Haluk Bilginer’in ödülüne inanmam!

Haluk Bilginer’in ödülüne inanmam!

Bir

Haluk Bilginer’in ödülüne inanmam, saygı duymam, ciddiye almam, çünkü Haluk Bilginer’in on yıllarca çalıştığı projeleri biliyoruz, bu ödülün arkasında mutlaka bir cinlik ararım.

Enes Kanter de NBA’da oynadığına göre, Hakan Şükür de en çok gol atandı, Haluk Bilginer de iyi oyuncudur, ama hepsi bugün bizim için ruh dengeleri bozuk, cansız renksiz birer moloz yığını, akılları başında insanlar değildir.

Ezel dizisinde Haluk Bilginer’in Atatürk’ün tıpkısı makyaj yapıp sonra Atatürk’ün başına sıkılıp öldürülmesi sahnesini bu millet unutmayacaktır.

Atatürk’ü kafasına mermi sıkıp öldürmek gibi bir sahneyi hangi cüretle çekebilmişlerdir, hatırlayın, yıl 2010’dur, FETÖ’cüler kudurmuş gibi basında hukukta savcılıkta orduda güçlenmiş gizli elleri her yerdedir.

FETÖ’cü Ezel dizisini bir kaç yıl önce deşifre ettik, dizinin bir çok bölümünde FETÖ sembollerini fotoğraflarıyla gösterdik, Ramiz Dayı (Tuncel Kurtiz’in) ağzıyla haşhaşi planları ve tehditleri savurduklarını tek tek gösterdik, hakkımızda davalar açıldı, ne oldu, belgeler ortada, davalar açıldığı gibi kapandı.

Ardından aynı yapım şirketinin Çarpışma dizisindeki şifreleri söyledik, gösterdik, davalar açıldı ayağa kalktılar, ne oldu, belgeler ortada, davalar açıldığı gibi kapandı, ve hatta Çarpışma dizisini bitirme kararı almak zorunda kaldılar.

Haluk Bilginer FETÖ’cü Ezel dizisinde oynadığı için bu milletten özür mü diledi?

Aynı yıllarda Haluk Bilginer irticanın merkezi FETÖ ağzıyla ‘Atatürk’e tapıyorlar’ diye röportajlar veriyordu?

15 Temmuz FETÖ-CIA Türkiye’yi işgal girişiminde hepsi faş oldu ve sonra sustular!

Yüzbinlerce insan sorgulandı tutuklandı. Ezel dizisini çekenler oynayanların başına bir şey mi geldi, hayır! Savcılar çıkıp bu dizinizdeki FETÖ heykelleri ne oluyor, neden bu heykelleri filme koydunuz mu dedi, bu şifreli mesajlar kimeydi, ne içindi mi dedi, hayır!

Diziyi çekenler oynayanlar bir melek gibi ölümsüz günahsız güle oynaya yollarına devam ediyor!

Ezel dizisinde şifreler gizli mesajlar tehditler imalı görsellerle komplo kumpas algısı yaratanlar bugün yargılanıyor mu?

Hayır!

Haluk Bilginer çıkıp FETÖ gibi gizli bir gücün dizisinde neden oynadığını açıklıyor mu, bir özür diliyor mu, yanlış yerlerde bulunduk diyor mu? Hayır.

Ya da bir sanatçı olarak Cumhuriyet’e Atatürk’e saygı duyduğunu gösteren tek cümlesi var mı? Hayır!

Bir sanatçı olarak Türk Ordusu tasfiye edilirken ordusuna milletine sahip çıkacağına tam tersi o karanlık operasyon yıllarında ‘bunlar Atatürk’e tapıyor’ laflarıyla kimlere güç destek vermiş oldular ve bugün o laflardan utanç duyuyor mu? Hayır!

Bunları kim teşhir etti? Nihat Genç. Bu şifreleri teşhir ettiğimiz için büyük medyanın yazarları kime şizofren deli diye yazılar yazdı? Nihat Genç’e. Dava açtılar mı, açtılar! Kim kaybetti, açanlar!

