Rusya ne demek istiyor?

Hüseyin Vodinalı yazdı...

Rusya ne demek istiyor?

Ağustos sonlarında Kiev’deki, Avrupa Birliği ve NATO'ya bağlı ülkelerden oluşan 44 ülkeden çoğunun büyükelçi seviyesinde katıldığı Kırım Platformu Zirvesi’nde konuşan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Rusya işgalcidir, Kırım Ukrayna’ya aittir” açıklamasıyla Rusya’dan ciddi tepki almıştı.

Bu açıklamalara karşı, 23 Ağustos’ta Rusya Devlet Başkanı Putin’in Kırım Daimi Temsilcisi Georgiy Muradov’dan Türkiye’ye yönelik tepki geldi.

Muradov, "Ankara, ne yazık ki, Rusya'nın toprak bütünlüğüne karşı Amerikan-Kiev provokasyonunu destekleyerek rezil bir tavır aldı. Türkiye, 15 Temmuz gecesi Türk Cumhurbaşkanı’nın darbeden kurtarılmasına Rusya yönetiminin nasıl yardım ettiğini iyi hatırlamalı” dedi.

Aklıma, 2016’nın Temmuz sonlarında hain FETÖ darbe girişiminin hemen sonrasında kaleme aldığım bir yazı geldi.

“Darbe girişiminde Erdoğan'ın uçağını Rus pilotlar mı korudu?” başlıklı bu yazıyı alıntılıyorum:

“Amerika ve Rusya, örtülü bir savaş halinde.

Ukrayna, Suriye, İran ve Türkiye üzerinden bu savaş devam ediyor.

Buraya özel bir bilgi için bir parantez açıp, savaşın aldığı boyutu aktarmak istiyorum.

15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişimi malumunuz cevaplanmayı bekleyen çok fazla soru barındırıyor.

Amerikancılar, bunun bir RTE tertibi olduğunu ileri sürüyor. Ki tamamen yalan bir propaganda bu.

Fetullah Gülen bile kendi yaptırdığı darbeyi, Erdoğan’a yıkma peşinde.

Bir de şöyle bir tez var.

Erdoğan darbeyi biliyordu, ona göre önlem aldı.

Hani MİT söylemedi enişte söyledi hikayesi.

Sonra bir de “Enişte” Rusya çıktı iddiaları var.

Bu noktada bir alıntı yapmak ihtiyacı duyuyorum.

Aşağıdaki yazı, 19 Temmuz 2016’da, yani darbe girişiminin hemen 4 gün sonrasında, kısa adı MINA olan Makedonya Uluslararası Haber Ajansı’nın internet sitesinde Gorazd Velkovski imzalı bir haber-analiz olarak yayımlandı.

“ABD YÖNETİMİNDEKİ DARBEDE ERDOĞAN HAYATINI MOSKOVA’YA BORÇLU” başlıklı yazı ilginç iddialar içeriyor. 

Darbenin aslında Ağustos ayında planlandığı, Yunanistan’da organize edilmekte olan kriz ve darbe girişimi ile eş zamanlı olmasının hedeflendiği ileri sürülürken, ABD’ye bağımlı kukla hükümetler kurularak, Rusya ile ABD kontrolündeki Avrupa arasına yeni bir demir perde çekilmesinin amaçlandığı vurgulandı. 

Yazı şöyle: 

DARBEYİ DUGİN Mİ HABER VERDİ? ERDOĞAN’IN UÇAĞINI RUS JETLERİ VE S400 FÜZELERİ KORUDU İDDİASI

“Dünyada Türkiye’de darbenin olacağını bilmeyen tek bir ülke yoktu. (Belli ki o tankları Boğaz köprüsü üzerinde görüp de hayrete düşen Türkler hariç) Darbenin tarihi sürekli değiştirildi ve tam olarak bilinemedi. Ancak CNN’den Christian Amanpour sağolsun, darbeden iki gün önce Ankara ve İstanbul’da büro açınca herkes öğrenmiş oldu. 

Pentagon’un CNN ile özel ilişkisi vardır. Genellikle de bir yerde darbe yapacakları zaman onlara da haber verirler. Ki CNN oraya gitsin ve kamuoyunun öğrenmesi gereken! bilgileri canlı yayında iletsin. Amanpour da bu işin üstadı olarak pek çok ülkeden kendini yasaklatmayı bilmiştir. Çünkü herkes bilir ki o bir ülkeye geldi mi orada kötü bir şeyler olacak demektir. Türkiye de bir istisna değildi. 

