Milleti enayi yerine koyan Taha Akyol!

Nihat Genç yazdı...

Milleti enayi yerine koyan Taha Akyol!

Yazılarında sık sık şiddet ve şiddet dilini güya eleştiren Taha Akyol'un Hrant Dink'i öldürenlere karşı bir lafını duydunuz mu?

Yazılarında paso şiddet ve şiddet dilini güya eleştiren Taha Akyol'un Hablemitoğlu'nu öldürenlere karşı veryansın ettiğini hiç duydunuz mu?

Yazılarında non-stop şiddet ve şiddet dilini güya eleştiren Taha Akyol'un kankası CIA ajanı Enver Altaylı'dan tek satır bahsettiğini gördünüz mü?

Uğur Mumcu'yu kimlerin öldürebileceğini hiç kalemine doladı mı?

Yazılarında demokrasi, özgürlük, bilim, rasyonalite vs. dersleri veren Taha Akyol'un FETÖ savcılarına tek laf ettiğini duydunuz mu?

Aksine FETÖ savcılarını yıkayıp yağlayan nice yazı ve programlarına şahit olduk.

İlker Başbuğ hukuken kanıtsız delilsiz 250 yıl ceza aldığı gün, Taha Akyol ne dedi biliyor musunuz?

“Ben de hukukçuyum kanıt yoktur ama ceza uygundur!”

Yani kanıtı ve delili olmadan verilen 250 yıllık cezayı demokrat(?) Taha Akyol onaylamıştır.

Velhasıl Taha Akyol şiddet dilini ve sarmalını eleştirmek istiyorsa, önce...

Türk toplumunu terörize edip kutuplaştıran, cinayetler işleyen, kumpaslar tezgahlar hazırlayan CIA ve FETÖ'yü hedef almalı!

Aksine bütün bu cinayetler olurken Taha Akyol ortaya çıkar ve şöyle yazılar yazar: Komplocu zihniyet!

Yani, bu cinayetleri kim işledi diye sorduğunuzda 'kafayı yemiş komplocu' oluverirsiniz!

Yani Taha Akyol, profesyonel bir 'soyut' dil kullanır, mesela kabileciliğe karşıdır, ama kendi cemaatlerini görmez, şiddete güya karşıdır, ama kendi dostu ajanların suikastlerini görmez, demokrat ve rasyoneldir(?) ama hukuk kurumlarına tıka basa doldurulmuş FETÖ'cüleri hiç görmez.

Yani Taha Akyol'un koruduğu örgütler yapılar Türkiye'nin başına hangi felaketleri yaşatırsa yaşatsın filmin sonunda yine Taha Akyol'un 'demokrat' kalemi kazanır!?

Unutmayın Taha Akyol gibiler bizleri aralıksız her gün Yugoslavya paranoyasıyla suçladı, yani, açılıma karşı gelişimizin nedeni bölünme paranoyamızmış. (Yugoslavya gerçekten yedi-sekiz parçaya bölündükten sonra bu bölünme paranoyasını liberaller ve Taha Akyol gibi sağcı muhafazakar liberaller hiç kullanamaz oldular).

Ve Taha Akyol hala Türkiye'yi bütün bu acı tecrübe ve trajedileri hiç yaşamamış gibi görüyor ve yine bizi hala komplocu, çocuksu, safdil ve (nasıl oluyorsa) azgın şiddetten yana görüyor-suçluyor.

Tarihe geçsin, sinirleri alınmış ve kanla beslenmiş zihniyetin ifadeleridir bunlar.

Tarihe geçsin Türkiye'ye karşı oynanan oyunun 'poker' suratı ve kalemidir bunlar.

Taha Akyol'un diline sardığı şu 'karalayıcı dil'e geçelim, Türk Silahlı Kuvvetleri tasfiye edildi mi, edildi.

Peki FETÖ silahlı kuvvetleri işgal etti demek karalayıcı-suçlayıcı bir dil neden olsun?

Cumhuriyet en temel kurumlarıyla lağvedildi, demek, suçlayıcı-karalayıcı bir dil neden olsun?

Yani Cumhuriyet'in lağvedildiğini yana yakıla dile getirmeyelim mi ya da FETÖ işgallerine karşı feryat figan yakınmayalım mı?

Memleketimiz elimizden giderken dahi gıkımız çıkmasın ve Taha Akyol'a bakarsak Zeki Müren'in 'düşman al sana bomba' dilini mi kullanalım.

