Sistem çöktü ‘Great Reset’leyelim

Hüseyin Vodinalı yazdı...

Sistem çöktü ‘Great Reset’leyelim

Dünya ekonomisi felaket durumda.

Türkiye ekonomisi ise bu felaket listesinde en kötülerden.

Bırakın düğüne çeyrek altınla gitmeyi...

Artık evine et, peynir alan değil, sadece elektrik ve doğalgaz faturasını ödeyebilenler zengin sayılıyor.

Ben bu noktada küresel kapitalist sistemin çöküşünün, bu sisteme en çok biat eden AKP ve 20 yıldır yönettiği Türkiye tarafından iliklerine kadar yaşandığını söyleyebilirim.

Ama bu yazıyı Türk ekonomisini çözümlemek için yazmıyorum.

Ben “Büyük Resim”ciyim.

Göldeki kurbağaya değil, okyanusa bakarım.

Batılı para babaları, 1970 ve 1980’lerde iki aşamadan geçtiler.

İlkinde doların altın karşılığını kaldırıp, tahvil ve petrole endekslediler.

80’lerde ise ulus devletleri yağmalamak için, serbest pazar (vahşi kapitalizm veya kısaca liberalizm) yani küreselleşmeyi icat ettiler.

Bunun için de önce “demir perde”yi yıktılar, ardından gelişmekte olan ülkeleri yuttular.

Sistem şöyle çalışıyordu; ister orduyla, ister siyasetçi ajanlarla, ‘işgal ettiğin’ ülkede üretim sektörünü ucuza ele geçir, ucuz işçilikle karı maksimize et, finans hokkabazlıklarıyla cüzdanını şişir.

Bu süreçte şişen balonların krize dönüşmesini üç kağıtçılıkla önleyen ABD ve Avrupa giderek üretimden uzaklaştı.

Senyoraj lüksüyle tembelleşti ve şişmanladı.

Ucuz işgücüyle dünyanın fabrikası haline gelen Çin ve genelde Asya ise çok çalıştı ve üretimini geliştirdi.

‘Üretmeyen ahlaksızlaşır’ ilkesi geçerli oldu, Batı kapitalizmi kumarhane kapitalizmine, mafyatik bir sisteme dönüştü.

2000’de yavru Bush ile ABD’de bir darbe yaşandı.

Bu darbe, batı kapitalizminin artık doğrudan haydutluğa yöneldiğinin işaretiydi.

2008’e gelindiğinde ABD’de fiziki bir dolarlık ürüne karşılık 100 dolardan fazla finansal araç, türev kağıt vardı.

Şişen emlak sektöründe balon en sonunda patladı. Aşırı değerlenen ev kredilerinin geri ödenemeyecek halde olduğu belliydi.

1929 krizi de tarım kredilerinin geri ödenememesinden çıkmıştı.

Şirketler ABD’si, o krizi halkının ve diğer ulusların üzerine yıktı, batan banka ve şirketleri kamu parasıyla kurtardı.

Ama artık ortada ‘zombi’ denen kurtarılmış ve fakat yaşamayan büyük şirketler ve bankalar vardı.  

Ultra mega para babalarının oluşturduğu Davos ahalisi, bu işi nasıl çözeriz diye düşünmeye başladı.

Eskiden olsa yeni bir dünya savaşı çıkarır, ‘gereksiz fazlalıklardan’ kurtulur, silah endüstrisi çarklarını döndürürlerdi.

Ama artık nükleer silahlar vardı ve 3. Dünya savaşı sonrası dördüncüsü taş ve sopalarla yapılırdı.

2000’lerin başından itibaren bunun için düşük yoğunluklu savaşlar ürettiler.

Uzak yerlerde, sevmedikleri insanların bol bol öldüğü, ekonominin çarklarının döndüğü savaşlar.

Önce teröre karşı savaş dediler, ardından düşman “İslamcı teröristler” yani Müslümanlar oldu.

İşin ilginci, o terörü de, “İslamcı teröristleri” de kendileri yaratmışlardı.

Ama bu da 2008’deki krizi önlemeye yetmiyordu.

Davos ahalisi şöyle bir formül buldu; “Kendi yarattığımız iklim krizini az gelişmişlere karşı kullanalım, bir de üzerine ‘ölümcül pandemi’ ekleyelim, dünya ekonomisinin çöküşüne bahane bulalım”.

Çok yaratıcılar değil mi?

2009’da domuz gribiyle denediler olmadı.

Gelişen biyo-teknolojiler sayesinde 2019’da ‘başardılar’.

Zatürre yapan bir grip virüsü geliştirdiler.    

Daha çok yaşlıları öldürüyor, sosyal güvenlik yükünden de kurtarıyordu.

Ama ondan da önemlisi, ülkeleri ve ekonomileri kapatma yetkisi veriyordu.

Ekonomiler kapatıldı, insanlar kapatıldı ve küresel krizin kozası oluştu.

Bakın İsveç bunu yapmadı ve ölü sayısında öyle aşırı bir değişiklik olmadı.