Rusya, İran ve Suriye’nin Türkiye’de olacak ABD güdümlü darbeden haberi vardı. İşte bu yüzden Moskova, Putin’in danışmanlarından birini Ankara’ya göndermişti. Bu seyahat gizli tutuldu. Moskova, Tahran veya Şam’da kimsenin haberi yoktu, sadece Putin’in çelik çekirdek ekibinin bilgisi vardı. 

Bu kişi Aleksander Dugin idi. Ankara’ya Türk yönetimini darbeye karşı uyarmaya gelmişti. Sadece uyarmaya da gelmedi, darbeye karışan isimlerin geniş bir listesini de beraberinde getirmişti!

(Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in özel temsilcisi Aleksandr Dugin, 14-15 Temmuz tarihleri arasında Ankara'daydı ve kritik görüşmeler yaptı. Dugin, bir de basın açıklaması yaptı. Ankara ile Moskova'nın stratejik ortaklığını derinleştirmesi gerektiğini söyleyen Dugin'e göre, Türkiye'nin Atatürk politikalarına geri dönmesi gerekiyor. Suriye'deki krize de değinen Dugin, "Suriye'nin toprak bütünlüğü, Türkiye ve Rusya'nın toprak bütünlüğü için önemlidir" dedi. Dugin en kritik görüşmeyi de Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarı Muhammet Dervişoğlu ile yaptı. HV.)

DARBE PLANLANANDAN BİR AY ERKEN BAŞLADI VE DARBECİLER DEŞİFRE OLDU

Türk Hükümeti, gelişmelerden kuşkulanarak, mahkemelere 2 bin TSK mensubunun tutuklanması için bir liste iletmişti. Ancak mahkemeler bunu yerine getirmedi, darbeye de karışan bazı hakimler bu listeyi darbecilere bildirdi. Bunun sonucu olarak da darbe aceleye getirildi ve öne çekildi.

RUS UÇAĞINI DÜŞÜREN PİLOTLAR DA DARBEYE KARIŞTI

Moskova, aylar öncesinden Türk pilotların konuşma ve veri iletişimlerini takibe almıştı. Bunun nedeni ise Rus SU 24 Savaş uçağını kimin düşürdüğünü bulmaktı. Bu takibatta ortaya şu çıktı: Rus uçağını düşüren iki pilot da Amerikan yerleştirmesiydi ve Rusya ile Türkiye’nin arasını bozmak için bu eylemi kasıtlı olarak planlamıştı. ABD, İngiliz taktiği olan böl ve yönet politikası uyguluyordu. İncirlik Üssü’nde düzinelerce ABD yerleştirmesi (yani FETÖ) havacı ve karacı subay vardı. Bunların tamamı şu anda tutuklandı.

Putin’in danışmanı Dugin, herhangi bir kuşku ve ilgiyi dağıtmak için ilginç bir rota çizdi Ankara’ya gelirken; Moskova’dan Astana’ya, oradan Tahran, Şam ve Lefkoşa üzerinden Ankara’ya uçtu ve burada Erdoğan’ın en güvendiği adamıyla buluştu. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek idi bu kişi. 

Eski KGB usulü yüz yüze görüşmeler işe yaradı. Ruslar, geçen aylar içinde pek çok bilgiye ulaşmıştı ve darbenin ne zaman, kimler tarafından ve nasıl başlayacağını öğrenmişlerdi.

Erdoğan’ın yakın çevresinin Dugin’in gelişinden haberi de yoktu öncesinde. Rusya-Türkiye dostluk ilişkilerinin çıkarı için ve karşılıklı güvenin sağlanması amacıyla Erdoğan, Moskova tarafından resmen bilgilendirilmiş oldu bu şekilde.

Uyarı bir de tam zamanında yapılmış oldu. Bunun psikolojik etkisi de Türklerin, kimin gerçek dostları olduğunu görmeleriydi.

Putin isteseydi, temsilcisini göndermez, darbeden 10 dakika önce haber verebilirdi, ya da hiç vermeyebilirdi ve Amerikalıların istediği sonucun ortaya çıkmasına göz yumabilirdi. 

TÜRK SAVAŞ UÇAKLARI ERDOĞAN’IN UÇAĞINI GÖRDÜ AMA…

24 saat boyunca hiçbir şey söylemeden bekleyip, tamamen propagandaya ağırlık veren Pentagon ve CIA kontrolündeki medya, darbenin başarısız olduğunu anlayınca, “Bunun Erdoğan tarafından başkanlığı garantiye almak için sahnelenen bir tiyatro olduğu” yalanını yaymaya başladı.

Bunun için de neden Erdoğan’ın uçağının darbeci pilotlarca vurulmadığı sorusu gündeme getirildi.

