Sağlıkta ‘Emperyalist Değişim Programı’yla parlatılan liderler

Sağlıkta ‘Emperyalist Değişim Programı’yla parlatılan liderler

ABD’nin dünyayı kontrol programının bir ayağı dünya ülkelerinde lider yetiştirmek, diğer ayağı ise ABD çıkarlarına tehdit algılandığı anda ülkelerin var olan liderlerini yok etmektir.

İşin suikast yönü, dramatik olması sebebiyle en çok bilinen operasyonlardır. Lider yetiştirme ya da parlatma programının içeriği ise en az bilinen, en çok gözden kaçan yönüdür.

İKTİDAR VE MUHALEFETİ DİZAYN ETMEK

Bizim gibi ekonomik ve siyasi bağımsızlık ideallerini kaybetmiş toplumlarda, program daha ziyade lider yetiştirme üzerine kurgulanmış; bazen ihtilallerin gölgesinde bazen de komediye kaçacak boyutlardaki entrikalarla iktidar ve muhalefet dizaynı yapılarak, ülkede siyasi ve iktisadi kontrol kolaylıkla sağlanmıştır.

Öyle ki yakın zaman tarihimizde halkın kanıksadığı lider olma programının “ABD icazeti” olarak isimlendirilmesi işin sosyolojik yönünü tanımlaması yönünden dramatiktir.

ABD’nin ülkede iktidar dizaynını aleni olarak uygulaması halk nezdinde kabul görürken; içerisinde hala sosyal devlet, tam bağımsızlık ögeleri bulunduran muhalefetin dizaynı ise son dönem tarihimizde tanıklık ettiğimiz önemli bir olgudur.

Bu olguya en önemli örnek Cumhuriyet Halk Partisi dizaynıdır.

Bu dizaynın halkın sosyolojik değişimiyle uygun senaryolar üzerinden kurgulanması ve ahlaki ögelerdeki seviyenin düşüklüğü bir tesadüf değildir.

NEŞTER OPERASYONU

Halkın değerleri içerisindeki yıpranmanın neticesine uygun olarak ortaya çıkarılan özel hayata dair şantaj kasetleri herkesin malumudur. Ancak toplumun atladığı, belki hiç farkında olmadığı bir dizayn daha vardır.

Bu dizayn sağlık sistemi üzerinden yapılmış ve toplumun yumuşak karnına adeta bir neşter sokulmuş ve adı da “Neşter Operasyonu” olmuştur.

Teorisyenler çoğunlukla haklı olarak bir vakanın sonucu üzerinden geçmişe dönük analizler yaparlar. Doğru bir analiz yöntemidir. Gelelim operasyona ve operasyon sonrası değişime. Biz bunu “Sağlıkta Değişim” olarak biliyoruz. İktisadi yönü ağırlıklı olan bu operasyonda netice halkın sağlık hakkının emperyalizme devridir. Bu dizayn sonrası ortaya çıkan liderlerden birisi CHP’nin lideridir. Diğeri ise uygulanan emperyalist programla popülerliğini artıran, liderliğini pekiştiren iktidarın başkanıdır.

PARLATILAN YILDIZ

Ergenekon operasyonu öncesi yapılan operasyonlardan birisi, devlet kurumları arasında sağlık kurumlarına yapılmıştır.

Karnı en yumuşak olan kurum olması sebebiyle operasyon kolayca gözden kaçmıştır. Kurumdaki yıpranmayı aleni bir şekilde sergileyen zata ise, acar müfettiş, yolsuzlukların üzerine giden kahraman Sicilyalı savcı itibarı bahşedilerek bir yıldız yaratılmıştır.

Operasyonun savcısı olan zat ise zaman içinde muhalefet partisinden milletvekili olmuş; milletvekilliği boyunca kompetanı olduğu bir alanda yani sağlıktaki emperyalist saldırıya dair tek bir laf söylememiştir.

Parlatılan yıldız, mevcut kurumun en tepesinde oturan, kurumun işlemesine dair bütün yetkileri bünyesinde bulunduran kişidir.

Kurumdaki idari sorumluluğu yadsınamaz.

Operasyonda sanık olarak yargılanan bir Türk malzeme firmasının sahibi İbrahim Erdoğan’ın şu ifadesi operasyonun izahı yönünden oldukça anlamlıdır.

İbrahim Erdoğan, mahkeme başkanının neden bu duruma gelindiğine dair sorusuna “Protokol fiyatları her yıl yenilenseydi böyle olmazdı” diyerek cevaplamıştır.

Bir diğer sanık firma sahibi ise sahibi olduğu Onmed firmasının firmalarla protokol iptal edildikten sonraki dönemde kuruma defalarca indirim teklifinde bulunduğunu ancak kurumun anlaşmaya yanaşmadığını belirtmiştir.

Meşhur operasyonun özeti bu iki cümlenin içinde saklıdır.

Yani kurum yıllarca malzeme satın aldığı firmalardan rekabetin ve ithalat bolluğunun getirisi olan avantajı kullanmamış; malzeme alım fiyatlarında düşürme ve reel değerlerinde indirim yapmamış; yıllarca yüksek fiyatlardan malzeme alarak kurumu zarara uğratmıştır.

BİRİ BAŞKAN, DİĞERİ VEKİL

Kurumu zarara uğratıldığı yani firmalarla protokollerin iptal edilerek sürekli yüksek fiyattan malzeme temin edilme sürecinin başladığı yıl 1993’tür. Fiyat ayarlamasının yeniden başlatıldığı yıl ise 2001’dir.

Kurumun zarara uğratıldığı bu özgün dönemde kurumun genel müdürü olan kişi ise kısa zaman içerisinde milletvekili olacaktır.

Nitekim zat,  2002 genel seçimlerinde milletvekili olarak meclise girmiş ve aynı kişi 2010 yılında CHP Genel Başkanı olmuş; 2011 yılında ise kurumun idari yükümlülüğünü yok bilen operasyonun resmi savcısı CHP Muğla Milletvekili olarak meclise girmiştir.

Milletvekilliği kişisel tarihi boyunca da sağlıkta emperyalist politikalara dair tek bir sorgusu olmamıştır.

LİDERLER TESADÜF DOĞMAZ

Ülkemiz iktidarıyla, muhalefetiyle iktisadi olarak işgal edildiği bir süreçte her yıkımın arkasından bir lider çıkması tesadüf değildir.

ABD için, ülkelere lider yetiştirme, lider ithalinden daha kolay bir programdır. Kurumların sağlıklı işletilememesi, savunma mekanizmalarının gevşekliği emperyalizmin işgal programını uygulaması için ideal zemindir; gerisi kurum yöneticileri eliyle kuruma neşteri sokmaya bakar.

İktisadi işgale “evet” diyenler arasında kimin lider olacağının ABD için önemi yok hükmündedir.