Madem öyle gel böyle peluş Enver!

Madem öyle gel böyle peluş Enver!

SKY Tv'de çalıştığım dönem için şöyle yazmış: 'Faşist müptezel uçak biletinin vıp olmasını isterdi holding patronundan, halkla uçamazmış! Irkçılıklarını vatanseverlik diye yutturur bunlar. Gerçi aklı yerinde olmayınca cezai ehliyeti de bulunmuyor' diyor.

Madem öyle gel böyle.

Hayatımda hiç bir patronla hiç bir antlaşma yapmadım, ne verdilerse onu aldım, ki, SKY'da aldığım kapıda güvenlikçinin aldığı kadardı ve bunu ekrandan bile söylerdim.

Patron katıyla düşüp kalkmasıyla çalışanların nefretini kazanıp alay konusu olan bu peluş söylüyor bunları.

Haftada bir program yapardım ve tekrarlarını üçe çıkarttıkları halde doymayıp, haftada ikinci bir program yapmayı teklif ettiler ve kabul etmedim.

Ankara'daydım ve stüdyo İstanbul'a getirip-götüren kendileriydi, Ankara stüdyosunda yapalım teklifini kabul etmeyen yine onlardı.

İktidarın ilk kovduğu yazardım. Beni niye kovduklarını bile telefona çıkıp yüzüme söylemediler, kaç lira alacağım var kaç lira kaldı ödendiğini dahi bildirmediler.

Ve ben oradaki yayın yönetmenlerinin bana söylediklerini aktarıyorum, bu peluş, ben kovulduktan sonra patron katına çıkmış, Nihat Genç çok bağırıyor o yüzden iktidar istemiyor, ben daha yumuşak dil kullanacağım, beni çıkartın, demiş. Doğru söylemiş, iktidar bu peluşun dilini pek beğenmiş olmalı.

Hayatımda patron katıyla hiç bir özel resmi görüşmem olmadı, kovulduğumda arkadaşlara saygı sunan bir mektup yayınlayıp, edebimle ayrıldım. Hatta bir çok davama avukat vermediler cezamı kendi cebimden ödedim.

Durum budur, öte tarafa gelelim, kırk yıldır yazdıklarım içinde 'ırkçı' tabir edilecek tek bir cümlem varsa söylesin, ve hangi cümlem için faşist diyor, onu da söyleyiversin. Bence faşizm 'toptancı söylemlerdir', bence ırkçılık solcu liberallerin yaptığı gibi hiç düşünmeksizin 'damgalayıcı' 'peşinci' 'yargılayıcı' laflar etmektir.

Ayrıca sonra kimsenin konuşmaya cesaret edemediği günlerde Halk TV'ye geçtim, Halk TV'den kovulmadan önce Halk TV ekranından 'tasfiye yalnız askeriyeye değil, bir seneye kalmaz, liberal özgürlükçüler şimdi bu oturduğum koltuğa oturacaklardır' dedim, aynen öyle oldu, beni kovdular, bölücüleri oturttular, Halk TV'den aldığım parayı da söylesinler millet bu minicik meblağlara .ötüyle gülsün.

Özetle, sigortasız telif üzerine aldığım para güvenlikçiye verilen parayı hiç bir zaman geçmedi, ayrıca programım SKY TV'de en çok reklam alan programdı.

Ben ayrıldıktan sonra dibe vurdular, bir daha o raitingleri yakalama şansları olmadı.

Ve öbür iddiaya geçelim, cezai ehliyeti olmayan, yani 'deli' diyor, bu çok kolay, hayatım boyunca psikiyatr dahilinde (kendi adıma ne ayıp bunları söylemek) tek bir hap ilaç kullanmadım, insanın kan ve saç örneğinden bunu öğrenmek mümkün, aynı şeyi başkasından da beklemem, hayattır, olur. Ancak şöyle deneyebiliriz, kırk uzun yıl yazdığınız cümleler ve konuşmaların tutarsızlığı ve dengesizliğinizden bir şeyler söyleyebiliriz, mesela ben sizin ve çevrenizin dibine kadar salla gitsin cümlelerinizin tutarlılığını sıhhatli, akıl işi, mantıklı dahilinde, hiç bulmuyorum. Ayrıca kusturacak denli yavan ve slogan ve tekrar cümleleriniz seviye konusunda çok şey anlatıyor.

Şimdi sen ne diyorsun?

Şahitler belgeler ortadayken tezvirat yapan müptezel kim oluyor?

Boyun ne posun ne, milletin .ötüyle güldüğü kitapların ortada!

Kifayetsiz yazıların ortada!

Mavi Vatan'a aklınca laf sokmaya çalıştığın için biz de ifşa ettik. Biz delikanlı adamız, SKY'dan ayrılmamız üzerinden 13 sene geçmiş, bu 13 sene kalkıp arkamızdan çevirdiğiniz dolapları arkadaşlarının hakkında iğrenerek söylediklerini bir gün olsun yazıp çizdiğimiz yüzüne vurduğumuz oldu mu?

SKY yönetmenleri Serdar Akinan ve Barış Tünay hayatta, niçin kovulduğumu yüzüme aylarca neden söyleyemediklerini onlar anlatıversinler, VİP'miş uçakmış, ne bunlar lan, davettir konferanstır imza günüdür, alırlar bileti biz de bineriz, hayatımda kendi cebimden uçak biletini denk getirip alabilmiş (belki memleket için bir iki sefer) hiç değilim.

Galiba sıkıntı burada, çocukcağız yumruk atmak istiyor ama boyu yetişmiyor, eee takipçileri önünde kendini de şişirmiş. Peluş! Takipçileri de pek ciddiye alma, eşeğin semeri üstüne değil eşeği çevirip tersinden bindirirler adamı.

İşte böyle, yıllarca Aydın Doğan'ın kucağında solcu özgürlükçülük oynayan onlarca yazar bilinmeyecek bir şey değil boylarını çok uzamış sanıyor!

Bunların yedi sülalesinin konuşabilecekleri bilgileri yetenekleri yoktur, okuyucuya düşen görev çok kolay, bir, onların yazılarına bakar bir bizim yazı ve hikayelerimize bakar, bir onların programlarına bakar bir de bizimkilere.

Ve okuyucu unutma, her insan evladının başına gelir bu şeyler, yolda sümüğe basarsın, bir an kayar gibi olursun, ancak bizim adımız Nihat Genç .okla kusmukla sümükle düşseydik, bu topraklarda bu yaşa kadar bu kadar eyvallahsız yazı yazamazdık.

Siz de haklısınız herhalde ahlak ve vatanseverlik tartışmak için bu peluşa cevap vermek yakışmaz.

Ahlak ve vataneverlik tartışmak için kendimize (burası bir bira masası değil) kendi bilinci ve kendi iradesiyle konuşabilmeyi başarmış başka tür canlı örneği muhatap almazsak işte o zaman 'deli' oluveririz.

Şöyle, üstüne bastığımız sümük'ü elimize alıp, ey sümük, faşistlik nedir Atatürkçülük nedir ahlak neye denir hadi konuş, bana niye ırkçı diyorsun, dediğimizde, işte o zaman delirmiş oluruz!