1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Hüseyin Vodinalı
  4. Bunu ben değil ABD söylüyor: 2020 küreselleşmenin bittiği yıl olacak

Bunu ben değil ABD söylüyor: 2020 küreselleşmenin bittiği yıl olacak

featured

Bank of America, ABD’nin en büyük ve en yaygın bankalarından.
Kısa adı Bofa.
Bofa analistleri 2020’ye dönük bir rapor hazırladı.
Diyorlar ki 2020, küreselleşmenin son bulduğu ve milli korumacılık eğiliminin hayata geçtiği yıl olacak.
Tabii bunu söylerken artık küreselleşme dümenini elinden kaçıran, dünyanın en borçlu ülkesi olan ve de savaş bütçesi yüzünden fiziksel altyapısını dahi çürüten bir Amerikan penceresinden bakıyorlar.
Jacksoncu Trump ABD’de korumacılık politikasını çoktan başlattı.
Bofa analistleri 2020’de artık dananın kuyruğunun kopacağını ve Çin’in galibiyetini ilan edeceğini de yazıyor.
Rapordaki şu ifade ama ancak bir sosyalist gözüyle yazılırdı: “Küreselleşme mal ve hizmetlerin ucuzlaması kadar, işsizliğe, göçlere, büyümenin azalmasına ve gelir dağılımı bozulmasına yol açtı.”
Analistler kontrolsüz küreselleşmenin yani neo liberalizm dönemini de belirlemiş: 1981 – 2016.

Yani aslında küreselleşme dönemini Trump’ın ABD seçimini kazanmasıyla zaten sonlandırmışlar.

Derler ki: Artık ülkeler Ar-Ge yatırımlarına ağırlık verecek, milli sanayilerini yabancılara satmayacak, ithal ikame politikalarına dönecek, planlı ekonomiye geçecek.

Yıllardır hayal ettiğimiz bu sisteme keşke biz de Türkiye olarak dönebilsek ama üretim yerine Kanal İstanbul diyen bir AKP ile bu zor görünüyor.

Bofa raporu ancak AKP’ye bir noktada yol açmış. Çünkü diyor ki yeni dönemde artık değerli metaller ve emlak kazandıracak daha çok.

Ee inşaat AKP için sünnet değil farz.

Rapordaki çarpıcı başlıklardan biri de Çin ile ilgili. Yani Çin’in meşhur “China 2025 projesi”.

Çin teknoloji alanında dünya liderliğini ele geçiriyor.
Kuantum bilgisayarlar, büyük veri (big data), 5G, yapay zeka, elektrikli araçlar, robotlar ve siber güvenlik alanlarında birinci geliyor.

İnternet konusunda da (splinternet), ABD ile silah teknolojisi yarışında da başabaş durum söz konusu olacak rapora göre.

“Şeylerin İnterneti” de insanlığa yeni bir boyut getirecek. Herkesin ne yaptığı, ne düşündüğüne kadar bilgi ve kontrol sağlanacak.

Bu biraz korkutucu olsa da kayıtdışılığa da bir anlamda panzehir etkisi getiriyor.
En önemlisi de belki ABD artık dünyanın istediği her noktasında savaş çıkartma veya darbe yaptırma yeteneğini kaybediyor.
Küreselleşme 2020’de yerini bölgeselleşmeye bırakıyor.

Almanya’nın başını çektiği AB, Rusya’nın öncülük ettiği Avrasya Birliği ve Çin’in dev kalkınma projesi Kuşak ve Yol, ana çekim odakları. Buna Batı Asya’da, Afrika’da farklı seçenekler veya uzantılar da eklenebilir.

Duymayan kalmasın neticede, ey ahali vahşi kapitalizm, sınırsız küreselleşme ve neoliberalizm faciaları artık sona eriyor.

Milli üretim, planlı ekonomi geliyor.
Bunu yapamayan da gidiyor!

Bir de not: Tüm veryansintv.com ailesine ve izleyicilerine mutlu sağlıklı yıllar dilerim

İLETİŞİM: [email protected]

