Soner Yalçın kimin kavalı?

Soner Yalçın kimin kavalı?

Soner Yalçın bugünkü yazısında iyi Sorosçular – kötü Sorosçular ayrımı yapıyor.

Can Paker ve ekibini hakiki FETÖ’cü Sorosçular, Kavala ve ekibini insan haklarından yana ‘mazbut’ Sorosçular safına koyuyor.

Yani Sorosçular Kavala’nın sahibi olduğu Cezayir Lokantası’nda toplanmış ve liberaller bu toplantıda iki büyük hizbe ayrılmışmış. Bu toplantıdan sonra Kavalacı liberaller FETÖ’nün kumpas davalarına karşı çıkmaya başlamışmış, bu yüzden Kavala iyi huylu Soroşcuymuşmuş.

Böylelikle İmamoğlu’nun propaganda makinesine Oda Tv’yi peşin peşin neden lokomotif yapıverip teslim ettiği de ‘açıklığa’ kavuşuyor. Milletin .mına koyan Cengiz Holding’e yaptığı paralı reklamlar başını döndürmüş olmalı.

Hukuku savunmak başka şeydir, Kavala’yı savunmak başka şey. Bir hukuk skandalı yaşandığı açıktır. Müebbet isteyip beraat veren mahkemelerin trajik hali hukuku karikatürleştiriyor.

İnsan, hiç değilse diyor, en azından hukukunu kurtarabilmek için, kılıfına uydurabilseler, yardım yataklık neyse beş-on yıl verip sonra yattığı süre infazına sayıp ne şiş yansın ne kebapla pekala hukukun açıkta kalan .ötü kurtarılabilir…

Ve bu hukuk skandallarının mağdurlarını da adları sanları ne olursa olsun mutlaka savunabilmeliyiz, bu başka, ancak bu hukuk skandalının mağdurunu ‘mazlum’ mertebesine çıkartmak, sonra bu ‘mazlum’dan bir kahraman yaratmak, bu da başka bir aydın ‘skandalı’.

Sanki birileri düne kadar eleştirdikleri, yanaşamadıkları ya da dönemin havasıyla düşman kesildikleri ‘kesimleri’ bu hukuk skandallarını, mağduriyetini fırsat kolluyor.

Kavala gibilerden bir kahraman yaratıp, tapınmak barışmak uzlaşmak affetmek, maşeri vicdanda temize çekmek için bir telaşa gayrete düşüyorlar. Örnek mi, Cumhuriyet ve Odatv ve Sözcü yazarları ve işte bugünkü yazısıyla Soner Yalçın bey, nihayet tüyünü dikip, Soros’un bayrağını çekiverdi.

Soner Yalçın, Kavala’yı ‘temizleme’ işini sana mı verdiler?

Yoksa sen Kavala ve liberallerle barışmak için bir fırsat mı kolluyordun?

On yılı aşkın süre Odatv’de yazmış biri olarak, fırsat kolladığını iddia ediyorum.

Dönemin havasına göre fırfır döndüğünü döndürüldüğünüzü, Sözcü, Cumhuriyet Odatv, onlarca yazar arkadaşınızla asli orjin tıynetinize dönmeye karar verdiğinizi iddia ediyorum.

Şimdi, Nasreddin Hoca’nın üstüne işediği salatalıklar gibi, ‘ona değdi buna değmedi’ diye Soner Yalçın, dün üzerine işediği liberalleri bugün ‘ayıklayıp’ afiyetle yemeye başlamış, hayırdır?

Liberaller katıksız Cumhuriyet ve Atatürk düşmanıdır.

Dost-düşman ayrımı ve öncelik sıralamasında liberallere göre Kemalistler, PKK’dan IŞİD’den FETÖ’den ‘daha tehlikelidir’.

Liberallere göre Mustafa Kemal faşizmin adıdır, Hitler ve Franco’dan farkı yoktur, İslamcı işbirlikçilerine göre de ‘şeytan’ ‘deccal’dır.

Cumhuriyet düşmanlığının zirve yaptığı 2010, 2011, 2012 yıllarında liberallerin Atatürk düşmanlığı FETÖ’cü ve İslamcılarla en büyük ortaklık ve ‘dayanıklık’ noktasıdır.

Cumhuriyet’e düşman liberaller FETÖ ve PKK’ya sarılıyor ve Atatürk’le alay ediyorlardı.

