Kim daha çok Bidencı? Siyaset mahallesi yeniden Atlantik’e koşuyor

Hüseyin Vodinalı yazdı...

Kim daha çok Bidencı? Siyaset mahallesi yeniden Atlantik’e koşuyor

Joe Biden geldi siyaset mahallesine bir haller oldu.

Bu arada Biden daha kesin gelmedi, Trump ve ekibi hala uğraşıyor seçim hileleri konusunda.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise kesin sonuç beklemedi, daha seçim gecesi acilen tebrik etti Biden’ı.

Şöyle bir şeydi:

"Amerika Birleşik Devletleri'nin 46. başkanı olarak seçilen Joe Biden ve yardımcısı Kamala Harris'i tebrik ederim. Türkiye-ABD arasındaki dostluğun ve stratejik müttefiklik ilişkilerimizin güçlenmesini dilerim."

Türkiye’ye karşı Doğu Akdeniz ve dört bir yanda eylemli düşmanlık yapan ABD, PKK’ya yüzlerce tır silah gönderen, eğitim veren bir ülke.

Irak ve Suriye saldırılarıyla Türkiye’nin başına çorap ören, her fırsatta ekonomik tetikçilik yapan ABD.

Rum ve Yunan’ın tarafını tutan, hatta onları bize saldırtmak için fiştikleyen yine ABD...

Daha yeni S-400 füzeleri yüzünden ilk yaptırım kararları da açıklandı.

“NATO müttefikimiz” ABD bizim kendimizi savunmamızdan çok rahatsız!

Acaba ileride saldırırsa uçaklarını filan düşürürüz diye mi?

Ve bu ülke ‘dostumuz ve stratejik müttefikimiz’ öyle mi?

...

Yahut da Türk gemisi Roselina-A’yı Akdeniz sularında korsanlıkla durdurup, haydutça taciz eden Almanya ve AB mi bizi vazgeçilmez seçeneğimiz? (Bu arada gemi İzmir’de ve halen hiç bir savcı gelip de kaptan ve mürettebatın ifadesini alıp dava hazırlığı yapmış da değil!)

Son AB Zirvesindeki bildiriye sevinen gazeteci ve siyasetçiler de ayrı bir olay.

“Oh ne ala, yaptırım kararı çıkmadı” diyorlar.

‘Almanya nasıl da Macron’u mort etti’ diye sevinen bile var.

Yahu karar çıkmadı ama bildiri, özür dilemek bir yana, Türkiye’yi hasım yerine koyuyor.

Yani AB diyor ki, “Ey Türkiye sen bizim düşmanımızsın, Doğu Akdeniz’de ne dersek onu yapacaksın, yoksa canına okuruz, 21 Mart 2021’de abimiz Amerika ile NATO’da yaptırım kararı alırız!”

Ve Ankara’dan cılız sesler.

Tamam, CHP ve İYİP, Babacan, Davutoğlu, HDP filan Atlantikçi onu anladık da, AKP’nin Avrasyacı olduğunu sananlara çok gülüyorum.

...

Bakü’deki zafer geçidinde gözlerimiz yaşararak askerlerimizi izledik.

Türkiye-Azerbaycan dostluğunu, kardeşliğini heyecanla duyumsadık.

2783 Azerbaycan şehidine karşılık gelen 2783 çakı gibi askerimizin Türk bayraklarıyla yeri göğü inletmesi gurur verdi.

Ama zurnanın zırt dediği bir yer vardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan'ın Ermenistan'a karşı Dağlık Karabağ'daki zaferini kutlamak için düzenlenen Zafer Geçidi Töreni'nde bir türkünün sözlerini okudu.

Erdoğan, “Aras türküsünü daha güçlü çığıracak. Karabağ şikestesini okuyan nefesler daha yüksek daha güçlü çıkacaktır” ifadelerini kullandı.

Aras türküsünün sözlerini şöyleydi:

Aras'ı ayırdılar

Kum ile doldurdular;

Ben senden ayrılmazdım

Zor ile ayırdılar”

Azeri Şair Bahtiyar Vahapzade’nin “Topraktan pay olmaz” başlıklı şiiriydi bu.