Ekonomiler kapatıldı ama büyük şirketler yine kollandı ve 2008’deki gibi boca edilen federal dolarlarla yüzdürüldü. Gariban halklar ise fakirliğe, depresyona ve umutsuzluğa sürüklendi.

Gen mühendisliği bazlı aşı olayını tartışmayacağım ki, o başlı başına bir araştırma ve tartışma konusudur.

Pandemi etkisini yitirmeye başlarken bu kez de yeşil ekonomi, sıfır karbon ayak izi diye, enerji piyasaları allak bullak edildi.

Küresel ısınma var, ama tamamıyla insan yüzünden değil.

Dünya daha önce 5 kez yok oluşa sürüklenip yeniden canlandı.

Sadece 1812’de Endonezya’da patlayan volkan, tüm insanlığın ürettiği karbondioksit ve gazlardan fazlasını üretmişti.

Güneşteki radyoaktivitenin azaldığı ‘Grand Solar minimum’ dönemindeyiz ve bu sürecin en önemli göstergesi volkanik hareketler ve kuraklık.

Neyse lafı uzatmadan asıl mevzuya gelelim.

GREAT RESET OPERASYONU MU?

Şu an en büyük kriz küresel ticarette yaşanıyor.

Enerji piyasaları allak bullak, konteyner bulunmuyor ve navlun ücretleri uçtu, ahşap, gıda ve madenler aşırı pahalandı.  

Covid-19 Karantina politikaları, dünya çapında bir ekonomik istikrarsızlaşma sürecini tetikledi.

Bu, 150'den fazla ülkeyi aynı anda etkileyen dünya tarihindeki en ciddi ekonomik kriz.

Dünya çapında, büyük sanayi, tarım ve kentsel hizmetler sektörleri atıl durumda.

Mart 2020'de başlatılan karantina politikaları, iflasları ve işsizliği tetikledi.

Bu da insan kaynaklarının (işgücü) ve üretken varlıkların ekonomik ortamdan ayrışma sürecine yol açtı.

Doğalgaz fiyatları, şaşkın enerji piyasalarında bir senede 10 kattan fazla arttı.

Kömür bulunamadığı için Çin’de elektrik kısıntıları yaşandı.

Petrol fiyatları fırladı.

Konteyner ticaretindeki kriz ayrıca buğday, pirinç, şeker, soya fasulyesi vb. gibi temel gıda maddelerinde kıtlığa yol açtı ve bu da enflasyonist artışları tetikledi.

En büyük ikinci şeker ihracatçısı olan Hindistan, şeker ihracatının yüzde 80'ini kaybetti.

Otomobil endüstrisi 2021'de büyük düşüş yaşadı.

Japonya, Güney Kore ve Çin'deki üretim azaldı.

Bunun sebebi de yarı iletken arzındaki düşme oldu.

“Tek bir araç inşa etmek için düzinelerce çipe güvenen otomobil üreticileri, özellikle büyük darbe aldı ve çip tedarikini beklerken dünya çapında üretim hatlarını durdurmak zorunda kaldı. Bu fiyaskonun otomobil endüstrisine küresel satışlarda 450 milyar dolara mal olması muhtemel… Eylül 2021'de Toyota, yarı iletken eksikliği nedeniyle Japonya'daki 14 fabrikada üretimi kısmak zorunda kaldı. Toyota, Güneydoğu Asya'dan gelen bileşenlerin eksikliği nedeniyle bazı kesintilerin Ekim ayına kadar devam edeceğini söyledi.” (Washington Post, Eylül 2021)

Ahşap nakliye paletleri, akla gelebilecek hemen her şeyi taşımak için gerekli. Şimdiye kadar, her zaman bol miktarda bulundular. Geçen yıl boyunca, palet fiyatları iki katından fazla arttı. Bloomberg'e göre, paletler artık stokçuluğa ve hatta hırsızlığa yol açan sıcak bir meta.

CO2 yani karbondioksit de bulunmuyor. İklim alarmcılarının aksine, aslında devam eden bir CO2 kıtlığı var. Fiyatlar geçen yılda 5 katına çıktı. Alkolsüz içecekler ve alkollü içeceklerin karbonatlanması, sera bitkileri için gübre, nakliye sırasında gıdaların taze tutulması, paketlenmiş etler, bebek maması ve unlu mamullerin raf ömrünün uzatılması gibi pek çok az bilinen kullanıma sahiptir. CO2 bir yan üründür. Önemli bir kısmı hızla artan doğal gaz fiyatları nedeniyle kapanan gübre fabrikaları tarafından üretiliyordu.