Tekrar edelim, peki, savcılar, ‘Yahu bu dizide FETÖ heykelleri var, Atatürk makyajı yapılıp Atatürk’ün kafasına sıkılıyor, bu dizide haşhaşi tehdit mesajları var, bu sahneler FETÖ’cülükleri için birer delil ve suç unsuru değil mi’ dedi mi?

Hayır!

2010’lu yılları bir daha hatırlayın, FETÖ’nün medyayı orduyu hukuku ele geçirdiği kendini haşa Allah görüp kendini mesih ilan ettiği yıllar.

Bu CIA operasyonuna o uzun yıllarda sanatçılar akademiler yazarlar iş adamları, neden karşı duramadı!

Bir daha soralım, sanatçılar akademiler işadamları yazarlar o operasyon yıllarında FETÖ’ye karşı mı durdular yoksa yüzde doksandokuzu FETÖ’yle işbirliğine mi girdiler!

İşbirliğine girdiler, çünkü ‘güç’ FETÖ’deydi.

Bugün oyuncusu kalkıp, kardeşim, ‘ben profesyonelim, paramı alırım oyunumu oynarım’ der, bir şey de diyemeyiz. İş adamı kalkar, ‘kardeşim paramı alırım ticaretini yapar şirket ortaklığı kurarım’ der, bir şey diyemeyiz.

Evet, diyemeyiz ve ama kimse bir şey diyemediği için Türkiye FETÖ işgaliyle operasyon fırtınalarının ortasında kayboldu mahvoldu yok olup tarihe karışıyor CIA’nın eline geçiyordu.

Peki Türkiye’de yer yerinden oynarken FETÖ’nün yapımları şirketleri şeytanları durur mu?

Durmaz!

Kendilerini takdir ettirecek aklayacak masumlaştıracak bir numara bir dümen bir delik mutlaka bulurlar!

Geçmişten ellerine yüzlerine bulaşmış şeytani imajı bir şekilde silmenin yıkamanın yolunu mutlaka bulurlar!

İstediğiniz kadar ödül alın, Türk Milleti, işgal edildiği yıllarda, sanatçısını akademisyeni iş adamlarını yazarlarını çok aradı, çok.

Kanıtsız belgesiz yüzlerce yüksek komutanın ellerine kelepçe vurulurken Türk Milleti, yazarlarını iş adamlarını sanatçılarını akademisyenlerini, çok aradı, çok.

FETÖ’cü yayınların medyanın dizilerin şirketlerin yapımların ya içinde ya yanında durarak bu CIA projesine sevimlilik haklılık meşruiyet kazandırdılar. Eh pek tabii, oyunculuk ve yazarlık paralarını da aldılar!

Dün, Veryansın TV, Haluk Bilginer, Atatürk’ü öldürmenin ödülünü mü alıyor diye manşet attı! Bu manşet bir anlamıyla doğru bir anlamıyla yanlış.

Birilerine itaat eden insanların bağımsız insanları öldürmeye güçleri yetmez!

Evet, milletçe şahit olduk, Atatürk’ün değil kendisine cansız posterine karşı dahi güçleri yetmedi.

Ve ama cinayete teşebbüslerini gördük, artık onları, nedamet getirmeden tövbeler etmeden itirafta bulunmadan özür dilemeden, hiç bir ödülün gücü paklayamaz!

İKİ

Dünkü gün yetmez ama evetçi FETÖ ve PKK destekçisi Zeynep Tanbay’ın İmamoğlu’yla iş ilişkisine neden nasıl girdiğini sorgulayan eleştiren bir yazı yazıp, Zeynep Tanbay’ın deşifre edilmesine katkı sunmuştum.

Sonra, Yeniçağ yazarı Murat Ağırel’in Twitter sayfasından Zeynep Tanbay, aslında danışman değilmiş, sonra lafı çevirdi, danışmanlık ücretiymiş, laga luga, kendisini sıkıntıya sokan laf cambazı mesajlarını okudum.

Murat Ağırel! Lale Mansur, Cihangir tayfası ve ailesi ve çevresi ve yaptıkları bilümum işler, Ufuk Uras, Zeynep Tanbay ailesi tayfası çevresi ne iş tutarlar, bugün kimin yanındalar, hepsini şimdi tek tek sana da mı anlatalım.