Yani Taha Akyol'un aklıyla yazacak olursak, şöyle cümle kurmalıyız: -Sayın Fethullah Gülen Hocaefendi Hazretleri ay vallahi yaptıklarınız bilime ve demokrasiye zarar veriyor!

Ya da,

“-Fethullah hoca hazretleri, ay çok fenasınız! Yaptığınız vallahi bilime demokrasiye sığmaz.”

Savaşın işgalin ortasında hangi demokratik dilden bahsediyorsun, savaşın işgalin ortasında susmak razı gelmek yumuşamak köleliktir deliliktir esarettir korkaklıktır.

Alçaklıktır, ihanettir, demokrasi diye diye FETÖ ve cemaatlere teslim olmaktır. Hem gözlerimizin önünde anamıza bacımıza tecavüz edecekler hem de gıkımız çıkmayacak işte o zaman 'demokrat' olacakmışız.

Be mübarek adam, memleket elden gitti, saçını başını birazcık da sen yoluver, ortada anayasa diye bir şey kalmamış takan yok umursayan yok, sallayan yok, ağlayanı yok, bir damlacık gözyaşı da sen dök, ne yapacakmışız, 'rasyonel akıl'dan olacakmışız, tıpkı FETÖ savcılarını öve öve yere göğe koyamayan Taha Akyol gibi.

Artık ortada Cumhuriyet de kalmadı!

Ülkemizi yerle yeksan toprağımızı kurumlarımızı alt/üst (hercü merç) ettiler, hala kalkmış bu harabenin üstünde baykuşlar gibi ötüp güya bize akıl veriyorlar!

İki gün önce ölen, asortik, burjuva, elit, sosyetik sosyolog Nur Vergin'i tanımayanımız yoktur, aslında, bugünün İslamcı iktidarı doğduğu günlerde Nur Vergin, Nuray Mert, Nilüfer Göle, Elizabet Özdalga, Alev Alatlı, vs.'nin ekmeğini çok yedi.

Bu hanımefendilere göre Cumhuriyet yıkılıp yerini berrak özgürlük dolu gökyüzüne bırakacaktı.

Şeriatçılar haklı değildi ama be kardeşim onları da şeriatçı yapan azgın laikçilerdi!

Hukuk kurumlarını sarmış gaddar zihniyet ortadan bir kalkıverse anayasa reformuyla bir çözülüp ortadan yok oluverse, kişiler kurumlar partiler kitleler doğulular batılılar her türlü baskıdan diktatörlükten kurtulacaktık, daha önemlisi, tez elden AB'ye girip Çanakkale, Atatürk, Fatih, Güneydoğu, vs. hepsinden anında hokus pokus kurtulacaktık.

Hatırlayın, otuz aralıksız yıl süren laik-şeriat savaşlarında İslamcıların kavramsal alet çantalarını ilk yıllarda bu yazarlar doldurdu, hepsi Alaaddin'in lambasından çıkmış cin gibi bir dudağı yerde bir dudağı gökte mucizeler vadederek konuşuyordu.

Mesela Nur Vergin laikliğe karşı gelemediği için 'laikçilik'i üretti İslamcıların diline verdi. Yani biz laikliğe karşı değil laikçiliğe karşıyız, gibi.

Laik şeriat tartışması bu kadınlar üzerinden modern, mahrem, özgürlük, periferi, merkez vs. gibi çal çene bir gevezeliğe akıllarınca entellektüel bir alana kaydırıldı, ah hepsi ekranlara dergilere o ne güzel pozlarla oturtuldular.

Ve dünya siyaset tarihinin binlerce yılda icat ettiği Cumhuriyet bu yazarlarla bir anda 'Kemalist' icadı oluverdi.

Ve dünya tarihinin icat ettiği 'herkesin karşısında eşit olduğu hukuk bir saniyede Kemalist oluverdi. Yani cumhuriyet ve hukuka karşı gelemedikleri için adlarına önüne 'Kemalist' deyip akademisi yargısı meclisi her kalesini topa tuttular.

Cemaatin bokları foyaları ajanlığı ortaya çıktığı 2012'ye kadar, bu yazarlar, gelişen modern dünyada başka hiç bir sorun yokmuş gibi Tek Parti dönemine hücuma geçtiler. Cumhuriyet'in devrimlerini ve ilk yıllarını alaya aldılar, aşağıdılar ve önemlisi? Cumhuriyet'e ve hukuk kurumlarına küfretmeyi alay etmeyi bulaşıcı bir moda haline getirdiler, artık ülkede tek kitap okuyan Cumhuriyet'le dalga geçmeyi bunlardan öğrendi.

