, mezhep, cinsel aidiyetleri Türk milleti kavramının yerine geçirme gayetinde olan var.

Kavramların büyüsüne kapılmayalım. Kavramların milletin bütünlüğü zayıflatıp zayıflatmadığına, emperyalizmi geriletip geriletmediğine bakalım. Milletimizin birliğini zayıflatan, emperyalizme kullanışlı araçlar sunan hiçbir kavram, kulağa hoş geliyor diye güzel veya ilerici olamaz. Örneğin demokrasi, eşitlik diyerek bölücünün, şeriatçının propaganda yapması savunulabilir mi?

TOPTANCI OLMAYALIM

Toptan karşıya koymak veya desteklemek diye bir şey olmaz. Bazı yanlış tavırları dolayısıyla hiç vazgeçmeyecekmiş gibi sürekli yanlış yapacak gözüyle bakmak veya tersinden bazı doğruları dolayısıyla sürekli doğru yapacakmış gibi bakmak hatalıdır. Bu, analiz yeteneğimizi köreltir. Emperyalizm karşısında yanlış tavrı “ama şu konuda doğru” diyerek önemsizleştirmemeliyiz. Doğru tavra da “ama şu konuda yanlış, asıl niyeti şu” diye burun kıvıramayız. Doğru, bize göre tam doğru olmadığında toptancı yaklaşıp dikkate almamazlık olmaz. Tam doğru olması için eksiklerin tamamlanması hususunda uyarmalıyız. Yanlış da tamamen yanlış veya artniyetli olmayabilir. Düzeltilebilir tarafları varsa doğruya doğru yönlendirmeliyiz.

ATATÜRK AMASYA GENELGESİ’NDE NEYİ ESAS TUTMUŞTU?

Atatürk Amasya Genelgesi’nde “padişahlığı kaldıracağım, cumhuriyeti kuracağım, laikliği sağlayacağım” deseydi yanında çok az kişi bulurdu. Türk Milleti’ni millî mücadeleye sevk etmek üzere birleştirmesi gerekiyordu ve “vatanın bağımsızlığı, milletin birliği tehlikededir” dedi. Önce bağımsızlık savaşı kazanılmalı ve vatan kurtarılmalıydı; sonra diğerlerine sıra gelecekti. Öncelikli sorunun çözümü diğerlerinin çözümünü sağlayacaktı.

Bugün Türk milleti arasındaki kutuplaşmayı azaltmadan kim iktidara gelirse gelsin hiçbir sorunu çözemez. Kutuplaşma milletimizin dikkatini, PKK, FETÖ, “Mavi Vatan” gibi emperyalizmin dahil olduğu milli meselelere yönelterek azalır. Dahası ekonomi, güvenlik, laiklik, demokrasi gibi sorunların çözümü Amasya Genelgesi’ndeki gibi vatanın bağımsızlığı, milletin birliğini sağlamakla olur. Bu, saydığım hususlardaki mücadeleyi bir kenara bırakmayı gerektirmiyor. Burada esası belirtiyorum. Önceliğimiz emperyalizme karşı milli meselelerde birliği sağlamaktır. Bağımsız olmayan, milli birliğini sağlamayan ülkenin ekonomisi bağımsız olmaz, demokrasisi rayında gitmez.

Bütün meselelerimizi, uyarı, eleştiri ve desteğimizi vatanın bağımsızlığı, milletin birliği esası etrafında dile getirelim. Gücümüzü emperyalizme karşı milleti birleştirmeye harcayalım.

Bu anlayışla Cumhuriyetimizin 97. yılı kutlu olsun!

NOT: Kavramların büyüsüne kapılanları, emperyalizme karşı birleştirme mücadelesinde “ATATÜRKÇÜLÜK 100 Soru/Yanıt” kitabımı değerlendirebilirsiniz.