‘Horoz’ Recai

‘Horoz’ Recai

F-16’lar uçuyor, İstanbul Boğaz Köprüsü kapatılıyor, çok garip şeyler oluyor.

Albaylar Nurettin Alkan, Güven Şağban ve Aziz Yılmaz… Garipliği sezer sezmez birlikte bir araçla Jandarma Genel Komutanlığının önüne geliyor.

Darbecileri görüyorlar, “yaptığınız hukuksuzdur” deyince, bir anda arbede başlıyor. Güven Albay FETÖ’cülere yumruklarıyla saldırıyor. FETÖ’cüler de Güven Albaya

Aziz Yılmaz, Güven Şağban’a saldıran FETÖ’cü bir albayın yakasına yapışıyor, çıkarıyor beylik tabancasını, mermiyi silahın ağzına veriyor FETÖ’cünün şakağına dayıyor, “Teslim olun!”

Tam bu olurken, arkasından haince bir FETÖ’cü binbaşı yaklaşıyor, silahını çıkarıyor ve Aziz Yılmaz’ın kafasına doğrultuyor, “Asıl sen teslim ol!” diyerek…

Bir anda çatışma başlıyor.

Güven Albay FETÖ’cüler tarafından rehin alınıp Karargâha götürülürken, Nurettin Albay kolundan yaralanıyor.

Aziz ile Nurettin Albay hemen arabalarına atlıyor ve halihazırda Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Arif Çetin’le buluşuyorlar. Bu kez bu ekip Jandarma Harekât Merkezine gidiyor. Binanın çevresinde, çatısında ve penceresinde, her bir noktasına silahlı FETÖ’cüler yerleştirilmiş.

Bir plan yapılması lazım. Bu jandarma karargahının muhakkak ele geçirilmesi gerekiyor yoksa FETÖ’cüler bir anda her şeyi kontrol altına alabilirler.

Fakat 5 kişiler.

Başarmak neredeyse imkânsız…

Recai Tuna…

Silah arkadaşları ona “horoz” diyor.

Doğru olduğuna inandığını söylediği için, ne varsa korkusuzca savaştığı için, düşmana aman vermediği için olsa gerek.

1998 yılında polis oluyor 2000’de Özel Harekâta geçiyor Recai Tuna.

Bir gün sonra operasyon olacak, hazır olmanız için bugün evinizde dinlenin” emri geliyor.

Evinde dinlenmeye geçerken, haberlerde İstanbul Boğaz Köprüsünün kapatıldığını görüyor.

İlk başta, “yarın yapılacak operasyon herhâlde çok büyük çapta” diye düşünüyor.

Ama bir şeyler garip geliyor Recai’ye.

Büyük oğlunun telefonu çalıyor, “Askerler benim babamı aldılar, senin babanı da almaya geldiler mi?” diye.

Olayı anlıyor, “Hakkınızı helal edin” diyor eşine ve iki oğluna.

Arabasına atlıyor.

23 kilometreyi 7 dakikada alıyor ve şubeye geçiyor.

Soluklanalım…

*

Yıl 2013. PKK’ya karşı Hakan-2 operasyonu yapılıyor. ‘Horoz’ da orada.

Kendisi Güneydoğu'da, eşi memleketinde.

Eşi hamile ve ikiz çocukları olacak.

O PKK’ya karşı çatışma içerisindeyken eşi doğum yapıyor. İki çocukları oluyor ama birkaç saat sonra iki çocuk da hayatını kaybediyor.

Başkanları Recai Tuna’yı arıyor, “Sana kanat (helikopter) gönderiyoruz, memlekete dön eşine destek ol” diye.

Hayır” diyor, “Burada vatan hainlerine karşı savaşı yarıda bırakamam” diyerek talebi kabul etmiyor.

*

Hendek savaşları başlıyor.

Recai Tuna yine orada. 24 saat çatışma hali…

Her gün bir şehit geliyor, yanında arkadaşları şehit oluyor. Onları tek tek Türk bayrağına sarıp memleketlerine gönderiyor, 1 saat sonra yine çatışma bölgesine gidiyor.

İzin kullan bir süre dinlen” diyorlar, 7 ay bir gün izin kullanmadan Hendek çatışmalarında PKK’ya karşı kahramanca mücadele ediyor.

*

Diyarbakır’da Hizbullah’la çatışıyor, Güneydoğu'nun tüm illerinde PKK ile… Ankara’da ve yurtdışında IŞİD operasyonlarına katılıyor ama “Ben böyle bir hain örgüt görmedim” diyerek FETÖ’nün ihanetini işaret ediyor.

*

15 Temmuz gecesi Etimesgut’taki şubeye gider gitmez depoya giriyor, “TELEKOM ve TRT’ye gidin” talimatı geliyor kendisine. Zırhlı araçla önce Külliye’nin ana kapısına gidiyorlar, bir anda Kobra helikopteri bunları taramaya başlıyor.

O helikopter mermisinin ne demek olduğunu bildikleri için hemen siper alıyorlar, saldırıdan kıl payı kurtuluyorlar.

Ekibe bir telefon geliyor, telefonun ucunda Özel Harekât Müdürü, kahraman polis Eraslan Er.

