Nedir bu OYAK’tan çektiğimiz?

Nedir bu OYAK’tan çektiğimiz?

OYAK geçen yıl üyelerine dövizin ve altının yükselişine oranla oldukça düşük kar payı dağıttı ve bu nedenle de üyelerin birikiminde önemli bir erimeye neden oldu.

Düşük kar payı dağıtımına OYAK’ın siyasete yakın bir holdingin enerji dağıtım şirketlerini satın almasının neden olduğuna dair çok dedikodu yapıldı. O zaman Odatv’de yazıyordum ve bu konuda bir yazı yazmayı düşündüğümü birkaç kişiye söylemiştim.

Nasıl oldu ise benim yazı yazma niyetim, henüz yazıyı yazmadan OYAK’ın kulağına gitmiş. OYAK’ta görev yapan eski bir Genelkurmay Başkanının emir subayı emekli albay beni aramış ve genel müdürün beni Ankara’da ağırlamaktan mutlu olacağını söylemiş ve uçak biletlerini hemen göndereceklerini ifade etmişti. Reddetmiş ve gitmemiştim.

Yazdığım yazıda, OYAK’ın enerji dağıtım şirketlerine yatırım yapmak yerine karlı yüksek teknolojilere, savunma sanayiine yatırım yapmasının doğru olacağını, OYAK’ın birikimi olduğu halde neden milli bir otomobil, elektrikli otomobil üretmediğini sorgulamıştım.

Bunlar geçilmez ama hadi geçelim, bugüne gelelim.

Emekli OYAK üyelerinin önemli bir kısmında yine geçen seneki gibi altına ve dövize karşı birikimlerinin eriyebileceği kaygısı var. Bu nedenle de emekli üyelerin bir kısmı birikimini çekmek istemekte.

Bunun için OYAK online sistemine girip, bu maksatla hazırlanan formu doldurmanız ve ıslak imza ile götürmeniz veya göndermeniz gerekiyor.

Dün gece bu forma ulaşmak için online sisteme girmeye çalıştım. Sisteme girmek için önce kimlik numaranızı veya üye numaranızı, sonra üye şifrenizi girmeniz ve güvenlik kodunu doğru yazmanız gerekiyor. Bütün bunları basit bir forma ulaşmak için yapmanız gerekiyor. Sanki bu form kozmik odada gizli(!)

Dün gece iki saat bu forma ulaşmak için uğraştım. Sistem beni sevmedi galiba. Sürekli ‘’güvenlik kodunu yanlış girdiniz’’ işareti verdi. Tansiyonum yükselmeye başlayınca vazgeçtim, yarın telefon ederim dedim.

Unutmayalım tek amacım vardı, bir forma ulaşmak…

Ve bugün telefon ettim. Keşke etmez olaydım. OYAK’ın sitesinde bir tek telefon numarası var mecburen onu kullanıyorsunuz.

Konu neydi? Unutmayalım. Konu bir forma ulaşmak. OYAK’a telefon etmek de kozmik odaya girmek gibi.

Bir bilgisayar çıkıyor karşınıza. Mekanik sesle emir vermeye başlıyor; kimlik numaranızı veya üye numaranızı girin. Girdik. Devam ediyor; OYAK şifrenizi girin. Ancak amaç önemli, forma ulaşmak gerekiyor.

Mekanik ses emir vermeye devam ediyor; onun için ona basın, bunun için buna basın, bir sürü rakam sayıyor…

Nedendir bilinmez bilgisayar santrala irtibat sağlamıyor. Sağlasa torpille işe giren emekli albaya ulaşıp, tansiyon iyice yükselmeden forma ulaşmak için yardım isteyebilirim, bana torpil yap formu gönder diyebilirim. Ama mümkün değil, devrede santral yok, telefonda böyle bir yetenek yok…

Santral yok ama iletişim sorumlusu var. Bilgisayar sonunda mutlu müjdeyi veriyor. Onuncu sıradasınız. Yarım saat beklemeden sonra ilgili hanım kız karşınıza çıkıyor. O da mekanik bir sesle bilgisayar gibi konuşuyor; ‘’Ben K…. Nasıl yardımcı olabilirim’’

Yaşadıklarımı anlatıyorum, bir yetkili ile konuşmak istediğimi söylüyorum. Neler çektiğimi, forma ulaşmak için tansiyonumun nasıl yükseldiğini bir yetkili, belki bir genel müdür yardımcısı bilsin istiyorum. K….hanım’’ buradan irtibat kuramayız, siz söyleyin ben not edeyim efendim’’ diyor, ‘’bari torpilli albayı bağla’’ diyorum, ‘’buradan bağlamak mümkün değil efendim’’ diyor.

Onun telefonunun irtibat yeteneği yok, santral zaten devre dışı.

‘’Başka bir telefondan ara numaramı ver o beni arasın" diyorum, "Olmaz, başka telefon yok burada’’ diyor.

‘’Telefonunu ver ben arayayım’’ diyorum, ‘’kesinlikle talimat var veremem’’ diyor.

Tansiyon yükseliyor…

‘’Bak B…. Hanım senin günahın yok, ben bütün bunları Veryansın’da yazacağım’’ diyorum.

Daha fazla yükselmesin diye tansiyonum vazgeçiyorum…

Belki bu yazıyı okurlar da bir türlü ulaşamadığım kozmik (!) formu gönderirler diye düşünüyorum…

Sanki iletişim sistemini ulaşmak için değil ulaşamamak için kurmuşlar.

SON SÖZ:

Yazının son cümlesine gelmiştim ki beni Ankara’dan, OYAK’tan Genel Müdür Yardımcısı bir hanım aradı ve bana yardımcı olmak istediğini, forma gerek olmadığını, bir satırlık ıslak imzalı dilekçenin yeterli olacağını söyledi…

Be de ona bu yazıdan vazgeçmeyeceğimi söyledim…

Ne demeliydim ki…

Sanki iletişim sistemini ulaşmak için değil ulaşamamak için kurmuşlar.

Benim, bu yazım sayesinde belki forma gerek olmadığını diğer üyeler de öğrenmiş olur…