Kara Harp Okulu özelinde ‘FETÖ ile imtihanımız’

Kara Harp Okulu özelinde ‘FETÖ ile imtihanımız’

15 Temmuz 2016 gecesi ve devamında FETÖ’nün Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) stratejik noktalarını ele geçirdiği, kendilerinden olmayan vatansever insanları çeşitli işkencelerle ve kumpaslarla ordudan uzaklaştırdığı ve askeri okullarda tam hâkimiyet kazanarak buralara kitleler halinde kendi örgüt mensuplarını sızdırdığı net bir şekilde ortaya çıktı.

Bunlar yeni bilgiler değildi. Daha öncesinde birçok uyarı yapıldı ve yaklaşan tehlikeye dikkat çekildi fakat her seferinde bu konuya dikkat çeken vatansever insanlarımız cezalandırılırken FETÖ ödüllendirildi ve desteklendi. Aslında FETÖ’nün ne kadar tehlikeli olduğuna dair yapılan uyarılara gerek yoktu. Zaten FETÖ elebaşı yazdığı kitaplarda ve bazı konuşmalarında kendi suçlarını itiraf ediyor, amaçlarının ve yöntemlerinin bir kısmını açıklıyordu.

KARA HARP OKULUNDA NE OLMUŞTU?

TSK, FETÖ için büyük bir iştah kaynağıydı. Fetullahçılar istihbarata ve emniyete sızarken, TSK’yı hep fethedilmesi gereken bir kale olarak gösteriyorlardı. Bu sayede sanki orduya sızamıyorlarmış, ordu içerisinde barınamıyorlarmış izlenimi yaratıyorlardı. Oysa örgüt 1980’li yıllardan itibaren askeri okullara sızmaya başlamış, süreç içerisinde mensuplarını personel daire başta olmak üzere birçok stratejik noktaya yerleştirmişti.

FETÖ, özellikle 2006 yılı itibariyle askeri okullarda tam hâkimiyet kazanmak adına harekete geçti. Kara Harp Okulu (KHO) komutanını istifaya götürdü. 2008 yılı itibariyle harp okullarına sivil liselerden öğrenci alımının açılmasıyla kitleler halinde bu okullara öğrenci yerleştirmeye başladı. Bu süreçte, özellikle askeri liselerden harp okullarına geçen öğrencilere çeşitli işkenceler yapıldı ve örgüt,bu yolla kendilerinden olmayan öğrencileri TSK dışına itti. Öyleki 2009 yılında bu konuyla ilgili çıkan bir haber “Şoku Gören Kaçtı, Harbiye Sivile Kaldı”[1]başlığını attı.

Psikoloji, propaganda ve algı yönetimi gibi konularda uzmanlaşan FETÖ, KHO’da kendilerinden olmayan askeri öğrencilere “yaratıcı vahşet” eylemlerinde bulundu. Bu öğrenciler üzerinde Stanford Hapishane Deneyi[2] yöntemlerini kullandı. Öğrencilerin bireysel kimliğini yok etti, davranışlarını gece gündüz kontrol altında tuttu ve çoğuna okuldan ayrılasıya kadar uyuma, yemek yeme, dinlenme olanağı dahi tanımadı. Bunun sonucunda ortaya çıkan öğrenilmiş çaresizlik durumu, hedef öğrencilerde pasifleşme, bağımlılık ve depresyon gibi sendromlar yarattı.

FETÖ mensubu sözde subayların işkenceleri nedeniyle KHO’dan 2008-2014 yılları arasında ayrılmak zorunda kalan veya atılan öğrenci sayısı sağlık gerekçesi hariç 2000 rakamını buldu. Oysa KHO’da 2001-2007 arası sağlık gerekçesi dâhil ayrılan öğrenci sayısı yaklaşık 150.[3] KHO özelinde 2001-2007 ve 2008-2014 yılları arası altışar yıllık iki dönem karşılaştırıldığında ayrılmalardaki artış fazlasıyla dikkat çekici.

15 TEMMUZ SONRASI NELER OLUYOR?

FETÖ tarafında askeri okullarda 2006-2014 yılları arasında yapılan işkencelerle boşaltılan yerler, çoğunlukla örgüt mensuplarınca dolduruldu.[4] Darbe girişimi sonrasında FETÖ şüphesiyle kapatılan askeri okullarda okuyan bu öğrencilerin bir kısmı, haklarında gerekli araştırmalar yapılmadan, ödüllendirilerek kaliteli üniversitelere sınavsız yerleştirildi. FETÖ tarafından işkencelere uğrayarak askeri okullardan ayrılmak zorunda kalan öğrenciler 15 ila 40 bin lira arası çeşitli maddi tazminatlar ödemek zorundayken, bu öğrenciler hiçbir maddi tazminat ödemedi.

KHO’da işkencelerde bulunan sözde subayların hemen hepsi darbe girişiminde aktif rol aldı. Şu an darbe girişimi suçundan cezalarını çekiyorlar. Fakat askeri okullarda yaptıkları işkencelerin hesabı henüz sorulmuş değil. Mağdur edilen askeri öğrencilerin hakları iade edilmiyor.

Bunlardan daha fenası KHO’da FETÖ ve benzeri kült örgütler hakkında Harbiyelileri bilinçlendirecek konferanslar düzenlenmiyor. Oysaki askeri okullarda, FETÖ ve benzeri kült örgütlere karşı tam bir bilinçlenme sağlanmalıdır. Sık aralıklarla bu yapılanmalar hakkında konferanslar verilmeli, bu yapılara karışan askeri öğrenciler uyarılmalı,
hatta örgüt mensubu olanlara hangi şartlarda bu örgütten kopabileceği ve korunacağı hususunda çeşitli açık ve net bilgiler sunulmalıdır.[5]

Bunlarla birlikte kulağımıza gelen siyasallaşma, cemaatleşme, tarikatlaşma ve mülakat süreçlerinde yaşanan kabul edilemez bir takım gelişmeleri kaygıyla dinlediğimizi belirtmeliyim. Unutmayalım ki 2006-2014 yılları arası Türkiye’nin başkenti Ankara’nın göbeğinde, TBMM’nin ve Genelkurmay’ın yanı başında bulunan KHO’da yaşanan FETÖ işkenceleri hepimizin gözü önünde oldu.

Tüm bunlar değerlendirildiğinde KHO özelinde FETÖ ile imtihanımızın başarılı geçtiği söylenemez. Ülke genelinde FETÖ ve benzeri kült örgütlerle mücadelenin kurumsallaşamaması ve sadece münferit atılımlar ile bu mücadeleyi içselleştirebilmiş şahıslar üzerinden faaliyetlerin sürdürülmesi, KHO dâhil diğer birçok stratejik noktayı hala FETÖ ve benzeri yapılanmaların tehditlerine karşı gayet açık ve korunmasız bırakıyor.

[1]https://www.memurlar.net/haber/150661/soku-goren-kacti-harbiye-sivile-kaldi.html

[2] Philip Zimbardo, Şeytan Etkisi: “Kötülüğün Psikolojisi”, Çev. C. Coşkan, 2. Baskı, Say Yayınları, İstanbul, 2017.

[3] Mustafa Önsel, Ağacın Kurdu: Türk Silahlı Kuvvetlerinde Şakirtlerin İşgali mi?, 2. Baskı, Alibi Yayıncılık, Ankara, 2016, s.143.

[4]http://www.milliyet.com.tr/bakan-isik-tan-sok-sozler-askeri-siyaset-2288113/

[5] Yağız Aksakaloğlu, FETÖ Kıskacında Askeri Okullar, Galeati, Ankara, 2018, s.149.