İçerisi ve Korsanlar

featured

Hasan Atilla Uğur yazdı…

İnsanımızın yüzde doksanı “öteki” hastalığına yakalanmıştır. Bu hastalık pandemiden de, doğal afetlerden de daha tehlikeli bir beladır. Senin partinden değil ise, hemen yaftalıyoruz “öteki”. Senin mezhebinden, inancından değil ise yine aynı damga “öteki” ….

Herkes, her grup, her parti ittifakı bu biçimde düşünüp bu şekilde davranınca “kutuplaşma” hani şu hepimizin aslında şikayetçi olduğumuz “gerginlik” oturuveriyor bu güzelim milletin yüreğine. Biz kutuplaşınca Cumhuriyet, Vatan ve Millet düşmanlarına gün doğuyor.

Asıl mesele “ötekileştirmeli miyiz” sorusunun altında yatmaktadır. Cevabı kocaman bir “EVET”tir. Hırsızı, vatan hainini, tecavüzcüyü, cinsel istismarcı alçağı, bölücü şerefsizi ÖTEKİLEŞTİRMELİYİZ.

Emperyalist zihniyet yıllardır kafamıza, beynimize hücum etmiş. Atatürkçü, Kemalist, Sosyalist, Alevi, Sünni, Ateist, Dindar, Devrimci, Ülkücü, Türk, Çerkez, Kürt, Zaza… Bulduğu her argümanı, ufacık bir parçayı bile bölme işleminde kullanmış. Dikey biçimde bizi bölmeye başlamış, bölmelerin arasına kin ve nefret tohumlarını ekmiş, milleti birbirine kırdırmak için her haltı da yemiş. Bu kadar algı saldırısına rağmen hala ayakta kaldı isek, hala birbirimizin boğazını yaygın anlamda sıkmıyorsak, hala az da olsa vicdanımızın sesine kulak verebiliyorsak bunu binlerce yıllık Türk kültürüne sahip olmamıza, millet yapımıza ve dışardan ve içeriden ahlaksız saldırılara uğramış olsa da Cumhuriyet rejimine borçluyuz. İçeride ve dışarıda kökenleri tarihten gelen bunca yüklenmeye rağmen hala tam başaramamaları aslında bizim silkinip kendimize gelmemize, bilim ve akıl rehberliğinde ileriye doğru yürümemize imkân sağlayacak bir zemin yaratmaktadır. Bunun farkında olmak ve karar vermek hayati önemdedir.

İçeride kenetlenmemizi sağlayacak olan olmazsa olmazlardan birincisi kendimizi ezilmiş, hakarete uğramış, kandırılmış hissetmemizi sağlayan olaylardan uzak kalabilmektir. Daha açık bir ifade ile uluslararası arenada “SAYGI” görmemizin gerçekleşmesidir. Bağırarak, tehditkâr söylemlerde bulunarak, ama gerçek anlamda hiçbir icraat göstermeyerek bu sağlanamaz. Milleti rahatlatacak olan akıl ve kararlılığın ön plana çıktığı bir dış politikadır. Dış politikayı hükümetler belirler. Diplomasi de bu rotaya göre işler.

Gelelim asıl konuya. Geçen hafta Libya’ya insani yardım götüren Türk bandıralı bir ticaret gemisi Akdeniz’de uluslararası sularda “KORSAN”larca durduruldu. Ortaçağ’da bile eşine ender rastlanan bir hareket ile hiçbir hukuk kuralını da dikkate almadan (Korsanların bile kendi aralarında da olsa hukuki değerleri var idi) büyük şovlarla silahsız ve savunmasız gemiye çıkartma yaptılar, saatlerce aradılar…İşin enteresan yanı bu işi yapan korsanların o sırada Akdeniz’de gerçekleştirdikleri sözde harekat bile yasa dışı idi. Tesadüfe bakın ki, Geminin taktik komutanı bir Yunanlı amiral, operasyon komutanı bir İtalyan amiral onun yardımcısı ise bir Fransız amiral idi. Bu ahlaksızlığın boyutlarını, teknik detaylarını Veryansın Tv mecrasında işin uzmanı arkadaşlarımız ( E. Amiral Cem GÜRDENİZ, E. General Beyazıt KARATAŞ) kafalarda hiçbir soru kalmayacak şekilde yazdılar. Osman Aydoğan arkadaşım da bu konuda kendi sitesinde güzel bir yazı kaleme aldı. Kendilerine teşekkür ederim.