Kanadalı Ekonomist Prof. Michel Chossudovsky’ye kulak verelim:

“Yarı iletkenler, elektronik, tıbbi cihazlar, elektronik ve iletişim ağları vb. dahil olmak üzere çeşitli sektörlerde kullanılan stratejik bir metadır. Küresel ekonominin bir dizi kilit sektörünü etkileyen yapay yarı iletken kıtlığına yol açan olası manipülasyonların belirtileri var. Dünyanın en büyük yarı iletken üreticisi, Tayvan Yarı İletken İmalat Şirketi'dir (TSMC). Ocak 2020'deki Covid Krizinin en başından itibaren, Büyük Para seçkinleri, hava taşımacılığının kesintiye uğramasının yanı sıra, finans, emtia ve enerji piyasalarında daha geniş bir manipülasyon sürecine dahil oldular. Başından beri bu şeytani planın hedefi, yeniden yapılanma (Great Reset) ve üretken varlıklara el konulması amacıyla “Reel Ekonomi”nin tüm sektörlerini iflas ettirmek olmuştur.”

Bir taşla iki kuş.

Hem, batık kapitalizmi kendi çıkarlarına göre kapatıp yeniden aç. Yani o meşhur Great Reset projesi. Hem de yükselen Çin’i dibindeki kriz merkezi Tayvan’dan vur.  

Bir başka araştırmacı yazar, enerji piyasaları uzmanı F. William Engdahl da şunları söylüyor:

“Tüm geleneksel kaynaklardan elde edilen enerjinin fiyatı küresel olarak patlıyor. Tesadüfi olmaktan uzak, neredeyse iki yıllık gülünç covid karantinası ve ilgili önlemlerle zaten önemli ölçüde zayıflamış olan endüstriyel dünya ekonomisini çökertmek için iyi planlanmış bir plan.”

PANDEMİ SONRASI 'YEŞİL ENERJİ' DARBESİ

Engdahl bu tezini şöyle açıklıyor:

“Son zamanlarda kömür, gaz ve petrol kıtlığının temel ağırlaştırıcı nedeni, BlackRock ve diğer küresel para tröstlerinin, yatırımları petrol, gaz veya kömürden - tamamen güvenli ve gerekli enerji kaynaklarından - büyük ölçüde verimsiz ve güvenilmez güneş veya rüzgara çevirmesi. Buna ESG (Çevresel, Sosyal ve Yönetişimsel/Environment, Social and Governance) yatırımı diyorlar. BlackRock CEO'su Larry Fink'in 2019'da Klaus Schwab’ın Davos Dünya Ekonomik Forumu'nun Yönetim Kurulu'na katılmasından bu yana Wall Street ve diğer dünya finans piyasalarında yaşanan son trend bu oldu. ESG reytingleri türetip hisse senedi şirketlerine ESG "politik olarak doğru" notlar veren denetim şirketleri kurdular. ESG yatırımlarıyla Wall Street çevreleri milyarlarca dolar kazandı. Ayrıca, dünyanın çoğu için gerekli petrol, kömür veya doğal gazı frenlediler.”

Engdahl, herkesin bayıldığı, öve öve bitiremediği Alman Başbakan Angela Merkel’in de bu çöküşte payı olduğunu savunuyor:

“Şimdi, 20 yıl boyunca güneş ve rüzgara yapılan aptalca yatırımdan sonra, bir zamanlar AB endüstrisinin amiral gemisi olan Almanya, Alman Hastalığı diyebileceğimiz şeyin kurbanı oldu. Ekonomik Hollanda Hastalığı gibi, Yeşil Enerjiye yapılan zorunlu yatırım, güvenilir, uygun fiyatlı enerjinin bulunamamasına neden oldu. Bunların hepsi, Sıfır Karbon'a ulaşamazsak, 2050 yılına kadar medeniyetimizi sona erdirmesi beklenen IPCC'nin kanıtlanmamış 1.5C iddiası için.

AB Yeşil Enerji gündemini ilerletmek için, çoğu ülkeler birkaç istisna dışında petrol, gaz, kömür ve hatta nükleeri sökmeye başladılar. Almanya'nın kalan son nükleer santralleri gelecek yıl kalıcı olarak kapanacak. En son teknoloji yeni kömür santralleri, daha başlamadan hurdaya ayrılmaktadır.”

AB, ABD ve diğer hükümetlerin Yeşil Enerji Gündemi ve Davos tarafından desteklenen ESG yatırımları, rüzgar durduğunda, gün ışığı eksildiğinde veya hidroelektrik barajlarında kuraklık yaşandığında ihtiyacımız olan gaz, kömür veya nükleeri bulamayacağımızı garanti edecektir.”

Facebook yenir mi?

Instagram içilir mi?

Twitter ısıtır mı?

Dijital Great Reset, enerji, gıda ve barınma olmadan ne işe yarar?

Wall Street, Bill Gates, Pfizer, Jeff Bezos ve tüm diğer para babalarının karlarını artırmaya mı yoksa?

Pandemi sürecinde dünyadaki herkes fakirleşirken zenginleşen kesim onlar, yani küçücük, mini minnacık bir seçkin azınlık oldu.

 

KAYNAKLAR:

https://www.globalresearch.ca/video-whistleblower-la-port-worker-says-shortages-fake/5758461

https://journal-neo.org/2021/10/11/the-green-agenda-or-how-this-energy-crisis-is-different-from-all-others/