“Aras’ı ayırdılar” dediği, İran’da kalan Azeri bölgeleriydi.

İran dolaylı da olsa topraklarını hedef alan bu şiire çok bozuldu.

Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, şu ifadeleri kullandı:

"Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Bakü'de yanlış anlattığı şeyin, Aras'ın kuzeyindeki bölgelerin İran anavatanından zorla ayrılmasına atıfta bulunduğu bilgisi verilmedi. Azerbaycan Cumhuriyeti'nin egemenliğine zarar verdiğinin farkında değil miydi? Kimse sevgili Azerbaycan'ımız hakkında konuşamaz."

Türkiye’nin Tahran Büyükelçisi de İran Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı.

Yani tam da şu dönemde, ABD ve İsrail’in İran’a saldırı hazırlığında olduğu böyle bir zamanda, İran’a karşı bu mesajı vermek kimin çıkarınadır?

Azerbaycan’ın mı? Türkiye’nin mi?

Yoksa ABD, İsrail ve Körfez Arabı yeni dostlarının mı?

Erdoğan’ın hangi danışmanı bu şiiri okuyacağı metne ekledi bilemiyorum ama, eminim ki o dizeler ve İran’dan gelen tepkiler, Telaviv ve Washington’da sevinçle karşılanmıştır.

Küresel savaş peşindeki Biden ekibi de şimdiden mutlu olmuştur.

Zaten 2018’den beri küs olduğumuz İsrail’e, yeni Büyükelçi atanması gündemde (atandı da diyorlar), Washington’a ise Abdullah Gül’ün yakını, siyasetçi Murat Mercan’ın Büyükelçi yapılması hep Biden’a hazırlık.

Dışişleri Bakanlığı bağlantılı Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkanı Dr. Ufuk Ulutaş, Kudüs İbrani Üniversitesi’nde Ortadoğu dersleri almış, Batı yanlısı SETA’nın Ortadoğu Araştırmacısı olarak işe başlamıştı.

Gazeteci Amberin Zaman, Al-Monitor'un 30 Kasım sayısında, Milli İstihbarat Başkanı Hakan Fidan'ın İsrailli muhataplarıyla gizli görüşmeler yaptığını ve bu görüşmelerde büyükelçilik düzeyinde bağların yeniden kurulmasının gündeme geldiğini yazmıştı.

İsrail ile elbette diplomatik ilişki kurulsun, ama önce Suriye ve Mısır ile kurulsun.

Ama Suriye özellikle cısss...

Tüm bu gelişmeler Biden’a hazırlık olarak tercüme ediliyor benim lugatta.

Zaten ne dedi Erdoğan Bakü’ye gitmeden önce hatırlayın: “Biden’la yabancı birisi değilim. Biden’la Obama döneminde gayet iyi tanışan birisiyim. Evime kadar gelmiş olan birisidir. Rahatsızlığımda beni evimde ziyaret etmiştir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaptığımız, yapacağımız açıklamaları da erken buluyoruz. Sayın Biden şöyle bir görevi üstlensin, sonra Sayın Biden’la oturup bazı şeyleri konuşacağız. Geçmişte gerek Türkiye’de, gerek Amerika’da bir araya gelip konuştuğumuz gibi... Uluslar arasında siyasette çatışma olmaz. Diplomaside özellikle bu konular görüşülerek, anlaşarak yol bulunur. Ülkenizden birileri negatif bazı şeyler sufle edebilir. O önemli değil, onlar siyasetin acemileridir. Biz Amerika’yla bu süreci çok farklı şekilde ilerleteceğimize inanıyorum” dedi.

Yani demesi mealen o ki, “Eyy Bay Kemal, sen kimsin de Biden’la iş tutmaya kalkıyorsun, Biden ile çalışacak birisi varsa o da yine benim, sen git kumda oyna!”

