İki ‘müttefikin’ F-16 sınavı

Barış Adıbelli yazdı...

İki ‘müttefikin’ F-16 sınavı

Yabancı haber ajansı Reuters geçtiğimiz gün Türkiye’nin 40 adet  F-16 ve 80 adet modernizasyon kiti almak için ABD Dışişleri Bakanlığına başvurduğunu duyurması bir anda gündemi de F-16’lar üzerine kilitledi. Henüz Türkiye’den resmi bir açıklama olmamasına rağmen ABD’den de konu hakkında herhangi bir yorum yapılmadı. Ancak Türkiye’nin talebinin halen ABD Dışişleri Bakanlığında değerlendirildiği söyleniyor. Kuşkusuz bu değerlendirme sürecinde Pentagon da önemli rol oynayacak.

Geçtiğimiz haftalarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Amerikan CBS televizyonuna verdiği röportajda aslında F-16 ile ilgili bir bahis geçmişti. Erdoğan röportajında “Belki Amerika Birleşik Devletleri F-16 programını sürdürmeyecek. Amerikalıların F-16 tedarikine devam edeceklerine dair öyle bir garantim yok. Bu kesintiye uğrarsa, başka önlemler almak zorunda kalacağız.” derken aslında F-35 ve F-16 konusunda da tıpkı S-400’de olduğu gibi alternatif kaynaklara yönelebileceklerinin işaretini vermişti.

Bu röportajdan da anlaşılıyor ki, Türkiye, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyareti öncesinde F-16 konusunda bir nabız yoklamış; hatta belki de New York’ta ABD’nin yanıtını da almayı ummuştu ama Blinken-Çavuşoğlu görüşmesinde herhalde olumlu bir sonuç çıkmadı ki veya olumsuz bir haber geldi ki Cumhurbaşkanı Erdoğan, “iki NATO ülkesi olarak şu andaki gidişat pek hayra alamet değil" ifadesini kullanarak, "Sayın Biden ile iyi başladık diyemem" dedi. Bu durum aslında iki lider arasında New York’ta bir görüşmenin gerçekleştirilememiş olmasına bağlandı ama asıl neden S-400, F-35 ve şimdi de anlıyoruz ki F-16’lar olmuş.

Muhtemelen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Soçi ziyaretinde gündem maddelerinden birisi uçak alımı da olmuş olabilir. Her iki liderin de görüşmeden sonra ser verip sır vermemesi bilindik gündem başlıklarının dışında başka konuların da konuşulduğuna işaret etmiştir. Ama esas merak edilen görüşme 30 Ekim’de Biden ile gerçekleşecek görüşme olacak. Türkiye, F-16 dosyasını da masaya getirecek. Tabii ki, Türkiye, F-16 hamlesiyle hala müttefikiz mesajı mı verecek yoksa tıpkı S-400’de olduğu gibi “Biz istedik ABD vermedi, biz de mecbur kaldık Rusya’dan aldık” mı olacak? Bu soruların cevabını 30 Ekim’de Erdoğan-Biden görüşmesinde göreceğiz.

Bu arada Biden’ın 7 Ekim’de Kongre’ye gönderdiği mektubunda Türkiye’yi açıkça Suriye’nin kuzeydoğusunda ABD’nin ulusal güvenliğine karşı bir tehdit olarak göstermesi, 30 Ekim görüşmesinde hem F-16 satışı hem de iki ülke arasındaki diğer sorunlar konusunda rengini de belli etmiş oldu. Bu süreçte, Türkiye’nin karşısında sadece Beyaz Saray engeli yok aynı zamanda Kongre’nin Türkiye’ye karşı tutumu da biliniyor. Birçok konuda ayrışan Cumhuriyetçi ve Demokrat parti konu Türkiye olunca Kongre’de birlikte hareket ediyorlar. Daha şimdiden gelen haberler Kongre’nin bu satışı onaylamayacağı yönünde...

Son olarak, Türkiye’ye atanacak yeni büyükelçi Jeff Flake’in Senato mülakatında Türkiye aleyhinde sorulan sorulara aynı tonda cevap vermesi dikkat çekici olmuştur. Oysa bir zamanlar senatör Flake Türkiye’nin yanında durmasıyla hatırlanıyor. Demek ki şu günlerde ABD’de Ankara’ya büyükelçi atanmanın yolu Türkiye aleyhtarlığından geçiyor.

Sonuç olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, 30 Ekim’de Biden ile görüşmeye giderken çantasında Suriye, S-400, F-16 ve F-35 meseleleri olacak gibi duruyor. Ancak F-16 konusunda masaya Erdoğan “seçeneksiz değiliz” mesajıyla oturacak. Bu mesaj Biden tarafından anlaşılacak mı yoksa hala Türkiye konusunda tam olarak neyi savunduğu belli olmayan Amerikan tezini mi savunacak? Ama tüm bu süreçte tek bir gerçek var: Türkiye jeopolitik bir zorunluluktur. Göz ardı edilemez!