Öncelikle Erdoğan’ın uçağını vurması için gönderilen uçaklar ABD-NATO kontrolündeki İncirlik üssünden kalkmıştı. Erdoğan’ın uçağı gerçekten pek çok F-16 tarafından vurulmak için takibe alındı. Böylelikle Pennsylvania’daki uzun süreli CIA elemanı Fethullah Gülen, Türkiye’nin başına geçecekti.

DARBECİ UÇAKLAR RUS RADARINA KİLİTLENDİ

Ancak medyanın size söylemediği şey, Suriye’nin kuzeyindeki 7 Rus savaş uçağı ve 2 ayrı S400 füze sisteminin darbeci Türk jetlerine kilitlenmesiydi!

Ruslar, darbeci pilotları uyardı ve radarda yanlış! bir hareketleri görülürse doğrudan vurulacaklarını iletti. 

İşte Türk F-16’ları bu yüzden Erdoğan’ın uçağını vuramadı, sadece takip edebildi.

Ankara Belediye Başkanı da televizyona çıkıp, bu darbenin arkasında Washington’un olduğunu, bunun bilgisini önceden aldığını (Dugin ile görüşmesi) ilan etti. 

Gökçek, o gece 20 dakika içinde darbenin ABD işi olduğunu söyleyen yönetimdeki 3. Kişiydi.

Neden Erdoğan, generalleri, yargıçları görevden aldı? Darbeye karışanların tam listesini nasıl elde etti? 

Hükümetin de kendine göre bir şüpheli listesi vardı ama asıl ve tam listeyi Moskova’dan aldılar.

İşte bu yüzden ABD’nin Ankara Büyükelçisi sürekli saklanıyor ve her şeyin üzerine bir örtü örtmeye çalışıyor. İlginç olan şu ki, pek çok darbeci general ABD’nin bu işteki rolüyle ilgili ayrıntılı bilgi veriyor. Washington’dan yapılan açıklamaların her zamanki gibi hiçbir iler tutar yanı yok. İncirlik Üssü’nden 42 helikopterin kayıp olmasının hiçbir açıklaması yok. Türk Hükümeti’ne bağlı güçler o yüzden üssü 2500 polisle kuşattı, tüm üssün elektriğini kesti. Bu, ABD’ye ‘Ne yaptığını biliyoruz’ mesajıydı.” 

Daha önce Kıbrıs Rum Kesimi’nde Rusya Büyükelçisi olarak da görev yapan Georgiy Muradov’un iddialarını okuyunca aklıma bu yazı geldi.

O dönem bu yazı ODATV‘de yayınlandığında hiç bir yalanlama da gelmemişti.

S-400 alımı hikayemiz de 15 Temmuz sonrası başlamıştır dikkatinizi çekerim.

Hatta, yalanlanmayan o yazıda şu ifadeler de yer alıyordu:

“Şimdi tabii çok uçuk iddialar bunlar filan diye kimse çok da ciddiye almadı.

Fakat 15 Temmuz akşamı Ahlatlıbel Hava Radar Mevzi Komutanlığı’ndan gelen gayri resmi iddialar bunu doğrular nitelikte.

Radar üssündeki görevliler, 15 Temmuz cuma akşamı Karadeniz’de olağanüstü bir Rus hava filo hareketliliği gözlemliyor. Darbe girişimi henüz belli değilken, aralarında Rusya’nın Türkiye’ye bir müdahale olasılığı mı var şeklinde konuşuyorlar. Sonra darbe girişimi belli olduğunda olay anlaşılıyor filan ama, ertesi gün Rus uçaklarının radar izlerinin Balıkesir Bandırma’ya kadar geldiği ortaya çıkıyor.

Yani Rus savaş uçaklarının Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı taşıyan uçağa koruma yaptığı iddiası (eğer bu Ahlatlıbel bilgisi doğruysa) doğru anlayacağınız.

Stratfor Cumhurbaşkanı’nın uçağının koordinatlarını yayınlarken, Ruslar bizzat korumaya girişmiş.

Askeri kaynaklardan gelen bir başka doğrulanmayı bekleyen bilgi de darbe öncesi yüz bin adet ceset torbası siparişi verildiği yönünde. Ankara’dan verilen sipariş darbeden hemen bir iki hafta önce olmuş. Yani darbecilerin niyeti bayağı bir kötüymüş.”

Şimdi Türkiye’nin son dönemdeki (zoraki-rehin!?) koyu Amerikan yanlısı tutumu ile Amerikancı FETÖ darbe girişimi sonrasındaki Moskova dostu tutumu arasında dağlar kadar fark var tabii.