Evet, FETÖ kumpasları öyle ayyuka çıktı ki, liberallerden birkaç kişi FETÖ davalarını artık savunamayacak hale geldiler, ama FETÖ siyasetini bulundukları yerlerde halen canla başla sürdürüyorlar. PKK destekleri de hızını hiç kaybetmedi.

15 Temmuz hain darbesinin bir anlamı da sağ-sol liberallerin çöküşünün tarihidir.

15 Temmuz kıyametleri oldu. 15 Temmuz sonrası sol liberaller T24 sitesinde, sağ liberaller Karar Gazetesi’nde yeniden toplaştılar, açın okuyun işte, şirretliklerinden zerre bir adım geri atmış değiller.

Yani ‘kefaretlerini’ ödemiş hiç değiller, sağolun, Soner Yalçın gibiler vasıtasıyla aklanıp paklanıyorlar!

T24 ve Karar Gazetesi’ne -yerleşmiş sağlı sollu liberaller peki neden özeleştiriye, kefarete hiç yanaşmıyorlar? Şundan, çünkü hâlâ bir umutları var, her iki kanat da yeni sığınak bulmuşlar: Yeni CHP.

İşte bu Yeni CHP, sağ-sol liberallerle, Sözcü, Odatv yazar ve haberleriyle sizin de ‘toplaştığınız’ yer.

Dönün 2010’lu yıllara, Cumhuriyet’in yıkılışından çok memnun halleri vardı. Ekranlarda tutuklu generallerle dalga geçiyorlar, karpuz kesiyorlardı. Mesela bugün Taha Akyol ‘delil olmadan hukuk karar veremez’ diyor, doğru, ancak İlker Başbuğ’a 250 yıl ceza verildiği gün, o gün, delil olmadan bu cezanın verilebileceğine hukukçu kimliğiyle kalıbını basıyordu! Soner Yalçın, Taha Akyol, dönemine göre ‘hukuk’ hiç olmaz.

Oysa, her büyük savaş, her büyük tarihi olay, aydınları fikirleri sarsar, değiştirir, sonuçları konuşulur, özeleştiri, eksiklikler, yanlışlar, günahlar itiraf edilir. Neden, insanlığın ve fikrin selameti için, yepyeni bir ‘başlangıç için’.

Ancak tam tersi, hesaptan-hesaplaşmadan kaçan bu libareller nasıl oluyor da her yeni dönemde ‘baskın ses’ olmayı sürdürüyor ve ittifak alanlarına Odatv ve Soner Yalçın’ı Cumhuriyet Gazetesi’ni vs. dahi katacak kadar ilerleyebiliyorlar?

Henüz ‘şok’u atlatamadığınıza mı verelim!?

Benim aptal kardeşlerim, şoku bir atlatabilseniz, göreceğiniz ilk manzara, oyunun kurallarının çoktan değiştiği.

Yani artık yok öyle yağma, yok öyle hem yirmibeş kuruş hem şoför mahallinde oturmak. Liberaller artık şoför mahallinde oturmuyor, oturamayacak, itiraf etmedikleri ihanetleriyle yüzleşmedikleri sürece ‘aydın’ ‘insan’ yerine hiç konulmayacak.

Mesela Soner Yalçın liberallerin ihanetleriyle yüzleşmemelerini sorgulamıyor, bu yüzleşmemenin hesabını sormuyor, tam tersine, liberallerin insan içine çıkamayacak yüzlerine, yeni bir yüz oluyor ve onların yerine kendini şoför mahallinde-merkezde oturmuş mu hissediyor!

Benim para düşkünü kardeşlerim, uyanın, oyunun kuralları değişti, hem dünyadaki küreselcilik-neoliberalizm yıkıldı ve etkili sivil kurumlarının kumpasları çöktü rezil oluverdi ve Türkiye ayakları afişe olup, yapayalnız kaldılar hem de felsefi dayanakları tuzla buz oldu.

Oyunun kuralları değişti ve FETÖ’cü ve PKK’lı trollerin kendilerine dönemin havasından destek verip pişpişledikleri de ortaya çıktı. Cezayir Lokantası’nda nihayet başbaşa kaldılar, FETÖ’cü PKK’lı troller çekilince sitelerinde okunma izlenme oranları gülünçlük düzeyine düştü.