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

6 Yorum

  1. Vahşi globalleşmenin başlangıç tarihi 1981 doğru ama 2016 yanlış bir tarihtir. Çünkü globalleşmenin durduğu tarih 2016 değil 10 Ekim 2007 dir. O tarih itibarı ile ikinci dünya savaşı sonrası kurulan finansal dünya düzeni çökmüş ve yerini orman kanunlarına bırakan bir kaos dönemi başlamıştır… 2008 tarihi itibarı ile tüm Abd bankaları teknik olarak batık hale gelmiş ancak verdikleri borçları tüm dünya yatırım araçlarına yedirdikleri için fed ve en büyük merkez bankaları parasal gevşeme adı ile anılan borçları düşük faizle öteleme yoluna gitmişler ve tüm dünyada emlak balonu olabildiğince desteklenmiştir. Abd bankalarının verdiği borçların çok büyük bir oranı mortgage alacakları olduğu için bir Abd bankası herhangi bir raporunda emlak fiyatlarının düşeceğini asla ima bile etmez ve şekilde görüldüğü gibi yükseliş trendi yinelenir. Emlak değerleri düştüğü anda bankalar teknik olarak batık duruma düşer. İlginçtir ki; 1981 de başlayan neoliberal vahşi globalleşmenin ilk adımları öncesi 1980 Aralık ayında meşhur idealist globalleşme sembolü “imagine” şarkısını yapan John Lennon hayatını kaybetmişti…
    Evet; globalleşme, çok uluslu şirketlerin vahşi yöntemlerle yürüttüğü bir operasyon haline gelmeden çok önce dünyadaki sol akımların özgürlüklerin tüm dünyaya yayılması için hayal ettikleri bir proje idi. Bu nedenle “Sosyalist Enternasyonal” organizasyonu 70li yıllarda önemli bir kurum haline dönüşmüştü. Komplo teorisyenleri sosyalist enternasyonalin aslında Abd çokuluslu şirketleri tarafından organize edildiğini ve solcuların daha o zaman satın alındıkları gibi önerileri okuyucunun nasıl baktığına bağlıdır. Ancak dünyadaki ekonomik konjonktür değiştiğinde doğal olarak safların da değişebileceğini görebilmek en sağlıklı bakış açısı olsa gerek.
    2007 krizi ortaya çıkmadan önce olayı görebilen uzmanlardan Bill Gross yazdığı makalede dünyadaki tüm fiyatların aslında hiç olmayan 100 Trilyon dolar varmış gibi ayarlandığını ve fiyatların er veya geç gerçek değerlerine ineceğini söylüyordu. Aynı yazıda deglobalizasyon, deleveraging ve re-regülasyon dönemlerinin ortaya çıkacağını yani yine gümrük duvarları olan Ulusal sistemlere geri dönüleceğini öngörmüştü. 2008 yılından itibaren daha ne kadar olmayan para var hale getirildi bilemiyorum.
    Şu anda vahşi kapitalizmin en acımasız hali Çin ve Hindistan’da uygulanmakta ve yine vahşi globalizmden en çok bu iki ülke ama açık ara en çok Çin istifade etmektedir.
    Gelecekte AB dahil tüm dünyada Ulus devletlerin hakimiyeti olacağı öngörülebilir ancak nasıl bir zamanlama olacağı kestirilemez. Büyük bir kaos dönemini takiben ani bir çöküş ile yeni düzene geçilebileceği gibi 50-100 yıl gibi uzun zamana yayılan bir süreçte oluşabilir. Yeni yıl ve daha sonraki yıllar Ülkemize barış huzur ve refah getirir inşallah

  2. İyi seneler sayın Vodinalı hocam

  3. 31 Aralık 2019, 22:42

    Okuyucular da size mutlu ve saglikli yillar diler

  4. Aydınlık a sadece Huseyin vodinalı için göz atıyordum, burda olmasına cok sevindim. Osman Başıbuyuk de burda artık hergun yazılarınızı bekliyecez. Saygılar