Bu Amerikancı tutuma, son olarak Mevlüt Çavuşoğlu’nun Suriye’deki “Ulusal Güçler Koalisyonu” adıyla geçinen İhvancı sözde hükümet yetkilileriyle buluşmasını da ekleyebiliriz. 

Bu arada darbe girişimini Ankara’ya gelerek önceden haber veren Aleksandr Dugin de Karabağ’daki Azerbaycan zaferine ilişkin bir yazı kaleme almıştı.

“Azerbaycan’ın Zaferinde Moskova’nın Rolü” başlıklı o yazıda Dugin, Putin’ın Azerbaycan’a desteğini vurguluyordu.

Çavuşoğlu’nun katıldığı Kiev’deki Kırım toplantılarından hemen önce 21 Ağustos 2021’de Dugin şunları yazdı:

“Azerbaycan'daki imaj düzeyindeki zafer tamamen Bakü-Ankara ittifakına bağlandı. Aslında, Aliyev savaşa iyi hazırlanırken, bir başka belirleyici faktör de Putin'in Azerbaycan'ın toprak bütünlüğünün askeri olarak yeniden sağlanmasına rıza göstermesiydi. Moskova durumun gidişatında ciddi bir rol oynadı. Ve Karabağ’ın kimin olacağı Putin'e kalmıştı.

Daha önce Putin, eski Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan ile Karabağ sorununun beş bölge devredilerek kısmen çözülmesi gerektiği konusunda anlaşmıştı. Ancak Erivan'da renkli bir devrim gerçekleştiren Soros ve küreselcilerin desteğiyle Paşinyan tüm anlaşmaları feshetti. Putin'in Karabağ konusundaki kararı, Paşinyan'ın politikasına ve Ermenistan'daki Amerikan ve Batı yanlısı lobinin eylemlerine bir yanıttı. Şimdi bunun nasıl bir karar olduğunu biliyoruz. Karar tamamen farklı olabilirdi. Ve korkarım ki bu durumda Türkiye-Azerbaycan ittifakı bu konuda bugünkü sonuçları alamazdı.

Aslında durum Bizans'tan sonra bir zamanlar Osmanlı kontrolünde olan Ortadoğu'daki Türk mevzileri için de hemen hemen aynıdır. Erdoğan burada da Rusya'ya müdahale etmeme yönünde az çok başarılı politikasını sürdürüyor. Erdoğan'ın Batı ve CIA'nın Temmuz 2016'da kendisini devirmeye çalıştığı Batı ile mevcut çatışması altında, Ankara'nın egemenliğini güçlendirmesini sağlayan önemli bir faktör, Moskova'nın aralıklı desteğidir.

Türkiye'nin Orta Asya'ya girişi artık Osmanlıcılık değil, belirli bir tür Türk Avrasyacılığıdır. Moskova teorik olarak buna karşı değil, ancak Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan sadece Rusya'nın müttefikleri değil, çeşitli ekonomik ve askeri yapıların üyeleri olduğu için Türk Avrasyacılığı ve Rus Avrasyacılığı koordine edilmelidir. Türkiye onlara katılabilir ve Rusya ile ortak hareket edebilir.”

Dugin de, Muradov gibi yazısında 15 Temmuz’daki Rus desteğini hatırlatıyor ve Türkiye’nin Avrasyacı olması gerektiğini vurguluyor.

Elbette Rusya ile koordineli olarak!

Ama geri çekilip bir bakacak olursanız çok da haksız olmadığını görürsünüz.

Bugün İsrail bile ABD’den sonra yönünü Çin’e çevirir, Birleşik Arap Emirlikleri BRICS’e katılırken, İran Şanghay İşbirliği Örgütü’ne tam üyeliğe hazırlanır, Suudiler bile İran ile barış görüşmeleri yaparken, Ankara’nın hala Atlantik kuyrukçuluğu peşinde koşması, en hafif tabirle siyasi miyopluk, hatta komple katarakt olma durumudur.

Türkiye, artık çıkarlarını Rusya ve Çin’e teslim etmeden, Azerbaycan’dan başlayarak Orta Asya’daki öz kardeşleriyle kucaklaşmalı ve bölge ülkeleri ile barışçıl bir siyaset izlemelidir.

Amerikan muhipliğinin rezil sonunu en son olarak Afganistan’da gördük.

Yakında buralarda da göreceğimizden eminim.

KAYNAKLAR:

https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/rusyadan-turkiyeye-kirim-tepkisi-1862845

https://odatv4.com/makale/darbe-girisiminde-erdoganin-ucagini-rus-pilotlar-mi-korudu-2009161200

http://www.4pt.su/en/content/moscows-role-azerbaijan-victory