1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Muharrem Karanfilci
  4. Demokrasiye kayyım, basına kelepçe!

Demokrasiye kayyım, basına kelepçe!

featured

Muharrem Karanfilci yazdı…

Bizim memlekette adaletin de kendine özgü bir çalışma sistemi var. Milletin parasını kimler götürdü, kimler göz yumdu, kimler nemalandı? Bunları sorunca ortalık karışıyor. Hele bir de işin ucunda siyasetçiler, bürokratlar ve onların yakınları varsa dosyanın kapağını açmak bile meseleye dönüşüyor.

Ama gazeteci çıkıp bu soruları sorarsa işler değişiyor. Bu defa dosyalar açılıyor, ifadeler alınıyor, gözaltılar başlıyor, tutuklama kararları geliyor Tam bu noktada parayı götürenler dışarıda, paranın peşine düşenler içeride kalıyor!

Meğer bu ülkede paranın izini sürmektense paranın izini sürenleri takip etmek daha kolaymış! Fon skandalında yüz binlerce insanın birikimleri, milyarlarca dolarlık iddialar ve cevabı beklenen sorular var. Millet, birikimini kaptırmanın derdinde; kamuoyu, sorumluların kim olduğunu öğrenmek istiyor. Bundan daha normal ne var? Kim, kimi dolandırdıysa bilmek istiyor. 

Peki, ne oluyor? Fon skandalını haberleştiren gazeteciler Şaban Sevinç, Mustafa Balcı ve Murat Ağırel tutuklanıyor. İsmail Saymaz hakkında ise ev hapsi kararı uygulanıyor. İnsanın aklına şu soru geliyor: Bu memlekette fonun peşine düşen mi suçlu, fonun içindeki paranın hesabını soran mı?

Elbette hiç kimse mahkeme kararı olmadan suçlu ilan edilemez. Ancak gazetecilerin haberleri nedeniyle özgürlüklerinden mahrum bırakılması da ciddi biçimde sorgulanmalıdır. Parayı kim aldı, kim verdi, kim denetlemedi? Bu soruların cevabını aramak yerine soruyu soranlarla uğraşıyorsanız ortada yalnızca bir fon meselesi yoktur!

14 Ekim’de Halk TV’ye kayyım atanması ve kanalın yayınlarının durdurulması, bağımsız haberciliğin geleceğine ilişkin tartışmaları daha da büyüttü. Daha önce başka televizyon kuruluşlarının da kayyım yönetimine geçmesi, basın özgürlüğü konusundaki endişeleri artırmaktadır.

Elbette her soruşturma kendi delilleriyle değerlendirilir. Hiçbir medya kuruluşu hukukun üzerinde değildir. Ancak hukuk adına yapılan işlemler, halkın haber alma hakkını da ortadan kaldırmamalıdır.

Bir televizyon kanalının yönetimine müdahale edebilirsiniz. Yayınını durdurabilirsiniz. Peki, milyonlarca insanın gerçeği öğrenme ihtiyacını hangi kararla ortadan kaldıracaksınız? Mesele, Halk TV’yi sevip sevmemek değildir. Mesele, yarın sizin izlediğiniz kanalın da aynı durumla karşılaşabilmesidir.

Çünkü basın özgürlüğü, yalnızca sizin hoşunuza giden gazetecinin özgürlüğü değildir.

Peki, adalet buysa, bu adaletin kumandası kimin elindedir? Bir tarafta fon skandalının aydınlatılmasını bekleyen insanlar, diğer tarafta bu skandalı haberleştirdikleri için tutuklanan gazeteciler var. Bir tarafta milyarlarca dolarlık iddialar, diğer tarafta sorularına cevap arayan vatandaşlar… Bir tarafta kararan ekranlar, diğer tarafta demokrasiden söz eden açıklamalar! İnsan sormadan edemiyor: Adaletin terazisi herkesi aynı mı tartıyor?

Bir gazeteci yanlış bilgi yaydıysa bunun hukuki karşılığı araştırılsın. Deliller ortaya konulsun, savunma hakkı korunsun, yargılama adil yürütülsün. Ancak gazetecilik faaliyeti ile suç arasındaki sınır, kamuoyunun soru sormasını engelleyecek biçimde bulanıklaştırılmasın.

Fon skandalında adı geçen herkesin suçlu olduğunu söylemek mümkün değil. Fakat kamuoyunun merak ettiği bağlantılar, iddialar ve denetim sorumluluğu da havada bırakılamaz.

Kim olursa olsun hesap sorulmalı. Kim olursa olsun hukuk işlemeli. Adalet, yalnızca kapısına polis dayananların değil, henüz kapısına kimsenin dayanmadığı insanların da güvencesi olmalıdır.

Sayın Cumhurbaşkanı, “Sonuna kadar gidilecek”, diye açıklamalarda bulundu. Bu durumda neyin sonuna kadar gidiliyor. Fonun sonuna kadar mı, gazetecinin sonuna kadar mı?

Fon skandalında millet parasının hesabını bekliyor. Gazeteciler tutuklanıyor, ekranlara kayyım atanıyor, soruların ardı arkası kesilmiyor. Şimdi soruyoruz: Bu ülkede gazetecilik yapmak ne zamandan beri insanın özgürlüğünü bu kadar kırılgan hâle getirdi?

Her soruşturma kendi delilleriyle değerlendirilmeli, hiç kimse mahkeme kararı olmadan suçlu ilan edilmemeli. Ancak aynı hassasiyet, milletin parasının akıbetini ve kamuoyunun merak ettiği bağlantıları aydınlatmak için de gösterilmelidir. Fonun sonuna kadar gidin! Ama gazetecinin sonuna kadar değil!

Milletin parasını kim aldıysa araştırılsın. Kim suç işlediyse hesap versin. Kim görevini ihmal ettiyse hukuk önünde sorumluluğu belirlensin.

Mikrofonu kapatabilirsiniz. Ekranı karartabilirsiniz. Gazeteciyi tutuklayabilirsiniz. Ama milletin soru sorma hakkına kayyım atayamazsınız! Biz hâlâ aynı sorunun cevabını bekliyoruz:

Fonun sonuna kadar mı gidilecek, yoksa gerçeği araştıran gazetecilerin ve gazeteciliğin sonuna mı gelinecek?

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!