Türkiye'nin geri kalmışlığını, sansürcü olduğunu, diktatörlükten çıkamadığını, ekonomik zayıflığını, insan haklarına uzak oluşunu, AB'ye bu yüzden karşı olduğunu, bu yüzden Yugoslavya gibi bölünme paranoyası yaşadığını, bu yüzden bütün komşularına düşman olduğunu, hatta etnik ve mezhebi çatışmaların körükleyen şeyin dahi Cumhuriyet olduğunu, ömürleri boyunca azgınca yazıp çizdiler.

Yazıp çizmek ne kelime, onbinlerce ekran onbinlerce seminer konferans onbinlerce makalede hep aynı şeyi tekrar ettiler, hukukun adını bir kere 'Kemalist hukuk' koydular, sonrası Karahisar Kalası yıkıldı geldi.

Gazeteler üniversiteler ekranlar emirlerine amade idi, yani holding medyası da yanlarındaydı ve sonunda, FETÖ'yü ve bugün cemaat ve tarikatların yuvalandığı ve artık resmiyet kazandığı İslamcı iktidarı fikren zikren kanlarıyla canlarıyla fotoğraflarıyla kişilikleriyle alaylarıyla eleştirileriyle manifestolarıyla röportajlarıyla kitaplarıyla alımlı çalımlı fiyakalı sözleriyle vs. beslediler.

Ve bugün hiç utanma yok, kaldıkları yerden hala, yine demokrat onlar, yine özgürlükçü onlar, yine rasyonel onlar..

Cumhuriyet elimizden alınmış memleketin kurumları harabeye yıkıntıya dönmüş yine komplocu yine kafayı sıyırmış yine azgın şiddet manyağı bizleriz, vay helal olsun.

Yani, öldürülen susturulan kovulan hukuksuzca hapse tıkılan yine bizler, yine 'şiddet' dili kullanıyormuşuz, yine akla hukuka karşıymışız, neden, Taha Akyol ve onun gibilerin yazılarımızda adlarını veriyormuşuz!

Tamam, okey, anlaşalım, adlarını vermeyelim, o halde, siz söyleyiverin, İyi Parti'nin kuruluşunda rol oynamış Enver Altaylı'yla geçmişten bugüne ilişkilerinizi, telefon görüşmelerinizi, ortak arkadaşlarınızı-arkadaşlıklarınızı bir anlatıverin.

Hem Enver Altaylı dostluğu-arkadaşlığı hem demokrat, özgürlükçü ve rasyonel olmanın otuz iki farzını söyleyin bizler de 'iman edelim'.

Ve rica edeceğim bunca trajediden sonra bizlere hala çocuk, anlamaz, enayi ayağı yapmayın, hem Ogün Samastlar'ın eline silah verenleri koruyup sonra da bize hiç demokrat rasyonel değilsiniz ağızları yapmayın.

Asıl şiddet ve cinayet dili, işte, hem Ogün Samast'a silah verenleri korumak ve ama yazıya gelince demokratlığı kimseye bırakmamak.

Asıl hunharca vahşi dil, asıl cellatlık, CIA ajanlarını mesela gözlerinizle gördüğünüz ilişkilerini saklamaktır ve kamuoyunun karşısına geçip, sinirleri çekilmiş gibi pamuk gibi yumuşacık bir dille hepimizi şiddete meyilli olmakla itham etme hakkını hala kendinizde görmektir.

Sayın Taha Akyol!

CIA'nın ve FETÖ'nün beyin ameliyatından geçirdiği demokrat liberal rasyonel (?) yazarlarla İŞİMİZ OLMAZ!

CIA'nın ve FETÖ'nün ve mafyanın beyin ameliyatından geçirdiği mafyatik gladyo NATO'cu milliyetçilerle hiç işimiz olmaz!

CIA'nın ve FETÖ'nün beyin ameliyatından geçirdiği yazarları kahpeleri hainleri diline kalemine dolayacak cesareti kendinde bulamayan milliyetçilerle de hiç işimiz olmaz!

Çünkü bizler vatanseveriz, cumhuriyetçiyiz!

Ve bizler?

Bu toprakların en temiz en berrak güneşi, bu toprakların en büyük hazinesi:

Cumhuriyetimizi Geri İstiyoruz!

Vatan diye tarikatlara cemaatlere şeyhlere saraylara sarılanlarla işimiz hiç olmaz!