1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Muharrem Karanfilci
  4. Domalan mantarları hasadı devam ediyor

Domalan mantarları hasadı devam ediyor

featured

Muharrem Karanfilci yazdı…

Anadolu’da domalan mantarları ile ilgili olarak, daha önce bir yazı yazmıştım. Merak eden okurlarım, Veryansın arşivinden bulabilirler. Domalan mantarı; yer altında yetişen, şekli ve rengi patatese benzeyen, yüksek proteinli ve aromatik lezzete sahip, değerli bir mantar türüdür. Halk arasında, kinini içinde biriktiren kişiler için de kullanılır. Toprağın altında yetişmesi ve toprağı kabartarak yeryüzüne çıkması nedeniyle bu yakıştırmanın yapıldığı bilinmektedir.

Anadolu’da bazı ürünlerin mevsimi vardır. Buğdayın zamanı ayrıdır, zeytinin ayrı… Domalan mantarının ise bambaşka… Yağmurunu bekler, toprağın kabarmasını bekler, sonra bir anda ortaya çıkar. Arayanını sevindirir, bulanını zengin eder.

Siyasette de durum çok farklı değildir.

Özellikle son seçimden sonra ortalıkta ciddi bir “domalan mantarı hareketliliği” başladı. Dün başka partinin rozetiyle meydan meydan dolaşanlar, bugün bambaşka saflarda boy göstermeye başladı. Tutarsızlıklarıyla, seçmenin karşısına çıkarken söyledikleriyle sonrasında yaptıkları arasındaki mesafe, bazen şehirlerarası yol kadar uzun oluyor.

Millet, bir partiye oy verdiğini zanneder. Sandıkta ideoloji anlatılır, kürsülerde dava nutukları atılır; sadakatten, ilkeden, mücadeleden söz edilir. Sonra bir bakarsınız ki bütün o cümleler, yeni makam odasının duvarında unutulmuş eski seçim afişleri gibi bir kenara kaldırılmıştır. Çünkü hasat başlamıştır.

Domalan mantarı nasıl toprağın altında sessizce büyüyorsa, bazı siyasetçiler de bulundukları partilerde kinlerini sessizce büyütür. Önce dava adamı gibi görünürler. Kapalı kapılar ardında pazarlıklar, hesaplar, kitaplar yapılır. Sıkıyı görünce de toprağı hafif hafif kabartmaya başlarlar.

Tecrübeli siyaset tüccarları o kabarmayı hemen fark eder. Çünkü onlar, hangi mantarın hangi sepete gireceğini iyi bilirler. Hemen harekete geçerler.

Bugün Türkiye’de parti değiştirmek, neredeyse futbolcu transferine dönmüştür. Tek fark, futbolcuda bonservis olmasıdır. Siyasette ise bonservisi halk ödemektedir. Üstelik transfer bedeli de milletin cebinden çıkmaktadır.

Bir bakıyorsunuz, yıllarca veryansın ettiği partiye geçmiş… Bir bakıyorsunuz, “Asla yan yana gelmem.” dediği insanlarla aynı masada oturuyor… Bir bakıyorsunuz, dün eleştirdiği sistemi bugün hararetle savunuyor…

İnsanın aklına ister istemez şu soru geliyor: Acaba fikirler mi değişiyor, yoksa sadece koltukların yönü mü? Elbette insan fikir değiştirebilir. Siyaset durağan bir alan değildir. Ancak mesele fikir değişikliği değil; omurga esnekliğinin olağanüstü seviyelere ulaşmış olmasıdır. Bu öyle bir esneklik ki olimpiyatlarda yarışsa altın madalya getirir.

Dün “millet iradesi” diyenler, bugün milletin verdiği oyu kişisel kariyer basamağına çevirebiliyor. Seçmenin emaneti olan oylar, adeta ikinci el siyasi pazarlarda el değiştirebiliyor. Üstelik bunu yaparken en çok kullanılan cümle de şudur:

“Ülkenin menfaatleri için…”

Bu cümle, maalesef artık siyasetin maymuncuğuna dönüşmüş durumdadır. Her kapıyı açıyor, her dönüşü meşrulaştırıyor, her çelişkiyi örtüyor. Ne güzel memleket değil mi? Seçmen ideolojik bağlılık gösterirken, siyasetçi fırsat bağlılığı gösteriyor…

Vatandaş ekonomik krizle boğuşurken, bazı siyasetçiler hâlâ hangi partide daha rahat nefes alabileceklerinin hesabını yapıyor. Çünkü onlar için siyaset, millet yükü değil; kişisel konfor alanı hâline gelmiş durumda…

İşin daha ironik tarafı ise şu: Her seçim döneminde halka fedakârlık çağrısı yapanlar, sıra kendi siyasi konforlarına gelince en küçük risk almak istemiyorlar. Bir koltuk eksilmesin… Bir makam kaybolmasın… Bir ihale düzeni bozulmasın… Gerisi bir şekilde anlatılır zaten…

Oysa demokrasi dediğimiz şey sadece sandık kurmak değildir. Asıl mesele, sandığa atılan oyun namusuna sahip çıkmaktır. Çünkü seçmenin verdiği oy; şahsa değil, çoğu zaman fikre, kimliğe, mücadeleye ve duruşa verilir.

Siz o oyu alıp başka yere taşıdığınızda sadece parti değiştirmiş olmazsınız. Aynı zamanda güven tüketirsiniz. Toplumun siyasete olan inancını biraz daha azaltırsınız. İnsanların “Hepsi aynı.” cümlesini kurmasına katkı sunarsınız. Sonra da gençlerin neden siyasetten uzaklaştığını düşünürsünüz.

Aslında cevap basittir:

Gençler, domalan mantarı toplamaya çıkanları da görüyor, domalan mantarlarını da… Toprağın neden sürekli kabardığını fark ediyor. Kimin gerçekten millet için, kimin sadece kendisi için siyaset yaptığını artık ayırt edebiliyor.

Çünkü bu ülkede halkın hafızası bazen kısa olabilir ama vicdanı kuvvetlidir.

Günü gelir, sandık da kendi hasadını yapar.

O gün geldiğinde bakalım kim oy, kim mantar toplamaya çıkacak…

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!