Peki, biz Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak bu rezillik karşısında neler yaptık. Dışişleri Bakanlığı sert açıklama yaptı. İlgili ülke elçileri bakanlığa çağırılarak kendilerine “NOTA” verildi. Yani klasik protesto yapıldı. Bunlar elbette doğru hareket tarzıdır. Ama geçmişte de eli böğründe kalmış bu millet için bunlar yeterli değildir. Geçmişte yaşanan hadiselerde de benzer şeyleri yaşadığımızı hatırlayalım şimdi.

Ege Denizi’nde 1992 Ekim ayında ABD ile ortak icra edilen tatbikatta ABD’nin SARATOGA adlı gemisinden atılan güdümlü füzeler ile TCG Muavenet vuruldu ve gemi komutanı dahil 5 arkadaşımız şehit edildi. TC devleti yine yetersiz açıklamalar yaparak olayı adeta sineye çekti. Bunun yarası Türk Milletinin yüreğine işledi.

1991 ve 1992 yıllarında bir tanesine birebir tanık olduğum olaylar yaşandı Güneydoğu Anadolu bölgemizde. Uluslararası taşeron PKK terör örgütüne karşı kahraman polislerimiz ve korucu kardeşlerimiz ile birlikte büyük mücadeleler verilirken ABD helikopterlerinin teröristlere defalarca mühimmat ve yiyecek malzemesi attığını tespit ettik. Çatışmalardan sonra üzerlerinde ve sığınaklarında bol miktarda konserve (ABD askerine ait) içecek ve yaşam malzemelerini bulduk, görüntüledik, raporlar yazdık. Basın yazdı, milletin haberi oldu. Yine hiçbir icraat yapılmadı. Yani yine içimizde kaldı bu yara.

Diğer rezil olay 2003 Temmuzunda yaşandı. Irak Süleymaniye’de valiye suikast yapacaklar iddiası ile ABD conileri ve işbirlikçi peşmergeler en seçme birliklerimizden bir timin mensuplarını gözaltına alıp, başlarına çuval geçirdiler bu da yetmedi teşhir ettiler. 1 Mart tezkeresinin TBMM’de reddedilmesinin intikamını alıyorlardı. O tarihte Ankara’da Jandarma İstihbaratında görevli idim. Olay mesajı gelir gelmez komuta katında toplandık. Komutanıma “Anında vereceğimiz tepki önemlidir. İzin verin, Güvercinlik kışlasından kendi ekibim ile birlikte helikoptere binip Adana’ya gideyim. Bugün Cumartesi, İncirlik Üssü’ndeki ABD askerleri çarşıdadırlar. Adana Valisine suikast yapacaklarına dair duyum aldık gerekçesi ile onları tutuklayıp kafalarına da “ÇUVAL” geçireyim. Basını da davet edelim, haber olsun” dedim ve ekledim: “Bunu hemen yaparsak ABD askerlerimizi serbest bırakır ve bizden de özür diler.”

Komutanım Genelkurmay’a bağlı ve kriptolu siyah telefonu kaldırdı, karşısındaki kişiye ‘komutanım’ diye hitap ediyordu. Teklifimizi kısaca söyledi, sonra rengi bembeyaz oldu ve telefonu kapattı….

Basın bu aşağılık hadiseye büyük yer verdi. Millet adeta ayağa kalktı. Yetkililerden gelecek açıklamalara kilitlendi herkes. Dönemin başbakanı gazetecilerin “ABD’ye NOTA verecek miyiz” sorusuna “Müzik notası mı bu “diye cevap verdi. Dönemin Genelkurmay Başkanı ise “Büyütülecek bir durum yok, olur böyle şeyler” anlamında cevaplar verdi. Yani o çuval Türk Milletinin başında kaldı.

