Türkiye'de kadının adı

Naci Beştepe yazdı

Türkiye'de kadının adı

2020 yazında AKP Milletvekili Özlem ZENGİN, “Bu ülkede AKP gelene kadar kadının adı yoktu” dedi.

Özlem Hanımın böyle demesi için kendince gerekçeleri vardır. Açıklamadığı için bilemiyoruz.

 Başat gerekçe türbana ve türbanlılara tanınan serbestidir sanıyorum.

Türbanla meclise giren veya seçildikten sonra türbana girenler arttıkça kadının adı da artmış oldu herhalde.

AKP NE GETİRDİ?

AKP iktidar olduktan sonra kadın adına ne getirdi?

Türban serbestisi.

Üniversite diye başlayan ana okuluna kadar inen, sonra her yere giren serbesti.

İyi- kötü yanları yıllardır tartışıldı. Tartışılacak.

Başka?

Başkasını bilmiyorum. Bilen varsa söylesin de öğrenelim.

Haaa, kadın üzerinden siyasi sömürü getirdi denirse sözüm yok.

Alasını getirdi.

Kadının adı sömürünün ana ham maddesi oldu.

“Türbanlı bacımın üzerine işediler”

“Türbanlı bacıma saldırıp başını zorla açtılar”

Doğru veya yalan. Fark etmiyor. Yıllarca tekrarlanıyor.

İSLAM’DA KADININ YERİ

Geçenlerde bir TV programı;

Kadın programcının karşısında iki ilahiyatçı.

İslam’da kadının yerini konuşuyorlar .

Çok eşle evlilik, mirasta yarım hak, sınırsız sayıdaki cariyelerle birliktelik hakkı derken kadıncağız şaşırıp kalıyor.

“Bu mu İslam?” deyiveriyor.

AKP, İslam’daki o kadını geri getirmeye çalıştı bu ülkeye.

AKP meyvesi tarikat ve cemaatler; çok eşliliği, çocuk yaştaki kızlarla evlenmenin serbest bırakılmasını, resmi yerine dini nikahın esas alınmasını ister ve savunur oldular.

AKP çocuk evliliklerin önünü açmak için af yasası bile getirdi meclise.

Parti lideri bir solcu aydınımız da “ben hukukçuyum, bu doğrudur” diyerek parti içi itirazlara karşın destek verdi. O dönem yandaşlık payesine kavuşamamıştı henüz.

CİNAYETLERDEKİ ARTIŞ

AKPnin iktidara geldiği yıllarda kadın cinayetleri yılda 100 dolaylarında idi.

2012’de 200’ün, 2015’te 300’ün, 2017’de 400’ün üzerine çıktı.

Artışın sebebi ne olabilir?

Kadının İslam’daki yeri olabilir mi örneğin?

Erkeğin cariyesi(kölesi) değilse bile tapulu malı olan kadına her türlü hükmetme hakkını kendinde görmesi olabilir mi?

Bu konuda cemaat-tarikat pompalamasının payı yok mudur?

Cemaat ve tarikatların iktidar gücünü arkalarında hissetmesinin önemi yadsınabilir mi?

 MUTA NİKAHI

2002 yılı idi.

Birkaç komşu ülkenin Büyükelçisinin de katıldığı bir etkinliğe görevli olarak katılmıştım.

Etkinlik akşam yemeği ile sonlanacaktı.

Büyükelçilerle aynı masada idim.

Suriye büyükelçisine hatırı, ailesi soruldu.

Çocuklarının durumu nedeniyle eşini getiremediğini, yalnız yaşadığını söyledi.

Arkadan malum soru geldi;

-Eee, ne yapıyorsun peki?

-Bir şey yapamıyorum. Türkiye de İslam ülkesi ama muta nikahına izin vermiyorlar. Yoksa görevim bitene kadar bir Türk kadını ile evlenirdim.

Adam İngiltere’de bulunmuş veya öğrenim görmüş biriydi.

Şaşırdım. Aydın diyebileceğim biri nasıl böyle düşünüyordu?

Aydındı belki ama işine geldiği kadar. İşine geldiği yerde inancı devreye giriyordu.

Sevindim o gün. İyi ki ülkem laikliği benimsemiş.

Endişeliyim bu gün, acaba tarikatların hamisi AKP bu yolları açmak için yasaların arkasından dolanır mı? diye.

YARIMIZ

Neşet Ertaş’ın yaşamını anlatan bir oyun izlemiştim devlet tiyatrolarında.

3-5 yıl oldu.

Diyordu ki sevgili Ertaş,”Kadın bizim yarımız, kadın olmazsa yarımız”

Daha güzel nasıl anlatılır kadının yeri, önemi, kadın erkek eşitliği.

Geri kalmış toplumlarda kadının yeri incelenirse yarımlığın, geriliğin sebebi açıkça görülecektir.

Meclisteki kadınların oranı Ruanda’da %61, BAE’de %51 iken, Türkiye’de 1935’te %4.7 olan oran bugün ancak %17.8’e kadar çıkmışsa daha çok yarım kalırız. Çok geri kalırız. AB-ABD ağzına bakarız.

Sözün özü Ertaş’ın dediğidir.

Yarımızı ayırmayalım, tam olalım.

Dünya Kadınlar Günü tüm kadınlarımıza kutlu olsun.

Kadınlarımız mutlu, huzurlu, yarımız olsun.

Kadın olmadan asla!