Kod adı 'Umut' ile 'TR326’ ne görüştüler?

Erdem Atay yazdı...

Kod adı 'Umut' ile 'TR326’ ne görüştüler?

Kod adı: Umut.

Kendisi bunu kabul ediyor ve şöyle söylüyor:

‘Benim MİT’teki kod ismim, doğrudur, yani sen milletin umudusun demiştir Fuat Doğu (Eski MİT Müsteşarı).’

Milletin umudu’, ‘Umut’ kod adlı kişi eski İstihbaratçı Enver Altaylı’dan başkası değil.

Altaylı hakkında mütalaa geçen hafta verildi.

‘FETÖ yöneticiliği’ ile ‘siyasi ve askeri casusluk’ suçlarından 42 yıl 6 aya kadar hapis cezası istendi hakkında.

Peki mütalaada neler yazıyordu?

74 sayfalık mütalaayı inceledim. İlk hissettiğim şey, aslında hala birçok gerçeğin ortaya çıkmadığıydı. Bütün ayrıntıları yazmanın bir anlamı yok burada… Ama kafa karıştıran bazı konuların aydınlığa kavuşturulması için soru sormamız, sorulara da yanıt almamız gerekiyor.

Türkiye artık öyle bir ülke ki, hiçbir sorunuza yanıt alamıyorsunuz. Olsun, soru sormaya devam etmeliyiz.

Birinci sorumuzu sormadan, konuyu bilmeyenler için kısaca anlatalım.

İddianameye göre, Enver Altaylı, damadı Metin Can Yılmaz ile birlikte Mehmet Barıner adında eski bir MİT’çinin kaçırılması için büyük çaba gösteriyor. FETÖ’den aranan Barıner’i kaçırmak için de yapılan faaliyetler iddianameyle ortaya seriliyor.

Barıner için ilk harekete geçen damat Metin Can Yılmaz. Yılmaz ki, FETÖ’nün ikinci adamı olarak bilinen Mustafa Özcan’ın çok yakını. Altaylı’dan kızını isteyen kişi de bu Özcan…

Neyse…

Barıner, Altaylı’yla görüşüyor. Sonra Altaylı, FETÖ’cü olan eski MİT’çiyi yurtdışına kaçırmak için planı yapıyor.

Yardımını istediği kişi Serhat Ilıcak. Bodrum’da yaşıyor, büyük bir malikanesi var. Enver Altaylı da, Serhat Ilıcak’ın çok yakın arkadaşı olduğunu, yıllardır görüştüklerini ve her konuda konuştuklarını söylüyor.

Evet, MİT’çi Barıner’i yurtdışına kaçırma görevi Serhat Ilıcak’a veriliyor ama bu başarılamadan kolluk kuvvetleri duruma el koyuyor.

İlk sorumuzu soralım…

Tüm bu yargılamalar yapılırken, hiç kimsenin sormadığı soruyu soruyorum.

Serhat Ilıcak nerede? Kendisi dinlendi mi?

Bunları bilmiyoruz ama bildiğimiz bir şey var ki, adı geçen zat’ın ilk vukuatı değil bu. Serhat Ilıcak 15 Temmuz 2016 sonrası bir kişiyi koruma altına alıyor ve o kişiyi yurtdışına kaçırmayı organize ediyor. Bu plan ortaya çıkarılıyor ve aranan kişi Serhat Ilıcak’ın Bodrum’daki malikanesinden alınıyor.

Bu gerçeği açıklayan kişi de Barıner’i kaçırması için kendisinden yardım istenen, Bodrum’da yat acenteliği görevini yapan Seda Chamatzoglou

Kaçırmaya çalıştığı kişi kim mi?

Nazlı Ilıcak.

Serhat Ilıcak, Nazlı Ilıcak'ın merhum eşi Kemal Ilıcak'ın yeğeni.

Chamatzoglou şöyle diyor:

‘(Serhat Ilıcak) Nazlı Ilıcak’ın yurtdışına kaçırılması için de bana geldi, yine aynı tavrı sergilediğimden Nazlı Ilcak bana söylediğinden iki gün sonra Bodrum’da yakalandı.’

Daha önce vukuatı olan Serhat Ilıcak neden sorgulanmadı, yargılanmadı bilmiyorum. Şimdi nerede onu da bilmiyorum. Fakat kendisinin bildiği çok şeyin olduğunu iddianameden çok rahat anlıyoruz.

***

Ama şimdi asıl ayrıntıya girelim…

Bakın, Enver Altaylı’nın bilgisayar ve cep telefonu dökümlerinden çok önemli raporlar, istihbari bilgi notları, gizli bilgiler ve yazışmalar ortaya çıkıyor.

Çıkan raporlar bizlere gösteriyor ki, Altaylı’nın hedefleri arasında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan var.