Ağustos 2018’de ABD yönetimi iki Türk bakanı hakkında yaptırım kararı aldı. Bir rahip Türkiye’de tutuklu idi. Gerekçe buydu. Sonra Trump’un ricası(!) ile serbest bırakılan rahip ABD’ye gönderildi. Başka bir tutuklu Alman vatandaşı da şansölye Merkel’in ricası(!) ile serbest bırakılıp Almanya’ya gönderildi. Bu liste uzar gider.

Biz, Millî Mücadele yıllarında elindeki imkanlar nerede ise sıfır iken, İngilizlerin İstanbul Meclisi Mebusanı’nı basarak tutukladıkları milletvekillerini Malta’ya sürgüne göndermeleri karşısında Mustafa Kemal Paşa’nın telgraf başına gidip bütün kolordu ve valiliklere Anadolu’da dolaşan, denetim yapan İngiliz subaylarının görüldükleri yerde derhal tutuklanmalarını emrettiğini okuduk.

Biz 1990’ların ortalarında haksız ve hukuksuz şekilde haddini ve hududunu aşan Yunanistan’ı nasıl hizaya getirdiğimizi gördük. Yunan kuvvetlerinin arasından hayalet gibi geçip vatan toprağı Kardak’a bayrağımızı diken Ali TÜRKŞEN, Ercan KİREÇTEPE ve arkadaşlarının başarılarına tanık olduk. Bu liste de uzar gider.

Asıl olan millete kendini kötü hissettirmemektir. Bu da yönetimlerin görevidir. Basra Körfezi’nde adeta fink atan İran gemilerine bizim gemimize yapıldığı gibi bir oldu bitti yapılıyor mu? Yapılmaya kalkışıldığında ise, anında bir İngiliz ya da ABD gemisine misilleme uygulanarak cevap verilmiyor mu? İran yönetimini ister beğenelim ister beğenmeyelim, ama adamlar İran halkının kendini ezik hissetmesini her şekilde önlüyorlar.

Netice olarak hukuk ona ayrı, bana ayrı olmaz. Yüzlerce yabancı bandıralı ticaret gemisi boğazlarımızdan geçiyor değil mi? Örneğin Alman, İtalyan veya Yunan bandıralı bir gemide yüklü miktarda uyuşturucu taşındığına dair bir ihbar alabiliriz. Ve tüm hukuki prosedürleri uygulayarak o gemileri durdurur, saatlerce didik didik arayabiliriz. Bir daha bizim gemilerimize “korsanlık” yapamazlar.

Netice olarak şunu belirtmek istiyorum. Biz içeride birbirimiz ile barışırsak, hırsızları, bölücüleri, Cumhuriyet düşmanlarını ÖTEKİLEŞTİRİR isek her türlü belanın üstesinden gelebiliriz. O zaman birbirimize güveniriz, o zaman akıl ve bilim yolunda hızla ilerleriz. Türkiye’de milyonlarca vatansever var. Nihat Genç arkadaşımın dediği gibi 30-40 bin Atlantikçi, dinci ve bölücü trol tayfasının iğrenç saldırıları aslında bize vız gelir. Yeter ki birlik olalım. 1923-1938 arası dönem bize en büyük örnektir. Biz Cumhuriyetçiyiz, biz vatanseveriz, biz bağımsızlıkçıyız. Bir üçüncü yol her zaman vardır. Saygılarımla…

İçerisi ve Korsanlar

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

17 Yorum

  1. 2 sene önce

    O gün en az 10 ABD Askeri öldürülseydi orayi korurkana ve ardindan Bugünün Irani yerine gelseydik Türkiye olarak buna 90Milyon Türk ne derdi ? Gururmu yoksa Ekonomi/Huzurmu …. Zor….

    Cevapla
  2. 2 sene önce

    Geçmişte yaşananları okudukça ağlamaklı oluyorum… Sömürgeden farkımız ne

    Cevapla
  3. 2 sene önce

    Esenlikler.. 2002 yılından bu yana yaşadıklarımızı düşününce “Ilımlı islamcılar”ın neden iktidara taşındığı ve iktidarda tutulduğu anlaşılır.. tabi egemenlik kaybımızın boyutları da. Sızıntı 46 yılından başlar.. Saygılar.