  5. Sayin Vodinali
    Bu analizinizde katildigim ve katilmadigim noktalar var.
    Katildigim noktalar:
    1-Yeni bir Avrasya cagi basliyor. Siyasi ve ekonomik guc batidan doguya dogru kayiyor.
    2-“Çin teknoloji alanında dünya liderliğini ele geçiriyor.
    Kuantum bilgisayarlar, büyük veri (big data), 5G, yapay zeka, elektrikli araçlar, robotlar ve siber güvenlik alanlarında birinci geliyor.”
    3-“Küreselleşme mal ve hizmetlerin ucuzlaması kadar, işsizliğe, göçlere, büyümenin azalmasına ve gelir dağılımı bozulmasına yol açtı.”
    Katilmadigim noktalar:
    1- Kureselcilik olum dosegindedir, ancak halen bitmis degildir.
    2- Kureselciligin bitmesi, Turkiye icin esaretten kurtulus ve bagimsizlik anlamina gelmez.
    3- Rusya Avrasya birligine onculuk etmiyor. Cin Avrasya’nin liderligine namzet tek guctur.
    Neo-liberalism konusunu Turkiye’yi merkezine oturtarak biraz acalim;
    Kureselciligin ideolojisi “Neo-liberalism” dir. Musluman ulkelere musallat edilen siyasal islam’da aslinda neo-liberalism sadece bir ‘turban’ takmis (musluman soslu) seklidir. Yani musluman ulkelerde (Turkiye dahil), neo-liberalism islam sosu ile bezendirilmis ve bu sekliyle (farkli isimleriyle yumusak islam, bati kurgusu islam, musluman kardesler, ihvan) surume sokulmustur. AKP ondan onceki ANAP gibi neo-liberal kureselciler tarafindan kurgulanmis bir partidir. AKPnin farki, milli esaslara dayali Erbakan’in milli islamci MSP’sinden planli sekilde koparilmis, ancak sapina kadar neo-liberal kuresel merkezlere (Chatham House) bagli olan bir yapilanma olarak kuruldugudur. Bugun A.Gul, Davudoglu halen bu cenahi temsil eden karekterlerdir. Fetullah Gulen hareketi’de kureselcidir ve ayni merkezden yonlendirilir. Erdogan 2010lu senelerin basindan itibaren bu kuresel merkezlerle itilafsizliga dusmus (uyusmamaya baslamis) ve bir yerde afaroz edilmistir. Bir zamanlar BOP esbaskani iken (zamaninda kendi verdigi demeclerine gore) bu pozisyonunu kaybetmistir. Erdogan su anda kuresel herhangi bir guce bagli degildir sonucuna varabiliriz. Ancak kureselci oligarsi tarafindan kurulmus bir AKP, kurguluyaci destegini kaybettigi icin basi bos kalmis ve Erdogan iktidarini daim kilabilmek icin ‘Milliyetci’ kisvesini takinmak zorunda kalmistir. MHPnin (ve bir olcude Vatan partisinin) Erdogan’a destegini bu yonde okumak gerekiyor. Milliyetcilerin destegini kaybeden Erdogan secimlerde fazla bir varlik gosteremez kanisindayim. Bu noktada sorulmasi gereken soru, Erdogan iktidarinin ne kadar surecek oldugudur. Neo-liberal esaslar uzerine kurulmus AKP artik bu ozelligini, yani kureselci oligarsinin destegini uzun bir zamandir kaybetmis durumdadir. Suni bir sekilde milliyetci-islamci temeller uzerine oturtulmaya calisilmaktadir. Bu degisen dunya dengesi icinde ne kadar basarili olabilir? yada kendisini ne kadar surdurebilir? Yeni dunyada, ozellikle Cin’in basini cektigi cok kutuplu bir dunyada, eski kureselci dunyada prim yapan ve kureselciler tarafindan alenen desteklenen ‘islamci’, ‘ulkucu’ hareketler’in fazla bir yasam bulabilecegini sanmiyorum. Siyasi islam ve etnisiteye bagli hareketler (ulkuculuk gibi), cok kutuplu dunyanin ileri gelen guclerinden basta Cin ve Rusya icin kabul edilemez gozukuyor. Cin’in ve Rusya’nin buyuk musluman azinligini kontrol altinda tutabilme cabasi, yeni cok kutuplu bir dunyada, bati emperyalismi tarafindan kullanilmaya elverisli siyasal islamci ve etnik hareketlerin fazla bir sansi olmadigini gosteriyor. Bu vesileyle, AKP gibi siyasal islamci ve MHP gibi ulkucu temellere dayanan olusumlarin, yeni dunyada fazla uzun omurlu olamayacaklarini ongorebiliriz.
    O halde, 1950lerden beridir (Turkiye’nin Nato paktina dahil edilmesi) kullanilan islam-ulkucu (Islam-Turk sentezi) akimlarinin yerine ne tur bir model olusur? Sahsen, yeni dunyada ulus-devlet modelinin guclenerek geri gelecegini tahmin ediyorum. Turkiye icin, Ataturk’un cizdigi ‘milli’ ve ‘Turk’ bir ulus-devletin eninde sonunda rayina oturma olasiligi var gozukuyor. Ancak bu, Turkiye’nin jeo-politik konumunu gozonune alarak sorgulanmasi gereken bir tahmin. Ozellikle Turkiye’nin orta-dogu yakininda ve dogu-akdeniz uzerinde bulunmasi, onu yeralti kaynaklarina cok yakin ve kilit bir ulke konumuna sokuyor. Ozellikle 1980-2016 seneleri arasinda gucunun doruguna erismis kureselcilik, vakum prensibi geregi, bati’da yerini baska bir guce devredecek. Amerikan ulusal soslu oligarsi (Trump’in icinde bulundugu oligarsik yapilanma), bati dunyasinda kureselcilerin yerini alabilir tahmin ediyorum. Yani yeni dunya kurulurken, bati dunyasinin cokecegini ve Cin’in tek super guc olacagi tezi dogru degil. Bati eskisi kadar olmasada, yeni dunyada yinede hatiri sayilir bir guc olmaya devam edecektir. O halde Turkiye’nin karsisinda, ozellikle dogu akdeniz ve ortadogu batakliginda, daha onceki kureselci guclerin yerine yeni bir bati’nin (ulusal soslu ABD oligarsisi) gecmesi ongorulebilir. Bu gucler (Rusya ve Cinde dahil), Turkiye’nin tam bagimsizligi karsisinda yer alabilme potansiyeline sahip guclerdir. Kisacasi, kureselci guclerin cokmesi,

  6. 31 Aralık 2019, 16:08

    Hocam size ve veryansıntv ailesine mutlu bir yeni yıl dilerim yazılarınızı beğeniyle takip ediyorum

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!