Mesela…

TSK’dan ihraç edilmiş Avrupa ve ABD’deki FETÖ’cülerle temas kuruyor Altaylı. Bu kişilerle birlikte rapor hazırlıyorlar. Amaç, ‘Kontrollü darbe’ algısını yaratmak.

Altaylı, bu raporun ABD’li bazı üst düzey yöneticiler ile birlikte ABD yönetimine etki edebilecek bazı şahıslara ulaştırılması yönünde girişimlerde bulunuyor.

Başka…

Erdoğan ve Türkiye’nin dönüşümü’ başlıklı propaganda metninin Almanya ve İsrail’de üst düzey yöneticilere iletilmesi amacıyla Israilli Prof. Dr. Amatzia Baram’a gönderilmesini sağlıyor.

Başka…

ABD’li ve Avrupalı siyasetçi ve işadamlarıyla toplantılara katılıyor. Onlara Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a karşı tedbir alınmasını istiyor. Yoksa Türkiye’nin cihatçı-selefi terörizmin merkezi haline geleceğini söylüyor.

Yetmiyor, Erdoğan’ın 2016’dan sonra TSK’yı tasfiye ettiğini, kendi ordusunu kurduğunu belirtiyor.

Savcıya göre, FETÖ ne diyorsa, Altaylı da onu diyor.

Başka…

CIA görevlileriyle fotoğrafları ortaya çıkıyor Altaylı’nın.

Operasyonel İstihbarat ve İstihbarata Karşı Koyma faaliyeti sayılabilecek raporlar bulunuyor.

Şubat 2016’da hazırlanmış notlarda ve raporlarda Türkiye’de askeri darbe ortamı hazırlamak amaçlı destabilizasyon (istikrarsızlığı amaçlayan siyasi, askeri veya ekonomik gücü zayıflatmaya yönelik faaliyet yürütmek) çalışması yapıyor.

Emniyet bünyesinde bulunan ‘ajanları’ kullanarak, mitinglerde ve gösterilerde aşırı kaba kuvvet kullanılmasını temin etmek ve gençlerin devlete ve polise karşı öfkesini artırmayı planlıyor.

Başka…

FETÖ tarafından hazırlandığı bilinen SCF raporunun daha yayına sürülmeden Enver Altaylı’nın bilgisayarında açılıp, değiştirildiği ortaya çıkıyor. Yani rapora katkı sağladığı net!

O rapor ki, tam anlamıyla 15 Temmuz’u yapanların başında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı gösteriyor.

Başka…

Enver Altaylı’ya göre, Erdoğan istikrarasızlık kaynağı… Ve ‘Bu ABD’yi kaygılandırmalı’…

Başka…

Erdoğan takkiyeci…

Erdoğan selefi radikal İslamcılardan oluşan silahlı militanları himayesine alan kişi…

Başka…

Altalı tarafından hazırlanan raporda 17/25 Aralık 2013 olaylarına benzer bir şekilde Erdoğan’a ve çevresine yönelik bir komplo hazırlığı tavsiyesinde bulunuyor.

ABD’ye sığınan Reza Zarrab davasıyla ilgili istihbari bilgilerin toplanması yönünde bilgiler veriyor ABD’lilere… Zamanı gelince de ABD’nin Erdoğan’a karşı bu bilgileri bir tehdit unsuru olarak kullanması gerektiğini söylüyor.

***

7 Haziran 2015 ila 1 Kasım 2015 tarihlerindeki seçimleri biliyorsunuz…

Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun AKP milletvekili ve MKYK listelerini kendisinin belirlemeye çalışması sonrası Erdoğan’ın çok sert tepki verdiğini herkes bilir Ankara’da… Büyük bir krize neden olmuştu ve o dönemde 50 kadar FETÖ’cünün listeye sokulduğu iddia edilmişti. Erdoğan da olaya el koymuştu.

Söz konusu iddianamede bununla ilgili de çarpıcı bir bilgi var. Altaylı’nın bilgisayarında yapılan aramalarda bir çalışma ele geçiyor. Çalışmanın Altaylı’ya ait, adının da ‘Davutoğlu’nun MKYK liste Belirleme Sürecince İzledi’ olduğu tespit ediliyor.

Bu milletvekili seçimleri ile ilgili olarak AKP’nin liste belirleme ve listedeki adaylar üzerine bilgi maiyetinde çalışmalar yapıldığı görülen bilgi notunda, Davutoğlu için de ‘hoca’ hitabını kullandığı belirleniyor.

Çalışmada herkesin ismi ve soyismi net bir şekilde belirtilirken, Erdoğan’ın ismi nasıl yazılıyor biliyor musunuz?

‘RTE’ olarak.