Çünkü büyük kumarda bütün peylerini FETÖ ve PKK’ya sürmüşlerdi, kaybettiler dostum. İmamoğlu’na rüzgar verip FETÖ ve PKK’ya yeniden pey sürmelerine el ayak olmanız da üç-dört ayını doldurmadan dağılıverdi, İmamoğlu fırını üstünde aynı kumarhane çalışmaz, dostum.

Liberallerin tek kariyer planları ekranlar, ellerinden gitti. İki, ideolojik troller PKK ve FETÖ’cüleri ‘kalabalık’ ‘millet’ ‘halk’ sanmaları, ellerinde patladı. Artık parçası olacakları bir ortaklık bulmaları imkansız, sizlerin gayretlerinden başka…

Ancak bugünlerde, İmamoğlu’yla birlikte, şimdi, yavaş yavaş el altından faşist-ulusalcı-ırkçı yaftası (ideolojik etiketi) yapıştırdıkları Cumhuriyet, Sözcü ve Odatv ile gizlice işbirliği-uzlaşma sinyalleri görüyoruz, işte Kavala’nın mahkumiyeti mağduriyetini birlikte bayraklaştırarak, bu geç kalmış ‘kucaklaşma’ pekala sağlanabilir mi, yürü aslanım, kim tutar sizi dostum!

Liberaller kendileri dışındakileri ‘dinlemekten’ hiç haz etmezler!

Sessizlikleri histeri halleridir, niye bir özeleştiri vermezler? Hatalar, eksiklikler söylenmese bugünden sonra yazıp çizdikleri mesnetsiz kalmaz mı?

Özeleştiri kendine dürüst insanların işidir.

İçine düştükleri hepsini körleştiren bu büyük felaketleri, hüsranları, tarihsel yanılgıları tek tek sayıp söylemedikleri sürece, değil aydın, insan sınıfına girebilmeleri mümkün mü?

Aydınların yükümlülük-sorumlulukları vardır, entellektüel namus bunu gerektirir. Bir köpek salyalı sümüklü mehdinin peşinden sürüklenip Atatürk’le alay edip Cumhuriyet’i parçalamak ne demek! Daha ağır bir aptallık delilik insanlık suçu olabilir mi?

Liberallerin kafasında bize karşı duydukları nefret dışında bir Türkiye yok, nefretleri dışında, insanlık, bizler ve Cumhuriyet düşüncesi hiç yok.

Özal’dan beri iktidar torpili ve maaşıyla ekranlara baş köşelere kurulup kendilerini ‘merkez’ sanıyorlardı, artık sen de öğren Soner Yalçın, böyle bir merkez hiç yok.

Bir ‘merkez’ olabilmesi için önce toprak bütünlüğü, sonra Cumhuriyet değerleri en baş mesele olmalı. Cumhuriyet, Sözcü, Odatv, sayenizde Veryansın TV dışında ‘merkez’ kalmadı.

Bir zamanlar 60’lı 70’li yıllarda dünya Fransız entellektüelleri konuşurken, Fransız aydınlar dünyada ‘moda’ olmuşken de, aynıydı. Karşılarına çıkan her şeyi ‘faşist’likle damgalıyorlardı ama hiç biri elli uzun yıl kalkıp bir gün bir cümle Stalin’i eleştiremedi. Hâlâ T24 ve Karar’da mevzilenen sağ-sol liberaller dil ucuyla olsun bir kaç cümle FETÖ’yü PKK’yı eleştirebilmiş değil, sen neyin tezgahındasın Soner Yalçın?

Şimdi kalkmış Kavala’yı şirinleştirmeye çalışıyorsun, haklısın, parayı bulanlar başka bir sınıf, aynı sosyal sınıftır, er-geç kucaklaşacakları tarihin diyalektiğin yasası, hiç şaşırmıyoruz Soner Bey.

Merkezde bir yazar olmak istiyorsan, istiyorlarsa bir dönemin kötülüklerini ihanetleri tek tek itiraflarına-hesaplaşmalarına yardımcı olacak sert sorular sorabilmelisin, onları okşayarak, kol kanat gererek değil.

Savaşı ve düşmanlığı hiç kimse istemez, aydınlar asla, ancak, bu ülkeye bir savaş açtılar ve bizler savaşın felaketlerini kurumlarımıza iliklerimize kadar yaşadık. Şimdi bize düşen, bu savaşın nimetlerine (tecrübelerine) saygı göstermek. Nedir savaşın sonuçları: Herkes tıyneti namusuyla bok gibi suyun yüzüne vurdu.

