1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Eray Çelebi
  4. Öcalan’ın ‘entegrasyonu’: Suriye paramparça!

Öcalan’ın ‘entegrasyonu’: Suriye paramparça!

featured

Eray Çelebi yazdı…

Türkiye’de kuraldır; “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır.”

HTŞ lideri Colani’ye Şam fethini hazırlayanlar, “Yanı başımızda El Kaide ve PKK/PYD devletçiği kuruluyor” diyenleri Rusçu olmakla, İran ajanlığı ve Esad destekçiliğiyle suçluyordu.

Minareyi çalanın bugün de kılıfı hazır.

SDG’nin sözde feshiyle bölücü terör örgütü PKK’yı devletin içine taşıma operasyonuna karşı çıkanları hemen Kürt düşmanı, terörden beslenen faşist ilan ettiler!

“Muhalif gazetecileri” hemen devreye soktular;

“Cenaze gelmeyecek, çok biliyorsan gel de sen yap! Terörün tasfiye edilmesine niye karşısın?”

Bu topraklarda hakikat, yalanın örttüğü bir perdeden ibaret…

**

10 MART: ‘DEVLETİ BİRLİKTE YÖNETME ANLAŞMASI’

Bahçeli, 22 Ekim’de “Şayet terörist başının tecriti kaldırılırsa, gelsin DEM Parti grup toplantısında konuşsun, terörün bittiğini, örgütün lağvedildiğini ilan etsin.” çağrısı yaptığında şöyle yazmıştım;

“Adım adım PYD devletinin taşlarını döşüyorlar. Öcalan’ın çağrısıyla PKK’ya sözde silah bıraktırıp yeni Habur ihanetleri ile terörü bitirdik masalları anlatacaklar. ABD’nin PYD’yi gölgeleyen, PKK’yı sözde tasfiye planı bu. İşin sonunda Türk devletine komşu bir PKKistan kuracaklar.”

1 ay sonra HTŞ’nin 27 Kasım’da başlattığı Şam operasyonu sonrası tüm taşlar yerine oturdu.

PKK/PYD kurşun atmadan masada kazandı.

10 Mart anlaşması PYD’ye büyük lütuftu. Terör örgütü tarihinde ilk defa mütekabiliyet kazandı. En üst seviyede muhatap alındı. HTŞ lideri Colani ile PYD elebaşlarından Mazlum Abdi 8 maddelik bir mutabakat imzaladı.

Anlaşmaya dair Öcalan’ın sözleri çarpıcıydı. Telekonferans yoluyla Suriye’den İlham Ahmed’le görüşen Öcalan şunları söylüyordu;

Devletten demokratik birliklere dokunmamasını isteyeceğiz. Şara ile anlaşma, devleti birlikte yönetme anlaşmasıdır, İlham Ahmed bunu anlamalı ve doğru aktarmalı.” (2 Mayıs Telekonferans Görüşme Tutanağı)

Yine bir başka görüşmede HTŞ-PKK ortaklığındaki görev paylaşımını şu sözlerle tarif ediyordu;

… Kapsamlı bir programa çalışması yapacağım. Şara ile Suriye Arap merkezidir. ‘Tamam, birlikte götürelim, son söz sende’ diyelim.” (21 Nisan İmralı Görüşme Tutanağı)

Öcalan, yaklaşık 1,5 yıl önce PKK/PYD ile HTŞ arasında yapılan görüşmelerle ilgili talebi netti. “Entegrasyon”, PKK’lı bir teröristin orduda görev almasıyla ilişkilendiriliyordu:

Suriye için ordu komutanı ve diğer mevkilerde de bizden yer alacak olanlar olur. Entegrasyon budur.” (30 Mayıs İmralı Görüşme Tutanağı).

Süreç Öcalan’ın dediği gibi ilerledi. Suriye Savunma Bakan Yardımcısı çekirdekten yetişme bir PKK’lı olan Sipan Hemo oldu. PKK’lı bir terörist Haseke Valisi yapıldı.

Peki Öcalan’ın “entegrasyon” tarifi neydi?

ENTEGRASYON: ‘YEREL MECLİSİ VAR AMA BERABER YAŞIYOR’

İmralı Heyeti ile yaptığı 30 Mayıs tarihli görüşmede heyetin “Entegrasyon öz yönetime dayanıyor değil mi” sorusuna Öcalan şu yanıtı veriyordu;

“Demokratik kurumlaşmaya dayalı. Kurumlar, demokratik olacak. Sempatizanlarımız hangi kurumlaşmada yer alırlarsa mutlak güç olurlar. Kayyım atama asla olmaz. Hatası varsa demokratik kurum onu alıp yerine başkasını seçecek. Üstten tayin etmek olmaz. İspanya örneği var. Görüyorsunuz. Londra belediyesi seçimle geliyor. Güvenliği ve her şeyi belediye başkanlığına bağlıdır. Bu demokratik yöntemdir. İskoçya örneğini verelim. Yerel meclis, milli takımı ve birçok özgün mekanizması var ama üç yüz yıldır Britanya ile birlikte yaşıyor.”