İmamoğlu’nu savunmak adına lafı gargaraya getirmekten utanmıyor musun?

Yeniçağ milliyetçi bir yayın organı değil mi, sen yetmez ama evetçi FETÖ ve PKK destekçisi tayfanın aklayıcısı mısın?

Yoksa Tuncay Özkan mı veriyor bu akılları sana!

Yazılarına şöyle göz ucuyla baktığımda ne güzel belediyelerden dosyalar bulup soruyor sorguluyorsun, sen dünkü ağabeylerini unut, o eski derelerden artık çok bulanık sular çamur çamur aktı. Sen önünü arkasını gördüğün bu belediye dosyalarından bu temiz yerden ilerle!

Onun bunun tetikçisi koruyucusu aklayıcısı olma, kalemin sadece önünü değil arkandakileri de görsün, yoksa bu gidişle sonun, Talat Atilla, Rahmi Turan vb. gibi olur.

Laf milliyetçiliğe gelince mangalda kül bırakmazsınız, daha yolun başındasın, bir FETÖ ve PKK destekçisine karşı, yok danışmandı yok değildi gibi laf salatasına boğmadan önce, aksine karşısında kale gibi duracaksın.

Aleni açık belgeli kanıtlı FETÖ ve PKK destekçisinin İmamoğlu’nun yakınlarında iş tutmasını kabullenemiyorsan bunu laf kaynatarak değil İmamoğlu’na ya da İmamoğlu propaganda makinesinin dümenindeki Tuncay Özkan ağabeyine sor.

Şimdilik gençliğine acemiliğine veriyorum, tek taraflı yazıp çizen kalemler sadece medyayı yazarlığı değil millet denen bu büyük aileyi derinden lekeler yaralar, bir daha FETÖ ve PKK destekçisi aleni kanıtları bulanıklaştıran twitlerini görmemeyim.

İmamoğlu’nu ‘ikinci Atatürk’ yapan propaganda ekibine bakıyorum, bununla da yetinmiyor, twitlerde yazılarında habire şeyh uçmaz mürid uçurur gibi, uçuyorlar, uçuruyorlar.  İmamoğlu ‘ikinci Atatürk’lükten sonra yakında uzaya adam gönderen ilk Türk olursa hiç şaşırmam. Ancak hatırlayın, Ruslar bu işe önce köpek göndererek başladı. Genç yazarlara tavsiyem, İmamoğlu’nun uzaya gönderdiği ilk köpeklerden olmayın.

Bakın FETÖ’nün Sızıntı dergisine kapaklarını hep uzay boşlukları Jüpiterler süslüyordu, çünkü kendisi ‘Kainat İmamı’ydı, ne oldu, yüzbinlerce FETÖ’cü uzayın karanlıklarında kayboldular!

Gerçi koruduğunuz dansçı Zeynep Tanbay, uzay boşluğunda sizi yalnız bırakmaz, Jüpiter Mars arasında tayt giyip kollarını açıp bir o yana bir yana koşarak, gidip gelerek hepinizi eğlendirir, kainatın imamı da güneş yüzüyle sizi aydınlatır!

(NOT: Bu yazımdan sonra Murat Ağırel telefonla aradı, delikanlıca mertçe tane tane konuştu, anlattı, “her şeyin farkındayım hiç endişeniz olmasın” dedi. “Galiba ilk anda pozisyonu tam anlatamadım ama sonra aynı twit serisinde açıklamaya çalıştım” dedi. Ben de  karşılık olarak, “Bugünler herkesin hepimizin test günleri, çok dikkatli olalım” dedim. Karşılıklı olarak geri adım atmayacağız, dik duracağız diye birbirimize samimiyetle sarılıp, telefonu kapattık. Dürüstçe konuşmasını sevdim, yukarıdaki yazımız endişesini bir uyarı olarak görevini yerine getirdi ve üstüne Murat Ağırel’in telefonda ‘Eski günlerin üstünden çok sular aktı Tuncay Özkan’la hiç işimiz olmaz’ dedi, çok samimi ifadeleri ve açık net duruşunu ikna edici ve aydınlatıcı buldum, saygıyla.).