İşte bu bok manzara bu ülkenin ve hepimizin ‘kazancıdır’.

Aksine bu ihanetin baş aktörlerini mazlum mağdur kisvesine sarmak için neden pek acelecisiniz.

Savaş, bir ulusun kimliğini, aydınların kimliğini, ülkenin ruhunu, insanların ruhunu anlayabilmemiz için hepimize büyük imkanlar sunar. Kimse, bu Cumhuriyet’e ve Atatürk’e karşı bu savaş hiç olmamış gibi yazıp-çizemez, konuşamaz, ahkam kesemez!

Soner Yalçın, Enver Altaylı’nın CHP’li uzantılarına tek satır değinmeyişiniz, Cengiz Holding’e paralı reklamınız, anladığımız artık tıynetiniz kalmamış.

Anladık ama, liberallerin üst kimliği tek kimliği olmuş ‘küstah rahatlık’ bakıyorum yeni ittifaklarınıza uygun parıltılı havalı pek yakışır bir üniformanız oluvermiş.

Evet, yargının kararları skandal, karikatür, ancak, yargının bu çok utandırıcı kararları, kendi hukuklarını, kendi fikirlerini sorgulamayana zerre hiç yanaşmayan sizleri, hiç haklı çıkartmaz.

Savaşın bir sonucu da ‘şok’tur, uyuşturucu etkisidir, ancak bu liberal güruhun tadıyla bir travma yaşadığına dahi inanmıyorum. Onların ‘şok’u ekranı ve maaşı ve parayı kaybetmek.

Parayla ekranla şöhretle ‘kandırılanların’ bir ‘şok’ yaşayacaklarını hiç sanmıyorum, bunların alayı savaşın değil hâlâ uyuşturucu ‘para’nın etkisinde.

Özal’la bu ülkenin tepesine liberaller taşınmadan, bu ülkenin aydınları bu ülkenin buğdayıydı üzümüydü kaysısıydı zeytinyağıydı, Özal’dan sonra başka tür ekim yapıldı, egzotik meyveler tadlar getirildi, işte, kırk uzun yıl yaşadık, hiç biri tutmadı.

Çünkü kökleri bu tarihte bu ülkede değil, duyguları sevinçleri kalpleri bu ülkeyle bizim insanımızla atmıyor, çünkü para şöhret küstahlık, duygusuzluğun sonuçlarıdır, Soner Bey çok deşme, acı yaşayacak organları yoktur.

İşte Ahmet Altan işte Nazlı Ilıcak işte Şahin Alpay ve bir çoğu yattı yatıyor biri çıktı girdi, hiç biri bu ülke insanının acılarını, bu ülkenin acılarını bunca felakete rağmen anlayabilmiş mi, tek satır yazabilmiş mi?

Siz anlayabildiniz mi Soner Yalçın? Cumhuriyet yazarları, bunca acıyı felaketi yaşamış, girmiş-çıkmış kıdemlerini neye tahvil etmeye, hâlâ kimleri temizlemeye çalışıyorlar?

Hukuk, delirmiş, skandal üstüne skandal, doğru, hep birlikte mücadele etmeliyiz, ama, bu mücadele hattı liberalleri keseleyen tarihi Çemberlitaş Hamamı ya da hamamın hemen yanındaki döviz bürosu da hiç değil.

Ne Soros ne CIA ne FETÖ ne PKK, hepsi denedi, hepsi karşılarında bizi buldu hüsrana uğradı. Hiç biri bizi yok edemez. Bizi ancak kendimiz öldürebiliriz, Cumhuriyet, Sözcü, Odatv yaptığınız budur!

Uyarıyorum, nasılsa herkes susturuldu, bu ülkede hiç bağımsız yazar kalmamış gibi. Bu ülkede nasılsa hiç cumhuriyetçi nasılsa bizden başka da gazete, site kalmamış gibi. Başınız havalarda nasılsa hesap soran yok gibi. Cumhuriyet kurum ve değerlerine de, nasılsa uzakta kalmış artık sesi çıkmaz sönmüş bir yanardağ, bize dokunamaz der gibi rahatlıkta yazıp çizmekten vazgeçin.

Sizin için ağır olacak ama etrafınıza bir bakın, o yazarları hâlâ yüzbinler okuyor ve o yanardağın başı yine dumanlı homurdanmaya püskürtmeye çoktan başladı, çok gergin.