Entegrasyon, kendi içinde özerk bölgeler olan İskoçya, Londra örnekleriyle anlatılmıştı

‘ARABAYI ATIN ÖNÜNE KOYMAYIN’

Aynı görüşmede İmralı Heyeti’nden biri “Entegrasyon meselesi tam anlaşılmadı” diye sorunca Öcalan’dan “arabayı atın önüne koymayın” karşılığını alıyordu;

“Merdivenleri atlaya atlaya gidebiliriz. ‘Güzel oldu deriz’ ama sonra bakarız, yanlış yapmışız. Anlamakta zorlanıyoruz. Arabayı atın önüne koymamak gerekir. Sekizinci basamağa birden atlamamak lazım” (30 Mayıs İmralı Görüşme Tutanağı).

Öcalan “Bağımsızlıktan, federasyondan, özerklikten, bilmem neden vazgeçti dediler. Ben hiçbir şeyden vazgeçmedim.” dediği 3 Nisan 2014 tarihli görüşmede kullandığı ifadenin aynısını kullanmıştı;

“Arabayı atın önüne koymayın.”

Araba, normalde bir at tarafından çekilen bir araçtır, bu yüzden atın önüne araba koymak, işleri yanlış sırayla yapmak anlamına gelir. Terörist başı özerklik meselesine taktiksel yaklaşıyordu. Özerkliği; demokratik toplum, entegrasyon ve demokratik cumhuriyet kavramlarıyla gizliyordu.

‘KÜRT, ÖZ YÖNETİM İRADESİ KABUL EDİLECEK’

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu’nun, Öcalan’ın üç kilit kavram olarak tanımladığı, “demokratik cumhuriyet, demokratik toplum ve entegrasyon” tanımlamalarıyla ilgili PKK’nın yayın organı Medya Haber’e 5 Eylül’de yaptığı açıklamalar, PKK’nın söz konusu kavramlarla hedefinin “öz yönetim” olduğunu belirtmesi açısından kritik önemdeydi.

Karasu şöyle diyordu:

“Barış, demokratik toplum ve entegrasyon. Entegrasyon derken demokratik entegrasyon. Cumhuriyet’le birleşme, bütünleşme ama nasıl? Demokratik temelde. Kürt halkının varlığını, kimliğini kabul ederek bütünleşmesi gerekir. Öyle anlaşılması gerekir. Kürtler üzerinde asimilasyon, soykırım politikaları devam edecekse o zaman ne entegrasyon olur ne bütünleşme olur ne de bu süreç ilerler. Bu yönüyle Önderlik, temel “barış, demokratik toplum, entegrasyondur diyor. Barış olacak, demokratik toplum olacak. Kürtler özgür örgütlenecek, kendini ifade edecek, irade sahibi olacak. Kendi hakları kabul edilecek, kimliği, kültürü kabul edilecek. Kürt öz yönetim iradesi kabul edilecek. ” (Özgür Politika. 2025, Eylül 4).

Karasu’nun dediği gibi, “entegrasyon” öz yönetim iradesinin kabul edilmesiydi!

Ve PKK’nın Suriye kolu PYD’nin Suriye’deki çatı örgütü Suriye Demokratik Güçleri(SDG) entegrasyon sürecini “özerkliği” alarak tamamladı.

Öcalan’ın ifadesiyle “demokratik toplum, demokratik cumhuriyete demokratik entegrasyonla entegre edildi.”

Gelinen aşamada Suriye’de terör tasfiye edilmedi; terörist başı Öcalan’ın özerkliği ve statüyü esas alan “demokratik cumhuriyet” modeli hayata geçirildi!

Yeniden yapılanan PKK/PYD/SDG artık Suriye devletinin bir parçası oldu, devletin içine yerleşti!

PKK’nın artık Suriye’de resmi üniformaya gizlenmiş, emir-komuta yapısı dağılmamış 4 tugayı resmi bir kimlik kazandı.

60. Tümen’e bağlı Haseke’de, Kamışlı’da ve Derik’te konuşlu 3 PKK tugayı, Halep’e bağlı 72. Tümen bünyesinde Ayn el-Arab’da konuşlu bir tugay Öcalan’ın “demokratik cumhuriyet”inin silahlı gücü olacak.

Suriye’de Haseke, Kamışlı ve Ayn el-Arab olmak üzere 3 bölgedeki de facto (fiili) özerk yapı, bu güçle korunacak.  Asayiş güçleri adı altında üç kentte oluşturulan yerel polis gücüyle birlikte…

Çekirdekten yetişme PKK’lı Sipan Hemo’nun Suriye Savunma Bakan Yardımcılığı yetmezmiş gibi; Mazlum Abdi’nin Cumhurbaşkanı danışmanı olması, İlham Ahmed’in Suriye’de yazılacak yeni anayasa sürecinde görev alması ve Kürtçenin resmi dil yapılması gündemde!

Petrol gelirlerinden alınacak pay ve sınır kapılarına konuşlandırılması hedeflenen teröristler de cabası!

‘SURİYE’DE YARI YARIYA DEVLETİZ’

Terörist başının şu sözleri aslında Suriye’deki sürecin özeti;

“Bizi bitirmek istiyorlardı, büyük gelişme sağladık. Şu anki durumda bin kat daha güçlüyüz. Şimdi Suriye’de yarı yarıya devletiz!” (21 Nisan İmralı Görüşme Notları)

Mesele tam olarak budur, PKK şimdi Suriye’de yarı yarıya devlet olmuştur!

 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!