Jandarma’ya gelin” talimatı veriyor.

FETÖ’cüler sürekli Jandarma karargahına giriyor ve orada örgütleniyor, bunun acilen önlenmesi gerektiğini düşünüyorlar.

Recai Tuna ve arkadaşları Jandarma’nın önüne geliyor.

Araçtan iner inmez bir anda karargah binasından ateş açılıyor, kendilerini yere atıyorlar, çatışma başlıyor.

Bir süre sonra çatışma azalınca, etrafına bakıyor Recai Tuna.

Arif Çetin orada, Eraslan Er orada, Aziz Yılmaz, Nurettin Alkan orada… ve onlara katılan 8 Özel Harekatçı…

Arif Paşa, “Burayı alırsak hemen hemen her yeri almış sayılırız” deyince girişleri engellemeye başlıyorlar. Zırhlıları kendilerine kalkan yapıyorlar.

O sırada bir Toyota marka araba geliyor.

Gelen bir istihbarat yüzbaşı ve bir başka subay.

Hayırdır kardeşim niye geldin?”

Bir anda ortalık karışıyor, yüzbaşı kontrol altına alınıyor ve telefonu ele geçiriliyor. Bylock yazışmaları…

Bir sürü FETÖ’cü subay karargâha girmek isterken tek tek alınıyor ve karargâh yapılan Hisarcıklıoğlu Camisine götürülüyor.

İşte tam bu sırada 3 FETÖ’cü rütbeli asker karşısına çıkıyor Recai Tuna’nın. Horoz Recai, “Bu yaptığınız suç, teslim olun” diyor ama onlar “Siz gidin, Genelkurmay Başkanının talimatı var” yanıtını veriyor ve bir anda 15 metreden ateş açmaya başlıyorlar.

Çatışmada zırhlı aracın üstüne çıkıyor, Recai Tuna. FETÖ’cülere durmaksızın ateş yağdırıyor ama tüm kurşunlar üstüne yağıyor o sıra. Nereden geldiğini anlamıyor. İşte o zaman binanın çatılarına çıkan hainleri görüyorlar.

Çok geç… Recai Tuna’yı vuruyorlar.

Sol kolundan yaralanıyor. Kolundan kanlar akıyor ama çatışmayı bırakmıyor. 3 buçuk saat sonra hastaneye gidiyor, pansuman yapılıyor koluna, doktorların “gidemezsiniz” talimatlarına rağmen, dinlemiyor, hastaneden adeta kaçıyor.

Yaralı bir halde yeniden görevine dönüyor. Sabaha kadar çatışıyorlar.

Ankara’da en fazla çatışmanın yaşandığı Jandarma’da zafer kahraman askerlerin ve polislerin oluyor. Tüm FETÖ’cüler teslim alınıyor.

Bir bakıyorlar ki karargâha… Başkan Turgut Aslan’ı başından vurmuşlar. Eraslan Müdür kucaklıyor Turgut Başkanı ve hemen hastaneye koşuyor.

O ora kolu şişmiş, her tarafı kan içerisinde ve kan kaybından bayılmak üzere olan Recai Tuna yeniden hastaneye gitmek zorunda kalıyor.

*

Çok az kişiyle koca bir karargâh alınıyor. Ama Gölbaşı’nda arkadaşlarını kaybettiğini öğrenince yıkılıyor. “Onlar bizim başkanlarımızdı, müdürlerimizdi, hepsiyle Hendek’te birlikte çarpıştık, yemek yememiz, üzülmemiz, gülmemiz her şeyimiz beraberdi. Son nefesimiz ayrı oldu” diyen Recai Tuna, şubeye her gittiğinde duvarda asılı olan şehitlere dua okuyor.

Özel Harekât polisleri, her biri isimsiz kahramanlardır.

Biz bu yazıda birinin ismini yazdık ama herkes bilir ki ismin önemi yoktur, orada savaşan herkes bu milletin gözünde kahramandır.

O artık bir gazi… ve hala görevde…

Birileri sormuş geçenlerde kendisine…

FETÖ bir kez daha gelirse ne yaparsınız” denmiş.

Cevabı aynen şu olmuş:

Yapılması gereken neyse onu yaparız. Öldürülecekse öldürür, asılacaksa asarız, kesilecekse de keseriz. Devletimiz bakidir, vatanımız tektir biz bunun için yaşarız.”

Gençlerle bir konuşmasında da, “Vatan için ölünecekse ölünecek, okunacaksa okunacak ama bu vatanın kıymeti bilinecek” diye haykırmış.

Birileri milyonları soyarken, birileri hainlere bu vatanı peşkeş çekerken, birileri sessizce sızıntıya devam ederken, Özel Harekatın içinde, TSK’nın içinde, Jandarma’nın içinde canını hiçe sayan kahramanların olduğunu unutmayın.

Size tiyatro senaryosu anlatılmadı bu yazıda, bir milletin şerefini iki paralık etmeye kalkan alçaklara horozlanan kahramanların gerçek hayatları aktarıldı.

Size aktörlük veren ağa babalarınıza Horoz Recai’yi anlatın.

Onlar anlar…