Türk Antrenörünü Yargılatan TÜFAD Başkanı

featured

Murat Bölükbaşı yazdı

Başlık ilginç değil mi? Bakalım kaleme aldığım bu yazı da size ilginç gelecek mi? Hikâyemiz 2012 yılında başlıyor. Daha önceki yazılarımda TFF başkanlığı için önerdiğim isim olan Rıza Çavuşoğlu, 2012 yılındaki İstanbul Türkiye Fultbol Antrenörleri Derneği (TÜFAD) Başkanlık seçimlerinde Fenerbahçe ve Milli Takım Kaptanı Müjdat Yetkiner’le girdiği başkanlık mücadelesini kazanıyor ve İstanbul futbol antrenörlerinin güven ve teveccühüyle TÜFAD Başkanı seçiliyor.

Rıza Çavuşoğlu

2012-2015 yılları arasında Türk antrenörü adına üstlendiği sorumluluğu başarıyla yerine getirmek için büyük gayret gösteren, antrenör sözleşme sayısını 300’lerden 1100’lere çıkartan, bütçesini yüzde 300 artıran, İstanbul TÜFAD adına ilk iftar organizasyonlarını gerçekleştiren, seminerleri Anadolu ve İstanbul olmak üzere ayrı ayrı gerçekleştiren, TÜFAD Wep TV’yi kurup uzun süreli canlı yayınlar gerçekleştiren, tesis projeleri planlayan ve ilgili belediye başkanlarıyla temaslar kurup ortak çalışmalar gerçekleştiren, antrenör kimliğini gerçek anlamda kulüplere tanıtan, antrenörü aranan ve saygı duyulan bir kişi haline getiren, antrenöre karşı yapılan haksızlıklara karşı kurumsal duyarlılık gösteren ve yaptığı faaliyetler tüm kamuoyu tarafından takdir edilen Rıza Çavuşoğlu ve ekibi bu demokratik yönetim kültüründen hoşlanmayan TÜFAD Genel Başkanının karşı lobi çalışmalarına rağmen yine “hocaların hocası” diye bilinen eski TFF Eğitim Dairesi Başkanı Çetin Güler(Arap Çetin) karşısında tabi ki, İstanbul antrenörlerinin teveccühüyle 400 oy farkla seçimi ikinci kez kazandı.

Çavuşoğlu, ilk seçimde olduğu gibi TÜFAD genel başkanından takdir ve destek görmediği gibi, tebrik mesajı dahi alamadı. İdealist, çalışkan, aydın, entelektüel ve bir o kadar da vatanperver Rıza Çavuşoğlu rahat durur mu! 2015 yılı genel başkanlık seçimlerinde, 1997 yılında TÜFAD genel başkanlık koltuğuna oturan İsmail Dilber’in karşısına çıkma cesaretini gösteren ilk ve tek aday oluyor, koltuğu sallamaya yelteniyordu.

Maalesef merkez yönetim kontrollü delegasyon seçim sisteminde hiç şansı olmayan Rıza Hoca, genel başkanlık seçimlerini kaybetmekle kalmıyor, kurulan düzenekle İstanbul TÜFAD başkanlığından da oluyordu. TÜFAD İstanbul Şubesini Ankara’ya davet eden genel başkanın davetine, yine demokratik oylama yaparak katılma kararı alan İstanbul TÜFAD yönetim kurulu üyesi 10 antrenör icabet ediyordu. İstanbul’a dönüldüğünde yapılan ilk toplantıda yönetim kurulunda yeniden görevlendirme yapılması kararıyla 7’ye karşı 8 oyla Rıza hocanın başkanlığı düşürülüyordu. Akabinde, tüzükte yazılı olan, mealen “il yönetimi üye almakta ve atmakta yetkilidir” maddesine dayanakla, Rıza hoca ve ona destek veren 14 kişi daha TÜFAD üyeliğinden atılacak ve etrafa korku salınıp güç gösterisinde bulunulacak, herkes ayağını denk alsın mesajı verilecekti.

Bu konuyla ilgili 2 dava istinafta bekliyor. (Dava dilekçesini bizzat Rıza hocanın yazdığı diğer açılan davalar kazanılsa da, “belli ki adalet tanrısı”  Rıza hocanın kazanmasına müsaade etmiyordu!)

Yetmiyor, 2019 yılında genel başkanlık talimatıyla İstanbul 58. Asliye Ceza Mahkemesinde “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçundan dava açılıyor. Rıza hoca bu davalarla uğraşırken TÜFAD başkanlığına aday olamıyor, kongre salonuna bile alınmıyordu. Davada iddia edilen ise 3300 Türk lirasını zimmetine geçirmekti. Konuya dair, derneğin denetleme kurulu raporu, İstanbul Valiliği İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü denetim raporu, İstanbul Valiliği Dernek Denetleme Komisyonu denetim raporu, mahkemece görevlendirilen 1. bilirkişi raporu, Rıza hocanın borçlu olmadığını söylüyor.

Bilirkişiler bunu söylerken, Rıza hocayı iyi tanıyan ben dahil herkes, “bizde leke tutar, ama Rıza hoca da asla tutmaz” diyordu. 6 kez mahkemede hâkim karşısına çıkan Rıza hoca Türk antrenörünün onuru saygınlığı ve hakları için mücadele edeceğim derken, TÜFAD koltuğunu kral tahtı olarak gören ve zannımca ölünceye kadar da o koltuktan kalkmayı düşünmeyen İsmail Dilber’in gazabına uğramaktan kurtulamıyordu.

Sevgili meslektaşlarım. Bu yazıyı niye kaleme aldım biliyor musunuz? Sizler yarı aç yarı tok çalışırken, antrenör olarak değer ve saygınlığınız yerlerde sürünürken, kendi de B lisans antrenör belgesine sahip olmasına rağmen futboldan cebine lira koymamış; aksine yüzbinler, belki de milyon harcamış ve bugün 7. kez hakim karşısına çıkacak bir “Donkişot” hiç hak etmediğimiz halde biz antrenörler için ölesiye savaşıyor; bilin istedim…

Balkanların ve Orta Doğu’nun en büyük Matbaacılar Organize Sanayi Sitesinin Genel Müdürlüğünü yapan birinin yukarıda ifade ettiğim şekilde suçlanmasını TÜFAD üyesi bir Türk antrenörü olarak içime sindiremiyor; bu davayı sürdüren İstanbul TÜFAD başkanlık ve TÜFAD genel başkanlık makamını şiddetle kınıyorum. Belki bu şekilde şahsi hırs ve ihtiraslarınızı tatmin edebilirsiniz, ama unutmayın ki, antrenör bir kulüpte çalışarak ekmeğini kazanır. Sizler ise antrenörün sırtından ekmeğinizi kazanıyorsunuz. Umarım bir gün Türk antrenörü bunun farkına varır, 25 yıldır kendini esir alan bu prangadan kurtulacak cesaret ve öz güveni gösterir.

Türk Antrenörünü Yargılatan TÜFAD Başkanı

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

1 Yorum

  1. 5 gün önce

    Calisanlar hep kıskanılır. Gözü ne tiniyeti kötü insanlar emelleri doğrultusunda nifak saçmaya devam ederler. Hak yerini mutlaka bulacaktır.

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!