Ekonomik akıl-sızlık başa bela

Ekonomik akıl-sızlık başa bela

Ekonomik güçsüzlüğümüz kendini en stratejik alanlarda hissettiriyor. Libya’ya göndermeyi planladığımız askerlerimizin maliyetini dahi taşıyacak bir durumda değiliz ve maalesef karşı cephe de bunu çok iyi biliyor.

Bugün yine dünyada çok az ülkeye nasip olacak bir başarıya imza attık ve patates-soğan ihracatını yasakladık. Şimdi diyecekler ki içeride vatandaşa yetmeyen şeyin ihracatı mı olur? Patetes-soğan pahalanınca da şikayet edeceksiniz… Evet patates soğan pahalanınca da şikayet edeceğiz, bir yazı da onun için yazacağız zira ısrarla patetes ve soğan üretimini bile planlayamıyoruz. Tarım ülkesi Türkiye’de patates soğan ya belediye eliyle halka ulaşmak zorunda kalıyor ya da ihracatı yasaklanarak iç piyasa da ucuz tutulmaya çalışılıyor.

Bu bir aynadır. Patates ve soğan üretimini dahi ısrarla planlayamayan bir sistemin Rusya ve ABD ile ilişkileri ne kadar sağlıklı olabilir? Bu sistemle NATO’cu olsak ne olur Avrasyacı olsak ne olur?

İktisadi sorunlar her geçen gün artarken devletin attığı tek adım cezaları ve vergileri artırmaksa orada bir ekonomik akıldan bahsedilebilir mi?

Gelecek yılların ekonomik gelişmelerini planlaması gereken devlet aklı imar rantından başka bir şeye çalışmıyorsa, yıllık 100 milyar doları bulan imar rantına sırtını dayayıp, o para da buharlaşırken kimseden ses çıkmıyorsa bunun sonu maalesef çok acı olur.

Ekonomik akıl, İstanbul Kanalı’nın bütçede bir kara deliğe dönüşeceğini ve uzun yıllar kanımızı emeceğini söylüyor. Ancak iktidar ısrarla bu projeyi hayata geçirmek için çabalamakta.

Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun İstanbul Kanalı’nın Çin’ce videosunu paylaşınca doğrusu şaşırmadım; ama irkildim.

Strateji şu mu? Etrafındaki arsaları Araplara sat. Kredi’yi Çin’den aldır.

Devlet katında bilen var mı? Çin bu tip stratejik projelerde parayı geri alma ihtimali varsa değil; paranın ödenemeyeceğini düşünüyorsa krediyi verir. Çünkü Çin’e para değil; limanlar, stratejik noktalar lazım. Bugün bu şekilde, dünyanın çeşitli ülkelerinde Çin’in sahip olduğu bir çok proje var.

Türkiye gelir dağılımında bu kadar adaletsizliği, bu kadar genç işsizliğini, bu kadar yoksulluğu daha fazla taşıyamaz.

Yaklaşık 5 milyon insan 1 Ocak’tan beri borçları yüzünden hastanelerde tedavi olamıyorlar. 5 milyon mülteciye ise hastaneler bedava. Bu bir akılsızlığın sonucu değil mi?

Ekonomik akıl der ki Burindi kadar gelirin varsa Burundi gibi harca. Etiyopya, Somali, Nijer kadar kazanıp; İsviçre, Norveç, Kanada gibi harcıyorsan bunun ceremesini de çekersin.

Maalesef yoksulluk bu coğrafya da başımıza musallat ettiğimiz en büyük düşmanımızdır ve onu yenemedikçe her daim hareket imkanımız kısıtlı olacaktır.

Esas üzücü olan ise bugün iktidar da bulunmayan ekonomik aklın, muhalefette de olmayışıdır. Milleti yine milletin azim ve kararından başka kurtaracak bir formül yoktur.