Rusya ve İran ile müthiş işe yaramış olan Astana süreci, Erdoğan’ın 21 Kasım’daki, "Kendimizi başka yerlerde değil Avrupa'da görüyor, geleceğimizi Avrupa ile birlikte kurmayı tasavvur ediyoruz. Amerika ile uzun ve yakın müttefiklik ilişkilerimizi, bölgesel ve küresel tüm meselelerin çözümünde kullanma niyetindeyiz" sözleri ile tarihe karışma aşamasına gelmişti.

Şimdi bu şiir olayıyla AKP’nin tavrı daha da netleşiyor.

Bu şiir meselesi gündeme geldiğinde, bilin bakalım ABD’nin savaş gemileri neredeydi.

M5 Dergisi’nin özel haberine göre, son üç haftadır ABD Deniz Kuvvetleri'nin 'vurucu' gücü Körfez bölgesinde İran'a yönelik konuşlanmış durumda.

BAE ve Suudi Arabistan ile İran karşıtı koalisyon kuran İsrail, zor durumdaki Türkiye’yi de yanına alırsa ballı kaymaklı bir iş yapmış olur.

Hem belki o zaman Biden’ın yüreği de yumuşar ve AKP’nin ipini çekmemeye karar verir!

Yalnız şunu hatırlatayım, İran öyle Suriye veya Irak gibi basit bir düşman olmaz.

İran’ın yanında Çin ve Rusya var.

Çin özellikle büyük yatırım yaptı İran’a.

Tüm projelerinde İran’ı merkez aldı.

Rusya da Ortadoğu’da kalmak istiyorsa İran’a muhtaç.

Yani ABD’nin karşısında iki büyük Asya gücü var.

İran’ı da sayarsak 3 eder.

UYGUR MESELESİ

Çin demişken bir de şu Uygur meselesi var.

Bizim ‘milliyetçiler’ pek seviyor.

Ben de elbette gidip oraları görmüş gezmiş biri olarak çok seviyorum.

Ancak Çin düşmanlığında Uygurları kullanmak isteyen ABD istihbarat örgütleri, sürekli yalan yanlış propaganda ile özellikle Türkleri fiştiklemek için uğraşıyor.

Trilyonlarca dolarlık ticaret ve yatırım içeren Kuşak ve Yol girişimi Türkiye’nin yararına ve stratejik çıkarlarına uygun bir olaydır.

Türkiye’nin Batı’dan bulamadığı ekonomik işbirliğine Doğu’dan ulaşmaktır.

Kuşak ve Yol’u baltalamak için ABD harekete çoktan geçti.

Hindistan’ı Çin ve Pakistan’ın üzerine sürüyor.

Pakistan bizim kardeşimiz değil mi?

Elbette kardeşimiz ve Çin ile devasa bir Kuşak ve Yol işbirliği içinde.

Milyarlarca dolarlık Çin yatırımı var Pakistan’da.

Çin, Pakistan’ın Gwadar limanının kullanarak ABD’nin Hint Okyanusu’ndaki Malakka Boğazı üzerinden yarattığı ablukayı kırmayı hedefliyor.

Bu sayede de İran körfezine rahatça ulaşacak ve enerji güvenliğini garanti altına alacak.

CIA ve onun devamı National Endowment for Democracy (NED) gibi sözde sivil toplum örgütleri daha önce Suriye’de El Kaide ve IŞİD saflarında kullandığı aşırı dinci Uygurlar vasıtasıyla Çin’in Batı Asya kapısını kapatmaya çalışıyor.

Şimdi bakıyorsunuz, tamamen Avrupa odaklı ve Türkçülükten uzak Y-CHP bile Uygur propagandasına girdi.

Hatta Türkiye çıkarına en ufak bir şekilde parmağını kımıldatmayan HDP bile “Uygur dostu” oldu.

Yani sözün özü, Bidencılıkta yarış bir tarafa...

Türkiye'ye açık ve yakın tehdit, Batı'dan (ABD ve AB) gelirken, bir saldırı karşısındaki potansiyel müttefiklerimiz İran'a, Rusya'ya, Çin'e düşmanlık nasıl milliyetçilik oluyor anlayabilmiş değilim.