Listelerin hazırlanmasında dahlinin olup olmadığı soruluyor mahkemece…

Altaylı’nın cevabı şu: ‘Başkanım yok öyle bir şey. AKP ile falan ilgilenmedim. Birileri niye koydu onu bilmiyorum, geçin, kabul etmiyorum.’

Zaten Altaylı neredeyse her şeyi reddediyor ve dijital verilerin asla delil olmayacağında ısrar ediyor.

***

Şimdi yukarıda birçok örnek yazdım. Bu örneklerden net bir resim çıkıyor. Altaylı çok net bir şekilde Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a karşı ve kendisine olan tavrı çok sert. Erdoğan hakkında da sürekli yabancı istihbarat ve yetkililere bilgi aktardığı ileri sürülüyor.

***

Son soruyu sormadan önce bir konu daha hatırlatmam gerekir.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun başdanışmanı Rasim Bölücek ile ilgili çok defa yazı yazdık. Bölücek ile Altaylı arasındaki ilişkin ağının neden çözülmediğini sorduk…

Altaylı’nın AKP’li yetkililerle de MHP’lilerle de yaptıkları görüşmeleri yazdık.

Bir duruşmada Rasim Bölücek ile görüşmeleri soruluyor Altaylı’nın ve cevapta çok önemli başka bilgiler veriyor:

Rasim Bölücek ile yaptığım görüşmeler var. Muhsin Yazıcıoğlu ile de Mahir Ünal’la da görüştüm. İbrahim Kalın ile de telefon görüşmelerim var. Ancak bunlardan bahsetmeyip Kemal Kılıçdaroğlu’nun başdanışmanı Bölücek ile görüşmelerimi iddianamede yazıyorlar. Neden? Bunu kullanmak için. Ben kendimi kullandırmam!’

Biz de dahil olmak üzere birçok medya Bölücek ile Altaylı ilişkisini sordu. Bu ilişkinin karanlık yönlerinin aydınlatılmasını istedi.

Şimdi ilk kez yine biz soruyoruz.

Tamam Rasim Bölücek’i bir kenara bıraktık. Başka bir itiraf var ortada…

Mahir Ünal’ı yazmıştık daha önce ama İbrahim Kalın hiç sorulmadı…

Altaylı, İbrahim Kalın’la ne görüştü, ne görüşüyordu?

Neden bu konuda en ufak bir bilgi paylaşılmadı?

Erdoğan’ın bundan haberi var mıydı?

Samimiyetleri ne düzeydeydi?

Peki kimdi İbrahim Kalın?

Uzun uzun yazmaya gerek yok, belli ayrıntıları yazmak yeterli.

Kapatılan Today’s Zaman’ın yazarı…

Abant Toplantılarının Erbil’de yapılan ayağında ‘tebliğciler’ arasında yer aldı.

Ama hepsinden önemlisi…

ABD’nin ‘Gölge CIA’ olarak adlandırılan düşünce kuruluşu Stratfor’un Türkiye’deki istihbarat kaynaklarından biridir.

Bunu ben söylemiyorum, WikiLeaks yazıyor.

Kurumun kurucusu olan George Fridman tarafından, ‘Bu adam büyük bir kaynak. Bu adamla kurduğum ilişki ve yaptığım görüşme kesinlikle gizli kalmalıdır’ ifadesini kullandığı kişinin ta kendisidir İbrahim Kalın.

Stratfor’un Türkiye ile ilgili raporlarını haber yapmaları için bazı medya kuruluşlarıyla görüşmeler yapan ve haberi yaptıran kişidir.

Biliyorsunuz, Stratfor ‘Türkiye’deki istihbarat kaynaklarına’ kod vermişti. Bu da WikiLeaks’te ortaya çıkmıştı. Bu kodu almış kişilerden biri de CHP’li Sezgin Tanrıkulu’ydu. Tanrıkulu’nun kodu, TR 705’ti.

Peki TR 326 kodu kime ait dersiniz?

Gazeteci büyüğüm Banu Avar açıklamıştı ilk… Acı ki, TR 326 kodu İbrahim Kalın’a ait.

… ve şimdi Cumhurbaşkanının en yakınındaki kişi… Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü…

Şimdi soruyoruz…

Cumhurbaşkanı Sözcüsü, Stratfor’a göre TR 326 kodlu İbrahim Kalın ile ‘Umut’ kod adlı Enver Altaylı ne konuşur?

Bu soruya bir yanıt verilmesi gerekmez mi?

Rasim Bölücek’i çarşaf çarşaf yazan hükümet medyası bu soruyu sordu mu? Cevabını merak etti mi?

***

Ha unutmadan!

Bir rapor daha vardı Enver Altaylı’nın bilgisayarından çıkan. Yazarı bizzat kendisi, yani Altaylı.

Rapordaki cümle şu:

‘Kendi istihbarat kaynaklarım vasıtasıyla yakın takibimde olan Erdoğan’ın …’