    Cevapla
  4. 2 sene önce

    Harika bir yazı, mükemmel bir analiz.
    Yaşadığımız sorunlar bu güzel Vatanımızın üstüne oynanan binbir türlü oyunu ancak birlik ve beraberlikle aşabiliriz.
    Sağolun, varolun sayın Uğur.

    Cevapla
  5. 2 sene önce

    Amerikan askerlerinin başına defalarca çuval geçirerek cevap verdi Türk gençleri. Esas olan budur.

    Cevapla
  6. 2 sene önce

    Üçüncü yol var.

    Cevapla
  7. 2 sene önce

    Malesef osmanlının son zamanlarındaki gibiyiz.Borç dolarla saman ithalatı yapan üreteni zarar ettıren ülkeyi pazarlamakla övünülen.Yabancılara bize borç verin yeterki adalet reformu yaparız toprakları satar faiz öderiz dedikçe 10000000 işsiz varken 5000000 yabancıyı barındırırsak yalan rüzgarından başımız döndüyse malvarlıklarının esiri olanlar en fazla içeriye ey çekerse A yandaş kanalın canlı yayınında meis in yanındaki bizim adaya yunan askeri çıkarsa ve gık çıkmazsa al birini vur ötekine muhalefet varsa daha çok şamar yeriz gibime geliyor.Halkımız para diye dolar ve euro denen Kağıtlara saldırıyor.Borç alan emir alır

    Cevapla
  8. Komutanım TGB çuvalı geçirdi, sembolikte olsa ABD bunu asla unutamaz.

    Cevapla
  9. 2 sene önce

    Yol ayrımı, buna rota değişkliği de, dümen kırma de, 11 Kasım 1938’den başladı.

    Cevapla
  10. 2 sene önce

    Bir Kemalist Hükümet lazım bunun için. Şu anki siyasi partilerden hiç birinde bu özellik yok malesef

    Cevapla
  11. Komutanım merhaba saygılar. Size iyi bir haber vereyim.Bende üçüncü bir yol olduğuna inananlardanım.Haberiniz varmı yokmu bilmem ama bu üçüncü yolda sizlerde varsınız.Hatta siz olmasanız tam üç olmaz.Saygılar.

    Cevapla
  12. 2 sene önce

    Degerli komutanim.
    Toplumlar lider cikarmaz buna inanmıyorum.
    Bir lider çıkar, toplumu pesine takar, yol gösterir ve bir aradalik icin odak olur.
    Değerli sahsinizda tüm komutanlarımıza;
    Evet 3. yol var.
    ÇIKIN ARTIK!…

    Cevapla
  13. 2 sene önce

    O yol üçüncü değil, birinci yoldur değerli komutanım. Başka da yol yoktur. Daha önce başardık, yine başaracağız.

    Cevapla
  14. 2 sene önce

    Komutanim,bu iyi gunlerimiz.gemi hadisesinden sonra bizi suriyeden cikartacaklar.biden kotu geliyor

    Cevapla
  15. 2 sene önce

    Tarih devam ediyor. Biz de İran kadar uzun süredir tarih sahnesinde yer aldıysak en az onlar kadar maharetliyiz demektir. Üstelik biz onlardan çok daha fazla itibarlı konumlarda bulunduk. Üstelik İranlılar mollaların baskısı altında tam bir aşağılık kompleksi içindeyken biz en kötü zamanlarımızda bile kuyruğumuzu dik tutmayı bilmişizdir. Belki de bizi bu kadar gevşek davranmaya sevk eden şey o aşırı özgüvenimizdir… Biliriz ki sonunda bize bir şey olmaz, olduracak bir güç yoktur. Hesaba yazılan hareketler mutlaka er veya geç karşılığını bulur ve adamlar feleğini şaşarlar. Tarihin konjonktürel konumu bizden yana. Bize bir şey olmaz…

    Cevapla
  16. 9 ay önce

    Bu natocuların, amerikanların ne kadar sorunlu olduğunu gösteren bir haber:
    https://www.veryansintv.com/nato-gorevlisinin-hayatini-kararttigi-ezginin-annesi-adil-yargilanacagini-dusunmuyorum

    Cevapla
Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!